Onlar (o Allah’a yönelenler) ki, inanmış olup Allah’ın zikriyle (Kur’an’la) gönülleri huzur ve doyum bulan (şüphelerden arınan, inkâr ve nifak hastalıklarından, ruhsal çalkantılardan kurtulan) kimselerdir. Dikkat edin, gönüller, ancak Allâh’ın zikriyle (Kur’an’la) huzur bulur.*
(*) Burada Allah’ın zikrinden kastedilen “Kur’an” dır. Zira barışın ve huzurun kaynağı, paylaşmanın ve dayanışmanın membaı olan Kur’an insanlar için bir öğüttür. Öğüt Kur’an’da “zikr” veya “zikr” kökünden gelen “zikrâ” ve “tezkire” kelimeleriyle anlatılmıştır. “Muhakkak bu Kur’an senin ve halkın/insanlar/ için bir öğüttür. Zamanı gelince hepiniz (ona karşı tutumunuzdan dolayı) hesaba çekileceksiniz. ”(Zuhruf 43/44) “Muhakkak ki bu Kuran, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan herkes için bir öğüttür.” (Hakka 69/48) “Hayır, (düşündükleri gibi değil), Muhakkak ki Kur’an (Allah’tan) bir öğüttür.” (Müddessir 74/54) Görüldüğü gibi buralarda da Kur’an zikr kelimesiyle ifade edilmiştir. (C. Külünkoğlu Meali Rad-28. Ayet Açıklaması) Ayrıca kalbden kasıt; ‘’sevgi, istek, anış, düşünüş gibi duygu kaynağıdır, yani “düşünmenin ve akletmenin” merkezidir, bunun biyolojik kalpla hiçbir alakası yoktur. Allah’ın zikr ise,” Allah’tan gelen öğüt /vahiy demektir.