close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 22. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne saberû-btiġâe vechi rabbihim veekâmû-ssalâte veenfekû mimmâ razeknâhum sirran ve’alâniyeten veyedraûne bilhaseneti-sseyyi-ete ulâ-ike lehum ‘ukbâ-ddâr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namaz kılarlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeyden, gizli ve açık harcarlar ve kötülüğü iyilikle giderirler. Öyle kişilerdir onlar ki onlarındır güzel sonuç.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle (küfrü İslamiyetle) savıp defederler. İşte onlar var ya; bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve yine onlar ki, Rablerinin rızasını arzu ederek her türlü güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli açık başkaları için harcarlar ve kötülükleri iyiliklerle savarlar. İşte bunlar için, öyle güzel bir sonuç vardır ki.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla, sabrederek mücadeleye devam edenler, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten gizli ve açık Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenler, devletle, iyilikle, güzel metotlar kullanarak kötülüğü, anarşiyi ortadan kaldıranlardır. İşte dünya hayatının mutlu sonucu, âhiret saadeti onlarındır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar Rabblerinin rızasını dileyerek sabreder, namazı kılar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak eder ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte bu (dünya) yurdun(un) sonu onlar içindir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı gereği üzere kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar, işte bunlar (adı geçenler var ya), ahiret saadeti onlar içindir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki, sahipleri olan Allah’ın öz rızasını kazanmak için sabrederler, namazı doğruca kılarlar. Gizli ve açıkça Allah’ın onlara verdiği rızıktan harcama yaparlar. Ve kötülüğü iyiliklerle gidermeye çalışıyorlar. İşte dünya yurdunun sonucu onlarındır:
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, Rabblerinin rızasını arzulayarak sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bu dünyanın iyi sonucu bu amelleri yapanlar içindir.
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrı hoşnutluğu uğrunda her şeye katlananlar, namaz dahi kılanlar, açık gizli —kendilerine verdiğimiz— azıklardan yedirenler, kötülüğü iyilikle karşılayanlar, işte son yurt onların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı ikame ederler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr infak ederler, kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte (geçici dünyanın ardından) gelecek olan ahiret yurdu bunlarındır.
“Rızıktan infak ederler” yani günün şartlarına göre kendi ihtiyacını karşıladıktan sonra Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği emanetin arta kalanını sahibine teslim ederler. “Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İhtiyaçtan artakalan her şeyi.” (Bakara 2/219)Hiç kimse Allah’ın verdiği rızkı keyfine göre harcayamaz, milyonlarca insan açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşarken çocuklarının, torunlarının 30-40 sene sonrasını düşünerek yatırım yapamaz, arkasından gelecek olan zürriyetinin refahı için fakirin hakkını yiyemez. İnfak etmek sosyal bir zorunluluktur, keyfi bir durum değildir. İnfak etmemek fakirin hakkını yemektir, Allah’ın emanetine ihanet etmektir. “O gün size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz!” (Tekâsür 102/8)  
Cemil Said
swap_vert close
20, 21, 22. Allâh’a karşu ’ahidlerini sâdıkane edâ idenler ve mîsâklarını nakz itmeyenler, Allâh’ın birleşdirmeği emr itdiğini birleşdirenler, Allâh’dan korkanlar ve bir gün virecekleri müdhîş hesâbdan havf iyleyenler, Allâh’ı görmek ümîdiyle felâkete sabr idenler, muntazaman edâ-yı salât iyleyenler, virdiğimiz erzâkdan gerek gizli gerek ’alenî sadaka virenler, seyyiâtını hasenât ile telâfî idenler dâru’l ’ukbâda (cennetde) sâkin olacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
22,23,24. Onlar, Rablerinin rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça sarfederler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldırırlar; işte onlara bu dünyanın iyi sonucu, girecekleri Adn cennetleri vardır; babalarının, eşlerinin, çocuklarının iyi olanları da oraya girerler. Melekler her kapıdan yanlarına girip: "Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve onlar rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve onlar ki sadece Rab'lerinin onayını kazanmak için sabredip direnirler, namazı gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. Son durağı onlar hak etmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onlar ki Mevlâlarının rızasına ermek için sabretmekte, namazı dürüst kılmakda, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık infak eylemektedirler, ve seyyieyi hasene ile defederler, işte bunlar, Dünya yurdunun ukbası onlara
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek (her türlü zorluğa) sabreden, namazı (dosdoğru) kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü, iyilikle savan kimselerdir. İşte (Allah’ın vadettiği) şu (âhiret) yurdun (un güzel) akıbeti onlar içindir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salâtı ikâme ederler¹, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak ² ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.
1- Yardımlaşma ve dayanışmayı canlı ve diri tutarlar ve gereği gibi yerine getiriler. 2- İhtiyaç sahiplerine verirler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar ki (sırf) Rablerinin rızaasını isteyerek (her zorluğa) katlanırlar, namazı dos doğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve aşikâr (hayır yoluna) harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar, işte onlar, onlar için bu dâr (-i dünyân) ın (iyi) bir sonucu vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlar ki, Rablerinin rızâsını arzu ederek sabrederler, namazı hakkıyla kılarlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizlice ve açıkça (Allah yolunda) sarf ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar; işte onlar var ya, onlara (dünya) yurdun(un güzel) âkıbeti vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve yine onlar ki, Rablerinin rızasını arzu ederek her türlü güçlüklere göğüs germişlerdir, namazlarını dosdoğru kılmışlar, kendilerine rızık olarak verdigimiz şeylerden gizli ve açık (yoksul, işsiz ve muhtaçlara) infakta bulunmuşlar ve (daima) kötülükleri iyiliklerle savarlar. İşte onlar (var ya), bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın rızasını kazanmak için bütün zorluklara karşı inançlarını koruyanlar (sabredenler), namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli veya açık infak edip harcayanlar ve kötülükleri güzellikle bırakanlar var ya, işte onlar için güzel bir sonuç (ahiret yurdu) vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
o kimseler ki çalaplarının gönlünü kazanmak için katlanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz azıklardan, gizlice olsun gözgöre olsun, başkalarını da geçindirirler, kötülüğü iyilikle önlerler, işte onlar dünyanın sonu kendilerinin olanlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rablerinin hoşnudisi uğurunda katlananlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızktan gizli, aşikâr harcedenler, kötülüğe iyilikle [²] karşı gelenlerdir. İşte bunlar için bu dâr-ı dünyada iyi bir akıbet vardır.
[2] Ezaya sabır ile karşı gelenler gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, Allah’ın rızasına [vech] ermek için sabreden/zorluklara göğüs geren, namazı dosdoğru kılan, kendisine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle savanlardır. İşte mutlu ahiret yurdu [ukbâ’d-dâr] bunlar içindir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar (var ya), bu yurdun (güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yine onlar, arzu ve şehvetlerini gerektiğinde dizginlemesini bilen, Rab’lerinin hoşnutluğunu kazanmak için verdikleri mücâdelede, başlarına gelebilecek belâ ve musîbetler karşısındasabreden, dayanıp direnen, kulluğa devam eden, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı gereği gibi dosdoğru ve aksatmadan kılan, kendilerine bahşettiğimiz güzel nîmetlerden bir kısmını, çoğu zaman gizlice ve bazen de, başkalarını buna teşvik etmek için açık olarak Allah yolunda harcayan ve kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen, aksine, kötülüğüiyilikle gideren kimselerdir. İşte âhiretyurdununmutlu sonu onların olacaktır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabb’lerinin rızasını kazanmak üzere sabrettiler; Namaz’ı kıldılar; kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak harcadılar. Kötülüğü İyilik ile ortadan kaldırırlar. İşte onlarındır Yurd’un akıbeti!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah’ın rızasına erebilme aşkıyla yanıp tutuşanlar, namazlarına devam edenler, emaneten verdiklerimizden gizli açık verenler, kötülüğü, iyilikle savanlar bu dünyadan mutlu ayrılacaklar ve
Mehmet Çoban
swap_vert close
Müslümanlar Allah’ın rızasına kazanmak için inandıkları yolda azimle, kararlılıkla, mücadeleci olan, salat-ı ikame ederek bilgiyle, bilinçle hareket eden, kendilerini Rabbinin huzurunda özeleştiriye tabi tutan, hatalarından pişman olup tövbe eden, kendilerine verdiğimiz varlıklardan gizli veya açık Allah rızası için harcayan, kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya hayatının iyi sonucu vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı doğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık olarak (Allah yolunda) infak eden (veren) ve kötülüğü iyilikle savan [*] kişilerdir. İşte onlar var ya, (dünya) yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.
Benzer mesajlar: Mü’minûn 23:96; Kasas 28:54; Fussilet 41:34.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve yine) onlar sadece Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru ve devamlı kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak eden ve kötülüğü iyilikle savan¹ kimselerdir. Şu (dünya) yurdunun sonucu (olan âhiret saadeti) sadece onlar içindir.
1 Bu âyete göre, saldırgana aynıyla mukabele, bir azimet değil ruhsattır. Ve kötülüğe kötülükle mukabele için değil, saldırganın kötülüğünü engellemek üzere meşru’dur. Yoksa zarara zarar, şerre şer ile karşılık vermek câiz değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve onlar ki, Rablerinin teveccühünü umarak güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli-açık başkaları için harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar. ⁴⁴ İşte, ahirette erişilecek olan nihaî huzur böylelerine özgüdür; ⁴⁵
44 Bazı müfessirler, bu ifadeyi, “bir günah işledikleri zaman bunu [yani, bunun etki ya da sonucunu] pişmanlık duymak, tevbe etmek suretiyle giderirler” şeklinde yorumlamışlar (Zemahşerî’nin kaydettiğine göre İbni Keysân); bazıları ise, ayetteki “savmak” ya da “gidermek” tabirinin -muhtemelen bilmeden, istemeden- yapılan bir kötülüğün telafîsi için bir iyilik ya da iyi bir iş yapmak (Râzî), yahut (Zemahşerî’nin bahsettiği bir başka yorum) kötü ve olumsuz durumları söz ya da fiille düzeltmeye, ıslah etmeye çalışmak anlamına geldiğini söylemişlerdir. Fakat klasik müfessirlerin ekseriyeti sözkonusu cümlenin en açık anlamının “kötülüğü iyilikle savarlar” şeklinde olduğu görüşündedir; bunun içindir ki, (Beğavî, Zemahşerî ve Râzî’nin kaydettiğine göre) aynı görüşü ifade etmek üzere Hasan Basrî, “[bir şeyden] yoksun bırakıldıkları zaman, verirler; kendilerine yapılan kötülüğü bunu yapana iyilik yaparak savarlar” ve “kötülüğü kötülükle değil, iyilikle giderirler”. Keza bkz. 41:34-36.45 Lafzen, “[Ahiret] yurdunun sonucu/mahsulü onlarındır”. ‘Ukbâ ismi hemen hemen bütün dil otoriteleri tarafından ‘âkibet (“sonuç”, “netice”, “her şeyin sonu” ve bundan hareketle “ödül”, “karşılık” ve mecazî olarak “kader” ya da “ergi/nail olma” sözcüğüyle eş anlamlı bir sözcük olarak görülmüştür. Dâr terimi ise ed-dâru’l-âhira) “nihaî yurt”/“ahiret yurdu” yani, öte dünya anlamındadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve bunlar, Rablerinin rızasını kazanmak için zorluklara göğüs gererek sabreder, namazı kılar. Bizim kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizli ve aşikâr sarf eder; bunlar kötülüğü iyilikle def eder. Mutluluk yurduna ulaşacak olanlar işte bunlardır. 3/104, 9/112, 22/41, 41/34
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte onlar Rablerinin rızasını elde etme yolunda sebat gösterirler; hem salatı ikame ederler hem de kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizlice ve açıktan sarf ederler; dahası, kötülüğü iyilikle ortadan kaldırırlar. İşte onlar, (bu) diyarın mutlu sona ulaşacak sakinleridirler:
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rablerinin rızasına ermek için (her sıkıntıya) katlanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık (Allah yolunda) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. (Bir kimseden kötü bir söz işitseler, kendileri güzel bir söz ile karşılıkta bulunurlar) İşte onlardır mutlu sonuca erecek olanlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onlar Rablerinin rızâsını arzu ederek sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte (ahiret yurdunun güzel) sonucu bunlar içindir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlar ki, Rablerinin rızasını isteyerek sabretmişlerdir ve namazı doğruca kılmışlardır ve kendilerine merzûk ettiğimiz şeylerden gizlice ve âşikâre olarak infakta bulunmuşlardır ve kötülüğü iyilik ile def'ederler, işte onlar için bu dünyada iyi bir akıbet vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar, sırf Rab'lerinin rızasını kazanmak için sabreder, namazı tam gerektiği şekilde kılarlar. Kendilerine ihsan ettiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler. İşte onlardır dünya diyarının güzel âkıbetini kazananlar. {KM, Luka 6, 27-28}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve onlar Rablerinin yüzünü (rızasını) arzu ederek (nefsin gücüne giden şeylere) sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte şu yurdun sonucu onlarındır:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki rızâ-yı Bârî taleb ile sabır iylerler, namâzlarını kılarlar, kendilerine rızık iylediğimiz şeylerden gizli ve âşikâr olarak infâk iderler, hasenât ile seyyiâtı giderirler. İşte onlara dâr-ı âhiret vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yine bunlar, Rableri yüzlerine baksın diye sabreden[*], namazı tam kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli açık harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. O son yurt işte onlarındır.
[*] Sabır: Zorluklara göğüs germek, katlanmak, dayanmak. Bkz Bakara 2/45 ve dipnotu  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak için sabredenler, namazı kılanlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık olarak sarfedenler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldıranlardır. İşte onlar için yurdun en iyisi vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar, Rablerinin rızasını umarak sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık bağışta bulunurlar, kötülüğü de iyilikle savarlar. Dünya yurdunun hayırlı sonu işte onlar içindir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı/duayı yerine getirirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir sürekli yurt.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim ķatlandılar çalabı’ların istemek içün ya'nį anuñ. rıżāsı içun daħı ŧururdılar namāzı daħı harc eylediler andan kim rūzį virdük anlara gizlü daħı eşkere daħı def' eylerler eyü iş ile yavuz işi şunlar anlaruñdur śoñ sarāy ya'nį uçmaķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlar kim ḳatlandı Çalapların istemeg‐içün. Daḫı ṭururdılar namāzı, daḫı ṣadaḳa virdiler şundan kim anlara rızḳ virdük, gizlü daḫı āşikāre. Daḫıdef‘ eylerler eyü işler‐ile yavuz işi. Anlaruñdur sarāy ṣoñı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və o kəslər ki, Rəbbinin razılığını qazanmaq üçün (bu yolda bütün əziyyətlərə) səbr edir, (vaxtlı-vaxtında, lazımınca) namaz qılır, onlara verdiyimiz ruzidən (yoxsullara, ehtiyacı olanlara) gizli və aşkar xərcləyir, pisliyin qarşısını yaxşılıq etməklə alırlar (pisliyin əvəzində yaxşılıq edirlər) – məhz onları (gözəl) axirət yurdu -
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such as persevere in seeking their Lord's countenance and are regular in prayer and spend of that which We bestow upon them secretly and openly, and overcome evil with good. Theirs will be the sequel of the (heavenly) Home.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who patiently persevere, seeking the countenance of their Lord; Establish regular prayers; spend, out of (the gifts) We have bestowed for their sustenance, secretly and openly; and turn off Evil with good: for such there is the final attainment of the (Eternal) Home,-(1836)
1836 Their journey in this life was at best a sojourn. The final Bliss is their eternal Home, which is further prefigured in the two following verses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve onlar ki
صَبَرُوا
sabrettiler
ابْتِغَٓاءَ
arzu ederek
وَجْهِ
vechini
رَبِّهِمْ
Rabble-rinin
وَاَقَامُوا
ve ikâme ettiler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاَنْفَقُوا
ve infak
ettiler
مِمَّا
o şeyler- den ki
رَزَقْنَاهُمْ
kendilerini rızıklandırdık
سِراًّ
gizlice
وَعَلَانِيَةً
ve açıkça
وَيَدْرَؤُ۫نَ
ve savarlar
بِالْحَسَنَةِ
güzellikle
السَّيِّئَةَ
kötülüğü
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
لَهُمْ
onlara vardır
عُقْبَى
sonucu
الدَّارِۙ
yurdun
Yine onlar, Rabblerinin vechini (cemâlini ve rızasını) isteyerek sabreden, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)an, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) gizli, açık infak eden ve kötülüğü güzellikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, (dünya) yurdun(un en güzel) sonucu (âhirette) onlarındır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
اِبْتِغَٓاء
Fiilimsi-VIII
ب غ ي
Aramak, arzulamak, arzu etmek
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
سِرّ
İsim
س ر ر
Gizlilik, sır
عَلَانِيَة
İsim
ع ل ن
Açıkça
دَرَاَ
Fiil-I
د ر ا
Savdı, kaldırdı
حَسَنَة
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
سَيِّئَة
İsim
س و ا
Kötülük, fenalık
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عُقْبَى
İsim
ع ق ب
Sonuç, âkıbet
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev