(Resulüm!) Şüphesiz sen (gerçekten) ölmüş olanlara (söz işittiremediğin gibi manen ölüp şuursuzca yaşayanlara da) işittiremezsin, (hak ve hakikatlere) arkalarını dönüp giden (manen) sağırlara da (daveti) işittiremezsin!*
(*) Yani sen nasıl ki sesini bedenen ölmüş olanlara işittiremezsin, aklını kullanmayanlara, aklını devre dışı bırakanlara, gerçeği dikkate almayanlara, ona önem vermeyenlere ve duyarsız ve sorumsuz olanlara da söz dinletemezsin. Ayrıca bu ayetin Bedir’de Hz. Peygamberin müşriklerin ölülerinin gömüldüğü Al-Qalib mezarlığı başında "Ey Kalib halkı, Rabbinizin size vaadini doğru buldunuz mu, ben de Rabbimin bana vaadini doğru buldum…’’ şeklindeki sözü üzerine indiğini söyleyen rivayet zayif olup doğru değildir. Zaten bu sûre ve içinde bulunan bu ayet Mekke döneminde, yani Bedir savaşından seneler önce inmiştir. Bu nedenle bu ayetin sebebi nüzulunun söz konusu olay olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi bu ayetin mesajı da geneldir. Yine bu hadise hakkında Hz. Aişe demiştir ki: ‘’… Ashabı ona: Ey Allah’ın Resulü, ölülerle mi konuşuyorsun? deyince Allah Resulü dedi ki: ‘’ Rablerinin kendilerine vaat ettiğinin gerçek olduğunu şu an (yani öldükten sonra) kesin olarak bilmektedirler’’ diye cevap vermiştir. Yani ("ما أنتم بأسمع لما أقول منهم") ‘’ Siz bu söylediklerimi onlardan daha fazla işitiyor değilsiniz’’şeklindeki rivayet Hz. Aişe tarafından da yalanlanmış olup Allah Resulü, (قد علموا أن ما وعدهم ربهم حقا)’’kad âlimu enne ma vaadehum Rebbuhum hakkaan’’ yani ‘’Rablerinin kendilerine vaat ettiğinin gerçek olduğunu şu an kesin olarak bilmektedirler’’şeklinde cevap vermiştir. Bu nedenle Allah Resulü onlar beni işitiyorlar, ama cevap veremiyorlar’’şeklinde bir ifade kullanmamıştır. Zaten bu sûre Mekke döneminde ve Bedir savaşından seneler önce indiği için, bu ayetin söz konusu olay üzerine indiğini söylemek asla mümkün değildir. Yani ilgili rivayetler ancak uydurma olabilir. Ayrıca Fatır sûresi - 22. ayette de "Ölülerle diriler (beyinleri iman ve ilimle dirilenler ile inkâr ve cehaletle ölenler) de bir değildir. Şüphesiz ki Allah, dileyeni işittirir. (Fakat ey Resulüm!) Sen kabirlerde olanlara (ölülere) asla işittiremezsin!" şeklindeki ayetle de kesin olarak anlaşılıyor ki ölülere sesimizi duyurmak veya onların seslerimizi işitmek asla mümkün değildir. Ayrıca kabir ziyaretinde ölenlere selam vermekle, onların seslerimizi işittiklerinin anlamı çıkmaz, çünkü onlara hitaben selam vermek, onlara dua etmektir, dua ise hazır olana da, hazır olmayana da yapılır. İşte bu hitap tarzıyla biz onları zihnimizde adeta canlandırarak selam veriyoruz, dua ediyoruz, ama bizi işitmezler.
(يقول كتاب البداية والنهاية تحت عنوان "طرح رؤوس الكفر فى بئر يوم بدر) ... فلما ألقاهم فى القليب، وقف عليهم فقال: "يا أهل القليب هل وجدتم ما وعدكم ربكم حقا، فإنى قد وجدت ما وعدنى ربى حقا , قالت عائشة: فقال له أصحابه: يا رسول الله أتكلم قوما موتى؟ فقال: "قد علموا أن ما وعدهم ربهم حقا" قالت عائشة: والناس يقولون لقد سمعوا ما قلتُ لهم، وإنما قال رسول الله ﷺ: لقد علموا : المصدر.( ماذا حدث فى جثث الكفار بعد معركة بدر؟ ما يقوله التراث الإسلامى) {فَإِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ} فشبه الكفار بالموتى فكما لا يسمع الموتى النداء فكذلك لا يجيب ولا يسمع الكفار الدعاء إذا دعوا إلى الإيمان (بحر العلوم) وأخرج ابن مردويه من طريق الكلبي عن أبي صالح عن ابن عباس قال: نزلت هذه الآية {إِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلاَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَاء } في دعاء النبي صلى الله عليه وسلم لأهل بدر، والإسناد ضعيف. والمشهور في الصحيحين وغيرهما أن عائشة استدلت بهذه الآية على ردّ رواية من روى من الصحابة: أن النبي صلى الله عليه وسلم نادى أهل قليب بدر، وهو من الاستدلال بالعام على ردّ الخاص، ((فتح القدير))