Miras taksiminde (mirasçı olmayan) hısımlar (akrabalar), öksüzler ve yoksullar hazır bulunursa (yaşıyorlarsa), onları da rızıklandırın (rızıklarını da verin). Ve (daima) kendilerine gönül alıcı, güzel söz söyleyin. *
(*) Bu iki ayetten birincisi cahiliye devri geleneklerini yıkarak mirastan kadının da payı olduğunu, Allah’ın onlar için ayırdığı bu payın mutlaka kendilerine verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İkinci ayet ise İslamın getirdiği en geniş kardeşlik ve en insanı dayanışma anlayışı ve sosyal adalet prensibi içinde, mirasta payı olmayanlara-nispeten uzak akrabaya, o civarda bulunan yoksul ve muhtaçlara da mirastan bir rızık/ pay verilmesini, gönüllerinin alınmasını, emeksiz elde edilen servete karşı muhtemel menfi duyguların önlenmesini emretmektedir. Yani bu ayette göre de babaları ölmüş çocuklar, dedelerinin malında kendileri için bir rızık vardır, yani en az babalarının payı kadar kendilerine bir pay verilmelidir. Bazı son dönem âlimleri, (Bakara,2/180) ayetinden yola çıkarak bu hususuta emredilen vasiyet farz bir vasiyet olarak kabul etmişlerdir. Bu âlimler, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi halinde, vasiyet etmiş gibi kabul edileceğini söylemişlerdir (Ebû Zehra, Şerhu Kânûni’l-Vasiyye, 198-200). Bu nedenle hem Bakara-2/180. ayetin, hem de Nisa-8. ayetin hükmü gereği, dede hayatta iken babaları ölmüş torunlarına (şayet babaları hayata olsaydı payına düşen ne ise o kadarını) onlara vasiyet etmelidir. Eğer vasiyeti ihmal etmişe, bu hak ve vasiyet yine zayi olmaz, şayet verilmiyorsa mahkemi yoluyla da alabilirler. Aşağıdaki açıklamaya bakılabilir. ..كان على الجد أن يوصي لهؤلاء الأحفاد بشيء، وهذه الوصية مفروضة ولازمة عند بعض فقهاء السلف . فهم يرون أن فرضًا على الإنسان الوصية لبعض الأقارب
” ولبعض جهات الخير وخصوصًا إذا كان هؤلاء الأقارب قريبين وليس لهم ميراث ...وكلمة كُتب (البقرة - 180)” تفيد الفرضية ونحن نختار المذهب الذي يأخذ بظاهر الآية ...لأنه يمكن فهم الآية على هذا النحو.وعليه كان واجبًا على الجد أن يوصي لهؤلاء الأولاد، لأنهم أبناء ابنه، قرابة قريبة ولأنهم كما قالوا فقراء، ولأنهم يتامى ” فقد اجتمع عليهم اليتم والفقر والحرمان، وقد كان على الجد أن يتدارك هذا أن يوصي لهم بشيء، في حدود الثلث . لأن الوصية في الشرع الإسلامي لا تزيد عن الثلث . فقد قال النبي صلى الله عليه وسلم لسعد بن أبي وقاص حين سأله عما يوصي به من ماله فأجاب ” الثلث – والثلث كثير “. (متفق عليه من حديث سعد بن أبي وقاص) هذا ما كان ينبغي أن يفعله الجد = وإذا كان الجد مقصرًا، فقد كان على الأعمام أن يتداركوا هذا التقصير ويعطوا هؤلاء لأنهم من أقرب أولي القربى ثم هناك أمر ثالث يتدارك به الشرع هذا الموقف وهو: قانون النفقات في الإسلام إن الإسلام تميز عن سائر الشرائع بفرض النفقة على الموسر من أجل قريبه المعسر، وخاصة إذا كان من حق أحدهما أن يرث الآخر، كما هو المذهب الحنبلي، وكذلك إذا كان ذا رحم محرم كما هو المذهب الحنفي . وذلك مثل ابن الأخ ففي هذه الحالة تكون النفقة واجبة، وتحكم بها المحكمة، إذا رفعت إليها قضية من هذا القبيل إنه لا ينبغي للعم أن يكون ذا بسطة وثروة، وعنده بنات أخيه أو أبناء أخيه وليس لديهم شيء ومع هذا يدعهم، ويدع أمهم المسكينة تكدح عليهم وهو من أهل اليسار والغنى . . . هذا لايجوز في شرع الإسلام ...هذه التدابير في فتوى الشيخ القرضاوي... (حرر هذه الفتوى حامد العطار عضو لجنة تحرير الفتوى بالموقع).