(Rahmeti sınırsız olan Allah,) süzme balçıktan çömlek (yapıldığı) gibi, insanı (insan türünü de) bir balçıktan (sulu toprağın içindeki elementlerden) yaratmıştır. *
(*) Biyoloji ve kimya gibi bilimlerin ilerlemesiyle hem toprağın hem de insan vücudunun analitik incelemesi yapıldı. Bu incelemeler sonucunda insan vücudunun içerdiği maddeler ile toprağın içerdiği maddelerin tamamen aynı olduğu anlaşıldı. Bu maddeler; alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silikon, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. İnsanın bütün gıdası çamurdan, yani su ile toprağın birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla kadın yumurtası ve spermin kaynağı da çamurdur. Yani O, insanı, süzme çamurdan yapılan çömlek gibi, nemli (sulu) bir topraktan (insan bedeninin oluşması için gerekli olan DNA moleküllerinin yapı taşı olan, organik karbon, organik azot ve organik fosforun oluşumunu sağlayan "inorganik hâlden, organik hâle dönüşmüş nemli topraktan yaratmıştır. İnsanın "yapı taşı" olan DNA molekülünün yapısında su molekülü yoktur. Fakat yapısındaki oksijen ve özel hidrojen atomu için, su (nem) gereklidir. Ayrıca organik atomlardan moleküllerin meydana gelmesi ve birleşerek, türe özel dengeli DNA’yı oluşturmaları için ısıya (özel biyofizik şartlara) ihtiyaç vardır… Müminun sûresi 12. ayette dendiği gibi insan bir “özden” yaratılmıştır. Allah topraktaki elementleri, çok ince bir şekilde ayarlayarak insanı yaratmıştır. İnsan vücudunda gerekli her element belli değer aralıklarında var olabilmektedir. Salsal ile insan türünü oluşturan ilk canlı hücrenin bataklık vârî bir ortamda fokurdayan biyolojik bir karışımdan yaratıldığına âtıf olabilir. Ayrıca ayete göre, insan pişmiş ve kurumuş bir balçıktan değil, çömlek gibi balçıktan yani sulu ve yumuşak topraktan (içindeki maddelerden) yaratılmıştır. Yani insanın pişmiş, kurumuş veya kiremit gibi bir balçıktan yaratıldığını söylemek doğru olmadığı gibi, ayetleri de birbirleriyle çelişir hâle getirmektedir... Zaten çömlek gibi pişmiş ve kurumuş bir balçıkta canlılık olmaz. Yani nasıl ki çömleğin ham maddesi ve menşei sulu toprak se, insanın da ham maddesi ve menşei sulu topraktır. İşte bu yönüyle bir benzetme yapılmıştır. Yoksa insan ses çıkaran pişmiş veya kuru bir topraktan yaratılmamıştır. Îkrime, balçığı avucunda sıktığın zaman, parmakların arasında su süzülüyorsa, buna (صلصال) ‘’salsal’’ denir. (الله اعلم) Salsal ve fahhar konusunda çok kısa bir bilgi de aşağıdadır. Ayrıca burada bütün insan türü ve Hicr-28. ayette de Âdem için aynı ifade olan (صَلْصَالٍ) ‘’salsal’’kelimesinin kullanılmasından anlaşılıyor ki, insan türünün yaratılışı neden ve nasıl olmuşsa, Âdem’in de aynen öyle olmuştur. Yani Hz. Âdem’in bizden farklı olarak direk çamurdan veya çamurdan bir heykel yapılmış ve o heykele ruh öflenmek suretiyle yaratılmış olup canlanmıştır, şeklindeki geleneksel rivayet ve inanış tamamen İsrailiyat kaynaklıdır. Bu nedenle biz insan türü olarak nasıl yaratılmışsak, Hz. Âdem’de aynen bizim gibi yaratılmıştır. İşte bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Hz. Âdem ilk yaratılan beşer de değildir, zaten hiçbir ayette böyle bir işaret de yoktur. Ayrıca Âdem ve eşi için (كما اخرج أبويكم) ’’Şeytan, içine yerleştikleri cennetten/yeryüzündeki o has bahçeden /ebeveynlerinizi çıkardığı gibi gibi sizi de aldatmasın.’’ (Ar’af-27) şeklindeki ayetten Âdem ve eşi, bizim biyoljik ebeveynlerimiz olduğu anlamı çıkmamaktadır. Çünkü Arapçada (أب - أم)‘’eb - ümm’’ ifadelerinin anlamı geniş olup hem biyolojik baba ve anne için, hem de manevi baba ve anne için kullanılır. Ama (والد - والدة)‘’valid ve valide’’ise, sadece biyolojik baba ve anne için kullanılır. İşte hiçbir ayette Âdem ve eşi için (والديكم) ‘’valideyküm’’ifadesi kullanılmamıştır. Ayrıca yüce Allah Âdem için kullandığı ifade olan (أب)‘’eb’’ Hz. İbrahim için de aynen kullanmıştır. Örneğin: Hac-78. ayetteمِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَٰهِيم) ۚ)’’millete ebiküm ibrahime’’ Babanız İbrahim’in dinine uyun’’deniliyor. Peki, bukünkü insanların tümü Hz. İbrahim’den mi gelmişler, hepimiz onun soyundan mıyız? Hayır! Ama o da bizim manevi atamız olduğu için, yüce Allah ona (أبيكم) ‘’ebiküm’’yani babanız demiştir. İşte Hz. Âdem için kullanılan ifade de aynen bunun gibidir, aralarındaki tek fark ise şudur; Âdem, hem Hz. İbrahim’in hem de homo sapiens türü olan bugünkü modern insanların manevi atasıdır. Hz. İbrahim ise sadece kendisinden sonra gelen muvahhid insanların manevi atasıdır... Özetle; insan, hayvan ve bitkinin ilk basit orijini toprağa ve onun aşamalarına dayanır... (الله اعلم)
والذي يظهر لي أن يكون كالفخار حالاً من { الإنسان }........(التحرير والتنوير ).(الصلصال).فيه اقوال... وقول اخر . الصلصال هو الطين،.( (تفسير الماوردي ) ـ وفريق آخر خلص إلى وجود نوع من التطور أو التحول طرأ على المادة الأصلية التي خلق الله منها الإنسان حيث مرت هذه المادة بمراحل مختلفة:( المادة التي خلق الله منها الإنسان) الثاني الصلصال: انه الطين الرطب الذي إذا عصرته بيدك خرج الماء من بين أصابعك، وهذا مروي عن عكرمة (النكت والعيون – الماوردي) حدثنا ابن بشار، قال: ثنا محمد بن سعيد وعبد الرحمن، قالا ثنا سفيان، عن الأعمش، عن مسلم البطين، عن سعيد بن جُبَير، عن ابن عباس قال: الصلصال: التراب المدقق.( تفسير الطبري).