close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eve lem yesîrû fî-l-ardi feyenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lleżîne min kablihim(c) kânû eşedde minhum kuvveten veeśârû-l-arda ve’amerûhâ ekśera mimmâ ‘amerûhâ vecâet-hum rusuluhum bilbeyyinât(i)(s) femâ kâna(A)llâhu liyazlimehum velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yeryüzünü gezip de görmezler mi kendilerinden öncekilerin sonları ne olmuş; onlar, kuvvet bakımından daha üstündü bunlardan ve yeryüzünün altını üstüne getirerek ekmişler ve orasını, bunların imar ettiğinden daha da fazla imar etmişlerdi ve onlara da apaçık delillerle gelmişti peygamberleri; derken Allah zulmetmemişti onlara ve fakat onlar, kendilerine zulmetmişlerdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ekonomik, askeri ve siyasi gücü zulüm aracı olarak kullananlar) Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Ki böylece kendilerinden önceki (zalim ve kâfir kavim)lerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler! (Oysa) Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, arz’ı-toprağı alt-üst etmişler (ekip biçmişler, madenler ve sular arayıp çıkarıvermişler) ve onu (yeryüzünü), kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. (Geçmiş kavimlerin) Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti (ama onlar inkâra ve isyana yönelmişlerdi). Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yaşamış olanların sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki, kendilerinden daha güçlü idiler, yeryüzünü onlardan daha çok değerlendirmiş, daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha fazla mamur etmişlerdi. Onlara da elçiler, delillerle gelmişlerdi. Gerçekleri reddedip sonunda yok olup gittiklerinde, Allah onlara haksızlık yapmış değildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık edip, yaratılış gayesi dışında yaşamaya çalışmışlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? İncelemiyorlar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Toprağı sürmüşler, maden ocakları açmışlar, bacalar tüttürmüşler, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar faaliyeti yapmışlardı. Rasulleri onlara açık seçik delillerle, mûcizelerle gelmişlerdi. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar kendilerine, birbirlerine zulmetmekteydiler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler, toprağı kazıp alt üst etmişler ve onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara açık delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah onlara haksızlık etmiyordu; ama onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar (Mekke kâfirleri), yeryüzünde gezib de kendilerinden öncekilerin akıbetinin ne olduğuna bakmadılar mı? Onlar (daha evvel gelen Âd ve Semûd gibi kavimler), kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı ekib aktarmışlar ve onu kendilerinin imarından daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara mucizelerle ve açık ayetlerle gelmişlerdi. Öyle ise, Allah onlara zulmetmiyordu, fakat kendileri nefislerine (inkâr yapmakla) zulüm yapıyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Ki onlardan daha güçlü idiler. Yeryüzünü onlardan daha çok değerlendirmiş idiler. Bunların yeryüzünü imar etmesinden daha çok imar etmişlerdi. Onların peygamberleri onlara açık mucizeler ile gelmişlerdi… Allah onlara zulmedecek olmadı. Fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler; toprağı ekmişler, orayı bunlardan daha fazla imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara nice açık deliller getirmişti. Sonunda Allah, onlara haksızlık etmedi. Onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Yeryüzünde gezerek, kendilerinden önce, geçmiş olanların sonları ne olmuş görmüyorlar mı? Güçleri bunlardan daha çoktu, yeryüzünde ektiler, bunların yaptığından daha da çok bayındırlık yapmışlardı, belgelerle peygamberleri onlara geldi, zulmeder olmadı Allah onlara, onlarsa zulmetti kendilerine
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden öncekilerin sonu? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi. Onlara da resulleri apaçık deliller getirmişti. Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (yaptıkları yüzünden) kendilerine zulmediyordu. 
Bkz. 28/8, 40/21, 40/82  
Cemil Said
swap_vert close
Arz üzerinde seyahat itmediler mi? Kendilerinden evvel gelenlerin ve kendilerinden kuvvetli olanların ’âkıbetleri ne oldığını görmediler mi? Ânlar memleketlerini i’mâr itmişlerdi, kendilerinden daha vâsi’ arâzide iskân iylemişlerdi. Nezdlerine mu’cizeler ile rasûller geldi. Allâh ânlara zulüm itmedi ânlar kendi nefslerine zulüm iylediler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonu ne olmuş görmezler mi? Onlar kendilerinden çok daha kudretliydiler; toprağı iyice işlemişler, yeryüzünü bunların imar ettiğinden daha fazla imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri nice açık kanıtlar getirmişti. Şu halde Allah onlara asla zulmetmiş değildir, asıl onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp alt-üst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.  
 Âyette, su ve maden çıkarmak ya da ekip dikmek için toprağı işleyen ve bayındır beldeler meydana getiren, sonra da, inkârcılıkları yüzünden Allah’ın gazabına uğrayan Âd ve Semûd gibi, eski kavimlere işaret edilmekte ve onların kalıntılarına bakılıp ibret alınması öğütlenmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya Yer yüzünde gezib bir bakmadılar da mı? Nasıl olmuş akıbeti kendilerinden evvelkilerin? Kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler, Arzı aktarmışlar ve onu kendilerinin ı'marından ziyade ı'mar etmişlerdi, Peygamberleri de onlara beyyinat ile gelmişlerdi, demek Allah onlara zulmetmiyordu velâkin kendileri nefislerine zulmediyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar (hakkı inkâr edip, azaba müstahak olmakla) kendilerine zulmediyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde gezip dolaşarak, kendilerinden öncekilerinin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi; onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Resûlleri, onlara nice açık belgelerle gelmişti. Allah onlara haksızlık yapmamış, onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar yer (yüzün) de gezib de kendilerinden evvelkilerin aakıbetinin nice olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetli idiler. Toprağı ekmişler, alt üst etmişler, onu bunların i'maar etdiklerinden daha çok i'maar eylemişlerdi. Peygamberleri onlara da nice açık hüccetler getirmişlerdi. Demek, onlara Allah zulm etmiyordu, fakat kendilerine bizzat kendileri zulm ediyorlardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) yeryüzünde (hiç) dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuştur, baksınlar! (Onlar) kendilerinden kuvvetçe daha şiddetliydiler; hem yeryüzünü işlemişler ve onu bunların i'mârından daha çok i'mâr etmişlerdi; peygamberleri de onlara mu'cizeler getirmişti. Demek Allah onlara zulmetmiyordu, fakat (onlar, bu isyanlarıyla) kendi nefislerine zulmediyorlardı.(2)
(2)“İşte muzır (zararlı) kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler (beyinsizler), Cenâb-ı Hakk’ın hayvanâtından bir nev‘-i habîsdirler (pis bir tâifedirler) ki, Fâtır-ı Hakîm (herşeyi hikmetle yaratan Allah) onları dünyanın i‘mârı için halk etmiştir (yaratmıştır). Ve mü’min ibâdına (kullarına) ettiği ni‘metlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyâsî (ni‘metlerini ortaya çıkarmak için ölçü) yapmıştır. Âkıbette (sonunda)müstehak oldukları Cehenneme teslîm edecektir.” (Lem‘alar, 17. Lem‘a, 125)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin (yaptıkları zulüm ve kötülükler yüzünden) nasıl bir sona uğradıklarına baksınlar. Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha fazla imar etmişlerdi. Onlara da elçileri (açık) deliller getirmişti. Allah (bununla) onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (inkâr, zulüm, azgınlık ve isyan edip hakka karşı direndikleri için) kendi kendilerine zulmediyorlardı*
(*) Âyette, su ve maden çıkarmak ya da ekip dikmek için toprağı işleyen ve bayındır beldeler meydana getiren, sonra da, azgınlık, zulüm inkârcılıkları yüzünden Allah’ın gazabına uğrayan Âd ve Semûd gibi, eski kavimlere işaret edilmekte ve onların kalıntılarına bakılıp ibret alınması öğütlenmektedir. (D. Vakfı Meali 9.Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar yeryüzünde hiç gezip dolaşmıyorlar mı? Elçilerimiz onlara açıklayıcı güçlü delillerle gelmiş olduğu halde, onlardan daha güçlü olan, yeryüzünde eserler bırakmış, kendi yaşadıklarından daha çok yaşamış, kendilerinden önce gelip geçmiş toplulukların sonları nasıl olmuş, bakmıyorlar mı? Allah onlara haksızlık edici olmadığı halde, ancak onlar yalnızca kendi nefislerine haksızlık ediyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önce gelenlerin sonunun nice olduğunu görmüyorlar mı? Kaldı ki, o gelip geçenler kendilerinden daha güçlü kimselerdi. Yeri ekip biçmişler, onların oraları şenlendirdiğinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Demek ki Allah onlara kıymış olmuyordu, onlar kendi kendilerine kıymış oluyorlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar yeryüzünde gezip tozmuyorlar mı ki kendilerinden evvel gelip geçenlerin akıbeti nasıl oldu bir kere baksalar ya. Onlar kendilerinden daha kuvvetliydiler, ziraat için yeri sürmüşlerdi, kendilerinden ziyade yeryüzünü mâmur etmişlerdi. Onlara peygamberleri açık mûcizeler getirmişlerdi. Allah onlara zulüm etmemiştir, fakat onlar kendilerine zulüm etmişlerdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı?⁴ Kaldı ki onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı, bunlardan daha fazla imar etmişlerdir. Elçileri onlara da apaçık deliller getirmişlerdi. Allah onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
4 Krş. Âl-i İmrân, 3/137; En’âm, 6/11; Yûsuf, 12/109; Nahl, 16/36; Hac, 22/46; Neml, 27/69; Rûm, 30/42; Fâtır, 35/44; Mü’min, 40/21; Muhammed, 47/10.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Yeryüzünde gezip kendilerinden önceki insanların sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Peki bu inkârcılar, hiç yeryüzünü dolaşıp da, kendilerinden önceki zâlimlerin sonlarının ne olduğunu görmüyorlar mı? Üstelik geçmişte yaşamış bu toplumlar, her bakımdan kendilerinden daha güçlüydüler. Nitekim, ziraat, madencilik, inşaat ve benzeri amaçlarla toprağı büyük bir ustalıkla sürüp işlemişler ve yeryüzünü, bu günkü insanlardan çok daha ileri düzeyde geliştirip imar etmişlerdi. Ve şimdi size olduğu gibi, onlara da elçileri apaçık delillerle gelmişti fakat elçilere başkaldırmış ve bu yüzden helâk olup gitmişlerdi. Allah, cezalarını vermekle onlara haksızlık etmiş değildi; ne var ki, bile bile kötülüğü tercih ederek onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yeryüzü’nde gezmediler mi? Bir baksınlar, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl oldu? Onlardan daha güçlüydüler; Arz’ı / Araziyi / Toprağı işlediler; orayı bunların imar ettiklerinden daha çok imar ettiler. Onlara rasûlleri Beyyineler / Açık Belgeler ile geldi. Allah onlara zulmedecek değildi; ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba insanlar, yeryüzünde gezip de daha önceki milletlerin sonu ne olmuş diye hiç düşünmez mi ? O milletler, bunlardan daha güçlü idiler. Yeryüzünde iz bıraktılar. Dünyayı, bunların imarından daha çok imar ettiler. Derken Tanrı elçileri belgelerle geldiler. Allah, onlara haksızlık etmedi. Ama onlar, kendilerine saygısızlık ettiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar yeryüzünde dolaşmadılar mı? Önceki toplumların başlarına gelenleri görmediler mi? Bakın! Kalıntıları hala duruyor! Onlar kendilerinden daha kuvvetliydiler. Yeryüzünü sürüp işlemişlerdi. Şimdikilerden daha çok imar etmişler, devasa kaleler, saraylar, binalar, yollar, köprüler inşa etmişlerdi. Onlara da Elçilerimiz apaçık deliller getirmişti. Allah onlara asla zulüm etmedi. Fakat onlar açıklanan gerçeklere inanmayarak kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? [*] Onlar kendilerinden daha güçlüydüler; [*] yeri kazıp altüst etmiş, onu (toprağı) bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler. [*]
İbret almak için yeryüzünde dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Nahl 16:36; Yûsuf 12:109; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:42; Fâtır 35:44; Mü’min 40:21, 82; Muhammed 47:10 Benzer mesajlar: Fâtır 35:44; Mü’min 40:21, 82; Zuhruf 43:8; Muhammed 47:13; Kâf 50:36.,Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Âl-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Zuhruf 43:76.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler,) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, toprağı altüst etmişler¹ ve onu kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara asla zulmetmedi, bilakis onlar (helâki getirecek suçu işleyerek) kendi kendilerine zulmettiler.²
1 Yani, ekin ekmek, ağaç dikmek, su veya maden çıkarmak için… 2 Yani Allah, onları suçsuz yere helâk etmiyordu. Aslında Allah, suçsuz yere helâk etse de zulüm olmaz. Çünkü Allah, her şeyin gerçek sahibidir. Ama Allah bunu yapmaz. Malikin mülkünde dilediğini yapması zulüm olmaz. Zulüm; bir başkasının hukukuna tecavüz edildiği zaman olur. Bir suçun cezâsını vermek ise zulüm değil, bilakis adalettir. Esas zulüm; zâlime hak ettiği cezâsını vermemektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar, hiç yeryüzünü dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan [hakikati inkar edenler]in sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi ⁷ imar etmişlerdi; onlara [da] peygamberleri hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama [hakikati reddettikleri ve sonuçta yok olup gittiklerinde] Allah onlara haksızlık yapmış değildi, ama onlar kendi kendilerine haksızlık yapmışlardı.
7 Lafzen, “daha çok”. Bu ifade, aynı zamanda, “orada kalabalık bir nüfus oluşturdular” (yahut “kalabalık şekilde yerleştiler”) şeklinde çevrilebilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ayrıca onlar bu topraklarda hiç gezip dolaşarak kendilerinden önceki kimselerin sonlarının ne olduğuna bakıp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, onlardan daha derin izler bırakmışlar ve o memleketleri berikilerden daha fazla mamur ve müreffeh bir hale getirmişlerdi, üstelik elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişlerdi. Neticede onlara haksızlık yapan Allah değildi ama onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı. 14/44- 45, 24/34
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Artık kendilerinden öncekilerin nasıl bir âkıbete uğradıklarını görselerdi bari: Onlar kendilerinden daha güçlüydü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı;[³⁵⁶⁷] dahası onlar orayı, berikilerden çok daha fazla mamur ve müreffeh hale getirmişlerdi; üstelik, onlara da elçileri hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti: neticede onlara zulmeden Allah değildi, ama asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler.[³⁵⁶⁸]
[3567] Benzer bir âyet için bkz: 40:21. [3568] Emanete mutlak mülkiyet olarak baktılar ve emanete ihanet ettiler. İhanet ettikleri emanet sadece servet değildi, kendileri de bir emanetti: Şahit olmaya gelmişlerdi; sahip olmaya yeltenince servete ait oldular. Sonuçta ne sahip olabildiler ne de şahit…  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onlar hiç geçmişten ibret almazlar mı ki Cenab-ı Hak, şirk ve küfürde direnen azgınları dünyadayken de şiddetli bir şekilde cezalandırmıştır) Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun ne feci olduğuna hiç bakmazlar mı? (Bundan bir ibret alıp da imana gelmezler mi) Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, toprağı ekmişler alt üst etmişler (su aramışlar, maden çıkarmışlar), yeryüzünü bunlardan daha çok imar etmişlerdi. (Muhteşem kaleler, saraylar yapmışlardı; zevk ve sefaya dalmışlar, ahireti akıllarına getirmez olmuşlardı. Nitekim) Peygamberleri onlara nice açık deliller getirmişti. (Onları, Allah Teala'nın birliğine ve ahiret gününe iman etmeye davet etmişti de; peygamberlerini yalanlamışlardı.) Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar, hiç yeryüzünü dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikati inkar edenler)in sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi; onlara (da) Resulleri hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ancak Allah onlara zulmetmedi ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı (Zulmü hakketmişlerdi).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yeryüzünde gezip de bakmadılar mı ki, onlardan evvelkilerin akibetleri nasıl olmuştur? Onlardan kuvvetce daha şiddetli idiler ve onların imar ettiklerinden daha ziyâde yeri altüst etmiş ve imarda bulunmuşlardı ve onlara peygamberleri zahir hüccetler ile gelmişlerdi. Artık Allah onlara zulmeder olmadı, velâkin onlar kendi nefislerine zulmeder oldular.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar dünyayı hiç dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce yaşayanların âkıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler? Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler. Toprağı altüst etmiş, sular, maden, ekin gibi nimetlerden yararlanmış ve şimdikilerin yeri imar edişlerinden daha fazlasıyla imar etmişler, resulleri de kendilerine aşikâr, parlak deliller getirmişlerdi. Ama hakikati reddettiler ve sonuçta yok olup gittiler. Allah onlara asla zulmetmedi, lâkin onlar kendi öz canlarına zulmettiler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; (sular, madenler çıkarmak, ekin ekmek, ağaç dikmek için) toprağı (kazmış) alt-üst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da elçileri, deliller getirmişti. Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar arzda seyr u seyahat idüb kendilerinden evvelki kavimlerin 'âkıbeti nasıl oldığına nazar itmezler mi? O akvâm-ı sâlife kuvvet cihetinden onlardan daha şiddetli idiler. Arzı, onların i'mârlarından daha ziyâde eküb i'mâr iylediler. Ve onlara mu'cizât-ı zâhire ile rasûller geldi. Allâh Te'âlâ onlara zulüm ider olmadı ve lâkin kendi kendilerine zulüm itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yeryüzünde de dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun ne olduğunu görsünler. Öncekiler bunlardan çok daha güçlü kimselerdi. Toprağı işlemişler ve bunların şenlendirmelerinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmamıştı; yanlışı onlar kendilerine yaptılar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler, onu, bunların imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri belgelerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin âkıbetlerine bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha güçlüydüler; toprağın altını üstüne getirmişler ve yeryüzünü bunlardan daha fazla imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişti. Allah elbette ki onlara bir haksızlık edecek değildi; fakat onlar kendilerine zulmedip duruyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yeryüzünde dolaşıp bir bakmıyorlar mı ki, nasıl oldu kendilerinden öncekilerin sonu? Onlar kuvvet yönünden bunlardan daha ağır ve baskındılar. Toprağı eşip deşip didik didik etmişlerdi. Ve yeryüzünü, bunların imar ettiklerinden çok daha fazla imar etmişlerdi. Ve resulleri onlara açık-seçik deliller getirmişti. O halde, Allah onlara zulmediyor değildi. Doğrusu, onlardı öz benliklerine zulmedip duranlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy daħı yürimediler mi yirde pes baķalardı nite oldı śoñı anlaruñ kim anlardan ilerüdi? oldılar ķatıraķ anlardan güçdin yaña. daħı sürdiler yiri ya'nį ilerügiler eyregirek andan kim 'imāret eylediler daħı geldi anlara yalavaçları ḥüccetler ile. pes olmadı Tañrı kim žulm eyleye anlara velįkin oldılar gendüzilerine žulm eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Niçün görmezler yir yüzinde? Tā ki göreler nice oldı ṣoñ işi ol kişilerüñ kikendülerinden burun geçdiler. Özlerinden anlar ḳuvvetlü‐y‐idi. Daḫı eẟerlereylediler yir yüzinde. Daḫı anı ‘imāret itdiler, anlar ‘imāret eyledüklerin‐den artuḳ. Daḫı geldi‐y‐idi anlara peyġamberleri mu‘cizātlar‐ıla. Pes anlaraTañrı Ta‘ālā ẓulm eylemedi. Lākin anlar kendü nefslerine ẓulm iderlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər onlar yer üzünü gəzib özlərindən əvvəlkilərin aqibətinin necə olduğunu görmürlərmi? Onlar (Ad, Səmud tayfaları) bunlardan daha qüvvətli idilər. Onlar (əkinçilik məqsədilə) torpağı qazıb altını üstünə çevirmiş və yer üzünü bunlardan daha çox adab etmişdilər. Peyğəmbərləri onlara açıq-aşkar mö’cüzələr gətirmişdilər. Allah onlara zülm etmirdi, onlar özləri özlərinə zülm edirdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Have they not travelled in the land and seen the nature of the consequence for those who were before them? They were stronger than these in power, and they dug the earth and built Upon it more than these have built. Messengers of their own came unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty). Surely Allah wronged them not, but they did wrong themselves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Do they not travel through the earth, and see what was the end of those before them? They were superior to them in strength: they tilled the soil and populated it in greater numbers than these have done: there came to them their messengers with Clear (Signs).(3515) (Which they rejected, to their own destruction): It was not Allah Who wronged them, but they wronged their own souls.
3515 Let not any generation think that it is superior to all the went before it. We may be "heirs to all the ages, in the foremost files of times." That is no reason for arrogance, but on the contrary adds to our responsibility. When we realise what flourishing cities and kingdoms existed before, how they flourished in numbers and prosperity, what chances they were given, and how they perished when they disobeyed the law of Allah, we shall feel a sense of humility, and see that it was rebellion and self-will that brought them down. Allah was more than just. He was also merciful. But they brought about their own ruin (Cf. 35:44).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوَلَمْ يَس۪يرُوا
ve gezmediler mi
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
فَيَنْظُرُوا
ki baksınlar
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَاقِبَةُ
âkıbeti
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
مِنْ قَبْلِهِمْۜ
kendilerinden öncedir
كَانُٓوا
idiler
اَشَدَّ
daha güçlü
مِنْهُمْ
kendile- rinden
قُوَّةً
kuvvet bakımından
وَاَثَارُوا
ve altüst ettiler
الْاَرْضَ
yeryüzünü
وَعَمَرُوهَٓا
ve onu imar ettiler
اَكْثَرَ
daha çok
مِمَّا
o şey- den ki
عَمَرُوهَا
onu imar ettiler
وَجَٓاءَتْهُمْ
ve onlara getirdi
رُسُلُهُمْ
resulleri
بِالْبَيِّنَاتِۜ
apaçık deliller
فَمَا كَانَ
zaten olmadı
اللّٰهُ
Allah
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulme- decek
وَلٰكِنْ
fakat
كَانُٓوا
onlar
اَنْفُسَهُمْ
kendi nefis- lerine
يَظْلِمُونَۜ
zulmediyorlar
Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden kuvvet bakımından daha güçlü idiler. Yeryüzünü kazıp (ekinler ekmiş, sular, madenler çıkarmak için orayı) altüst etmişler ve onu, bunların imar ettiklerinden de daha çok imar etmişlerdi. Resulleri, onlara da apaçık deliller (âyetler ve mucizeler) getirmişti. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar (resullerimizi ve âyetlerimizi inkâr ederek) kendi nefislerine zulmettiler.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
سَارَ
Fiil-I
س ي ر
Dolaştı, yola çıktı, yürüdü, gezdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَاقِبَة
İsim
ع ق ب
Âkıbet, son
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قُوَّة
İsim
ق و ي
Kuvvet, güç, sağlamlık
اَثَارَ
Fiil-IV
ث و ر
Sürdü, altüst etti, harekete geçirdi. اَثَرْنَ: (Toz) Kaldıranlar
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
عَمَرَ
Fiil-I
ع م ر
İmar etti
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَمَرَ
Fiil-I
ع م ر
İmar etti
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti