close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 55. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyevme tekûmu-ssâ’atu yuksimu-lmucrimûne mâ lebiśû ġayra sâ’a(tin)(c) keżâlike kânû yu/fekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve kıyametin koptuğu gün suçlular, ancak bir an yatıp eğlendiklerine and içerler; işte böyle asılsız şeylere kapılıyordu onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kıyamet kopacağı gün, (facir takımı olan) suçlu-günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatında kalıp) yaşamadıklarına and içecekler (ömürlerini bu kadar kısa zannedip pişmanlık göstereceklerdir). İşte onlar (hayatta iken de hep) böyle çevrilip (Hakk’tan dönekleşen takımdır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve son saat gelip çattığında, suçlu günahkarlar, yeryüzünde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir. Onlar dünyada hep böyle haktan ve gerçekten yüz çeviriyorlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kıyametin kopacağı ânın gerçekleşeceği gün, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar, dünyada, kulluk ve ibadet edebilecek yeterli süreye sahip olmadıklarına, ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, dünyada da haktan ayrılıp, küfre böyle döndürülüyorlardı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kıyametin koptuğu gün suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle uzaklaştırılıyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kıyamet kopacağı gün, mücrimler (Allah'a eş koşanlar) bir saatten fazla (kabirde veya dünyada) durmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada iken de, doğruluktan yalan söylemeye), işte böyle çevriliyorlardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve kıyamet koptuğu gün, suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler. İşte onlar, (dünyada da) böyle sapıtıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada ancak pek kısa kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada haktan böyle döndürülüyorlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Kıyamet koptuğunda, günahlı bulunanlar: «Dünyada bir saatten artık beklemedik biz» diyerek ant içerler, böyle yalan söylerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar (dünyada da) aldatılıp haktan böyle döndürülüyorlardı.
Bkz. 20/103, 23/113, 79/46  
Cemil Said
swap_vert close
Sâ’at geldiği gün mücrimler mezarda ancak bir sâ’at durmuş olduklarına yemîn ideceklerdir (dünyada) da böyle yalan söylerler idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Günaha saplanmış olanlar kıyamet koptuğu gün (dünyada) sadece çok kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar haktan (oradayken de) böyle saptırılıyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.  
 Âyette, bir yoruma göre, günahkârların bu yemininin gerçekle bağdaşmadığına; diğer bir yoruma göre ise, kendilerine, kulluk edebilmek için yeterli süre verilmediği şeklinde yanlış bir iddiada bulunacaklarına işaret olunmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir saat kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O gün ki saat gelir Kıyamet kopar, mücrimler, bir saatten fazla durmadıklarına yemîn ederler evvel de böyle çeviriliyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Diriliş günü suçlular, (kâfirler, dünyada) bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar, (dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yalan söyledikleri gibi, daha önceleri de biz öldükten sonra diriltilecek değiliz diye yalan söylemekle, haktan/hakikatten) böyle yüz çeviriyorlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kıyametin koptuğu gün, mücrimler¹ dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.²
1- “Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış” demek olan bu sözcük, “basit suçlu” anlamında değil; “gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın” anlamına gelmektedir. 2- Dünyada iken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kıyametin kopacağı gün günahkârlar bir sâatden başka kalmadıklarına yemîn eder (ler). İşte onlar (dünyâda da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kıyâmet koptuğu gün günahkârlar, (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemîn eder. İşte (haktan) böyle çevriliyorlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve kıyamet kopup (ahiret günündeki diriliş) gerçekleşeceği gün, suçlu olanlar, (kendi aralarında konuşurlarken birbirlerine, dünyanın yıkılışından bu diriliş anına kadar) bir saat (kısa bir süre) dışında kalmadıklarına yemin ederler. İşte (dünyadayken haktan) böyle döndürülüyorlardı.*
(*) Bu dönme haktan bâtıla dönme midir? Hayır. Zira “yü’fekûn” kelimesi anlam olarak, olması gereken şekilden başka bir şekle giren, yüzünü değiştiren her şey için kullanılmaktadır. Burada ölü ve çürümüş bir bedenden, mahiyetini bilemediğimiz yepyeni bir hayata doğma anlamındadır. Suçlular için ölüm; toprağı bol, ışıklar/nûrlar içinde yatılan bir yer, huzur içinde uyuyarak beklenilen bir süreç değildir. Ölüm tüm insanların hesap için hemen dirildiği bir kapı mesabesindedir. (Kurandan Hayata) Not: Bunların ‘’bir saat dışında kalmadıkları’’şeklindeki ifadelerinden dünyanın yıkılışından diriliş anına kadar ki zaman anlaşılır. وقيل ما لبثوا من وقت فناء الدنيا إلى وقت النشور (التفسير الكبير - تفسير الألوسي) )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kıyamet saati meydana geldiğinde suçlular, bir saatten fazla yerde (mezarlarda) kalmadıklarına yemin ederler. Böylece onlar kendi kendilerine uyduruyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kalkış olacağı gün suçlular, biz dünyada bir saatten çok kalmadık diye ant içeceklerdir. Böylece yalan söylemiş olacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kıyamet kopacağı gün, günahkârlar «— Dünyada bir saatten fazla kalmadık» diye yemin ederler. Bunun gibi dünyada da doğru yoldan dönerlerdi [¹].
[1] Âhirette yalan söyledikleri gibi dünyada da yalan söylerlerdi. Dünya ve âhirette işleri, güçleri yalandır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kıyametin koptuğu [es-sâ’at] gün, suçlular/günahkârlar (yeryüzünde) bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. Onlar (hayat boyu) kendilerini böyle aldatıyorlardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kıyametin kopacağı gün suçlu günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına yemin içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Diriliş Saati gelip çattığı gün, yattıkları mezarlarından kalkan günahkârlar, yeryüzünde sadece çok kısa bir zaman kaldıklarına yemin edecekler. İşte onlar, vaktiyle hayattayken de böyle aldanıyorlardı. Dünyada kendilerine, hatalarını anlayıp düzeltecek kadar süre tanınmadığını yani ömürlerinin çok kısa olduğunu zannediyorlardı. Oysa orada da olayların hakikatine, özüne nüfuz edemiyor, böylece her şeyin dünya hayatından ibaret olduğunu, Hesap Günü için yeniden dirilişin asla gerçekleşmeyeceğini iddia ediyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Saat’in kıyam edeceği / gelip çatacağı gün Mücrimler / Suç İşleyenler yemin eder ki bir saatten fazla kalmadılar. İşte böyle çevriliyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kıyamet kopunca suçlular, dünyada çok az kaldıklarına yemin ederler. Bunlar eskiden de hep böyle atıp savarlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kıyamet günü Rabbine karşı suç işleyenler; dünyada kısa bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Hâlbuki bir ömür yaşamışlardır. Gerçeklere karşı sürekli kör sağır olmuşlardır. Arzularına uyarak gerçeklerden uzak durmuşlardır. Şeytan onları haktan böyle döndürüyor, dünyayı onlara süslü gösteriyor, gerçeklerimizi yalan saydırıyordu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler. [*] İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:45; Tâhâ 20:103; Mü’minûn 23:112-114; Ahkâf 46:35; Nâzi‘ât 79:46.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kıyametin koptuğu gün, günâhkârlar (dünyada) ancak bir saat kadar yaşadıklarına yemin ederler. İşte onlar (dünyada haktan) böyle çevriliyorlardı!
Muhammed Esed
swap_vert close
[Size ölümü veren ve zamanı geldiğinde yeniden diriltecek olan O’dur!] ⁴⁹ Ve Son Saat gelip çattığında, günaha saplanmış olanlar, [yeryüzünde] bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir: onlar kendilerini böylece [hayat boyu] kandırırlar! ⁵⁰
49 Bu parantez içi ifade -kasdettiği anlam burada vecîz bir şekilde yansıtılmıştır- bu ayetin bundan önceki ayetle ve 11-16 ve 27. ayetlerle bağlantısını sağlamaktadır.50 İnsanın dünyevî/maddî “zaman” kavramının yanıltıcı özelliğine Kur’an’ın çeşitli yerlerinde değinilmiştir. Yukarıdaki bağlamda, öncelikle bu kavramın izafîliği, yani bu dünyadaki hayatımızın öteki dünyadaki ebedî hayata nazaran aşırı kısalığı (karş. mesela, 10:45 veya 17:52), ikinci olarak da, yeniden diriltilen günahkarların, yeryüzündeki hayatlarının, hatalarını anlamalarına ve hayat tarzlarını düzeltmelerine, imkan vermeyecek kadar kısa olduğu şeklindeki avuntuları vurgulanmaktadır. Kur’an, “böylece onlar kendilerini kandırırlar” (lafzen, “uzaklaşmaktadırlar”, yani hakikatten) derken problemin bu ikinci yüzünü vurgulamaktadır. Yu’fikûn fiilinin açıklaması için bkz. sure 5, not 90.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve son saatin gelip çattığı o gün suça batmış olanlar dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar dünyadayken de hakikati böyle çarpıtırlardı. 10/45, 20/103, 79/46
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Son Saat gelip çattığı gün suça batmış olanlar, dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler; böylece kendilerine (dahi) yalan söylemiş olacaklar.[³⁶²⁰]
[3620] İnsanın özelde zaman genelde hayat hakkındaki tüm algılarının ne kadar görece ve yanıltıcı olduğunun veciz ifadesi. Zımnen: Ey insan! Daha benim diye baktığın hayat ve zamana bile sözün geçmiyor! Âhiretsiz bir hayat tanımı yapmakla kendini aldattığının farkında mısın? Anlamından soyutlanarak yaşanmış koca bir ömür, şimdi sana bir saat gibi geliyor. Hayatının bereketini ellerinle yok ederek kendini kandırdın, şimdi kimi kandıracaksın?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kıyamet koptuğu gün günahkarlar (kabirlerinde) ancak bir saat kaldıklarına yemin ederler! (Böylece bilmedikleri bir şey için yalan yere yemin ederler, oysa onlar kabirlerinde, asırlarca kalmışlardır) İşte onlar (dünyada da, putları ilah sanarak, bilmedikleri şeyler peşinde sürükleniyorlar ve) Hak davete karşı yalan söylüyorlardı! (Onların dünyada ve ahirette işleri güçlerinin hepsi yalandır)
Osman Fırat
swap_vert close
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o gün ki, Kıyamet kopar; günahkârlar (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar (doğru sözden) böylece çevrilir kimseler olmuşlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kıyamet (duruşma) saati gelip çattığında suçlu kâfirler yemin ederek dünyada sadece bir saat kaldıklarını ileri sürerler. Onlar (dünyada iken de doğruluktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Duruşma için kabirden kalkıp mahşere sevk edilen kâfirker, dünyada veya kabirde ancak bir saat kadar kaldıklarını söylerler. Burada şu ihtimaller vardır: 1- Yalan söylemeleri 2- Dünya hayatının süresini unutmuş olmaları 3- Kendilerine Yeterli ömür süresi verilmediği iddiasıyla mazeret kapısı aralamaya girişmeleri.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Duruşma) Sa'at(i) başladığı gün, suçlular, (dünyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kıyâmet kopdığı günde mücrimler dünyâda bir sâ'atden ziyâde kalmadıklarına yemîn iderler. Dünyâda oldığı gibi âhiretde de böyle yalan söylerler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Önceden de onların böyle tersleri dönüveriyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkârlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol gün kim ŧura ķıyāmet vaķtı and içerler yazuķlular dölenmediler bir sa'atdan ayruķ. ancılayın oldılar döndürinürler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol gün ki ḳıyāmet ḳopar, and içer kāfirler ki durmaduḳ tevbede birsā‘atden özge, dirler. Anuñ gibi bühtān idüp yalan söylerlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Qiyamət qopacağı gün (saat) günahkarlar (qəbirlərində və dünyada) bir saatdan artıq qalmadıqlarına and içərlər. Onlar (axirətdə belə yalan danışdıqları kimi, dünyada da batilə uyub haqdan) belə döndərilirdilər (yoldan çıxardılırdılar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour thus were they ever deceived.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established,(3573) the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!
3573 Whatever the seeming inequalities may be now-when the good appear to be weak and the strong seem to oppress-will be removed when the balance will be finally redressed. That will happen in good time-indeed so quickly that the Transgressors will be taken by surprise. They were deluded by the fact that what they took to be their triumph or their freedom to do what they liked was only a reprieve, a "Term Appointed", in which they could repent and amend and get Allah's Mercy. Failing this, they will then be up against the Penalties which they thought they had evaded or defied.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَوْمَ
ve o gün ki
تَقُومُ
gelip çatar
السَّاعَةُ
saat
يُقْسِمُ
yemin eder
الْمُجْرِمُونَۙ
mücrimler
مَا لَبِثُوا
kalmadılar
غَيْرَ
başka
سَاعَةٍۜ
bir saatten
كَذٰلِكَ
işte böyle
كَانُوا
idiler
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar
(Kıyamet) Saatin(in) gelip çattığı gün, (nefsinin hevâsına uyan) mücrimler (dünyada) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamalarına rağmen azaptan kurtulmak için) böyle (laflarını) çevirirler.
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قَامَ
Fiil-I
ق و م
Dikildi, ayakta durdu, kalktı, kıyamda durdu
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَبِثَ
Fiil-I
ل ب ث
Kaldı, gecikti, durakladı
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَفَكَ
Fiil-I
ا ف ك
Çevirdi, döndürdü, uydurdu, vazgeçirdi