close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekeżâlike enzelnâhu hukmen ‘arabiyyâ(en)(c) vele-ini-tteba’te ehvâehum ba’de mâ câeke mine-l’ilmi mâ leke mina(A)llâhi min veliyyin velâ vâk(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte böylece ona Arapça bir hükümdür indirdik. Sence bilindikten sonra tutar da onların dileklerine uyarsan Allah'a karşı ne bir dost bulunur sana, ne de seni ondan koruyacak biri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte böylece Biz Onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm (ve hikmet Kitabı) olarak indirdik. Andolsun, Sana gelen bu ilimden sonra, eğer onların (müşriklerin ve münafıkların) hevâ (istek ve tutku)larına uyacak (ve Kur’ani hükümlerin bir kısmını bırakacak) olursan, (artık) Senin için Allah’tan; ne bir yardımcı-dost, ne bir koruyucu bulunacaktır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte biz bu Kur'ân'ı Arap diliyle hükümler ve hikmetler yığını bir kitap olarak indirdik. Ey peygamber! Sana gelen bunca vahiy bilgisinden sonra, onların gelip geçici istek ve arzularına uyarsan bil ki, Allah'a karşı ne bir yardımcı ve ne de bir koruyucu bulamazsın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Dinî, sosyal, siyasî esasları içeren birbirine benzer kitaplar vahyettiğimiz gibi, bunların en mükemmeli ve sonuncusu Kurân'ı açık edebî bir Arapça ile, hükümranlık sağlayan bir kitap, uygulamalı bir anayasa, bütün anlaşmazlıkları çözen hâkim bir kanun, hikmetli bir söz, muhkem bir şeriat olarak indirdik. Eğer sana gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarsan seni Allah'ın azabından koruyacak ne bir dostun, ne bir koruyanın bulunur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 11/1; 31/2; 41/41-42.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böylece biz onu Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan senin için Allah'tan ne bir yardımcı ne de bir koruyucu olur.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı-dost, ne bir koruyucu vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte biz, o Kur'ân'ı böyle Arapça bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki, eğer sana vahy ile gelen bu ilimden sonra, kâfirlerin arzularına uyacak olursan, senin için, Allah'ın azabından kurtaracak ne bir yardımcı, ne de bir koruyucu vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Daha önce mesajlarla yüklü kitabı gönderdiğimiz gibi,) O’nu, Arapça bir yasa ve bilgi olarak indirdik. Eğer sana gelen bu bilgiden sonra, onların isteklerine uyarsan, Allah’a karşı, kendine ne bir sahip ne bir koruyucu bulamazsın.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hikmet kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur, ne de bir koruyucu.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte böyle, Arapça bir hüküm olmak üzere, sana onu indirdik, sana bilgi verildikten sonra, sen uyarsan onların havalarına, Allaha karşı, senin ne bir dostun vardır, ne de bir koruyanın
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve işte böylece biz onu (Kur'an'ı, geldiği ve ilk muhatap olduğu toplum Arapça konuştuğu için) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Artık sana gelen (bunca) ilimden sonra onların heveslerine uyacak olursan (işte o zaman), Allah tarafından seni koruyacak ne bir dost ne de bir koruyucu vardır.
Bu ve bunun gibi bazı ayetlerde Kur’an’ın Arapça indirildiğinin üzerinde durulması, Kur’an’ın ilk muhataplarının Arapça konuştuğuna ve anlayabilmeleri için mutlaka bu dille indirilmesi gerektiğine bir vurgudur. Yoksa beşer dillerinin en kutsalı ya da en zengini Arapçadır diye değil. “…Dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun delillerindendir...” (Rûm 30/22) “Biz, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik ki onlara (Allah'ın buyruklarını) iyice anlatsın.” (İbrahim 14/4)  
Cemil Said
swap_vert close
Bu Kur’ân’ı sana ’arabca inzâl iyledik sen ’ilme nâil oldukdan sonra ânların arzularına ittibâ’ ider isen Allâh’a karşu nerede hâmî, nerede mesken bulabilirsin?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Böylece Biz Kuran'ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz Kur’an’ı işte böyle Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana bu ilim geldikten sonra, eğer onların arzularına uyarsan, (bil ki) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de bir koruyucun olur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece onu Arapça bir yasa olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra onların keyfine uyarsan ALLAH'a karşı ne bir dostun ne de bir koruyucun olamaz.
Bu ayetin farklı bir anlamı için bak 43:3.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve işte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve işte biz o Kur'anı böyle arabiyyen hâkim olmak üzere indirdik, kasem olsun ki eğer sen sana vahyile gelen bu ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan sana Allahtan ne bir velîy vardır, ne de vikaye edecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve işte biz onu (Kur’ân’ı,) Arapça bir hüküm olarak vahyettik. Artık sana gelen (bunca) ilimden sonra *(farz-ı muhâl) onların (kâfirlerin) heveslerine uyacak olursan, (bil ki) Allah’ (ın azabına) karşı ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin!
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında. * Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm¹ olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden² sonra onların hevalarına³ uyarsan, seni Allah'tan koruyacak bir veli⁴, bir koruyucu bulamazsın.
1- Yargılama, yasa kaynağı. 2- Vahiy. Vahiyle gelen bilgiden sonra 3- Tutku ve kuruntularına. 4- Yardımcı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte biz onu (Kur'ânı) böyle Arabca bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki sana (vahy ile) gelen (bu) ilimden sonra onların hevâ (ve heves) lerine uyarsan Allahdan senin için ne bir yardımcı vardır, ne de bir koruyucu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte böylece onu (o Kur'ân'ı) Arabca bir hüküm olarak indirdik. And olsun ki, eğer sana (vahiyle) gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, Allah'dan senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve işte böylece biz onu (Kur’an’ı, tebliğ eden elçi ve ilk muhatabı olan toplum Arapça konuştuğu için) Arapça bir hüküm (kanun) olarak indirdik. Artık sana gelen (bunca) ilimden sonra onların (ayetlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr edenlerin) heveslerine (tutku ve kuruntularına) uyacak olursan (işte o zaman), Allah’tan (onun azabından) seni koruyacak ne bir veli (sahip ve yardımcı), ne de bir koruyucu vardır. *
(*) Not: Kur’an, evrensel ilahi bir kitap olduğundan, doğal olarak dünya dillerinden sadece bir dil ile gelmiştir, o da Arapçadır. Yoksa dünyada kaç dil ve lehçe varsa, her biriyle bir Kur’an gelseydi, artık siz düşünün her ırk ve her millet sadece kendi diliyle gelen Kur’an’a daha çok değer ve önem verir, diğer dillerde gelen Kur’an’a o kadar önem vermez ve belki kabul de etmezdi. Çünkü o zaman doğal olarak birçok farklı dil ve lehçelerle farklı medeniyet ve kültürlere hitap eden Kur’an’ın birçok mrsajı da birbirlerinden farklı algılanacaktı. İşte bu durmda inanaları/müslümanları bir arada toplamak, birlik, beraberlik ve İslam kardeşliğini oluşturmak pek de mümkün olmayacaktı. Ve bunun sonucu olarak da herkes benim kitabım ve benim peygamberim daha haktır diyecekti. İşte nasıl ki İngilizce dili uluslararası ortak bir dil olarak kabul edilmiş olup hiçbir kimse karşı çıkmıyor ve niye benim konuştuğum ana dilim ortak dil olarak kabul edilmiyor diyemiyorsa, Arapça dili ile gelen Kur’an için de bu durum aynen geçerli olması gerekir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece kitabı sana Arapça hüküm halinde indirdik. Eğer sana gelen bunca ilimlerden sonra, onların arzularına tabi olursan, kendin için Allah’dan başka, seni ne sahiplenen, nede seni koruyan birisini bulabilirsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böylece Biz Kur’an’ı Arap diliyle bir yasa olarak bildirdik. Bu bilim sana geldikten sonra sen yine de onların dürtülerine uyacak olursan, Allah’a karşı ne koruyucun, ne de sakınıcın olur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun gibi [²] onu arabî olarak halk arasında hâkim olmak üzere inzal eyledik. * Sen onların dinlerinin bâtıl olduğunu bildikten sonra onların hevesatına tâbi olacak olursan Allah/ın azabından seni kurtaracak ne işini gören, ne koruyan bir fert bulunamaz.
[2] Evvelki kitapları indirdiğimiz gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz Kur’an’ı böylece Arapça bir hüküm/hikmet kaynağı olarak indirdik. (Ey Peygamber!) Eğer sana gelen bu ilimden sonra sen onların keyiflerine uyarsan, artık seni Allah’tan kurtaracak ne bir dost ne de bir koruyan vardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Şüphesiz sana gelen bu ilimden sonra, onların hevalarına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir veli, ne de bir koruyucu vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! İşte böylece biz, Kur’an’ı önce kendi halkına, sonra onlar aracılığıyla tüm insanlığa tebliğ edebilmen için onu Arapça bir hüküm ve hikmet kitabı olarakindirdik. Sana Rabb’inden ilim geldikten sonra, eğer o zâlim insanlarınşeytânî arzu ve isteklerine uyarak Kur’an’dan sapacak olursan, yemin olsun ki, o zaman seni Allah’ın gazâbından kurtarabilecek ne bir dostun olur, ne de bir koruyucun! Eğer inkârcılar, tabîatüstü güçleri olmayan ölümlü bir insan olduğun için seni reddediyorlarsa, şunu iyi bilsinler:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle, onu düzgün-anlaşılır bir hüküm olarak indirdik. And olsun İlim’den sana geldikten sonra eğer onların hevâlarına uysaydın, senin için Allah’tan ne bir veliyy olurdu, ne bir koruyucu!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Tam egemenlik sağlayabilmen için Kuran’ı, Arapça indirdik. Eğer sen, sana gelen bunca ilme rağmen onların arzularına boyun eğersen, sonunda Allah'a karşı kimse sana kol kanat olmayacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece biz Kur’an’ı Arapça bir hüküm olarak gönderdik. Sana bütün gerçeği açıklayan ayetlerden sonra; eğer sen inkâr edenlerin arzularına heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost ne de bir koruyucu vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Böylece biz onu Arapça, doğru bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan, Allah’tan (gelecek azaba karşı) senin için herhangi bir dost ve koruyucu olmayacaktır.
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte böylece Biz, o (Kur’an’ı hükümleri uygulanmak üzere) Arapça bir kanun olarak indirdik. Eğer sana gelen bu (vahiy) ilminden sonra, onların arzularına uyacak olursan, (işte o zaman) sana Allah’tan (başka) dost da koruyucu da yoktur.¹
1 Kur’an, her kitabın üstünde ve bütün milletlere hâkim Arapça hak bir kitaptır. Onun bilhassa keyfi tercümelerinden doğrudan doğruya hüküm çıkarılamaz. Kur’an’dan hüküm; ehlince ve Arapçasından çıkarılır. Demek ki Kur’an, yalnız okunmakla kalmamalı, insanlar arasında onun hükümleriyle hükmedilmelidir. Bk. (Mâide: 48, Nisâ: 105)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz bu [ilahî kelâmı] işte böyle Arap dilinde, bir hüküm ve hikmet (kaynağı) olarak indirdik. ⁷² Ve gerçek şu ki, eğer sana [vahyî] bilgi geldikten sonra kalkıp insanların gelgeç isteklerine uyarsan, ⁷³ (bil ki) Allah’a karşı ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin!
72 Lafzen, “Arapça bir hüküm olarak”: yani, Arap Peygamber’in önce kendi yakın çevresindeki insanlara ve sonra da onların aracılığıyla bütün insanlığa onu tebliğ edebilmesini sağlamak amacıyla. Bu konuyla ilgili olarak karş. Allah’ın her peygambere, “onlara [hakkı] açık açık anlatabilmesi için kendi kavminin diliyle” bir mesaj indirdiğini ifade eden 14:4. Kur’an mesajının yalnızca Araplarla sınırlı olmayıp evrensel bir nitelik taşıdığı gerçeğine gelince, bu Kur’an’ın pek çok yerinde açıkça ifade edilmiştir, mesela 7:158’de: “[Ey Peygamber] de ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben Allah’ın hepinize gönderdiği bir elçisiyim”.73 Lafzen, “Onların hevalarına (ehvâhum) uyarsan” -yani, Kur’an’ın ortaya koyduğu bazı temel gerçekleri kabul etmekle birlikte, tamamını benimsemekte isteksizlik gösteren başka dinlere mensup kimselerle uzlaşarak.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte böylece biz bu Kuran’ı, açık ve anlaşılır bir hüküm kaynağı olarak indirdik.1 Eğer sen, sana vahiy geldikten sonra onların uyduruk inançlarına uyarsan, Allah’a karşı seni koruyacak ne bir veli/dost ne de bir koruyucu vardır.2, 12/97, 17/73..75, 19/97, 41/44, 22/120, 5/48-49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve işte böylece Biz, onu Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik.[¹⁹⁷⁷] Artık sana ilimden bir pay verildikten sonra eğer onların keyfî arzularının peşine düşersen, senin için Allah’tan başka ne bir yâr, ne de bir sığınak var!
[1977] Kur’an bir beşer dili olan Arapça’ya ve bir beşer olan Allah Rasûlü’ne isnat edildiği her yerde inzal formunu kullanır (Bkz: 12:2, not 3). Arapça indirildiğinin vurgulanması, esasen anlaşılabilirliğine yapılan vurgudur. Bu hem dil açısından, hem delâlet açısından böyledir. Zira ‘Arab ismi bu kavme “açık ve anlaşılır” bir lisan konuştuğu için verilmiştir (Mekâyîs). Delâlet açısından da böyledir. Zira aşkın mânalar içkin kelimelerin kalbine inzal olmuştur. Kendini lafızda ifşa eden mâna kelâmın ruhu, o ruhun içinde meskûn olduğu lafız ise kelâmın bedeni mesabesindedir. Bu ikisinin ayrılması kelâmın hayattan çekilmesi sonucunu doğurur ki, buna “kelâmın ölümü” de diyebiliriz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İşte biz Kur'an'ı böyle Arapça bir hüküm olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra bilfarz (hüküm vermekte) onların heva ve hevesine uyacak olursan, Allah tarafından ne dost ne de yardımcı bulamazsın. (Müşrikler: "Eğer Muhammed, peygamber olsaydı onun da Yahya ve İsa gibi tek başına münzevi bir hayat yaşaması gerekmez miydi?" dediler, oysa)
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafindan senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve işte Biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik ve andolsun ki, eğer sana gelen ilmden sonra onların hevâlarına uyacak olursan senin için Allah'tan ne bir yardımcı vardır, ne de bir koruyucu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece biz Kur'ân'ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Şayet, sana gelen bunca ilimden sonra o muhaliflerin keyiflerine uyacak olursan, Allah'ın cezasından seni koruyacak ne bir dost, ne bir hâmi bulamazsın. [11, 1; 41, 41-42; 31, 2]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve işte biz onu, Arapça bir hüküm (hikmet gereğince hükmeden bir Kitap) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, artık seni Allah'tan kurtaracak ne bir veli ne de koruyucu olmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Senden evvelki rasûllere (kitâbı) kendi lisânlarıyla gönderdiğimiz gibi sana da Kur'ân'ı 'Arabî hüküm olarak inzâl iyledik. Eğer sana 'ilim geldikden sonra onların hevâsına tâbi' olur isen sana Allâh'dan başka bir dost ve vikâyeci bulamazsın.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kural böyledir[*]; Kur’ân’ı Arapça hükümler olarak indirdik. Bu bilgi sana geldikten sonra onların arzularına uyarsan, Allah’a karşı senin ne bir dostun ne de koruyucun olur.
[*] Her elçiye verilen kitap, kendi toplumunun diliyle olur(Bkz: İbrahim 14/4)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte böylece Kur'an'ı Arabça bir hüküm olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir veli ve koruyucu olamaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böylece Biz onu Arapça bir hüküm ve hikmet kaynağı olarak indirdik. Sana gelmiş olan ilimden sonra sen onların heveslerine uyarsan, seni Allah'ın elinden kurtaracak ne bir dostun olur, ne bir koruyucun.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı andayuķ indürdük anı hükm iken 'arabça. daħı eger uyasın nefsleri dileklerine andan śoñra kim geldi saña bilmekden yoķdur senüñ Tañrı’dan arķa virici ne daħı śaķlayıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ancılayın indürdük anı ḥükm‐iken ‘Arabça. Eger uysañ fāsıḳlar dilegine, andan ṣoñra kim geldi saña bilmekden, yoḳdur saña Tañrıdan artuḳ arḳavirici, ne daḫı ṣaḳlayıcı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Beləliklə, Biz onu (Qur’anı) ərəbcə bir hökm olaraq (insanlar arasında onunla hökm etmək üçün) nazil etdik. Əgər sənə (vəhylə) gələn elmdən (Qur’andan) sonra (kafirlərin) nəfslərinin istəklərinə (puç arzularına) uysan, səni Allahın əzabından qoruyan və qurtaran olmaz! (Və ya: Sənin Allah tərəfindən nə bir dostun, nə də bir qoruyucun olar!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thus have We revealed it, a decisive utterance in Arabic and if thou shouldst follow their desires after that which hath come unto thee of knowledge, then truly wouldst thou have from Allah no protecting friend nor defender.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thus have We revealed it to be a judgment of authority(1859) in Arabic. Wert thou to follow their (vain) desires after the knowledge which hath reached thee, then wouldst thou find neither protector nor defender(1860) against Allah.
1859 The Qur'an is in Arabic; therefore the Arabs, among whom it was promulgated, could have no difficulty in understanding its precepts and using it in the judging of right and wrong in all their affairs. But it is also universal; therefore no one should give preference to his own vain fancies against this authoritative declaration. 1860 Cf. 2:120. The variation is in the single word "Waq here in place of "Nasir” in 2:120. In each case the apt word is chosen not only for the rhythm in its own passage but for the general meaning in the argument.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَذٰلِكَ
ve işte böylece
اَنْزَلْنَاهُ
onu indirdik
حُكْماً
bir hüküm olarak
عَرَبِياًّۜ
Arapça
وَلَئِنِ
ve andolsun eğer
اتَّبَعْتَ
tabi olursan
اَهْوَٓاءَهُمْ
hevâlarına
بَعْدَ مَا
o şeyden sonra ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
مِنَ الْعِلْمِۙ
ilimden
مَا لَكَ
senin için yoktur
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
مِنْ وَلِيٍّ
bir dost
وَلَا وَاقٍ۟
ve ne bir koruyucu
Böylece Biz bu (Kur'ân)ı Arapça bir hüküm (ve hikmet kaynağı) olarak (sana) indirdik. Eğer sana gelen (bu) ilimden sonra onların hevâlarına (nefsani arzu ve isteklerine) tabi olursan, (işte o zaman) Allah'tan senin için ne bir dost ne de bir koruyucu vardır.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
عَرَبِيّ
İsim
ع ر ب
Arapça, Arap olan
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَاقٍ
Etken fiil
و ق ي
Koruyan, koruyucu