close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ hadara-lkismete ulû-lkurbâ velyetâmâ velmesâkînu ferzukûhum minhu vekûlû lehum kavlen ma’rûfâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Miras taksim edilirken yakınlar, yetimler, yoksullar bulunursa o maldan onları da rızıklandırın ve kendilerine güzel sözler söyleyin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları da bundan (mahrum bırakmayıp) rızıklandırın ve onlara (gönül alıcı) güzel (ma’ruf) söz söyleyin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Miras düşmeyen akrabalar, yetimler ve muhtaçlar mirasın bölüştürülmesi esnasında, orada hazır bulunurlarsa, onları ondan rızıklandırın, gönüllerini alarak güzel söz söyleyin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Paylaşma sırasında, mirastan payı olmayan akrabalar, öksüzler, dullar, kimsesizler, çevresi, çaresi olmayan yoksullar, hazır bulunurlarsa, onların da geçimlerine, giyim kuşamlarına yardımcı olun, onlara İslâmî kurallarla örtüşen örfe uygun güzel sözler söyleyin.
Ahmet Varol
swap_vert close
Paylaştırma anında yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunurlarsa onlara da ondan bir şeyler verin ve kendilerine güzel sözler söyleyin. [1]
1.Yani:"Mirasın paylaştırılması esnasında sözü edilenlerden kimse bulunursa onlara da bir şeyler verin ve güzel sözlerle gönüllerini alın." Bazı ilim adamları mirasla ilgili bütün hükümler açık bir şekilde bildirildiğinden dolayı bu ayeti kerimedeki hükmün neshedilmiş olduğunu söylemişlerdir. Bazılarına göre ise buradaki hüküm neshedilmiş değildir ama bir farziyet değil mendubiyet ifade eder. Yani bu hükmün yerine getirilmesi zorunlu olmamakla birlikte yerine getirilmesinde sevap vardır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Mirası) Bölüşme sırasında yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ölünün terikesi (mirası) bölünürken vereseden olmayıp ölüye yakınlığı bulunanlar, yetimler ve yoksullar hazır bulunurlarsa, gönüllerini almak için, o bölünen maldan kendilerine bir şey verin ve onlara güzel söz söyleyin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Miras düşmeyen akrabalar, yetimler, fakirler mirasın taksimi zamanında bulunurlarsa, onları o mirastan rızıklandırın ve onlara güzelce muamele edin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel söz söyleyiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Uzak hısımlar, öksüzler, yoksul olanlar üleşme anında bulunurlarsa, ondan veriniz, tatlı dille konuşunuz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Mirasın bölüştürülmesi sırasında (kendilerine pay düşmeyen diğer) akrabalar, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunurlarsa, onlara da (göz hakkı olarak) maldan bir şeyler verin ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyin.
Cemil Said
swap_vert close
Emvâlin taksîminde akraba yetimler ve fakirler hazır bulunur ise ânlara bir hisse viriniz ve dâimâ haklarında mülâyim ve ’âdil bir lisân kullanınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Vâris olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunurlarsa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.
 7. ve 8. âyetten birincisi cahiliye devri geleneklerini yıkarak mirastan kadının da payı olduğunu, Allah’ın onlar için ayırdığı bu payın mutlaka kendilerine verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İkinci âyet ise İslâm’ın getirdiği en geniş kardeşlik ve en insanî dayanışma anlayışı ve sosyal adalet prensibi içinde, mirasta payı olmayan -nisbeten- uzak akrabaya, o civarda bulunan fakir fukaraya da mirastan bir şeyler verilmesini, gönüllerinin alınmasını, emeksiz elde edilen servete karşı muhtemel menfi duyguların önlenmesini emretmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Miras bölüşümünde, akrabalar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa güzel sözler söyleyerek onlara da verin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
miras taksim olunurken uzak karabeti bulunanlar ve yetimler, miskinler de hazır bulunuyorlarsa hem kendilerine ondan biraz bir şey verin hem de gönüllerini alacak sözler söyleyin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Miras) taksim edilirken (kendilerine miras düşmeyen) akrabalar, yetimler/öksüzler ve yoksullar (da hazır) bulunursa o maldan onları da rızıklandırın (onlara bir miktar sadaka verin) ve kendilerine güzel sözler söyleyin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mirasın paylaşılması esnasında, orada bulunan yakınları, yetimleri ve yoksulları da yararlandırın ve onları incitmeyecek bir üslup kullanın.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Miras taksîm olunurken (mirascı olmayan) hısımlar, yetîmler, yoksullar da hazır bulunursa kendilerini ondan (bir şey vererek) rızıklandırın, (gönüllerini alarak) güzel sözler de söyleyin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Mîras taksîm olunurken (vâris olmayan) akrabâlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Miras taksiminde (mirasçı olmayan) hısımlar (akrabalar), öksüzler ve yoksullar hazır bulunursa (yaşıyorlarsa), onları da rızıklandırın (rızıklarını da verin). Ve (daima) kendilerine gönül alıcı, güzel söz söyleyin. *
(*) Bu iki ayetten birincisi cahiliye devri geleneklerini yıkarak mirastan kadının da payı olduğunu, Allah’ın onlar için ayırdığı bu payın mutlaka kendilerine verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İkinci ayet ise İslamın getirdiği en geniş kardeşlik ve en insanı dayanışma anlayışı ve sosyal adalet prensibi içinde, mirasta payı olmayanlara-nispeten uzak akrabaya, o civarda bulunan yoksul ve muhtaçlara da mirastan bir rızık/ pay verilmesini, gönüllerinin alınmasını, emeksiz elde edilen servete karşı muhtemel menfi duyguların önlenmesini emretmektedir. Yani bu ayette göre de babaları ölmüş çocuklar, dedelerinin malında kendileri için bir rızık vardır, yani en az babalarının payı kadar kendilerine bir pay verilmelidir. Bazı son dönem âlimleri, (Bakara,2/180) ayetinden yola çıkarak bu hususuta emredilen vasiyet farz bir vasiyet olarak kabul etmişlerdir. Bu âlimler, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi halinde, vasiyet etmiş gibi kabul edileceğini söylemişlerdir (Ebû Zehra, Şerhu Kânûni’l-Vasiyye, 198-200). Bu nedenle hem Bakara-2/180. ayetin, hem de Nisa-8. ayetin hükmü gereği, dede hayatta iken babaları ölmüş torunlarına (şayet babaları hayata olsaydı payına düşen ne ise o kadarını) onlara vasiyet etmelidir. Eğer vasiyeti ihmal etmişe, bu hak ve vasiyet yine zayi olmaz, şayet verilmiyorsa mahkemi yoluyla da alabilirler. Aşağıdaki açıklamaya bakılabilir. ..كان على الجد أن يوصي لهؤلاء الأحفاد بشيء، وهذه الوصية مفروضة ولازمة عند بعض فقهاء السلف . فهم يرون أن فرضًا على الإنسان الوصية لبعض الأقارب ” ولبعض جهات الخير وخصوصًا إذا كان هؤلاء الأقارب قريبين وليس لهم ميراث ...وكلمة كُتب (البقرة - 180)” تفيد الفرضية ونحن نختار المذهب الذي يأخذ بظاهر الآية ...لأنه يمكن فهم الآية على هذا النحو.وعليه كان واجبًا على الجد أن يوصي لهؤلاء الأولاد، لأنهم أبناء ابنه، قرابة قريبة ولأنهم كما قالوا فقراء، ولأنهم يتامى ” فقد اجتمع عليهم اليتم والفقر والحرمان، وقد كان على الجد أن يتدارك هذا أن يوصي لهم بشيء، في حدود الثلث . لأن الوصية في الشرع الإسلامي لا تزيد عن الثلث . فقد قال النبي صلى الله عليه وسلم لسعد بن أبي وقاص حين سأله عما يوصي به من ماله فأجاب ” الثلث – والثلث كثير “. (متفق عليه من حديث سعد بن أبي وقاص) هذا ما كان ينبغي أن يفعله الجد = وإذا كان الجد مقصرًا، فقد كان على الأعمام أن يتداركوا هذا التقصير ويعطوا هؤلاء لأنهم من أقرب أولي القربى ثم هناك أمر ثالث يتدارك به الشرع هذا الموقف وهو: قانون النفقات في الإسلام إن الإسلام تميز عن سائر الشرائع بفرض النفقة على الموسر من أجل قريبه المعسر، وخاصة إذا كان من حق أحدهما أن يرث الآخر، كما هو المذهب الحنبلي، وكذلك إذا كان ذا رحم محرم كما هو المذهب الحنفي . وذلك مثل ابن الأخ ففي هذه الحالة تكون النفقة واجبة، وتحكم بها المحكمة، إذا رفعت إليها قضية من هذا القبيل إنه لا ينبغي للعم أن يكون ذا بسطة وثروة، وعنده بنات أخيه أو أبناء أخيه وليس لديهم شيء ومع هذا يدعهم، ويدع أمهم المسكينة تكدح عليهم وهو من أهل اليسار والغنى . . . هذا لايجوز في شرع الإسلام ...هذه التدابير في فتوى الشيخ القرضاوي... (حرر هذه الفتوى حامد العطار عضو لجنة تحرير الفتوى بالموقع).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Miras taksiminde yakın akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulundukları zaman, dağıtılan mirastan onları rızıklandırın ve onlara gönül alıcı sözler söyleyin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Miras bölüşülürken yakınlar, öksüzler, düşkünler de orada bulunacak olurlarsa ondan kendilerini de azıklandırın. Onlara tatlı söyleyin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hısımlar [¹], yetimler, yoksullar terekenin taksiminde hazır bulunurlarsa onlara terekeden bir şey verin. Kendilerine güzelce söz söyleyin. [²]
[1] Varis olmayan hısımlar. Âyeti celîle istihap ve tergibe mahmuldür.[2] Başlarına kakmayın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Miras) taksimatında (mirasçı olmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar da orada hazır olurlarsa, onlara da (mirastan) bir şeyler veriniz/gönüllerini hoş ediniz ve onlara da güzel sözler söyleyiniz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Paylaşma sırasında, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel sözler söyleyin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer mirasın paylaştırılması esnasında, mirastan pay alamayan diğer akrabalar, yetimler ve yoksullar da orada bulunurlarsa, hiç olmazsa göz hakkı olarak kendilerine bir şeyler verin ve onlara, gönül alıcı tatlı sözler söyleyin.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yakın (Akraba)lığı olanlar, Yetimler ve Düşkün Yoksullar, Miras Taksimi sırasında yanınızda hazır olduysa, onlara da ondan verin! Onlara örfe uygun söz söyleyin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer paylaşıma uzak akraba, öksüzler ve yoksullar da seyirci olarak katılmışsa maldan bir şeyler vermek suretiyle onların da gönülleri alınmalıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Miras paylaşımında mirasta payı olmayan akrabalar, yetimler, fakirler hazır bulunurlarsa, önce onlara bir şeyler verin! Sonra mirası bölüşün! Paylaşımda hazır bulunanların gönüllerini güzel sözlerle alın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras paylaşımında hazır bulunduğu zaman, bundan (mirastan) onları da rızıklandırın [*] ve onlara güzel söz söyleyin!
Bu buyruk, mirastan yararlanmak için başkalarının da gözetilmesi hükmünü içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer mirasın bölüştürülmesi sırasında (vâris olmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa, onlara da ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.¹
1 Bu âyetteki fiillerin emir kipinde olmasından dolayı, bazı âlimler böyle yapmanın farz olduğu kanaatine varmışlardır. Hatta bu ifadeden, halk arasında “dede yetimi” diye tabir olunan yetimlerin gözetilmesi kanaatine varanlar da mevcuttur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Mirasın] bölüştürülmesi sırasında [öteki] akrabalar, yetimler ve muhtaçlar ⁷ hazır bulunduklarında, onlara geçinmeleri için bir kısmını ayırın ve onlarla nazik bir şekilde konuşun.
7 Yani, miras üzerinde hiçbir yasal hakları olmayan, ama yine de (mirasın bölüştürülmesi sırasında) gözönüne alınmaları gereken insanlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Diğer akrabalar, yetimler ve yoksullar, miras taksimi sırasında yanınızda bulunurlarsa; onlara da ondan az çok bir şeyler verin ve onların gönüllerini hoş eden güzel söz söyleyin. 4/7-11-12-13-14-176
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Miras) taksimi sırasında, (diğer) akraba, yetimler[⁷²⁷] ve yoksullar da hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin; ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyin![⁷²⁸]
[727] Buradaki yetimler kimlerdir? Elbette ilk akla gelmesi gereken 11. âyetteki taksimatta yer almayan ölen babalarına dedelerinden kalan pay hakkında hiçbir hüküm yer almayan “dede mahrumları”dır. Miras paylarının geçtiği 11. âyetten önce bunların zikredilmesi, adeta “yetimlerin hakkı her payın önünde gelir” mesajı taşır. Bu yüzden Ömer b. Abdülaziz ve bazı otoriteler dedenin yetimlere vasiyet yapmasının zorunluluğuna hükmedip, vasiyet yapmaması durumunda vasiyet yapmış gibi davranılacağı sonucuna varmışlardır. Buna da “zorunlu vasiyet” (el-vasiyyetu’l-vâcibe) demişlerdir. Her hâlükarda yetimlerin mirastaki hakkının diğerlerinden önce zikredilmesi, onların önceliğine delâlet eder. [728] Bu cümle sözün muhataptaki yankısıyla ilgilidir. Söz söylerken muhatabın duygularını gözetmeyi emreden bu âyet, sözün gönül okşayıcı ve hatır alıcı biçimde söylenmesini ister. Zira bu, iyi eylemi tamamlayan bir unsurdur. İyi eylem güzel sözün yakıtı, güzel söz iyi eylemin armağanıdır: “O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise salih amellerdir” (35:10). Doğru olan nice eylem ve söz vardır ki, sırf çirkin üslûbu yüzünden ziyan olmuştur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Miras taksim olunurken, (varislerden olmayan) uzak hısımlar, yetimler ve yoksullar da (taksim esnasında) hazır bulunurlarsa, onlrın da (gönüllerini alarak) rızıklandırın (onlara münasip miktar yardımda bulunun) ve onlara güzel sözler söyleyin! (vereceğiniz malı nezaketle verin, azlığından dolayı özür dileyin)
Osman Fırat
swap_vert close
(Mirasın) bölüştürülmesi sırasında (öteki) akrabalar, yetimler ve muhtaçlar hazır bulunduklarında, onlara geçinmeleri için bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Tereke taksim edilirken uzak karabet sahipleriyle yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa ondan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel sözler de söyleyiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Miras taksim edilirken varis olmayan akrabalar, yetimler, fakirler de orada bulunuyorlarsa, onlara da bir şey verin ve gönüllerini alacak tatlı sözler de söyleyin.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Miras düşmeyen) Akrabalar, öksüzler, yoksullar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Terekenin taksîmi vaktinde (mîrâscılardan başka) karâbeti olanlar, yetîmler, fakîrler hazır olurlar ise (gönüllerini almak ve sevindirmek içün) onları terekeden rızıklandırınız. (Bir şey viriniz) Ve onlara kavl-i ma'rûf ile (kusura bakmayınız, azı çoğa sayınız ve sâire gibi) söyleyiniz. [¹]
[1] Bu âyet-i kerîmenin hükmünde ihtilâf olundı. Ba'zılar bu, mîrâs âyetinden evvel olub mîrâs âyetiyle nesh olundı. Ve ba'zılar da: Hayır mensûh değildir mûcibiyle 'amel vâcibdir. Mîrâscı olmayan akrabâya, eytâma ve fukarâya hîn-i taksîmde bulunurlar ise bir şey virmek lâzımdır. Bir takımı da: Bu emir vücûb içün değildir. Münâsib ve müstahsen oldığını beyândır didiler ki bu son kavil evvelkilerden evlâdır.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mirasın paylaştırılması sırasında, yakınlar, yetimler ve çaresiz kalmış kimseler[*] bulunursa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel bir söz söyleyin.
[*] Ölenin daha önce maddi desteğini görmekte olan ve bu ölüm nedeniyle çaresiz(miskin) durumuna düşen diğer kimseler(Örneğin ölen tarafından eğitim masrafları üstlenilmiş olan bir öğrenci)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Akrabalar, yetimler ve yoksullar, taksim sırasında yanınızda olursa onlara da ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mirasın taksimi sırasında, vâris olmayan akraba, yetim ve yoksullar da orada bulunacak olursa, onlara da terekeden birşeyler verin ve gönül alıcı söz söyleyin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim ḥāżır ola üleşmege, ħıśımlıķ isleri daħı yetįmler daħı miskįnler rūzį virüñ anlara andan ża'ifler. daħı eyidüñ anlara söz eyü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı üleşmek vaḳtda ḥāżır olsa ḳarāyibler, yetimler daḫı, miskinlerdaḫı pes virüñüz anlara ol māldan. Daḫı söyleñüz anlara yaḫşı söz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Malın (vərəsələr arasında) bölünməsi zamanı varis olmayan qohumlar, yetimlər və yoxsullar da orada iştirak edərlərsə, onlara da o maldan bir şey verin və gözəl sözlərlə könüllərini alın!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when kinsfolk and orphans and the needy are present at the division (of the heritage), bestow on them therefrom and speak kindly unto them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But if at the time of division other relatives, or orphans or poor, are present, feed them out of the (property), and speak to them words of kindness and justice.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ne za- man ki
حَضَرَ
hazır oldu
الْقِسْمَةَ
miras taksiminde
اُو۬لُوا
sahipleri
الْقُرْبٰى
akrabalık
وَالْيَتَامٰى
ve yetimler
وَالْمَسَاك۪ينُ
ve yoksullar
فَارْزُقُوهُمْ
artık onları rızıklandırın
مِنْهُ
ondan
وَقُولُوا
ve söyleyin
لَهُمْ
onlara
قَوْلاً
bir söz
مَعْرُوفاً
iyi
Miras taksiminde (mirastan payı olmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar (orada) hazır bulunursa bundan onları da rızıklandırın, bir de onlara iyi (ve güzel) söz söyleyin!
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
حَضَرَ
Fiil-I
ح ض ر
Hazır oldu, yanında bulundu
قِسْمَة
İsim
ق س م
Taksim, pay, hisse
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
قُرْبٰى
İsim
ق ر ب
Akrabalık, yakınlık, yaklaşma
يَتِيم
İsim
ي ت م
Yetim
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru