close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Meśelu-lcenneti-lletî vu’ide-lmuttekûn(e)(s) tecrî min tahtihâ-l-enhâr(u)(s) ukuluhâ dâ-imun vezilluhâ(c) tilke ‘ukbâ-lleżîne-ttekav ve’ukbâ-lkâfirîne-nnâr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Çekinenlere vaat edilen cennetin örneği şu: Kıyılarından ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi daimidir. Çekinenlerin sonucu budur, kafirlerin sonucuysa ateştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte) Takva sahiplerine va’ad edilen cennetin misali (şöyledir); onun altından ırmaklar (ve şelaleler) akmakta, yemişleri ve gölgelikleri (havuzlu bahçeleri ve çiçekleri) sürekli (huzur ve mutluluk sunmaktadır). Bu (Allah’tan) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanların (kutlu) sonudur, inkâr edenlerin sonu ise ateştir (azaptır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yolunu Allah ve kitabıyla bulanlara, söz verilen cennetin özelliği şudur: Onun zemininden ırmaklar akar, ürünleri de, gölgesi de süreklidir. İşte yolunu Allah ve kitabıyla bulanların mutlu sonu böyle olacaktır. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin sonu ise, ateştir, cehennemdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'a sığınıp emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, özgürce şahsiyetlerini geliştiren, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, takvâya dayalı düzeni benimseyen mü'minlere va'dolunan Cennet, altından ırmaklar akan konaklarıyla, ürünleri ve gölgesi sürekli olan bir yere benzer. İşte bu Allah'a sığınıp emirlerine yapışanların günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranarak, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanların varacağı yerdir. Allah'ı, Allah'a kulluğu ve ibadeti inkâr edenlerin, kâfirlerin, nankörlerin varacağı yer ise ateştir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 47/15; 56/27-38; 59/20.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Takva sahiplerine vaad edilen cennetin özelliği şudur: Altından ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte sakınanların sonları budur. Kâfirlerin sonları ise cehennemdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkâr edenlerin sonu ise ateştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Takva sahiblerine vaad olunan cennetin hâli şöyle: (ağaçları) altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgesi devamlıdır. İşte bu, Allah'dan korkup sakınanların akıbeti!...Kâfirlerin akıbeti ise ateştir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendilerini koruyanların vaadedildiği Cennetin, niteliği şudur: Öyle bir Cennet ki; içinde nehirler akar, yiyeceği de gölgesi de daimidir. İşte kendilerini koruyanların kazancı budur, kâfirlerin kazancı da ateştir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Muttakilere/Allah'tan sakınanlara vaad edilen cennetin özellikleri şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte takvâ sahiplerinin sonu budur. İnkâr edenlerin sonu da ateştir.
Besim Atalay
swap_vert close
Sakınçlara va'dedilen cennetin örneği şöyle: altından ırmaklar akar, yemişleri, gölgeleri sürekli; işte sabredenlerin sonu, kâfirlerin sonu ateştir!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara vadeliden cennet şöyledir. Oranın altından çeşitli ırmaklar akar, ağaçlarının meyveleri de gölgeleri de süreklidir (mevsim şartlarına bağlı olarak değişmezler). İşte Allah'ın emirlerine uygun olarak yaşayanların varacağı yer böyle olacaktır. İnkârcıların sonu ise cehennem ateşidir.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’dan korkanların mükâfâtı nehirler ile sulanmış cennet olacakdır. Meyveleri tükenmez ve gölgeleri dâimdir, îmân idenlerin ’âkıbeti odur, kâfirlerinki ise ateşdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen cennetin altından ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkarcıların varacağı sonuç ise ateştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Takvâ sahiplerine vaad olunan cennetin özellikleri şöyledir: Zemininden ırmaklar akar; yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, günahtan çekinenlerin mutlu sonudur; inkâr edenlerin sonu ise ateştir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Erdemlilere söz verilen cennetin örneği şudur: Altından ırmaklar akar, yemişi de süreklidir gölgesi de. Bu, erdemlilerin sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müttakilere vaad olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri süreklidir, gölgeleri de. İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kâfirlerin akıbeti de ateştir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Müttekilere va'dolunan Cennetin temsili; altından ırmaklar akar, yemişleri daim, sayesi de, bu işte takva yolunu tutanların ukbası, kâfirlerin ukbası ise ateş
Emrah Demiryent
swap_vert close
Takva sahiplerine vadedilen cennetin hali/sıfatı şöyledir: (Köşklerinin ve ağaçlarının) altından ırmaklar akar, yiyecekleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu Allah’ (ın emir ve yasakların) a karşı gelmekten sakınanların (mutlu) sonudur, kâfirlerin sonları ise ateştir (cehennemdir).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Takva sahiplerine söz verilen Cennet'in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Gerçeği yalanlayan nankörlerin sonu ise ateştir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Takvaa saahiblerine va'd edilen cennetin sıfatı (şudur): Altından ırmaklar akar onun. Yemişleri ve gölgeleri dâimdir. İşte (fenâlıkdan) sakınanların (mes'ud) aakıbeti! Kâfirlerin sonucu ise ateşdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Takvâ sâhiblerine va'd olunan Cennetin misâli (şöyledir): Altından ırmaklar akar! Meyveleri devamlıdır, gölgesi de! İşte (günahlardan) sakınanların âkıbeti budur! Kâfirlerin âkıbeti ise ateştir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Erkek olsun, kadın olsun kötülüklerden) sakınanlara vâdolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemişleri (nimetleri) ve gölgesi (serinliği) süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudur. İnkâra ısrar edenlerin sonu ise ateştir. *
(*) Not: Bu ayette göre de cennet ve onun nimetleri süreklidir, ebedidir. Zira (أُكُلُهَا دَآئِمٌ وِظِلُّهَا) ’’uküllüha daimun ve zıllüha’’ yani o cennetlerin yiyecekleri ve gölgesi, yani serinliği süreklidir’’ deniliyor. Ama Kur’an’da cehennem için böyle bir ifade bulunmamaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Korunanlar için hazırlanmış bahçelerin misali, o bahçelerin altlarından ırmaklar akar, yemişleri ve ağaçlarının gölgeleri hiç eksilmez. İşte bu Allah’dan korunanların geleceğidir. İnkâr edenlerin geleceği ise ateştir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sakınanlara söz verilmiş olan Cennet şöyledir: İçinden ırmaklar akar, yiyecekleri, gölgeleri bitmez tükenmez. Sakınanların sonu işte budur, tanımıyanların sonu ise ateştir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sakınanlara vaadolunan Cennetin sıfatı şudur: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri de gölgeleri de bitmez, tükenmez. İşte bu Cennet şirkten sakınanların akıbetleridir, kâfirlerin akıbetleri de ateştir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olanlara vaat edilen cennet; altından ırmaklar akan, ürünleri de gölgeleri de sürekli olan (bahçelere) benzer.¹² İşte sorumluluk bilincinde olanların sonu budur. İnkâr edenlerin sonu da ateştir.
12 İnsanoğlu fiziki bir dünyada yaşadığı için, insan zihni, bu dünyada görüp ettikleri varlıkların formları ve muhayyileleriyle tasavvur etme yetisine sahiptir. Onun için, mahiyet ve unsurları itibariyle fizik ötesi/metafizik varlıkları, nesneleri, olduğu gibi kavrama yetisine sahip değildir. İşte bundan dolayı Kur’an bize içinde yaşadığımız bu dünyadan örneklerle ahiret yurdunu anlatır. Dolayısıyla fizik ötesi âlemin anlatımı zorunlu olarak mecâzi anlam taşır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Takva sahiplerine vaat edilen cennet örneği (şu ki), altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, küfre sapanların sonu ise ateştir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüğün her çeşidinden titizliklesakınan kimselere söz verilen cennetin misali şöyledir: Öyle hârika bir bahçe ki, ağaçlarının altından ırmaklar çağıldamaktadır. Bu bahçenin meyveleri, dünya meyveleri gibi belli bir mevsime mahsus ve gelip geçici değil, ebedîdir, gölgelikleri de dâimâ huzur ve mutluluk verici bir serinliktedir. İşte bu, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek, çirkin davranışlardan uzak durmaya çalışan takvâ sahiplerinin mutlu sonudur; hakîkati inkâr eden nankörlerin sonu ise, derileri yakıp kavuran bir ateştir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Müttakîler’e / Sakınıp Korunanlar’a vaad edilen Cennet’in misâli: İçinden Irmaklar akar, onun yemişleri devamlıdır, gölgeleri de! Bunlar sakınıp korunmuş kimselerin akıbetidir. Kâfirler’in akıbeti ise Ateş’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şırıl şırıl akan suları, tükenmeyen yiyecekleri, uzayıp giden gölgeleriyle sağlamcılara söz verilen cennetin bir bezeri yoktur. Sağlamcıların sonu böyle bir yer iken, inkarcıların sonu ise ateştir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şudur: İçinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların elde edeceği mükâfattır. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Muttakî]lere (duyarlı olanlara) vadolunan cennetin örneği şöyledir: Altından ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi devamlıdır. İşte şu, [takvâ]lı (duyarlı) olanların (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Zemîninden ırmakların akması, yemişlerinin ve gölgeliklerinin sürekli olması, Allah’tan hakkıyla sakınanlara vâdedilen cennetin sıfatlarıdır. İşte bu Allah’tan hakkıyla sakınanların sonudur. Kâfirlerin sonu ise cehennemdir.
Muhammed Esed
swap_vert close
ALLAH’A karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselere söz verilen cennet, içinde ırmakların çağıldadığı [bahçeler] gibidir; ⁶⁵ [fakat dünyadaki bahçelerden fazla olarak] onun ürünleri ebedîdir; gölgelikleri ⁶⁶ de [öyle]. Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin varacağı yer işte böyle olacaktır; hakkı inkar edenlerin varacağı yerse ateş olacak. ⁶⁷
65 Parantez içindeki ilaveyle beraber ayetin bu kısmı için verilen karşılık, Zemahşerî’nin ve özet halinde Râzî’nin yaptığı nakle dayanarak Zeccâc’ın bu bölüme ilişkin tefsirinden harfiyyen uyarlanmıştır. Zemahşerî’ye göre ayetin bu kısmı, “müşahede yoluyla bildiğimiz, hakkında bilgi ve görgü sahibi olduğumuz şeylerden yola çıkarak algı ve gözlem alanımızın ötesindeki bir şeyi tasavvur etmemizi sağlayan temsîlî bir ifade” hükmündedir (temsîlen li-mâ ğâbe ‘annâ bi-mâ nuşâhid). “Cennet meseli”ne ilişkin 47:15’deki benzer ama daha geniş atıfta olduğu gibi, burada da hatırda tutulmalıdır ki, Kur’an’ın kıyamet sonrası hayatın nasıl olacağı konusundaki açıklamaları, insan muhayyilesinin bu dünyada müşahede edebileceği şeylerden hem unsurları, hem de mahiyeti itibariyle bütünüyle farklı şeyleri kavrama imkanı olmadığına göre, zorunlu olarak mecazîdir. (Bu konuda bkz. Ek I.)66 Yani, huzur ve mutluluk veren şartlar. Zill (“gölge”) sözcüğünün bu yoldaki mecazî anlamı konusunda bkz. 4:57 ve ilgili 74. not.67 ‘Ukbâ terimine bu anlam örgüsü içinde verdiğimiz karşılık için bkz. yukarıda 45. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a karşı takva sahibi olanlara/sorumlu davrananlara vaat edilen cennet; tabanından ırmakların çağladığı, meyvelerinin ve gölgelerinin devamlı olduğu bahçeler gibidir. Bu, muttakilerin/günahlardan korunmuşların hak ettiği sonuçtur, gerçeği örtbas eden kâfirlerin hak ettiği ise ateştir. 2/81-82, 64/8...10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ALLAH’A karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara vaat edilen cennet, zemininden ırmaklar akan (has bahçelere) benzer.[¹⁹⁷⁶] (Fazladan olarak) oranın ürünleri daimidir, gölgeleri de öyle… İşte bu, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanları bekleyen akıbettir; inkârcıların akıbeti ise ateştir.
[1976] Tam tersiyle mânalandıran da olmuştur: “Zemininden ırmaklar çağıldayan (has bahçeler), sorumluluk bilinci taşıyanlara söz verilen cennete benzer” (Ferrâ; Sibeveyh’ten naklen Zeccâc). Bu nakli yapan Zeccâc’ın tercihi yukarıdaki anlamdır. Gerekçesi ise şöyledir: “Allah bize görüp tanımadığımız cenneti, görüp tanıdığımız dünya ile tarif ediyor” (Ma‘âni’l-Kur’ân). Zeccâc’ın bu yaklaşımı, bu âyetin en doğru yorumudur. Çünkü, âyetin izlediği yöntem bilinmeyeni bilinenle tasvir yöntemidir. Fakat Bakara 2:25’te cennetliklerin dilinden yapılan kıyaslama bunun tam aksi bir seyir takip eder. Çünkü orada kıyası yapan özne, cennet sakinlerinden biridir (Krş: 32:17, not 28). Cennet, mutlaka zemininden ırmaklar akandır. Zira su bahçenin sebebidir. Suyun bahçeye nisbeti, sebebin müsebbebe nisbetidir. Toprak, temiz olmak şartıyla suya ancak niyabet edebilir. Tıpkı abdest yerine teyemmümde olduğu gibi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Takva sahiplerine va'd olunan cennetin özelliği şöyledir ki, (ağaçlarının) altından ırmaklar akar ve yemişleri ile gölgesi süreklidir. İşte (Rablerinin azabından) sakınanların mutlu sonu budur. Kafirlerin sonu ise cehennem ateşidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun (cennet bahçelerinin) altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muttakîlere vaadolunmuş olan cennetin vasfı, onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri daimidir. İşte o, (cennet) ittikada bulunanların akıbetidir. Ve kâfirlerin akıbeti de ateştir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Müttakilere vâd olunan cennetin durumu şuna benzer: Bahçelerinin içinden ırmaklar akar: Meyveleri gibi gölgeleri de devamlıdır. İşte, haramlardan korunan müttakilerin âkıbeti! Kâfirlerin âkıbeti ise ateştir. [47, 15; 56, 27-38; 59, 20]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah'ın emirlerine karşı gelmekten) Korunanlara va'dedilen cennetin durumu şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte korunanların sonu budur. İnkar edenlerin sonu da ateştir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Erbâb-ı ittikâya va'd olunan cennetin misli öyledir ki: Ağaçları altından nehirler akar ve ni'metleri ve gölgeleri dâimdir. Bu, ittikâ idenlerin âkıbet gidecekleri yerdir. Kâfirlerin de âkıbet gidecekleri yer cehennemdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’tan çekinerek kendini korumuş olanlara söz verilen bahçe (cennet), içinden ırmaklar akan, yiyecekleri ve gölgeleri bitmez tükenmez bir bahçe gibidir. Allah’tan çekinenler, sonunda oraya varırlar. Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) yolu da ateşte biter.
Şaban Piriş
swap_vert close
Takva sahiplerine vaadedilen cennet şöyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, muttakilerin kazanacağı sonuçtur, kafirlerin sonucu ise ateştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Takvâ sahiplerine vaad edilen Cennetin hali şöyledir: Onun altından ırmaklar akar. Yiyecekleri de, gölgesi de süreklidir. Allah'a karşı gelmekten sakınanların âkıbeti işte böyledir. Kâfirlerin sonu ise ateştir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsilî anlatımı şu: Altından ırmaklar akar, yemişleri de sürekli, gölgesi de. İşte korunup sakınanların son yurdu. Kâfirlerin son yurdu ise ateş...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
uçmaġun śıfatı ol kim va'de olındı śaķınıcılara aķar altından ırmaķlar yiyesisi anuñ hemįşedür daħı gölgesi. şol śoñıdur anlaruñ kim śaķındılar daħı kāfirler śoñı oddur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Uçmaḳ ṣıfatı ol kim va‘de olundı ṣaḳlanıcılara, aḳar altından ırmaḳlar, yiye‐si[si] anuñ hemīşedür, daḫı anuñ gölgesi. Şol ṣoñıdur anlaruñ kim ṣaḳındı‐lar. Daḫı ṣoñı kāfirlerüñ oddur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allahdan qorxub pis əməllərdən çəkinənlərə (mö’minlərə) və’d edilən Cənnətin vəsfi belədir: (ağacları) altından çaylar axar, yeməkləri də, kölgələri də daimidir. Bu, Allahdan qorxub pis əməllərdən çəkinənlərin aqibətidir. Kafirlərin aqibəti isə Cəhənnəmdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A similitude of the Garden which is promised unto those who keep their duty (to Allah): Underneath it rivers flow; its food is everlasting, and its shade; this is the reward of those who keep their duty, while the reward of disbelievers is the Fire.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The parable of the Garden which the righteous are promised!- beneath it flow rivers: perpetual is the enjoyment thereof(1854) and the shade therein:(1855) such is the end of the Righteous; and the end of Unbelievers in the Fire.(1856)
1854 For the comprehensive meaning of the root akala (literally 'to eat'), see 5:66, n, 776. In its derived meaning, it means fruit and enjoyment of all kinds, spiritual as well as other. The joys of heaven are not like the joys of the earth, which fade away or cloy. The joys of heaven are pure, lasting, and without any of the drawbacks which we associate with the joys of the sense. 1855 Zill: literally shade, hence, shelter, protection, security. All these meanings are implied. Shade is one of the delights of a garden. Cf. 4:57, and n. 579. 1856 In this, as no other place, the Fire is contrasted with the Garden, as misery is contrasted with bliss. We can also imagine other incidents in contrast with those of the Garden; e.g., with the Fire will be drought, aridity, thirst, instead of beautiful rivers; pain and suffering, instead of perpetual delight; no protection against the fierceness of the heat, as contrasted with the cool shades ever deepening as you proceed in the Garden.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَثَلُ
misali
الْجَنَّةِ
cennetin
الَّت۪ي
o ki
وُعِدَ
vaad olundu
الْمُتَّقُونَۜ
muttakilere
تَجْر۪ي
akar
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
الْاَنْهَارُۜ
ırmaklar
اُكُلُهَا
meyveleri
دَٓائِمٌ
daimidir
وَظِلُّهَاۜ
ve gölgesi
تِلْكَ
işte budur
عُقْبَى
âkibeti
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
اتَّقَوْاۗق
takvâlı oldular
وَعُقْبَى
ve âkıbeti
الْكَافِر۪ينَ
kâfirlerin
النَّارُ
ateştir
Muttakilere (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlara) vaad edilen cennetin misali (şöyledir), onun zemininden ırmaklar akar. Meyveleri ve gölgesi (sınırsız ve) daimidir. İşte bu, takvâ sahibi olanların (kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanların) âkıbetidir. Kâfirlerin âkıbeti ise ateştir.
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
مُتَّقِين
Etken fiil-VIII
و ق ي
Muttakiler, takvâ sahipleri
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
اُكُل
İsim
ا ك ل
Ürün, yemiş, meyve
دَٓائِم
Etken fiil
د و م
Daimi
ظِلّ
İsim
ظ ل ل
Gölge
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
عُقْبَى
İsim
ع ق ب
Sonuç, âkıbet
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
عُقْبَى
İsim
ع ق ب
Sonuç, âkıbet
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
نَار
İsim
ن و ر
Ateş