close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad erselnâ rusulen min kablike vece’alnâ lehum ezvâcen veżurriyye(ten)(c) vemâ kâne lirasûlin en ye/tiye bi-âyetin illâ bi-iżni(A)llâh(i)(c) likulli ecelin kitâb(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki senden önce de peygamberler gönderdik, onlara eşler ve soysop verdik. Hiçbir peygamber yoktur ki Allah'ın izni olmadıkça bir mucizeyle gelsin. Her mukadder zaman, tespit edilmiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kesinlikle, Senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. (Zaten) Allah’ın izni olmaksızın (hiç)bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmesi olacak iş değildir. Her ecel (her varlığın hayat serüveni ve belirlenmiş süresi) için bir kitap (yazılmış ve karar kılınmış bir kader kaydı) vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hiç şüphesiz senden önce de peygamberler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir peygamberin bir ayet veya mucize getirmesi düşünülemez. Her çağın, ihtiyacı için vahye dayanan bir yazgı vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, senden önce de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere Rasuller görevlendirip gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin maddî bir mûcize getirmesi mümkün değildir. Her olayın gerçekleşme zamanının kaydı, her sonuçlanacak işin, her ömrün yazılı bir vâdesi vardır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 18/110.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin yazılı bir kaydı vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak iş değildi. Her ecel (tesbit edilmiş süre) için bir kitap (yazı, hüküm, son) vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
And olsun ki, biz, hakikaten senden önce de Peygamberler gönderdik; onlara da zevceler ve evlâd verdik. Allah'ın izni olmadıkça hiç bir Peygamberin bir âyet (mûcize) getirmeğe kudreti yoktur ve her vakit için, Allah'ın hikmeti icabı, kullar üzerine farz kılınan hüküm vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlara hanımlar ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber, hiçbir ayet getiremez. Her süre (ecel) için, bir kitap (yasa ve yazgı) vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun, biz senden önce de peygamberler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her ecel için bir yazı/belirlenmiş bir vakit vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Senden önce, nice nice peygamberler gönderdik; onların da eşleri, oğulları var idi; Allahın izni bulunmadıkça, hiçbir peygamber, hiçbir âyet getiremez, her zamanın bir kitabı vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, (biz) senden önce birçok resul göndermiş, onlara da (peygamberliğe mâni olmayan) eşler ve çocuklar vermiştik. Allah'ın izni olmadıkça hiçbir resulün bir mucize göstermesi mümkün değildir. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır (her olayın gerçekleşme zamanı ve her ömrün yazılı bir vadesi vardır).
Dini ıstılahta mucize, insanların benzerini meydana getirmekten aciz kalacakları, peygamberlerin, peygamberliğini ispat etmek için meydan okuma üslubuyla zuhur eden harikulade olay demektir. Her peygambere kendi devrine ve durumuna göre Allah tarafından mucizeler verilmiştir. Peygamberler, hangi mucizelerle peygamberliklerini kanıtlayacaklarsa o mucizeleri göstermişlerdir.Onun için peygamberlere, mucizelerinin farklılığına ve büyüklüğüne bakarak üstünlük izafe etmek doğru değildir. Mucizeler tamamen Allah’ın fiilidir ve peygamberlerin bunlara herhangi bir katkıları yoktur ve Allah’ın izni olmadan peygamberlerin mucize gösterme gibi bir yetkileri ve kabiliyetleri de yoktur. “…Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir mucize getirmesi söz konusu olamaz…” (Mü’min 40/78) Bu konuda daha geniş bilgi için İbrahim suresi 11. Ayetin açıklamasına da bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
Senden evvel başka rasûller gönderdik ve ânlara zevceler ve zürriyet virdik hiç biri Allâh’ın izni olmaksızın mu’cize yapmadı, Her zamânın bir kitâbı var idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, senden önce nice peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun senden önce de peygamberler göndermiş, onlara da eş ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber mûcize getiremez. Süreli her şeyin bir kaydı vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.  
 Her vakit ve müddetin Allah katında ayrı ayrı bir yazısı, hikmet gereği verilmiş özel bir hükmü vardır. Bu müddet içerisinde kurtuluşa ermek veya azaba müstehak olmak için insanlara mühlet ve müsaade verilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Senden önce elçiler gönderdik ve onlara eşler ve çocuklar verdik. ALLAH'ın izni olmadan hiç bir elçi bir mucize getiremez. Her dönemin bir yazgısı vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan herhangi bir âyet getirmek ise hiçbir peygamberin haddi değildir. Her ecel için bir yazı vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kasem olsun ki biz senden evvel de Resuller gönderdik, onlara da hem zevceleri verdik hem zürriyyet, hiç bir Resulün ise Allahın iznine iktiran etmedikçe bir âyet getirmek haddi değildir, her ecel için bir yazı vardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Kasem olsun ki, senden önce de (nice) peygamberler gönderdik. Onlara da zevceler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamberin, bir mu‘cize getirmesi/göstermesi mümkün değildir. (Allah’ın takdir ettiği) her ecel için (ve hükme bağladığı her bir durum için) bir yazı (belirlenmiş bir vakit) vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki senden önce de resuller gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bir resûl için Allah'ın izni olmadan bir âyet¹ getirmesi mümkün değildir. Her ecelin² bir kitabı³ vardır.
1- Mucize, kanıt. 2- Belirlenmiş süre, bekleme süresi. 3- Yazılı bir kaydı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz senden önce de peygamberler göndermişiz, onlara da zevceler ve evlâdlar vermişizdir. Allahın izni olmadıkça her hangi bir âyeti (bir mu'cizeyi) getirmek hiçbir peygamberin haddi değildir. Her zamanın (kulların maslahatlarına göre) yazılmış hükmü vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Celâlim hakkı için, senden önce de nice peygamberler gönderdik; onlara da zevceler ve çocuklar verdik. Hâlbuki Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir mu'cize getirmesi mümkün değildir!(1) Her zamânın yazılmış bir hükmü vardır.
(1)“Mu‘cize ise, Hâlık-ı Kâinât (kâinâtın yaratıcısı) tarafından onun da‘vâsına bir tasdiktir. صَدَقْتَ[Doğru söyledin!] hükmüne geçer. Nasıl ki sen bir pâdişâhın meclisinde ve dâire-i nazarında (gördüğü bir yerde) desen ki: ‘Pâdişah beni filan işe me’mûr etmiş.’ Senden o da‘vâya bir delil istenilse, pâdişah: ‘evet’ dese, nasıl seni tasdîk eder. Öyle de, âdetini ve vaziyetini senin iltimâsınla (ricânla) değiştirirse, ‘evet’ sözünden daha kat‘î, daha sağlam, senin da‘vânı tasdîk eder. Öyle de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm da‘vâ etmiş ki: ‘Ben, şu kâinât Hâlıkının meb‘ûsuyum(elçisiyim)! Delîlim de şudur ki: Müstemir (sürekli olan) âdetini, benim duâ ve iltimâsımla değiştirecek! İşte parmaklarıma bakınız, beş musluklu bir çeşme gibi akıttırıyor! Kamere (aya) bakınız, bir parmağımın işâretiyle iki parça ediyor! Şu ağaca bakınız, beni tasdîk için yanıma geliyor, şehâdet ediyor! Şu bir parça taâma (yemeğe) bakınız, iki-üç adama kâfî geldiği hâlde, işte iki yüz, üç yüz adamı tok ediyor!’ ve hâkezâ (bunun gibi) yüzer mu‘cizâtı (mu‘cizeleri) böyle göstermiştir.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 3)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve muhakkak, senden önce de elçiler gönderdik (onlar da melek değil, birer beşerdi) ve onlar için de eşler ve evlatlar takdir ettik. Ayrıca Allah’ın izni (iradesi) olmadıkça hiçbir elçinin bir ayet (mucize) getirmesi mümkün değildir. Her ecel (tespit edilmiş ömür ve süre) için bir kitap (yazılmış hüküm) vardır. *
(*) Yani, peygamberlerin hepsi öteki insanlar gibi ölümlü birer beşerdirler; hiçbiri “tabiatüstü”, “beşerüstü” niteliklerle donatılmış değildi. Bu ifade, ilahî mesajın sıhhat ve doğruluğunu, sırf “ölümlü biri”nin, bir “beşer”in aracılığıyla gönderildiği için kabule yanaşmayan inkarcılara bir cevap niteliğindedir. (M. Esed. Meali Rad- 38. Ayet Açıklaması) Ayrıca ayetin son cümlesine göre her ecel, vakit ve müddetin Allah katında ayrı ayrı bir yazısı, hikmet gereği verilmiş özel bir hükmü vardır. Bu müddet içerisinde azaba müstahak olmamak ve kurtuluşa ermek için insanlara mühlet ve müsaade verilmiştir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Senden öncede elçiler gönderdik, onlara eşler ve zürriyetlerini devam ettirecek çocuklar verdik. Allah izin vermedikçe hiçbir elçi kendiliklerinden ayet (mucize) getiremez. Her şeyin olacağı vaktin kayıdı, bir kitapta yazılıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz senden önce de elçiler göndermiştik. Onlara eşler, döller de vermiştik. Allah’ın uygunu olmadıkça hiç bir elçinin belge getirmesi doğru olmazdı. Her çağın bir Kitap’ı vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Senden evvel birtakım peygamberler gönderdik, onları zevce, zürriyet sahibi kıldık. Allah/ın izni olmaksızın bir âyet ve mucize getirmek hiçbir peygamberin elinde değildir. Her bir vakit için yazılmış muayyen bir hüküm vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz senden önce de elçiler gönderdik. Onlara eşler ve çocuklar [zurriyet] verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir elçi bir mucize [âyet] getiremez. Her birinin süresi/eceli yazılıdır [Kitâp].
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz senden önce de biz peygamberler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir peygambere herhangi bir ayeti getirmek olacak iş değil. Her ecel (tespit edilmiş süre) için bir kitab (yazılmış hüküm) vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek şu ki, senden önce de niceelçiler göndermiş ve onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Dolayısıyla, bütün Peygamberler sizin gibi ölümlü birer beşerdir ve hiçbiri, insanüstü niteliklerle donatılmış değildir. Öyle ki, Allah izin vermedikçe, hiçbir Peygamberin kendiliğinden mûcize gösterme gücü ve yetkisi yoktur. Mûcizeler, ancak ilâhî hikmet uyarınca, ezelden takdir edilmiş plân çerçevesinde gerçekleşir. Çünkü her ecelin bir yazgısı vardır. Allah tarafından haber verilen tehdit ve müjdelerin her birinin ezelden belirlenmiş bir vakti, bir saati vardır. Bu süre içinde kurtuluş yollarını araştırmaları ve kendilerini düzeltmeleri için insanlara bir mühlet tanınmış, birtakım imkânlar sunulmuştur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun senden önce de rasûller gönderdik! Onlar için eşler de, soy sop (çocuklar) da verdik. Bir rasûl için, Allah’ın izniyle olmadan bir âyet getirmesi mümkün / olası değildir. Her ecel için bir yazgı vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Biz senden önce de elçiler gönderdik. Onların da eşi dostu, çoluk çocuğu vardı. Ancak hiçbir elçi, Allah'ın izni olmadan bir mucize sergileyebilmiş değildir. Her sürecin belli bir kader çizgisi vardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Senden önce de Resuller gönderdik. Onlara da eşler çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir Resul kendiliğinden istediği ayeti getiremez. Hiç şüphe yok ki her sonun bir yasası vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki senden önce de elçiler göndermiştik ve onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmadan hiçbir elçi için bir ayet (mucize) getirme imkânı yoktur. Her sürenin yazıldığı bir kitap (yasa) vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun Biz, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlara eşler ve çocuklar¹ verdik. Bütün Peygamberler ancak Allah’ın izni ile mûcize getirirler. Her işin (Allah katında) belirlenmiş bir vakti vardır.²
1 Bu âyete göre; bütün Peygamberler evlenen, çoluk-çocuk sahibi olan normal insanlardır. Evlenmek, çoluk-çocuk sahibi olmak, bütün Peygamberlerden gelen bir sünnettir ve bu sünnete riâyet edilmelidir. Eğer biyolojik bir sakınca yoksa evlenmemek fazilet değil, bütün peygamberlerin sünnetine muhalefettir.2 Âyetin bu bölümü: “...Her sürenin (Allah katında) yazıldığı bir kitap vardır.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hiç şüphesiz, senden önce de elçiler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik; ⁷⁴ Allah’ın izni olmadıkça ⁷⁵ hiçbir peygamberin bir mucize göstermesi düşünülemez. Her çağa özgü vahyî bir mesaj ⁷⁶ vardır:
74 Yani, peygamberlerin hepsi öteki insanlar gibi ölümlü birer beşerdirler; hiç biri “tabiatüstü”, “beşerüstü” niteliklerle donatılmış değildi. Bu ifade, ilahî mesajın sıhhat ve doğruluğunu, sırf “ölümlü biri”nin, bir “beşer”in aracılığıyla gönderildiği için kabule yanaşmayan inkarcılara bir cevap niteliğindedir. (Karş. inanmayanların, Muhammed (s)’in “[diğer bütün ölümlü insanlar gibi] yiyip içen, çarşı-pazar dolaşan” bir peygamber olduğu yolundaki alaycı sözlerini ve Allah’ın onların “kendi aralarından birini” peygamber olarak seçmiş olmasından yana duydukları şüpheci şaşkınlığı dile getiren 25:7.) Buna ilaveten, yukarıdaki ayet, peygamberlerin “eşler ve çocuklar” sahibi olduğunu söylerken, îma yoluyla, insanın doğal ve fiziksel hayatının pozitif değerini vurgulamakta ve sözde “Allah’a yönelmenin” makbul bir yolu olarak insana teklif edilen çileci, kendine-eziyetci doktrinleri reddetmektedir.75 Lafzen, “Allah’ın izniyle”. Karş. 6:109 -“Mucizeler ancak Allah’ın kudretindedir” ve ilgili 94. not. Yukarıdaki anlam akışı içinde bu ifade, “mucizevî bir belirti/bir alamet” indirilmedikçe Muhammed (s)’in getirdiği mesaja inanmayacaklarını söyleyenlere bir cevap niteliğindedir.76 Yahut: “ilahî bir kelâm (kitâb). Bkz. 5:48 -“Sizin her biriniz için [farklı] bir kanun ve [farklı] bir hayat tarzı belirledik” -ve Kur’an mesajında bütünleşip sonlanan ilahî mesajlar zincirine ilişkin bir açıklamanın yer aldığı ilgili 66. not. Diğer müfessirler yanında İbni Kesîr tarafından da benimsenen yukarıdaki cümleye ilişkin bu yorum, ifadeyi, Muhammed (s)’den önce gönderilen peygamberlere ilişkin önceki bahise ve Kur’an’ın, kendisinden önce vahyedilmiş bulunan diğer bütün mesajların hulasası olduğunu işaret eden sonraki bölüme bağlamaktadır. Bunun dışında, her çağda o çağın şartlarına ve o çağda yaşayan insanların ihtiyaçlarına denk düşen vahyî bir mesajın gönderildiğini dile getiren ifade (Zemahşerî), başka dinlere mensup kimseler tarafından sıkça ileri sürülen, Kur’an’ın önceki ilahî mesajlardan farklı olduğu yolundaki itirazlara bir cevap niteliğindedir (Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ant olsun ki biz, senden öncede elçiler göndermiş; onları da eşler ve çocuklar sahibi yapmıştık.1 Kaldı ki hiçbir elçi, Allah’ın izni/ilahi yasa dışında bir ayet getiremez.2 Zira her dönemin kendine has bir mesaj şekli vardır.3, 114/10, 18/110, 41/6, 213/7, 20/133-134, 29/50-51, 40/78, 35/48, 42/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu, senden önce de elçiler göndermiş, onlara da eşler ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmaksızın bir elçinin ilâhi kudret delîli getirmesi mümkün değildir; (kaldı ki) her devrin, (kendine has) bir kudret delîli vardır.[¹⁹⁷⁸]
[1978] Yani: ‘Muhammedi dönemin mucizesi de Kur’an’dır.’ Veya: “Her vahyin bir vâdesi vardır” (Mukâtil); yahut: “Her ecelin bir yazılımı vardır”. Ecel, “süre, dönem” anlamına gelir. Bu ibare iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi: Allah Rasûlü’ne yönelmesi mukadder olan “Önceki rasullere verilen ilâhî kudret delilleri neden sana verilmedi” sorusuna cevap olarak. İkincisi: “Diğer ilâhî mesajlar varken niçin yeni bir mesaja ihtiyaç duyuldu?” sorusuna cevap olarak (Zemahşerî ve Râzî). Birincisi âyetin iç bağlamıyla uyumlu, ikincisi ise bir sonraki âyetle uyumludur. Zemahşerî bu ibareyi aynen şöyle açıklamıştır: “Şeriatların maslahatları vardır. Şartların ve zamanın farklılığına bağlı olarak farklılaşır. Her zamana uygun bir hüküm vardır. Kullar üzerine, onların iyiliği için ne gerekliyse o yazılır”. Ayrıca buradaki “kitabı”, bize ulaşan ilk orijinal tefsirin sahibi Mukâtil de “vahiy” olarak yorumlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, biz senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara eşler ve çocuklar verdik Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber herhangi bir mucize getiremez, her ecelin bir kitabı vardır!
(Mucize, va'ad ve tehdit dahil, her olayın kararlaştırılmış bir vakti vardır. Bundan dolayı çeşitli zamanlar için başka kitaplar nazil olmuştur, son zamanın kitabı da Kurandır. Arapça olan bu kitap, önceki kitapların temel ilkelerini yeniden hükme bağlayıp tahkim eder, onlardaki bazı hükümleri de neshedip değiştirir)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve senden önce de resuller gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik Allah’ın izni olmadan hiçbir resul bir ayet/mucize getiremez. Her zaman/devir için bir kitap/yazı vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki senden evvel de peygamberler gönderdik, onlara da zevceler ve zürriyet verdik ve Allah'ın izni olmadıkça hiçbir peygamber için bir âyet getirmek kabil değildir. Ve bir müddet için bir yazılış vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Senden önce birçok peygamber göndermiş, onlara da eşler ve evlatlar vermiştik. Bunlar peygamberliğe aykırı değil ki? Mûcize iddialarına gelince Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir resul mûcize gösteremezdi. Her devrin bir hükmü vardır. Her işin bir vâdesi vardır. [18, 110]
İşte, yaratılışta böyle olduğu gibi, teşrî hususunda da durum böyledir. Allah Teâlâ, bir süre yürürlükte tuttuğu bir şer’î hükmü, sonra yürürlükten kaldırabilir, neshedebilir (Bkz. 2,106). Çünkü kitaplar, şeriatlar dünya ve âhiret mutluluğunu elde etmek için uyulması gereken kurallardır. Devirlerin değişmesi ile ihtiyaçlara göre hükümlerin değişmesi, ilahî hikmetin gereğidir. Bundan dolayı Kur’ân’, Tevrat ve İncîl’in temel ilkelerini destekleyerek Ehl-i kitabın hepsini sevindirirken, o kitaplarda insanlığın olgunluk dönemine uygun düşmeyen birtakım hükümleri de nesheder. Ve bundan dolayıdır ki Kur’ân’, bütün kitaplar üzerinde müheymin (denetçi, hakem) bir kitaptır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, biz senden önce de elçiler gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir elçi, bir ayet (mu'cize) getiremezdi. Her sürenin bir yazısı vardır (herşeyin zamanı yazılıp tesbit edilmiştir).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz, senden evvel rasûller gönderdik ve onlara zevceler ve evlâdlar virdik. Herhangi bir rasûlün, Allâh'ın izni olmadıkca mu'cize getirmeğe kudreti yokdur. Her zamân içün bir kitâb vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Senden önce de elçiler gönderdik. Onlara eşler, evlatlar vermiştik. Hiçbir elçi, Allah’ın izni olmadan bir ayet (belge, mucize) getiremez. Her çağın (dönemin) bir Kitap’ı vardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Senden önce de peygamberler göndermiştik; onları eş ve çocuk sahibi kılmıştık. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamberin bir ayet getirmesi mümkün değildir. Her ecel bir yazgıdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara eşler ve evlâtlar verdik. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Herşeyin yazılı bir vakti vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik, onlara da eşler ve evlatlar verdik. Hiçbir resul, Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her süre/süreç için bir kitap vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ viribidük yalavaçlar senden ilerü daħı eyledük anlar içün 'avratlar daħı nesl daħı olmadı hįç yalavaç kim getüre bir nişān illā Tañrı destūrıyıla. her bir zamānuñ yazılmışı var.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı bayıḳ viribidük yalavaçlar senden ilerü. Daḫı eyledük anlaruñ‐ıçun‘avratlar ya‘nī oġul ḳız, daḫı nesl. Daḫı olmadı hīç ḫaberciye kim getüre birnişān illā Tañrı destūrı‐y‐la. Her bir zamānuñ yazılmışı var.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz səndə əvvəl də Peyğəmbərlər göndərdik, onlara zövcələr, övladlar verdik. Allahın izni olmadıqca heç bir peyğəmbər heç bir mö’cüzə gətirə bilməz. Hər dövrün bir kitabı (lövhi-məhfuzda yazılmış hökmü) var. (İlahi kitablardan hər birinin öz nazil olma vaxtı var. Bunlar zamanın, dövrün tələbinə və ehtiyacına görədir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verity We sent messengers (to mankind) before thee, and We appointed for them wives and offspring, and it was not (given) to any messenger that he should bring a portent save by Allah's leave. For everything there is a time prescribed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We did send messengers before thee, and appointed for them wives and children:(1861) and it was never the part of a messenger to bring a sign except as Allah permitted(1862) (or commanded). For each period is a Book (revealed).(1863)
1861 All the Prophets of whom we have any detailed knowledge, except one, had wives and children. The exception is Jesus, the son of Mary. But his life was incomplete: his ministry barely lasted three years; his mission was limited; and he was not called upon to deal with the many-sided problems that arise in a highly organised society or State. We pay equal respect to him, because he was Allah's Messenger; but that is not to say that his Message covers the same universal ground as that of al Mustafa. There is no reproach foranormal human being if he lives a normal human life; there is glory if he beautifies it and sets a nobler example of virtue than other men, as did al Mustafa. 1862 No Prophet performed any miracle or showed forth any "Signs," except as Allah willed. Allah's will (Mash'ah) is an All-Wise, universal Plan, which is not formed for the benefit of one tribe or millah or of one age or country (see also next verse). The greatest Miracle in history was and is the Qur'an. We can apprehend its beauty and grandeur today as much as did the people of al Mustafa's day-even more, as our collective knowledge of nature and of Allah's creation has increased. 1863 Kitab: I have translated "a Book (revealed)"; but it can also mean "a Law decreed" or "a Decree established." Ultimately the meaning is the same; for each age, according to Allah's wisdom, His Message is renewed (Cf. 34:4).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
اَرْسَلْنَا
gönderdik
رُسُلاً
nice resuller
مِنْ قَبْلِكَ
senden önce
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
لَهُمْ
onlar için
اَزْوَاجاً
eşler
وَذُرِّيَّةًۜ
ve çocuklar
وَمَا كَانَ
nitekim olmadı
لِرَسُولٍ
bir resul için
اَنْ يَاْتِيَ
getirmesi
بِاٰيَةٍ
bir mucize
اِلَّا
ancak
بِاِذْنِ
izni ile
اللّٰهِۜ
Allah'ın
لِكُلِّ
her biri için vardır
اَجَلٍ
vaktin
كِتَابٌ
bir kitap
Andolsun ki Biz, senden önce de nice resuller gönderdik, onlara da eşler ve çocuklar verdik (onları beşer olmaktan çıkarmadık). (Bir de inkâr edenler senden bir mucize getirmeni istiyorlar) Nitekim Allah'ın izni olmadan hiçbir resulün bir mucize getirmesi mümkün değildir. (Allah indinde her şey ve) Her vakit için (neyin ne zaman gerçekleşeceğinin yazıldığı) bir kitap vardır.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup