close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 27. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyekûlu-lleżîne keferû levlâ unzile ‘aleyhi âyetun min rabbih(i)(k) kul inna(A)llâhe yudillu men yeşâu veyehdî ileyhi men enâb(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar derler ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya. De ki: Şüphe yok ki Allah, dilediğini sapıklığa ve gönlüyle ona, onun tapısına dönenleriyse doğru yola sevk eder.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini (küfür ve kötülük ehlini) şaşırtıp-saptırıverir, Kendisine tam bir bağlılıkla yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Kim gönlünü Kendisine çevirirse, Allah onu hidayete eriştirir.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamberin getirdiği mesajın doğruluğunu örtbas edenler, O'na Rabbinden mucizevî bir alamet indirilmeli değil miydi? diyorlar. Sen de şöyle söyle: “Bilin ki, sapmayı dileyeni saptıran da, O'na yöneleni, kendisine yaklaştıran da şüphesiz Allah'tır.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler: “Ona, hak peygamber olduğunun delili olarak Rabbinden maddî bir mûcize indirilmeli değil miydi?” diyorlar. “Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanır, kendisine gönül vereni, boyun eğeni de doğru yola iletir” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkâr edenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Doğrusu Allah dilediğini saptırır ve gönülden boyun eğeni de kendine yöneltir.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkâr edenler: 'Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!' derler. De ki: 'Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtıp-saptırır, kendisine katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yine o küfredenler diyorlar ki: “- Peygambere Rabbinden bir mûcize indirilseydi ya! De ki, Allah dilediği kimseyi şaşırtır ve kendisine kalbi ile yöneleni hidayete erdirir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler: “Onun Rabbinden, üzerine bir mucize inmeli değil miydi?” derler. De ki: “Allah, istediğini (hak edeni) saptırır, kendisine dönüş yapanı da doğru yola iletir.
[Onun için mucizeler asıl faktör değiller.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, “Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: “Doğrusu, Allah dileyeni saptırır, bütün benliğiyle kendisine yöneleni de doğru yola iletir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler derler ki: «Tanrısından ona bir belge ineydi»; de ki: «Allah dilediğin saptırır, kendisine yöneyeni doğru yola götürür»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar: “Ona Rabbi tarafından somut bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Onlara de ki: “Allah, dilediğini (arzu ve yaşantılarına bakarak) sapıklıkta bırakır ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.”
Bkz. 26/69  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler sana: "Şübhesiz Allâh’dan mu’cize yapacak hiç bir iktidâr almamışdır" dirler. Ânlara di ki: "Allâh istediğini dalâlete sevk ider ve kendine rücû’ idenleri hidâyete çıkarır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: "Doğrusu Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yöneleni doğru yola eriştirir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkârcılar, “Ona rabbinden bir mûcize indirilseydi ya!” diyorlar. De ki: “Allah dilediğini saptırır; kendisine yöneleni de gerçeğe ulaştırır.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? De ki: Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de hidayete erdirir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenler, "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi," diyorlar. De ki: "ALLAH dileyeni saptırır ve yöneleni doğruya ulaştırır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine o iman etmeyenler diyorlar ki: "Ona Rabbinden bir âyet indirilseydi ya." De ki: "Hakikaten Allah, dilediğini şaşırtır ve kendisine gönül vereni de hidayete erdirir."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine o küfredenler diyorlar ki: Ona Rabbından bir âyet indirilseydi ya!.. De ki, hakikat Allah dilediği kimseyi şaşırtıyorkim de gönül verirse kendini hidayet buyuruyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
27-28. Kâfirler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mu‘cize indirilseydi ya!” (Resûlüm! O kâfirlere) de ki: “Şüphesiz Allah, (cüz’î irâdesiyle) ısrarla bâtılı tercih eden kimseyi, tercih ettiği sapkınlık üzere bırakır, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi ise, (lütfuyla) doğru yola iletir.” Onlar ki îmân edip, kalpleri Allah’ı zikretmekle huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Rabb'inden ona bir âyet ¹ indirilseydi ya!” diyorlar. De ki: “Allah, dileyen kimseyi dalâlette ² bırakır, kendisine yönelen kimseyi de doğru yola iletir.”
1- Mucize. 2- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O küfredenler: «Ona (peygambere) Rabbinden bir (azâb) mu'cize (si) indirilmeli değil miydi»? derler. De ki: «Şübhesiz Allah kimi dilerse onu dalâlete götürür, gönlünü kendine çevirdiklerini ise doğru yola iletir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem inkâr edenler: “Ona (Muhammed'e) Rabbinden (bizim istediğimiz) bir mu'cize indirilmeli değil miydi?” diyor. De ki: “Şübhesiz ki Allah, dilediğini (kendi isyânı sebebiyle) dalâlete atar; (rızâsına) yöneleni ise kendi (dîni)ne hidâyet eder.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o inkâr etmiş olanlar: ‘’Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilmesi gerekmez miydi?’’ diyorlar. (Ey Resulüm!) De ki: ’Şüphesiz Allah, dileyeni (inkâr edip sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir. *
(*) Ayette bulunan (يَشَاء)’’yeşaü’’deki zamir, kendine en yakın olan (من)’’mene’’ gitmektedir, zaten ayetin son cümlesi olan (وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَنْ أَنَابَ)’’ve yehdi ileyhi men enab’’yani, ‘’kendisine yöneleni de doğru yola iletir’’şeklindeki mesaj da bunun böyle olduğunu göstermektedir. Yani sapıklığı dileyen/tecih eden sapıklıkta bırakılır, Allah’a yönelepip hidayeti dileyen de hidayete iletilir. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. أي ان الله يضل من اختار طريف الضلال ويهدي من اختار طريق الهدي فا لله تعالي لايجبر احدا الاختيار وقد وهب البشر حق الاختيار بين طريق الخير وطريق الشر (وهديناه النجدين ) واعطي الله لللا نسان الحق المطلق ان يختار الطريف الذي يشاؤه سواء كان طريق الخير او طريق الشر (التفسير العصرى للقرآن الكريم - روح القرآن: التفسير العصرى للقرآن) }:قوله تعالي (ان الله يُضل)؛ أيْ: من اختار لنفسه طريق الضّلال، والإعراض عن منهج الله، واستمر على ذلك وابتعد، (كتاب تفسير القرآن الثري الجامع - محمد الهلال)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr edenler “Ona Rabbinden (bizi ikna edecek) bir mucize indirilmesi gerekmez miydi?” derler. Böylece Allah dileyeni saptırır ve kendisine yönelmek isteyeni de doğru yola iletir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O tanımazlar derler ki: "Çalabından ona da bir belge gönderilmeliydi." De ki: "Gerçekten Allah kimi dilerse onu doğru yoldan saptırır, tövbe edenleri de kendine iletir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
27, 28. Kâfir olanlar «— Ona Rabbi bir mucize [⁶] indirmeliydi» derler. Onlara de ki Allah dilediğini sapıklığa düşürür. Hakka dönen kimseyi yani iman edip kalpleri zikrullah ile sükûnet bulan kimseyi kendisine [⁷] götürür. Haberiniz olsun ki Tanrı/yı anmakla kalpler sükûnet ve rahat bulur.
[6] Asa, yedibeyza gibi.[7] Dinine - İslâm yoluna veya taraf-ı ilâhisine.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(İnkâr edenler) Diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir mucize [ayet] indirilmeli değil miydi?” (Ey Peygamber!) De ki: “Allah dilediğini⁸/dileyeni saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.”
8 Kur’an üslûbunda “yeşâ” ve “hedâ” fiilleri bazen çift özneli gelir. Kontekse göre tercüme edilmelidir. Bu özneler “Allah” ve “insan”dır. Dilediğini saptıran ve hidâyet veren Allah’tır. Sapmayı ve hidâyeti de dileyen insandır. Bakara 2/26’da Allah “Günahta ısrar edenden yani yoldan çıkandan başkasını saptırmaz” ayetini dikkate aldığımızda, insanın inanç ve davranışlarıyla sapmayı hak ettiğini anlıyoruz. Keza hidâyet için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ayetin anlam bağlamına göre tercüme edilmelidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar, “Neden ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilmiyor!” derler. De ki: “Şüphesiz Allah, dilediğini saptırır, kendisine gerçekten yöneleni de hidayete eriştirir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Kur’an gibi apaçık mûcize ortada dururken, yine de kalkmışlar, “Ona Rabb’inden bizim istediğimiz türden bir mûcize gönderilmeli değil miydi?” diyorlar. Onlara de ki: “Siz kibir ve inadı terk edip samimi olarak hakikate yönelmediğiniz sürece, göreceğiniz hiçbir mucize sizi imana sevk etmeyecektir. Şüphesiz Allah, sapıklığa düşmek isteyenleri saptırır ve ancak doğruya, gerçeğe ulaşmak amacıyla kendisine yönelen kimseleri doğru yola iletir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar diyor ki: “Ona rabbinden bir âyet indirilse ya!”. De ki: “Allah, dileyeceği kimseleri şaşırtıyor. Sadece O’na yönelmiş kimselere hidayet ediyor / yol gösteriyor”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar: “ Resule Rabb’inden bir mucize gelmeliydi “ diyorlar. de ki: “ Allah, dilediğini dışlar, dilediğini bağrına basar. “
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler diyor ki: "O madem Resul, O’na istediğimiz ayetler gönderilseydi ya!" Onlara de ki: "Şüphesiz Allah inkâr edenlerin istedikleri ayetleri göndermeyerek onları sapıklıklarında bırakır. Allah’a yönelen kişileri de doğru yola eriştirmek için ayetleriyle gerçekleri açıklar. İnananları asla yarı yolda bırakmaz."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz ki Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar); kendisine yöneleni ise doğru yola ulaştırır.” [*]
Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: “De ki: Şüphesiz ki Allah dilediğini (layık olanı) saptırır, kendisine yöneleni ise doğru yola ulaştırır.” Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Âl-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; ‘Ankebût 29:21; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Müddessir 74:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler: “O (Peygambere) Rabbinden bir mûcize indirilse olmaz mıydı?” diyorlar. (Ey Muhammed! Sen de onlara): “Şüphesiz Allah dilediğini şaşırtır, kendisine hakkıyla yöneleni¹ de hak yola yöneltir.” de.
1 İnâbe: Hakk’a teslimiyetle yönelmek ve Hakk’ın âyetlerini derinden derine düşünerek O’na dönmek ve tevbe etmek, hayır nöbetine girmek demektir. Binaenaleyh hidayetin şartı, nefsin istek ve iradesinden çıkıp, Allahu Teâlâ’nın iradesine yönelmek, O’na teslim olmak ve bağlanmak demek olan cüz’î iradedir. Her kişinin ömründe, ömürler birbirine eşit olmasa bile, kendisine verilmiş olan bir süre söz konusudur. O süre içinde hidayeti seçmek için kendisine bir imkân tanınmış demektir. İşte ömür denilen süre içinde hidayeti veya dalaleti seçmek kulun tercihine bırakılmıştır. Bu süre içerisinde tercihini iyi kullanıp Hakk’a boyun eğmeyenler için dalalet, artık cebrî ve vazgeçilemez bir huy halini alır ki, daha sonra hidayeti arzu etse de kolay kolay buna muvaffak olamaz.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İMDİ, [Peygamber’in getirdiği mesajın] doğruluğunu inkar edenler, “Ona Rabbinden mucizevî bir alamet indirilmeli değil miydi?” ⁴⁹ diyorlar. Sen de şöyle de: “Bilin ki, [sapmayı] dileyeni saptıran ⁵⁰ da, O’na yöneleni Kendisine yaklaştıran da, şüphesiz Allah’tır;
49 Bkz. bu surenin 7. ayeti ve ilgili 16. not. Muhtevası 2:27’ye dair 19. notta açıklanan ve bu surenin 25. ayetinde tekrarlanan bu sorunun burada da tekrarlanması, “[yaratılışlarının gereği olan doğal bir] andlaşmaya dayanıyor olmasına rağmen, Allah’la olan bağlantılarını bozanlar” sözleriyle olan ilgisi dolayısıyladır. Sözkonusu kimselerin Allah’ın varlığını ve kendilerinin O’nun yol gösterici rahmetine olan ihtiyaçlarını idrak etmelerine yarayan derunî ve fıtrî yetilerini/yeteneklerini -bu dünyanın geçici hazlarına kendilerini kaptırmış olmalarından ötürü- tepmiş olmaları bu “hakkı inkar eden kimseler” için Muhammed (s) tarafından tebliğ edilen mesajdaki ilahî tadı, ilahî soluğu hissetmelerini imkansız hale getirmektedir; ve bu yüzdendir ki böyleleri, gözle görülebilir haricî bir “mucize”yle desteklenmedikçe hakkı kabule yanaşmamaktadırlar. (Bkz. aynı konuyla ilgili olarak 6:109 üzerine 94. not.)50 Yahut: “Dilediğini saptıran Allah’tır”. Yukarıda bizim benimsediğimiz anlam için bkz. 14. sure, 4. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: “Sana Rabbinden bir mucize/ayet indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Kuşkusuz Allah, sapıklığı tercih edeni sapıklıkta bırakır; kendisine yöneleni de doğru yoluna yönlendirir. 13/7, 20/133-134, 29/50-51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine inkârda direnenler, “Ona Rabbinden ilâhî kudret delîli indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Allah tercih eden/tercih ettiği kimseyi saptırır, kendisine yönelmeyi tercih eden kimseyi ise doğru yola yöneltir”;[¹⁹⁶⁶]
[1966] Men ile birlikte gelen yeşâ’ fiili cümle içerisinde iki özneyi de görmektedir: Allah (huve) ve insan (men). Bu durumda, “Allah’ın tercihi” (hidayet için bkz: 9:80, not 99) “insanın tercihinin” bir sonucudur. Özellikle burada “hidayet”, zıddı olan “dalalet” ile birlikte anılmaktadır. Fakat anlamamızı kolaylaştıran asıl unsur ibaredeki ileyhi men enâbdır (Krş: 40:13). Çünkü bu kısımda hemen önceki yudillu men yeşâ’ ibaresinde gizli ikinci özne olan ‘insan’ açıkça ortaya çıkmıştır: “kendisine yönelen kimse”. Yani “Allah kendisine yönelen kimseyi doğru yola yöneltir”. Allah’ın hidayete erdirmesi ya da dalalete düşürmesi ile ilgili tüm âyetler, buradaki ilâhî iradenin nasıl tecelli ettiğini açıklayan şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “Allah, yoldan çıkmışlardan başkasını saptırmıyor.” (2:26; ay. bkz: 2:258, 264; 5: 51, 67, 108; 9:19, 37, 109; 16:107 vd.) Kur’an “Allah esenlik yurduna davet eder” dedikten sonra, bu davete icâbet edenleri kastederek “İsteyeni/istediğini dosdoğru bir yola yöneltmektedir” buyurmaktadır (10:25). Biri hariç, hidayet-dalalet çiftiyle ilgili 19 âyetin hepsinde de, hem öznelerin hem de tümlecin yüklemi üçüncü şahıs kipiyle gelir. (Buna 6:39 gibi kavram çiftinden bir tekinin kullanıldığı yerler dahil değildir.) Adı geçen tek istisna olan Şûrâ 42 ise birinci çoğul şahıs kipi olan “biz” formuyla gelir. Onda da, mücerret olarak “biz doğru yola yöneltiriz” şeklinde değil, bir mef’ulü bih ile “Onun için bir ışık yaratırız, istediğimizi o ışık sayesinde doğru yola iletiriz” formunda gelir. Bu da, hedâ ve dalâl ile kullanılan yeşâ’ fiilinin iki özneyi de gördüğüne delâlet eder. Aynı sonuca istikraî bir okumayla da varılır (Ayrıca bkz: Âyet 31; 14:4; 24:21; 47:17, ilgili notlar).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O küfredenler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" dediler. (Peygamber'den -onun peygamber olduğuna inanmak için- safa tepesini altın'a çevirmesini, kendileri için pınarlar akıtmasını vs. istediler) (Ey Muhammed) De ki: "Allah, dilediğini (işte böyle) sapıklığa düşürür! (Rabbinin ayetlerini ve ahireti inkar eden dünya zevk ve sefasından başka bir şey düşünmeyen kafirlere şeytanı musallat eder. O da onları azdırdıkça azdırır, günah üstüne günah işletir, böyle olur olmaz taleplerde bulunmalarını telkin ederek onları sapıklık uçuruma sürükler) Kendisine yönelen kulunu ise hidayete erdirir.
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir âyet/mucize indirilmeli değil miydi?" diyorlar. De ki: "Allâh, dilediğini saptırır ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar derler ki: «Ona Rabbinden bir âyet indirilmiş olmalı değil mi idi?» De ki: «Muhakkak Allah Teâlâ dilediğini sapıklığa düşürür ve Hakk'a yöneleni de kendisine hidâyet eder.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
27, 28. Yine o inkâr edenler diyorlar ki: “Peygambere Rabbi tarafından bir mûcize verilmeli değil miydi? ”De ki: “Allah dilediğini bu tür iddiaları sebebiyle saptırır. Kendisine yöneleni de hidâyete erdirir. İşte onlar iman edip gönülleri Allah'ı zikretmekle, O'nu anmakla huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. ” [21, 5; 10, 101; 6, 111]
Akıllı insanların üzerinde derinden derine düşünecekleri bunca harika eserler, Hz. Muhammed (a.s.)’ın peygamberliğine dair Allah tarafından bunca âyet ve delil varken, bunları delil saymıyorlar da, kimsenin karşı koyamayacağı bir musîbeti, bir belayı isteyip duruyorlar. Halbuki bu cebir ve zorlama, ilahî hikmete aykırıdır. Yukarıda geçen bu sözlerin bir daha tekrarlanması, kâfirlerin bu isteklerini inatla sürdürdüklerini göstermektedir. Demek Peygamberimize mûcize verilmemiş değildir. Âyet onların keyiflerine göre teklif ettikleri olağanüstü şeyleri reddetmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler: "Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?" diyorlar. De ki: "Allah, dilediğini (bu tür sözlerle) saptırır. Yöneleni de kendisine iletir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler, Muhammed'e "Ne içün bizim istediğimiz bir âyet gelmedi" dirler. Di ki: "Allâh Te'âlâ dilediğini dalâlete sevk ider. Ve tevbe idenleri de kendine hidâyet buyurur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) derler ki “Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya.” De ki “Allah, sapıklığı tercih edeni saptırır, doğruya yöneleni de kendine yöneltir[*].”
[*] Bkz. Ankebut 29/69  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler: -O'na Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? derler. De ki: -Kuşkusuz Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yöneleni doğru yola eriştirir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler, “Rabbinden ona bir âyet indirilse ya” dediler. De ki: Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de doğru yola iletir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar derler ki: "Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Allah dilediğini/dileyeni saptırır. Doğruya yöneleni de kendisine iletir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eydür anlar kim kāfir oldılar “nişe indürinilmedi anuñ üzere bir nişān çalabı’sından?” eyit “bayıķ Tañrı azdurur anı kim diler daħı ŧoġru yol gösterür aña anuñ kim döndi.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı dirler anlar kim kāfir oldılar: Nite indürinildi anuñ üzerine nişānÇalabından. Eyit: Tañrı Ta‘ālā azdurur diledügini, daḫı doġrı yol gösterürandan yaña kim döndi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kafir olanlar: “Məgər Rəbbindən ona bir mö’cüzə endirilməli deyildimi?” – deyirlər. (Ya Rəsulum!) De: “Allah istədiyini (haqq yoldan) sapdırır. Tövbə edən (Allahın itaətinə qayıdan) şəxsi isə Öz hidayətinə (Özünün doğru yolu olan islam dininə) qovuşdurur”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who disbelieve say: If only a portent were sent down upon him from his Lord! Say: Lo! Allah sendeth whom He will astray, and guideth unto Himself all who turn (unto Him),
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Unbelievers say: "Why is not a sign sent down to him from his Lord?"(1842) Say: "Truly Allah leaveth, to stray, whom He will; But He guideth to Himself those who turn to Him in penitence,-
1842 The question is repeated from 13:7 above: for the line of reasoning there suggested in answer is now completed, and another line of reasoning is now taken up. Allah provides every guidance for those who turn to Him in penitence, but He will leave those to wander astray who deliberately close their eyes and their hearts to His grace and the comfort that comes from remembering Him and celebrating His praises.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَقُولُ
ve diyor
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَوْلَٓا
değil miydi
اُنْزِلَ
indirilmeli
عَلَيْهِ
ona
اٰيَةٌ
bir mucize
مِنْ رَبِّه۪ۜ
Rabbinden
قُلْ
de ki
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يُضِلُّ
dalâlette bırakır
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
وَيَهْد۪ٓي
ve hidâyet eder
اِلَيْهِ
kendine
مَنْ
o kim- seyi ki
اَنَابَۚ
yöneldi
(Yine de) Kâfirler diyorlar ki: "Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi!" De ki: "Şüphesiz ki Allah, dilediğini (küfründe inat edeni) dalâlette bırakır, (hidâyeti isteyerek) kendisine yöneleni de hidâyete erdirir."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَنَابَ
Fiil-IV
ن و ب
Yöneldi