O halde sen ¹⁰¹ Allah yolunda savaş -çünkü sen, yalnızca kendi nefsinden sorumlusun- ve müminleri ölüm korkusunu yenmeleri için teşvik et! ¹⁰² Allah, hakikati inkara kalkışanların gücünü kırmaya muktedirdir; çünkü Allah iradesinde güçlü ve cezalandırmasında şiddetlidir.
101 Öncelikle Hz. Peygamber’e hitab ediyor olmasına rağmen, bu cümledeki “sen”, her mümini muhatap almaktadır. Yukarıdaki tavsiye, o sırada devam etmekte olan savaş çerçevesinde anlaşılmalıdır, yoksa bir savaş tahriki olarak değil.102 Harad terimi, “zihnin veya bedenin ifsadı” yahut “bir kimsenin davranışlarındaki yozlaşma” ve aynı zamanda, “zihnin sürekli rahatsızlığı” anlamlarına gelir (Kâmûs). Râğıb’a göre, harradahû fiili, “onu her türlü harad’dan kurtardı” anlamını ifade eder; tıpkı marradahû “onu hastalıktan (marad) kurtardı” ifadesindeki gibi. Bu fiil, Kur’an’da geçtiği her iki örnekte de (bu ayette ve 8:65’de) emir kipinde kullanılmıştır: “müminleri her türlü akıl rahatsızlığından uzak kıl” yahut, mecazî olarak, “her türlü ölüm korkusundan” -böylece, “müminlere ölüm korkusunu yenme duygusu kazandır” şeklinde ifade edilebilir. Harridi’l-mü’minîne ibaresinin, “müminleri teşvik et” [veya “harekete geçir” yahut “canlandır”] şeklindeki alışılmış çevirisi, klasik dilbilimcilerin bir kısmı tarafından tercih edilmiş olmasına rağmen, harrada fiilinin tam anlamını yansıtmaz (karş. Lane II, 548).