close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fasbir inne va’da(A)llâhi hakk(un)(s) velâ yestaḣiffenneke-lleżîne lâ yûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dayan, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve adamakıllı inanmayanlar, sakın senin gayretini hafifletip gevşetmesin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Bu nedenle Sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’adi Hakk’tır; kesin bilgiyle ve vicdani kanaatle (yakinen) inanmayanlar(ın itiraz ve inkârları ve ahireti değil dünyayı öne alanların sapkınlıkları) sakın Seni (telaşa kaptırıp) hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesin (çünkü intikam vakti yakındır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyleyse her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı göğüs ger. Allah'ın her konudaki verdiği söz gerçek olup, mutlaka yerine gelecektir. Öyleyse adamakıllı inanmayanlar; senin zihnine şüphe tohumları ekerek, gayretini hafifletip, seni gevşetip, üzüntüye düşürmesinler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen sabrederek mücadeleye devam et. Allah'ın va'di elbette haktır, doğrudur. Bunu ilmen kavrayamayanların, buna kesinlikle iman etmeyenlerin, imanı sağlam olmayanların seni hafife almalarına asla fırsat verme, onlar seni gevşekliğe sevketmesin.
Ahmet Varol
swap_vert close
O halde sen sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin bir şekilde inanmayanlar sakın seni hafifliğe yöneltmesinler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, o kâfirlerin eziyetlerine ve düşmanlıklarına karşı) şimdi sen sabret, zira Allah'ın (zafer) vaadi muhakkak tahakkuk edecektir. Sakın ahirete imanları olmıyanlar, (sabrı terk etmek suretiyle) seni hafifliğe götürmesinler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık sabret! Çünkü Allah’ın verdiği söz haktır. Ve Ahirete inanmayanlar, sakın seni telaşlandırmasınlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen şimdi sabret! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin![423]
[423] Rûm sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 103-106.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sabredesin, Allahın verdiği söz haktır, inanmamış olanlar, seni hafif görmesinler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O halde (Ey Resul! Sıkıntılara ve inkârcıların direnmelerine karşı) sen sabret! Allah'ın (kıyamet günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. İmanı kemale ermemiş olanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesin!
Cemil Said
swap_vert close
Sen sabır it, zîrâ Allâh’ın va’adleri hakîkidir. Îmânları sağlam olmayanlar seni hiffete sevk itmesün.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sabret ki, Allah'ın sözü şüphesiz gerçektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şimdi sen sabret. Bil ki Allah’ın vaadi gerçektir. İnanmayanlar sakın seni yolundan çevirmesin!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen şimdi sabret. Bil ki Allah'ın vâdi gerçektir. (Buna) iyice inanmamış olanlar, sakın seni gevşekliğe sevketmesin!
 Son cümle «İyice iman etmemiş olanların seni hafife almalarına sakın fırsat verme!» şeklinde de anlaşılmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Öyleyse sabret. ALLAH'ın sözü gerçektir. Kesin inanca sahip olmayanlar seni gevşekliğe sürüklemesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şimdi sen sabret, çünkü Allahın va'di muhakkak haktır ve sakın iykanı olmıyanlar seni hafifliğe sevk etmesinler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim, kâfirlerin seni yalanlamalarına ve yapmış oldukları eziyetlere karşı) sabret, Allah’ın (sana yardım) vaadi haktır. İnanmayanlardan dolayı sakın müteessir olma, sabır ve metanetini muhafaza et.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Öyleyse sabret, kuşkusuz Allah'ın verdiği söz kesindir. Sakın ha! İnanmayanlar seni gevşetmesinler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sen (habîbim) şimdi sabret. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. (Buna) kat'î inan beslememekde olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesin (ler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Artık sabret! Çünki Allah'ın va'di haktır. Öyle ise kat'î olarak îmân etmemiş olanlar, sakın seni gevşekliğe sevk etmesin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) O hâlde (onların insanlık dışı muamelelerine, yaptıkları zulüm, şiddet, baskı ve eziyetlerine karşı daima) sabret. Şüphesiz Allah’ın va’di haktır. (Bu gerçeğe cidden) inanma niyeti taşımayanlar seni hafifliğe (tebliğ görevinde gevşekliğe, senin sabır ve metanetini sarsmaya) sakın sürüklemesin.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen onların yalanlamalarına sabret. Allah’ın vaat ettikleri mutlaka gerçekleşecektir ve kalpleri tam ikna olmamış olanlar seni asla hafife alamayacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Artık katlan. Çünkü Allah’ın verdiği söz doğrudur. Bunu kesin olarak bilmiyenler sakın seni gevşetmesinler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık katlan, çünkü Allah/ın vaadi doğrudur, herhalde çıkacak. Yakînen bilmeyenler sakın seni hafifliğe düşürmesin [³].
[3] Sana sabrı terk ettirip onların azaplarım tâcile kalkışmayasın, seni istikametten ayırmasınlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sabret/göğüs ger! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir/haktır. Kesin olarak inanmayanlar [lâ yûkınûn] sakın seni tahrike/duygusal tepkilere sürüklemesin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Öyleyse sen sabret. Hiç şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; sakın yakini olmayanlar seni hafifliğe (gevşekliğe) sevk etmesinler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hâlde, ey Müslüman! Allah yolunda gösterdiğin mücâdelede başına gelebilecek sıkıntılara sabırla göğüs ger! Zâlimler karşısında o denli sağlam durmalısın ki, ne tehditleri seni korkutabilmeli, ne de seni satın almaya, kandırmaya veya seninle din konusunda pazarlığa girişmeye cesaret edebilmelidirler! Hiç kuşkun olmasın ki, Allah’ın vaadi gerçektir! Öyleyse, bu vaade gereğince inanmayanların tavır ve davranışları, sakın seni ümitsizliğe düşürüp yılgınlığa sürüklemesin!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Artık sabret! Allah’ın vaadi, gerçektir. Kesin inanmayan-bilmeyen kimseler seni hafife almasınlar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sabret. Allah'ın dediği olacaktır. İmanları iyice kökleşmemiş olanların seni hafife almalarına fırsat verme.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen inançla yürüdüğün yolda; azimli, kararlı, mücadeleci ol. Şüphesiz Allah’ın sözü gerçektir. İnkâr edenler, imanları zayıf olanlar, sakın seni gevşekliğe, tedirginliğe, ümitsizliğe sürüklemesin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. [*] (Buna) kesin bir şekilde inanmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesin! [*]
Benzer mesajlar: Mü’min 40:55, 77 Buradaki [yestehıffenne] kelimesi “kolaycılık yapmak”, “gevşeklik göstermek”, “telaşa düşürmek”, “hafife almak” gibi anlamlar içermekte, Hz. Muhammed ve onun şahsında bütün müslümanlar bilinçlendirilmek istenmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sabret, şüphesiz Allah’ın sana verdiği söz gerçektir ve hakka gerçekten inanmayanlar seni kesinlikle, gevşekliğe sürükleyemezler.
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde sıkıntılara göğüs ger: Allah’ın [Kıyamet Günü ile ilgili] vaadi kesinlikle doğrudur. Öyleyse, tam bir iç tatminine ulaşamayanların senin zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Öyleyse sen, davanda sabret, kuşkusuz Allah’ın verdiği yardım ve zafer sözü mutlaka gerçekleşecektir. Yürekten inanmayanlar sakın seni fevri/kötü düşünce ve davranışa sürüklemesinler. 14/14, 24/55, 40/51, 48/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık sabret;[³⁶²⁵] unutma ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. (Kendi söylediklerine dahi) yürekten inanmayanlar,[³⁶²⁶] tahrikleriyle sakın seni fevrî ve tepkisel bir davranışa sürüklemesinler.[³⁶²⁷]
[3625] 58. âyetin devamında haber verilen türden tahriklere karşı. [3626] Lâ yûkınûn, “tam ikna olmayanlar, kesin inanmayanlar” anlamına gelir. Burada sözü edilen kişiler, önceki âyetlerden de anlaşılacağı gibi baştan beri hiç inanmayan kişilerdir. Allah Rasûlü’nün çağdaşlarından Pers efsaneleri anlatıcısı Nadr b. Hâris’in kastedilenlerden biri olduğu nakledilir. Abduddâr’ın reisi olan bu Nadr, Bedir’de müşriklerin sancaktarıydı. Şu halde, onların gönülden inanmadıkları şeyin 58. âyette yer alan kendi suçlamaları olduğunu söylemek, en makul açıklama olarak görünmektedir. [3627] Te’kit formunda gelen el-İstihfaf, âyetin başındaki sabrın karşıtıdır. Tıpkı Zuhruf sûresinin 54. âyetinde olduğu gibi: “Tahrike kapılıp fevrî ve duygusal tepkiler vermek” anlamını taşır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sen şimdi sabret. Şüphe yok ki, Allah’ın va'di haktır. (Mutlaka gerçekleşecek ve onlar, hak ettikleri cezaya çarptırılacaklardır. "O tehdit, o azap ne zaman?" diyerek alay edenler) Buna inanmayanlar senin sabrını taşırmasınlar! (Sen şimdilik sabret Rabbinin yardımı mutlaka erişecek, zafere ulaşacaksın. Onlar da alay etmenin cezasını bulacaklardır)
Osman Fırat
swap_vert close
Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni hafifliğe sürüklemesinler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sen sabret. Şüphe yok ki, Allah'ın vaadi haktır ve kat'i sûrette imânı olmayanlar, seni hafif görecek olmasınlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vâdi kesindir. Sakın ona inanmayanlar seni paniğe düşürmesin, seni dayanıksız bulmasın ve seni endişelendirmesinler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sabret, Allah'ın va'di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telaşa düşürmesin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Müşriklerin ezâ ve cefâlarına sabr it. Allâh'ın va'di hakdır. Ba's ve hesâba inanmayanlar dûçâr-ı hıffet itmesünler. (Aldatmasınlar).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sen sabırlı ol. Allah’ın verdiği söz doğrudur. Bunu içine sindiremeyenler seni hafife alamayacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sabret; Allah'ın vaadi gerçektir. Tam ve kesin bir imanı olmayanlar seni gevşekliğe düşürmesin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah'ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler/seni küçümseyemeyeceklerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes şabr eyle bayıķ Tañrı va'desi ḥaķdur. daħı yiynilıķ üzere dutmasuñ seni anlar kim gumensüz olmazlar ķıyāmete.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣabr eyle yā Muḥammed, Allāhuñ va‘desi girçekdür. Daḫı seni istiḫfāfeylesün ol kişiler ki ḥaḳḳı yaḳīn bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Sən (çətinliklərə, əziyyətlərə) səbr et. Şübhəsiz ki, Allahın (sənə verdiyi zəfər) və’di haqdır. Qoy (axirətə) qəti inanmayanlar səni e’tinasızlığa sövq etməsinlər. (Səni yüngül hesab edib yerindən oynatmasınlar, səbirsizliyə, səbatsızlığa sövq edərək öz fikrindən və amalından döndərib risaləti təbliğ etməkdən daşındıra bilməsinlər!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So have patience (O Muhammad)! Allah's promise is the very truth, and let not those who have no certainty make thee impatient.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So patiently persevere: for verily the promise of Allah is true: nor let those(3578) shake thy firmness, who have (themselves) no certainty of faith.
3578 The Prophet of Allah does not slacken in his efforts or feel discouraged because the Unbelievers laugh at him or persecute him or even seem to succeed in blocking his Message. He has firm faith, and he knows that Allah will finally establish His Truth. He goes on in his divinely entrusted task, with patience and perseverance, which must win against the levity of his opponents, who have no faith or certainty at all to sustain them. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاصْبِرْ
şimdi sabret
اِنَّ
muhak- kak
وَعْدَ
vaadi
اللّٰهِ
Allah'ın
حَقٌّ
haktır
وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ
ve sakın seni hafifliğe sevk etmesin
الَّذ۪ينَ
o kimseler ki
لَا يُوقِنُونَ
ikna olmuyorlar
(Resulüm!) Şimdi sen sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. (Bunca âyete rağmen yine de) İkna olmayan kimseler, (sakın) seni (âyetlerimizi tebliğde) gevşekliğe sevk etmesin!
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِسْتَخَفَّ
Fiil-X
خ ف ف
Hafif bulmak, aşağılamak, küçümsemek
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
أيْقَنَ
Fiil-IV
ي ق ن
Kesinkes inandı, kesin olarak iman etti, kesin olarak ikna oldu