close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
(A)llâhu-lleżî rafe’a-ssemâvâti biġayri ‘amedin teravnehâ(s) śümme-stevâ ‘alâ-l’arş(i)(s) vesaḣḣara-şşemse velkamer(a)(s) kullun yecrî li-ecelin musemmâ(en)(c) yudebbiru-l-emra yufassilu-l-âyâti le’allekum bilikâ-i rabbikum tûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öyle bir Allah'tır ki görmekte olduğunuz gökleri direksiz yüceltmiştir de sonra arşa hakim ve mutasarrıf olmuştur ve güneşi ve ayı ram etmiştir, hepsi de muayyen bir zamana dek yürürgider. Rabbinize kavuşacağınızı iyice anlamanız için işleri tedbir ve tasarruf edip yapan odur, delilleri bildirip açıklayan o.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah O’dur ki, (muhteşem) gökleri direksiz ve dayanaksız olarak yükseltti; ki onları (çıplak gözle, teleskop dürbünlerle ve uzay gezileriyle) görmektesiniz. Sonra (Kudret ve Azamet tecellisiyle) Arş’a istiva etti ve Güneş ile Ay’a boyun eğdirdi; her biri adı konulmuş bir süreye kadar (kendi yörüngesinde ve bağlı olduğu merkezi yıldız kümesinde) akıp gitmektedir. (Yüce Mevlâ’nız) Her işi tedbir ederek (evirip düzenlemektedir. İşte Allah) ayetleri böyle birer birer açıklayıp öğretir; umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle (yakinen) inanırsınız (diye Kur’an ve Peygamber gönderir).
[Not: Şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar güneş gibi yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte bu Dünya’mız bütün kâinatın bir özeti ve örneği konumundadır. İnsan ise dünyanın ve tüm kâinatın hulasası makamındadır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gökleri görülebilir herhangi bir destek ve dayanak olmadan yükselten ve sonra da kudret ve hükümdarlık tahtında kurulan, güneş ve ayı belli kanunlara bağlayıp emrine baş eğdiren Allah'tır. Bunlardan herbiri belirlenmiş bir süreye kadar kendi yörüngesinde hareketini sağlar. O'dur varlıkların hepsini yöneten, çekip çeviren. Varlığını gösteren belgeleri bir bir açıklar ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten kesin bir biçimde inanasınız diye.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah gökleri, görebildiğiniz direkler koymadan, denge ve çekim kanunu işleterek yükseltip tutan, bir de, Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında hükümranlığını kuran, güneşi ve ayı emrine, kurduğu düzene boyun eğdirendir. Her biri belirli vakte kadar yörüngesinde akıp gidiyor. Allah kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni sağlıyor. Birliğini ve kudretini gösteren âyetleri, delilleri ayrıntılarıyla açıklıyor, umulur ki, diriltilerek Rabbinizin huzurunda hesaba çekileceğinizi, mükâfat ve cezanın varlığını, delilleriyle ve gerekçeleriyle bilerek, kesinlikle inanmanıza vesile olur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 7/54; 11/3; 36/38; 41/37.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah O'dur ki; gökleri görmekte olduğunuz şekilde direksiz yükseltti, [1] sonra Arş üzerine istiva etti; güneşi ve ayı da buyruğu altına aldı. (Bunların) hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. İşleri O idare ediyor ve belki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız diye ayetleri açıklıyor.
1.Bir başka açıklamaya göre: "Gökleri sizin görebileceğiniz bir direk olmaksızın yükseltti."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, gökleri, gördüğünüz şekilde, direksiz olarak yükseltendir. Sonra, kudretiyle Arş'ı istilâ etti, güneşi ve ayı da kulların menfaatına tabi (bağlı) kıldı. Bunlardan (güneş ile aydan) her biri belirli bir vakta kadar dolaşıyor. Bütün işleri O idare ediyor; âyetleri açıklıyor ki, sizler Rabbinize kavuşacağınızı şüphesiz bilesiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah gökleri, gördüğünüz direkler olmadan yükseltendir. Arşa hâkimiyetini kuran, güneş ve ayı musahhar edendir. Her birisi belli bir zamana kadar akıp dönmektedir. Allah, her işi bir gayeye doğru yönetiyor, ayetlerini açıklıyor ki; Rabbinizle karşılaşacağınıza sağlamca inanasınız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra hükümranlık tahtını/tüm kâinatı kaplayan, Güneş'i ve Ay'ı emrine boyun eğdiren Allah'tır. Bunların her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.[230]
[230] Göklerin direksiz yaratılmışlığı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 19.  
Besim Atalay
swap_vert close
Görüyorsunuz, gökleri direksiz yücelten Allah, arşa da üstün oldu; basırmıştır hem güneşi, hem ayı; bunların hepsi de, belli bir güne değin yürür, işi yönetir, âyetleri açıklar, Tanrınıza kavuşmaya ola ki, yakından inanasız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gördüğünüz gibi gökleri herhangi bir destek olmadan yükselten, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyarak hepsi üzerinde egemenlik kuran Allah'tır. Ayrıca her biri belli bir zamana kadar yörüngelerinde akıp giden güneşi ve ayı da koyduğu yasalara tabi tutan; var olan her şeyi yöneten, çekip çeviren O'dur. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Bkz. 7/54 ve dipnotu, 36/38“Rabbimiz bütün bu ibretlik, üzerine tefekkür edilmesi gereken mesajları öldükten sonra da bizi diriltmeye kadir olduğunu bilmemiz ve anlamamız için dile getiriyor. (Yasin 36/81, Rum 30/27, Nâziât 79/27, En’am 5/2, Ankebût 29/19)  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh semâvâtı mer-î sütunları olmaksızın inşâ ve ’arşını istilâ itdi. Güneş ve ayı taht-ı teshîrine aldı. Her biri mu’ayyen bir noktaya kadar seyrine devâm ider. Her şeye bir hareket bir intizâm bahş iyledi. Allâh âyâtını mufassalan beyân ider belki nihâyet bir gün rabbinizi göreceğinize inanırsınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay'ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah'tır; ola ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a[288] kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gökleri görebileceğiniz bir direk olmaksızın yükselten, sonra arşa istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah’tır; her biri belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşleri Allah düzenliyor; âyetleri de açıklıyor ki rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.  
 Arş’a istiva hakkında bilgi için A’raf sûresi 54. âyete bakınız.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH'tır. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Tüm işleri kontrol eder ve ayetleri detaylı olarak açıklar ki Rabbinizle kavuşma konusunda kuşkunuz kalmasın
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah odur ki Semalara direksiz irtifa' verdi, onları görüyorsunuz, sonra Arş üzerine istivâ buyurdu ve Şems-ü Kameri teshır eyledi, her biri müsemmâ bir ecel için cereyan ediyor, emri tedbir, âyetleri tafsıl eyliyor ki sizler rabbınızın likasına yakîn hasıl edesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, göremediğiniz *direklerle gökleri yükselten ve (yaratmış olduğu en büyük cisim olan) arşı hükmü altında tutan, güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirendir. Bunlardan (güneş ile aydan) her biri, tarafımızdan belirlenen bir vakte kadar (kendi yörüngesinde) akıp gider. O her şeyi yerli yerince tedbir ve idare edendir. (İşte, Allah,) âyetlerini açıklıyor ki, sizler (zaman ve mekândan münezzeh olan) Rabbinize, (O’nun manevi huzuruna) kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
* “Direklerle”; Burada direklerden maksat Allah Teâlâ’nın kudretinden mecazdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele¹ doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Âyetleri² ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
1- Belirlenmiş bir süre. 2- Varlığını ve gücünün büyüklüğünü gösteren kanıtları.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah Odur ki gökleri (şu) görmekde olduğunuz (şekilde) direksiz yükseltmişdir, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olmuşdur, güneşi, ayı da teshir etmişdir ki (bunların) her biri muayyen vakta kadar (seyr ve) cereyan eder. Her işi yerli yerinde O tedbîr (ve idare) eder, âyetleri O açıklar. Tâki Rabbinize kavuşacağınızı iyice bilesiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, o gördüğünüz gökleri direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden, güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirendir. Herbiri belirli bir vakte kadar akıp gider. (O, her) işi idâre eder; âyetleri açıklar ki, Rabbinize kavuşacağınıza kat'î olarak inanasınız!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, o dur ki, semaları (uzayda bulunan bütün gök cisimlerini) görebildiğiniz bir destek olmadan (gözle göremediğiniz bir destek olan kütle çekim kanunu ile aralarındaki mesafe ölçüsünü) yükseltip (kendi yörüngelerinde) tutmasını sağlamıştır. Bir de Arş’a (tüm varlık âlemine) kanunlarını koymuş olup Güneş’i ve Ay’ı da (belli kanunlara bağlayıp) buyruğu altına almıştır. Bütün bunlar belirlenmiş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) hareket etmelerini sağlar. Her işi yerli yerinde O idare eder, (varlığını gösteren) belgeleri açıklar ki, (ahirette) Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanasınız. *
(*) 1) Ayette geçen (بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا) ‘’ bi ğayri âmedin terevneha’’ ifadesiyle gök cisimlerini yörüngelerinde tutan, gözle görülmeyen ve birbirleriyle çarpışmasını önleyen bir destekten/ kütle çekim kanunundan söz ediliyor. Not: Evrende 4 temel kuvvet vardır. Modern fizikteki kuvvet algısı fizikçiler için temel parçacıkların etkileşimi sayesinde olur… Bu etkileşimleri/kuvvetleri güç sıralamasına sokarsak en güçlüden, en güçsüze bunlar; güçlü etkileşim, elektromanyetik etkileşim, zayıf etkileşim ve kütle çekim etkileşimidir… Kaynak: (Evren’deki 4 Temel Kuvvet: Güçlü, Zayıf, Kütleçekim ve ...) Ayrıca şu ana kadar yapılan tespitlere göre; Dünya gezegenimizin bağlı olduğu Güneş Sistemi’nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi gibi 2 trilyon galaksi vardır. Her bir galakside 300 milyar kadar yıldız saptanmıştır. Hızla dönen bir topacın dik durup devrilmemesi gibi, bütün yıldızlar ve gezegenler Allah’ın tayin ettiği en uygun bir hızla kendisi ve merkezi etrafında dönüp durmaktadır… Aksi halde dağılıp çarpışacak ve kıyametler kopacaktır. İşte dünyamız dâhil bütün gök cisimlerini yörüngelerinde tutan ve birbirleriyle çarpışmasını önleyen ve gözle görülmeyen bu kuvvetlere Kur’an 1400 sene önce (رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا) ifadesiyle işaret etmiştir. (الله اعلم) 2) Burada (ثُمَّ )‘’sümme’’ ifadesi atıf edatı olup tertibi zaman için değildir. 3) (استوي علي العرش)‘’isteva alel arşi’’ cümlesinin anlamı da ’’Allah Arşa, tüm varlık âlemine kanunlarını koyup, buyruğu altına almıştır.’’ şeklindedir. Yani bu ayet, gökleri ve gök cisimlerini birbirinden uzakta tutan, birbirleriyle çarpışmaktan koruyan görünmez bir kuvvete ve ilâhî bir kanuna işaret eder. Bu kanun, gök cisimleri arasında bulunan, aralarındaki mesafeyi sabit tutup aynı yörüngelerinde sapmadan hareket etmelerini sağlayan “kütle çekim” kuvvetidir. Bu konularla ilgili detay için aşağıda yazılı bulunan tefsir metinlerine de bkz: Ayrıca M. Esed de şöyle diyor: Bizce, yukarıdaki ayette kasdedilen, semâvât terimi içinde gezegen, yıldız, nebüla yahut galaksi türünden madde kümelenmelerinin, merkezkaç kuvvetlere ve karşılıklı kütlesel çekimlere dayanarak durmadan hareket eden bir sisteme bağlı olarak boşlukta “asılıymışcasına” yer tuttuğu kozmik ya da uzaysal evrendir. أي بعمد لا ترونها، إنما هي قوى الجذب، فكل كوكب منجذب إلى كوكب آخر بقانون الجاذبية، والقانون دقيق جداً، وعوامل الانجذاب الكتلة والمسافة، المسافة تلعب دوراً في الانجذاب، فكلما زادت ضعُفَ الجذب، وكلما نقصت زاد الجذب، والكتلة تلعب دوراً آخر بهذا الجذب، فالكتلة الأكبر تجذب الأصغر، ففي هذا الكون نظام جاذبي يجعل هذا الكون على وضعه الراهن، والكواكب لا يصطدم بعضها ببعضٍ، ولا تخرج عن مساراتها، فكل كوكب له مسار يسبح فيه،(موسوعة الامام النابلسي). فثم عمد ولكن لا ترونها ، أعمدة القوة الجاذبية وسواها التي نجهلها حتى اليوم ، فلما ذهبت هذه القوى التي تشدها وتربطها في سماواتها ومداراتها ، ذهبت ـ إذا ـ في الفضاء بددا كما تذهب الذرة التي تنفلت من عقالها. الفرقان في تفسير القرآن بالقرآن والسنّة - ج ٣٠) - - قوى الجاذبية بين النجوم !!! وتشير الدراسات الكونية إلى وجود قوى مستترة، في اللبنات الأولية للمادة، تحكم بناء الكون، وتمسك بأطرافه، ومن القوى التي تعرف عليها العلماء في كل من الأرض والسماء أربع صور يعتقد بأنها أوجه متعددة لقوة عظمى واحدة، تسري في مختلف جنبات الكون؛ لتربطه برباط وثيق، وإلا لانفرط عقده، وهذه القوى هي: (1) القوة النووية الشديدة (2) القوة النووية الضعيفة (3) القوة الكهربائية المغناطيسية (الكهرومغناطيسية) (4) قوة الجاذبية. وهذه القوى الأربع هي الدعائم الخفية، التي يقوم عليها بناء الكون، وقد أدركها العلماء من خلال آثارها الظاهرة والخفية في كل أشياء الكون المدركة - وتعتبر قوة الجاذبية على المدى القصير أضعف القوى المعروفة لنا، وتساوي:(10- 39) من القوة النووية الشديدة، ولكن على المدى الطويل تصبح القوة العظمى في الكون، نظرًا لطبيعتها التراكمية، فتمسك بكافة أجرام السماء، وبمختلف تجمعاتها. ولولا هذا الرباط الحاكم، الذي أودعه الله في الأرض، وفي أجرام السماء ما كانت الأرض، ولا كانت السماء. ولو زال هذا الرباط، لانفرط عقد الكون، وانهارت مكوناته.( الإعجاز العلمي في القرآن - المعرفة) و "ثم" في "ثم استوى" لمجرد العطف لا للترتيب; لأن الاستواء على العرش غير مرتب على رفع السماوات. (ثم استوى على العرش ) قال ابن عطية ( ثم ) هنا لعطف الجمل لا للترتيب ؛ لأن الاستواء على العرش قبل رفع السماوات ... وذكر أبو منصور عن الخليل: أن العرش: الملك (»  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Göklere baktığınızda, onu direksiz olarak yükselten Allah’dır. Sonra egemenlik tahtına yerleşen Allah, belirlenmiş bir vakte kadar akıp giden güneşi ve ayı kontrolu altına almış olan ve aynı zamanda bütün işleri yönetim makamından yöneten de O’dur. Ayetlerimizi böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz ki, belki Rabbinize hesap vermek için kavuşacağınıza ikna olursunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Allah ki gördüğünüz gibi gökleri direksiz olarak yükseltti. Sonra egelikte erk sürdü. Güneşle aya baş eğdirdi. Her biri de belli bir sona kadar yürür gider. Bütün işleri yoluna koyan, belgeleri uzun uzadıya anlatan Odur. Bütün bunlar çalabınıza kavuşacağınızı iyice bilmeniz içindir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gökleri gördüğünüz şekilde direksiz kaldıran Allah/tır. Sonra O, arş üzerine müstevi olmuş, güneşi ve ay/ı müsahhar kılmıştır. Bunların her biri muayyen vakte [²] kadar seyreder. Allah mülkünün işini tedbir eder, âyetleri tafsil eyler. Ta ki Rabbinize kavuşacağınıza yakın getiresiniz.
[2] Devr i senevileri üzere veya kıyamete kadar seyr eder.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şu gökleri, görülebilir bir dayanak/direk [amed] olmaksızın yükselten, sonra da Arş’a yönelen/hükmeden, Güneşi ve Ay’ı buyruğu altına alan [sehhare] ve onların her birini belli bir süreye kadar kendi seyrinde/yörüngesinde akıtan, işleri düzenleyen ve ayetleri ayrıntılarıyla açıklayan Allah’tır. Ola ki Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
(O,) Gökleri görebileceğiniz bir dayanak olmaksızın yükselten, sonra egemenlik tahtına kurulan ve güneş ile aya boyun eğdiren Allah'tır. Her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi tedbir eder, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza yakin edersiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey insanlar! Şu bakıp durduğunuz Göklerigörebileceğiniz bir direk olmadan yükselten, mükemmel bir sistem hâlinde boşlukta ve dengede tutan Allah’tır. Bunu her an görüyor ve biliyorsunuz. Ayrıca, kâinâtın mutlak hâkimi olarak Egemenlik Tahtı olan Arş’ta bulunan ve her biri, belirli bir vakte kadar yörüngelerinde akıp gitmekte olan Güneş’i ve Ay’ı insanlığın faydası için, koyduğu kanunlaraboyun eğdiren, yine O’dur.Ve gerek tabîat kanunları, gerekse inanç ve ahlâk kurallarıyla ilgili bütün işleri yönetip yönlendiren de O’dur. İşteAllah, hiçbir şüpheye, kapalılığa meydan vermeyecek biçimde ayetlerini böyle açık ve net olarak ortaya koyuyor ki, bütün bunları yapan ve yaratan Rabb’inizin, ölümünüzden sonra sizi yeniden diriltmeye kadir olduğunu bilesiniz de, günün birinde hesap vermek üzere Rabb’inizin huzuruna çıkacağınıza yürekten inanasınız! O Allah ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah ki gördüğünüz üzere direk olmaksızın Gökler’i yükseltti; sonra Arş’a istivâ etti / oturup kuruldu / hâkimiyet kurdu; her biri belli bir süre için akıp giden Güneş ve Ay’ı müsahhar kıldı / hizmete verdi / kullanıma sundu. İşler’i düzenleyip yürütüyor; Âyetler’i ayrı ayrı açıklıyor. Umulur ki rabbinizle karşılaşacağınıza kesin inanırsınız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gördüğünüz gibi Allah, gökleri direksiz yükseltmiş, sonra evreni dengesine oturtmuş, güneşe ve aya ivme verip hizmete sokmuştur. Artık her biri, belli bir süre hareket edecektir. Her işi, tek elden yöneten Allah, hesabın kaçınılmaz olduğuna inandırmak için size harikalarını sunuyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah gökyüzünü herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra varlıkların yönetim merkezi olan Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gidecektir. Allah her işi yasalarıyla düzenler, yürütür. Ayetiyle gerekli olan konularda ayrı ayrı gerçekleri açıklar ki; Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanın! İnanmayanlarda Rabbinin ceza gününe kavuştuklarında bize haber verilmemişti demesinler!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltmiş, [*] sonra [arş]a [istiva] etmiş, güneşi ve ayı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamaktadır.
Bu cümle “Allah gökleri gördüğünüz üzere direksiz yükseltti” şeklinde de tercüme edilmektedir. Ancak bizim tercihimiz, göklerin direklerinin görünmez de olsa varlığı esasına dayalıdır ve “zamirlerin kendilerine en yakın ilgili kelimeyle ilişkili görülmesi” şeklindeki dil bilgisi kuralının da öncelikli sonucudur. Benzer mesaj: Lokmân 31:10.,[Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah; görüp durduğunuz gökleri direksiz olarak¹ yükseklere kaldıran, sonra kâinatın (arşın) yönetimini hâkimiyeti altına alan,² her biri belirlenmiş bir süreye kadar dönen güneş ile ayı (kendisine) boyun eğdiren, her işi idare edip duran³ ve belki Rabbinize kavuşacağınıza tam olarak inanırsınız diye âyetleri açıklayandır.
1 Âyetin bu bölümü: “...görünmez direklerle...” diye de tercüme edilebilir. 2 İstiva etmek: Yarattığı kâinatın her türlü idaresini hükmü altına alarak hükmünü ve saltanatını icraya başlamak demektir. Konu ile ilgili olarak Bk. (A’raf: 54, Yunus: 3) 3 (يُدَبِّرُ) fiilinin şimdiki/geniş zaman kipinde olması; Allah’ın yaratmasının olup-bitmiş bir şey olmayıp, sürekli olduğunu ve her an devam edip-durduğunu gösterir. Bk. (Yunus: 3)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gökleri, görülebilir herhangi bir destek, dayanak olmadan yükselten ve sonra da kudret ve hükümranlık tahtına ⁴ kurulan Allah’tır; her biri -[O’nun tarafından] belirlenmiş bir süre için ⁵ - kendi seyrini sürdüren güneşi ve ayı [koyduğu yasalara] tâbi tutan O’dur; var olan her şeyi (yöneten), çekip çeviren de O. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, [Yargı Günü’nde] Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten kesin bir biçimde inanasınız. ⁶
4 Bu ibareye ilişkin bir açıklama için bkz. 7. sure, 43. not. İnsanın görebileceği “türden herhangi bir destek, dayanak olmaksızın göklerin yükseltilmesi”ne gelince, hatırlanmalıdır ki semâ’ ismi öncelikle “[başka bir şeyin] üstündeki şey” anlamına gelmekte ve -daha çok semâvât çoğul formuyla- (a) görünebilir gökleri (bazan da bulutları), (b) yıldızların, güneş sistemlerinin (bizimkisi de dahil) ve galaksilerin kendi yörüngelerinde seyrettikleri kozmik uzayı ve (c) kaynak olarak Allah’a varan (çünkü O, kelimenin mecazî anlamıyla var olan her şeyin “üstünde”dir) soyut güç ve kudret kavramını ifade için kullanılır. Bizce, yukarıdaki ayette kasdedilen, semâvât teriminin bu üç anlamından ikincisidir; yani, içinde gezegen, yıldız, nebüla yahut galaksi türünden madde kümelenmelerinin, merkezkaç kuvvetlere ve karşılıklı kütlesel çekimlere dayanarak durmadan hareket eden bir sisteme bağlı olarak boşlukta “asılıymışcasına” yer tuttuğu kozmik ya da uzaysal evrendir.5 Bu “belirlenmiş süre”, bildiğimiz haliyle dünyanın sonuna işaret ediyor olabileceği gibi -ki bu takdirde yaratılmış âlemin sonluluğunu îma etmektedir- (Beğavî ve Râzî’nin kaydettiği üzere) Abdullah b. ‘Abbâs’a göre, diğer gök kütleleri gibi güneşin ve ayın, zamanda ve uzaydaki hareketlerinde izlenen düzenli evreleri ya da peryotları da işaret ediyor olabilir.6 Yani, “evreni yaratan ve var olan her şeyi çekip çeviren Allah’ın aynı şekilde sizi ölümden sonra diriltmeye ve dünyada yaptıklarınıza bakarak ahirette sizi hesaba çekip yargılamaya gücü yeteceğini düşünüp anlayasınız”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şu gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükselten,1 sonra kâinatı hükümranlığı altına alan,2 bu çerçevede yörüngelerinde belirli bir süreye kadar akıp gidecek olan ayı ve güneşi bir yasayla emrinize amade kılan ve varlığı yerli yerince yöneten Allah’tır.3 O Rabbinizle buluşmaya şeksiz ve şüphesiz inanasınız diye4 ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.5, 131/10, 50/6, 67/3, 232/4, 57/4, 331/29, 35/13, 36/38...40, 440/15, 42/7, 56/105-114-126, 46/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah ise, gökleri, gördüğünüz bir destek olmaksızın inşâ edip[¹⁹³²] sonra da mutlak hükümranlık makamına kurulan tek güçtür. O, her biri belirli bir süreye kadar (görevlerini) icra edecek olan güneş ve ayı belli bir yasaya bağlamış; varlığı çekip çevirmektedir.[¹⁹³³] Ilâhi mesajları size ayrıntılı olarak açıklıyor; umulur ki bu sayede, Rabbinize (hesap vermek üzere) kavuşacağınıza gönülden ikna olursunuz.[¹⁹³⁴]
[1932] Eğer teravnehâdaki zamir semâvâta gidiyorsa, bu ibâreyi bağımsız bir cümle olarak şöyle de okuyabiliriz: “Gökleri direksiz inşâ etti (ki), siz onları görebiliyorsunuz”. [1933] Krş: 7:54. Zımnen: İlahî yasalar, eşyayı ölçü ve kurala bağlar. Anlamsız ve amaçsız olan hiçbir şeyin ölçü ve kuralı olmaz. Şu hâlde ölçü ve kuralı reddetmek, anlam ve amaçlı yaratılışı reddetmektir. İlk iki âyet arasında kopmaz bir bağ vardır: İslâm, Allah’ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. Kâinatın yasalarını kim koymuşsa, hayatın yasalarını da O koyar. Vahiy işte o yasaları beyan için inmiştir. Bunda şaşılacak ne var? [1934] Zımnen: İradesiz ve akılsız varlıklar O’nun emrinden çıkmazken, sen ey insan, O’nun bahşettiği irade ve aklı O’na başkaldırmak için mi kullanıyorsun?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey insanlar) Şu görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra emri arş üzerine hükümran olan, güneşi ve ay'ı buyruğu altına alan Allah’tır ki, bunların her biri belli bir vakte kadar (yörüngelerinde) seyredip duruyor. Her işi O, yönetiyor, Rabbinize kavuşacağınıza inanmanız için ayetleri O açıklıyor.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselti, sonra Arş’a istiva (arşa kuruldu), güneşi ve ayı buyruğu altına aldı. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenlenleyip tedbirini alandır, âyetleri de ayrı ayrı açıklıyor, umulur ki rabbinize kavuşacağınıza kesin ikna olursunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah, o zâtı-ı akdestir ki, gökleri görüyorsunuz, direksiz olarak yükseltmiştir. Sonra arş üzerine istivada bulunmuştur ve güneşi de, kameri de musahhar kılmıştır ki, herbiri bir malum vakit için cereyan eder. (O Hâlık-i Kerîm) Her işi tedbir eder, âyetleri mufassalan beyan buyurur. Tâ ki Rabbinize kavuşacağınızı yakînen bilesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah O'dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. Sonra da Arşının üstünde kuruldu. Güneşi ve Ay'ı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. Bütün işleri O yönetir. Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. [7, 54; 11, 3; 36, 38; 41, 37; 7, 54]
Ayet-i kerimede yer alan İstiva etti tabiri: Arşının üstünde kuruldu, onları hakimiyeti altına aldı ve onlar üzerinde hükmünü yürütmeye başladı demektir. İstiva’nın mânası için bkz. 7,53. Göklerin yükseltilmesi cümlesi iki şekilde anlaşılmaya müsaittir. Birincisini mealde yazdık. İkincisi: Allah gökleri, sizin göremediğiniz birtakım direklerle yükseltti. Bu anlama göre âyetin, gök cisimleri arasındaki çekim kuvvetine işaret ettiği söylenebilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah odur ki gökleri, görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti, sonra Arş üzerine istiva etti (mülkünün tahtına oturdu), güneşi ve ay'ı iradesine boyun eğdirdi. Her biri, belli bir süre için akıp gitmektedir. (Yaratma) işi(ni) düzenler, ayetleri açıklar ki, Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Bu âyette cisimler arasındaki itme ve çekme yasasına işâret vardır: Allah'ın, gökleri, bizim görebileceğimiz bir direk olmadan yükselttiği belirtilmektedir. Demek ki göğü yükselten, gök cisimlerini birbirinden uzakta tutan bir direk vardır ama bu direk gözümüzle görülür türden bir direk değil, bir güçtür. Bu direk, cisimler arasındaki itme yasasıdır. "Göğü tutup yer üzerine düşmesini önlüyor. Ancak O'nun izniyle düşebilir" (Hac: 65) âyeti de gök cisimlerinin yer üzerine düşme eğiliminde olduğunu, fakat Allah'ın bu düşmeyi engellediğini bildirmektedir. Gök cisimlerinin birbiri üzerine düşme eğilimi ise, cisimler arasındaki çekim yasasıdır. Bu suretle Kur'ân, cisimler arasında itme ve çekme güçlerinin bulunduğuna işâret etmiş olmaktadır. Cisimler arasındaki çekim gücü, itme gücünden fazla olsa, gök cisimleri birbiri üzerine düşerdi. Şayet itme gücü daha fazla olsaydı, gök cisimleri birbirinden belli uzaklıkta duramaz, sonsuzca uzaklaşırdı. Cisimlerin birbirinden belli uzaklıkta, ölçülü durabilmesi için iki gücün birbirine denk olması gerekir. "Allah göğü yükseltti, dengeyi koydu" (Rahmân: 7) âyetiyle de bu iki gücün denk olduğu bildirilmiştir. Şüphesiz bu, Kur'ân'ın bir mu'cizesidir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Allâh ki, gördiğiniz gibi gökleri direksiz olarak yükseltdi, sonra 'arşı üzerine istivâ itdi. Güneşi ve ayı, (kullarının mesâlihi içün) vakit veyâ mahall-i mu'ayyene kadar devir ve cereyân ider oldukları halde, müsahhar kıldı ve âhiret umûrını tedvîr ider. Âyâtını tafsîl ve beyân iyler. Tâ ki rabbinize mülâkî olacağınıza inanasınız.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, gökleri görünür bir direk olmadan yükseltmiştir. Sonra arşa (yönetim merkezine) geçmiş, güneş ve ayı düzenlemiştir. Her biri, belli bir süreye kadar akar gider. İşi çekip çeviren ve bu âyetleri açıklayan O'dur[*]. Belki Rabbinizle yüzleşme konusunda kesin kanaate varırsınız.
[*] Ayetleri yanlızca Allah'ın açıklaması konusu ile ilgili olarak bkz: Hud 11/1-2, Al-i İmran 3/7, Fussilet 41/3.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yükseltti. Sonra arşı istiva etti. Her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan güneş ve ayı buyruğu altına aldı. Kesin olarak Rabbinizle buluşacağınıza inanmanız için buyruğunu yürütüp, ayetleri uzun uzun açıklıyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükseltti,(1) sonra da Arş üzerine kuruldu,(2) Güneşi ve Ayı emrine boyun eğdirdi. Onların hepsi de belirlenmiş bir vakte kadar akıp gitmektedir.(3) O herşeyi yerli yerince tedbir ve idare eder; Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilmeniz için de âyetleri iyice açıklar.
(1) “Direksiz yükseltilen gök” kavramı, Kur’ân’ın indiği dönemde yaygın olan inanışlara ters düşen bir kavramdı. Hattâ Kur’ân’ın inişinden sonra bile insanlar daha yüzyıllarca Kaf Dağı efsaneleriyle oyalanmışlar, dağlardan direkler üzerine kurulu bir gökyüzü hayal etmişlerdir. “Gökler” sözcüğünden ister atmosfer, isterse uzay anlaşılsın, her iki halde de Dünyanın kütlesi ve hareketleri, Güneş ve Ay ile karşılıklı konumları ve etkileşimleri gibi iç içe geçmiş son derece hassas dengeler sayesinde kurulmuş olan ve devam eden bir düzene dikkat çekilmekte olduğu bellidir. Kur’ân, bu hesapların, direkler üzerine tavan çatmaktan çok daha farklı bir iş olduğunu bildirirken, “İşte, gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yükseltti; gördüğünüz yerde direk olmadığı gibi, görmediğiniz yerlerde de böyle birşey yoktur” diyerek, o günkü insan nazarının ulaşamadığı yerlerden haber vermektedir. Diğer yandan, âyetteki ibarenin “Gördüğünüz cinsten bir direk olmaksızın gökleri yükseltti” anlamını verecek şekilde okunması da mümkündür. Bu takdirde, çekim kuvveti, merkezkaç kuvveti, uzayın genişlemesi gibi etkileşmeler akla gelmektedir ki, gerçekten de, bugün yüksekliği çok iyi dengelenmiş ve hayata elverişli hale getirilmiş bir atmosfer altında ve yeteri kadar genişlemiş, hâlâ da genişlemeye devam eden bir uzay içinde yaşayışımızda, Dünyayı ve evreni ayakta tutan bu “görünmez direkler” görevlendirilmiştir.(2) 7:54’ün açıklamasına bakınız.(3) Bir taraftan göklerin direksiz yükseltildiğinden söz edilirken, hemen arkasından da göklerdekilerin hepsinin akıp gittiği anlatılıyor. Bu tasvir, bütün kâinatı aynı fotoğraf karesi içinde toplayan ezelî bir bakış açısını yansıtmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah odur ki, gökleri direksiz yükseltmiştir; görüyorsunuz onları... Sonra arş üzerine egemen olmuştur. Güneş'i ve Ay'ı da boyun eğdirmiştir. Bunların tümü belirlenmiş bir vakte kadar akar dururlar. Oluşu yönlendirir, çekip çevirir O... Ayetleri birer birer gözler önüne serer ki, Rabbinize kavuşacağınıza açık-seçik inanasınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
Tañrı oldur kim yuķaru götürdi gökleri direksüz görürsiz anları andan iki üstün oldı 'arş üzere. daħı musaḥḥar eyledi güneşi daħı ayı dükeli yürir bir zamāna degin adanılmış. hükm eyler işi. seçer āyetleri anuñ-içün kim siz çalabuñuz görmegine girçek inanasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı oldur kim yuḳaru götürdi gökleri direksüz. Görürsiz anları.Andan eli üstün oldı ‘arş üzere. Daḫı boyun virür eyledi güneşi daḫı ayı.Dükeli yürür bir zamāna degin adanılmışdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Gördüyünüz göyləri dirəksiz olaraq yüksəldən, sonra ərşi yaradıb hökmü altına alan (ərş üzərində bərqərar olan), müəyyən vaxta (dünyanın axırına – qiyamətə) qədər (səmada) dolanan Günəşi və Ayı ram edən, bütün işləri yoluna qoyan, ayələri müfəssəl izah edən məhz Allahdır. (Bütün bu dəlillərdən sonra) Rəbbinizlə qarşılaşacağınıza (qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün hüzurunda duracağınıza), bəlkə, inanasınız!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah it is who raised up the heavens without visible supports, then mounted the Throne, and compelled the sun and the moon to be of service, each runneth unto an appointed term; He ordereth the course; He detaileth the revelations, that haply ye may be certain of the meeting with your Lord.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah is He Who raised the heavens without any pillars(1800) that ye can see; is firmly established on the throne (of Authority);(1801) He has subjected the sun and the moon (to his Law)! Each one runs (its course) for a term appointed. He doth regulate all affairs,(1802) explaining the signs in detail, that ye may believe with certainty in the meeting with your Lord.(1803)
1800 Should we construe the clause "that ye can see" to refer to "pillars" or "to the heavens"? Either is admissible, but I prefer the former. The heavens are supported on no pillars that we can see. What we see is the blue vault of heaven, but there are invisible forces or conditions created by Allah, which should impress us with His power and glory. 1801 Cf. 10:3, and n. 1386. We must not think that anything came into being by itself or carries out its functions by itself. Allah is the active Force through which everything has its life and being and through which everything is maintained and supported, even though fixed laws are established for its regulation and government. The "term appointed" limits the duration of their functioning: its ultimate return is to Allah, as its beginning proceeded from Allah (see also 35:13). 1802 Cf. 10:31 , n. 1425. Where the laws of nature are fixed, and everything runs according to its appointed course, the government and regulation behind it is still that of Allah. Where there is limited free will as in man, yet the ultimate source of man's faculties is Allah. Allah cares for His creatures. He does not, as in the idea of polytheistic Greece , sit apart on Olympus , careless of His creatures (see also 29:61). 1803 One manifestation of His caring for His creatures, even where a limited amount of free will is granted for their development, is that He is careful to explain His Signs both in nature and in express and detailed revelation through His Messengers, lest man should have any doubts whether he has to return ultimately to his Lord and account for all his actions during the "term appointed," when he was given some initiative by way of trial and preparation. If man attends carefully to the Signs, he should have no doubt whatever.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَللّٰهُ
Allah
الَّذ۪ي
O zattır ki
رَفَعَ
yükseltti
السَّمٰوَاتِ
gökleri
بِغَيْرِ
olmadan
عَمَدٍ
direkler
تَرَوْنَهَا
onları görü- yorsunuz
ثُمَّ
sonra
اسْتَوٰى
hükümran oldu
عَلَى الْعَرْشِ
Arş'a
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
الشَّمْسَ
Güneş'e
وَالْقَمَرَۜ
ve Ay'a
كُلٌّ
herbiri
يَجْر۪ي
akıp gider
لِاَجَلٍ
bir vak- te kadar
مُسَمًّىۜ
belirli
يُدَبِّرُ
idare eder
الْاَمْرَ
işi
يُفَصِّلُ
açıklar
الْاٰيَاتِ
âyetleri
لَعَلَّكُمْ
ta ki siz
بِلِقَٓاءِ
kavuşmaya
رَبِّكُمْ
Rabbinize
تُوقِنُونَ
kesin ikna olursunuz
Allah, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükselten sonra Arş'a hükümran olan, Güneş'i ve Ay'ı (da emrine) boyun eğdirendir. Her biri belirlenmiş bir vakte (kıyamete) kadar (yörüngesinde) akıp gider. (O, her) İşi idare eder, âyetleri açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak ikna ol(up iman ed)esiniz!
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
عَمَد
İsim
ع م د
Direkler, sütunlar
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَرْش
İsim
ع ر ش
Çatı, Arş, taht, çardak
سَخَّرَ
Fiil-II
س خ ر
Boyun eğdirdi, amade kıldı, hizmetine verdi, istifadesine verdi, musallat etti
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
قَمَر
İsim
ق م ر
Ay
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
دَبَّرَ
Fiil-II
د ب ر
İdare etti, sevk etti
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
فَصَّلَ
Fiil-II
ف ص ل
Açıkladı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
لِقَٓاء
Fiilimsi-III
ل ق ي
Kavuşma, karşılaşma
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
أيْقَنَ
Fiil-IV
ي ق ن
Kesinkes inandı, kesin olarak iman etti, kesin olarak ikna oldu