Bütün bunlara rağmen, hakkı inkara şartlanmış olanlar yine de [inanmaktan kaçınıyor ve] “Niçin o’na Rabbinden mucizevî bir alamet indirilmiyor?” ¹⁶ diyorlar. [Fakat, (onlar ne derlerse desinler)] sen sadece bir uyarıcısın ve bütün toplumlar için (asıl) yol gösterici [Allah’tır]. ¹⁷
16 Yani, o’nun (Muhammed (s)’in), gerçekten, kendisine Allah tarafından vahyedilen bir peygamber olduğunu kanıtlayan bir işaret, bir delil. Ne var ki, Kur’an pek çok yerde (örn. 6:7, 111, 10:96-97 ya da 13:31) istedikleri türden herhangi bir mucizenin bile “hakkı inkara eğilimli” olanları ikna etmeyeceğini ifade etmektedir.17 Klasik müfessirlere göre bu cümleye değişik anlamlar verilebilir: (1) “Sen sadece bir uyarıcısın; ve her toplumun/her kavmin senin gibi bir yol göstericisi (yani, peygamberi) vardır” -Peygamberî rehberliğin devamlılığını vurgulayan Kur’an öğretisiyle uyumlu bir beyan; (2) “Sen sadece bir uyarıcı ve [aynı zamanda] bütün insanlar için bir yol göstericisin”: bu yorum, önceki peygamberlerin hem belli bir zaman dilimiyle, hem de belli etnik bir çevreyle sınırlı misyonlarının tersine, Kur’ânî mesajın evrenselliğini vurgulamaktadır; (3) “Sen, sadece sana emanet edilen mesajı tebliğ etmekle görevli bir uyarıcısın, insanların gönlünü imana ısındıran asıl yol gösterici/hidayet edici ise yalnızca Allah’tır”. Bu üç yorumdan bize en uygun geleni üçüncüsü olduğundan, ve ayrıca Abdullah İbni ‘Abbâs, Sa‘îd b. Cübeyr, Mücâhid ve Dehhâk tarafından da desteklendiğinden tercümemizde onu benimsedik. Zemahşerî’ye göre bu yorum, Allah’ın sınırsız bilgisine temas eden sonraki ayetle de desteklenmektedir.