İnsanların bizzat (hem) kendi işledikleri (zulüm ve kötülükler) sebebiyle (hem de çevreye, doğaya ve ekosisteme verdiği zararlarla) karada ve denizde bozulmalar olmuştur. (Kötü yoldan) dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. *
(*) Ayet, insanın yerküredeki tabii dengeyi bozacak birtakım yanlışlar yaptığını ortaya koymaktadır. Dünyamızdaki teknolojik gelişmeler, para hırsı, rekabet ve lüks yaşama tutkusu insanları fütursuz ve dengesiz bir çalışmaya itmektedir. Bunun bir neticesi olarak toprağın doğal yapısında bitkileri ve onlardan istifade eden canlıları tehdit edecek ciddi bozulmalar, nehirlerde ve denizlerde hayatı olumsuz yönde etkileyecek çok ciddi kirlenmeler görülmektedir. Tabii dengenin tahrip olması ve canlıların yok olup gitmesi gibi felaketlere seyirci kalan insan, bugün dünyada genetik bozulmalara kadar giden çok daha büyük yıkımlara imza atmaktadır. Yani İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya bilinçsizce verdiği zararların bedelini ödemektedir. (C. Külünkoğlu Meali 41. Ayet Açıklaması) Ayrıca Kurân’da fesât kelimesi genel olarak Allah’ın belli bir ölçüye göre yaratıp öylece sürmesini dilediği fıtrî ve evrensel düzenin herhangi bir şekilde bozulmasını ifade eder. Kurân, yeryüzünde hâkim kılmak istediği barış ve selâmete dayalı İslamî yaşama biçimine karşı çıkan girişimleri bozgunculuk sayar. Dünya barışını bozanlar, yeryüzünde ifsât çıkaranlardır. Karada ve denizde doğal dengenin ve ekosistemin bozulması da ifsâttır. Yani mevsimlerin bozulması, yağışların azalması veya çoğalması, bitkilerin verimsizleşmesi, suların kirlenmesi, suda yaşayan canlıların yok olması, ekosistem ve atmosferin bozulması, ozon tabakasının zayıflaması ve delinmesi, buna bağlı olarak yüksek radyasyonun neden olduğu kanser ve benzeri hastalıkların çoğalması, tüm bunların sonucunda da yeryüzünde sıkıntılı bir hayatın meydana gelmesidir. Hazza dayalı (yani varolmak ya da ihtiyaçları karşılamak için değil haz ve zevk almak için) tüketimi esas alan paylaşımdan yoksun yaşam tarzı faiz sistemini doğurmuş, faize dayalı kapitalist sistem ‘sonsuz istekleri’ karşılayabilmek için dünyanın ‘kısıtlı’ yer üstü ve yer altı kaynaklarını hızla tüketip tabiatı kirletmiştir. Bunun sonucu olarak temiz su kaynakları, solunacak temiz hava ve yenilecek doğal ve sağlıklı yiyecek temini her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. Böylece ortaya çıkan biyolojik ve psikolojik komplikasyonların insan sağlığını tehdit ettiği bilimsel çalışmalarla da teyit edilmiştir. İşte Kurân’ın zamanüstü oluşunun bir delili de bu tarz ufuk âyetlerdir. (Kurandan Hayata)