“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” diye sor (onlara). Ve de ki “Allah[tır]!” (Ve yine) de ki: “Peki, öyleyse [niçin] Allah’ı bırakıp, kendileri için bile ne bir yarar sağlayabilecek ne de bir zararı giderebilecek güçte olmayan şeyleri kendinize koruyucular, kayırıcılar olarak görüyorsunuz?” Sor (onlara): “Hiç kör olan kimseyle gören kimse bir olur mu? Yahut kopkoyu karanlıkla aydınlık bir tutulabilir mi?” Yoksa onlar Allah’la beraber, O’nun yarattığına benzer (şeyler) yaratan başka tanrısal güçlerin var olduğuna [gerçekten] inanıyorlar ³⁵ da bu (sözde) yaratma eylemi onların gözünde [O’nun yaratma eylemine] benzer mi görünüyor? ³⁶ De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır; ve O’dur, var olan her şeyin üstünde mutlak hükümranlık sahibi Biricik (Yaratıcı)!”
35 Lafzen, “Allah’a ortaklar mı koşuyorlar/yakıştırıyorlar...” yani, ilahlığında ve yaratıcı kudretinde Allah’a ortak birtakım varlıklar mı vehmediyorlar? (Ayrıca bkz. 6. sure, 15. not.)36 Halk (“yaratma” yahut “yaratma eylemi”) terimi çoğu zaman, mecazî anlamda, insanın belirli mahiyette bazı etkinlikleri için de kullanılıyor olmakla birlikte, bir ressama, bir şaire ya da bir filozofa atfedilen “yaratma” ile Allah’a atfedilen yaratma eylemi arasında bir mahiyet farkı vardır: çünkü insan “yaratırken” eserini bu yaratma eyleminden önce zaten mevcut bulunan unsurlardan yola çıkarak ortaya koymaktadır; denebilir ki, en üstün sanat eserinde bile sanatçının, yani “yaratıcı”nın yaptığı bütün iş, önceden mevcut bu unsurları belki yeni bir terkip içinde bir araya getirmekten ibarettir; ama “yoktan var etmek” anlamında yaratmaya gelince, kelimenin bu gerçek anlamıyla, yaratma kudret ve bilgisine sahip olan sadece Allah’tır; çünkü O, yaratma eyleminden önce ya bütün olarak, ya da unsurları itibariyle mevcut bulunmayan şeyi varetmektedir (karş. 2:117 -“O bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece ‘Ol!’ der -ve (o şey) olur”). Yukarıdaki ayette, Allah’tan başka herhangi bir gücün ya da varlığın da “O’nun yarattığı gibi yaratabileceği” yolundaki bâtıl ve çarpık inanca ilişkin atfın anlamı da budur.