close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velyaḣşe-lleżîne lev terakû min ḣalfihim żurriyyeten di’âfen ḣâfû ‘aleyhim felyettekû(A)llâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artlarında aciz ve küçük soysop bırakacağını düşünerek onlar için nasıl korkup üzüntüye düşerler; yetimler için de Allah'tan korksunlar da sözün doğrusunu söylesinler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ölüp de) Arkalarında zayıf ve korumasız çocuklar bıraktıkları takdirde (onların beslenip-eğitilip yetiştirilmesi hususunda) korku (ve kuşku) duyacak kimseler; (şimdi kendi himayeleri altında olanlar ve başkaları için de haksızlık ve hakaret etmesinler diye) içleri ürpertiyle titresin. Allah’tan korksunlar ve onlara karşı doğru ve olumlu konuşmayı (tercih etsinler).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde, halleri ne olur diye endişe edenler, yetimlere de haksızlık etmekten korkup titresinler. Yollarını Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışsınlar, her zaman olduğu gibi yoksulların hakları konusunda da, dürüst ve insaflı olan neyse, onu dile getirsinler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Geride, çaresiz, güçsüz çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyanlar, yetimler, dullar ve yoksullarla ilgili de saygıyla aynı endişeyi duysunlar. Allah'a sığınsınlar, emirlerine yapışsınlar, günahlardan arınıp, azaptan korunsunlar ve doğru, yol gösterici, aydınlatıcı, güven telkin edici söz söylesinler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Arkalarında güçsüz çocuklar bıraktıklarında onlar için endişeye kapılanlar (başkaları için de öylece) korksunlar. Allah'tan korksun ve doğru söz söylesinler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Arkalarında bıraktıkları zayıf (küçük, korumasız, özürlü) çocuklardan dolayı kaygı duyanların, (vasiyetleri altında olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan korksunlar ve onlara doğru söz söylesinler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öldükten sonra geride, âciz ve küçük çocuklar bıraktıkları takdirde, gadra ve zulme uğrayacaklar diye endişe edenler, himayeleri altındaki yetimler hakkında da aynı korkuyu taşısınlar. Böylece Allah'dan sakınıp kendi evlâdları yerinde olan yetimler hakkında da gerçek ve doğru söz söylesinler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Geriye güçsüz çocuklar bıraktıklarında, durumları için endişelenen kişiler, (ölçüsüz vasiyetler yapıp çocuklarını mahrum etmekten) korksunlar, Allah’tan sakınsınlar ve yerli yerinde söz söylesinler (kararlar alsınlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Geriye zayıf çocuklar bırakmaktan endişe etsinler ve onlar üzerinde titresinler. Allah'tan sakınıp doğru söz söylesinler.
Besim Atalay
swap_vert close
Arkaya bir takım zayıf oğul, kız bırakıp da bakılmamaktan korkan kimseler Allahtan çekineler, doğru da söyleyeler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kendileri ölüp de) arkalarında kendi haklarını koruyamayacak kadar küçük ve aciz çocuklar bıraktıkları takdirde (onların büyümesi ve yetişmesi konusunda), onlar için endişe edenler, (empati kurarak yetimlere) haksızlık yapmaktan öyle korksunlar. Allah'ın emirlerine uygun davransınlar, cezalandırmasından sakınsınlar ve mutlaka doğru şâhitlik edip, doğru söz söylesinler!
Cemil Said
swap_vert close
Kendinden sonra sagîr çocuklar bırakmakdan korkanlar yetimlerin za’fını sû-i isti’mâl itmesünler ve müstakîmâne söz söylesünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bırakmış olmaları halinde onlar hakkında endişe duyacak olanların (başkalarının yetimleri için de) kalpleri sızlasın; Allah’tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
 Yetimlerin veli ve vasileri, onlara kendi çocuklarına davranılmasını istedikleri gibi davranmalıdırlar; çünkü kendi çocukları da bir gün yetim ve çaresiz kalabilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Geriye zayıf çocuklar bırakan ve onların durumlarından endişe duyanlar dikkat etsinler! ALLAH'ı düşünsünler ve uygun kararlar versinler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyacak olanlar, (yetimler hakkında da aynı) endişeyi duysunlar, Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hem titresin o kimseler ki arkalarına elleri ermez, güçleri yetmez bir zürriyyet bırakacak olsalardı onlara karşı korkacaklardı, o halde Allahdan korksunlar ve sağlam söz söylesinler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Öldükten sonra) geriye zayıf çocuklar (yetimler) bıraktıkları takdirde, (halleri ne olacak diye) endişe duyacak olanlar, (diğer yetimler hakkında da) korkup titresinler. O halde Allah’tan korksunlar ve (şefkatli bir şekilde yetimleri azarlamadan) doğru söz söylesinler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Arkalarında küçük ve aciz evlat bırakanlar, onlara karşı nasıl endişe duyuyorlarsa, aynı endişeyi onlar¹ hakkında da duysunlar. Takva ehli olsunlar ve doğru olan şey neyse onu söylesinler.
1- Yakınlar, yetimler ve yoksullar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Arkalarında âciz ve küçük evlâdlar bırakdıkları takdirde onlara karşı (halleri ne olacak diye düşünüb) endîşe edenler, (himayeleri altındaki yetîmler ve diğer mirasçılar hakkında da aynı hissi taşımamakdan) saygı ile korksun (lar), Allahdan sakınsınlar, (gerek vasıyler, gerek onların nezdinde bulunanlar hatıra gönüle bakmayarak) sözü dosdoğru söylesinler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (yetimler hakkında) korksun o kimseler ki, eğer kendileri arkalarında güçsüz(ve küçük) evlâdlar bırakacak olsalardı, onlar hakkında endişe edeceklerdi. Öyle ise (diğer yetimler hakkında da) Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Kendileri ölüp de) arkalarında kendi haklarını koruyamayacak kadar (küçük ve) zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde (onların büyümesi ve yetişmesi konusunda), onlar için endişe edenler, (empati kurarak yetimlere) haksızlık yapmaktan öyle korksunlar. Allah’a (Allah’ın emirlerine) karşı gelmekten sakınsınlar ve mutlaka doğru şahitlik edip, doğru söz söylesinler!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Arkalarında zayıf bir zürriyet (küçük çocuklar) bırakanlar nasıl ki (mirastaki paylarını alamayacaklar diye) onlar için korkuyorlarsa, o çocuklar üzerine (mirası dağıtanda adaletsiz dağıtımdan) korksun. Allah’dan sakınsın ve dağıtımda sözün en doğrusunu söylesin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Arkalarında gücü yetmez bir döl bırakmaktan nasıl ürkerlerse onlar içinde öyle korksunlar. Öyle ise Allah’tan sakınıp sözün doğrusunu söylesinler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Arkalarından küçük çocuklar bırakmış olsalar onlar hakkında mahrum olurlar diye perva edecek olanlar Allah/tan korksunlar da sakınsınlar [³], dürüst söz söylesinler [⁴].
[3] Yetim işlerinde Allah'tan sakınıp vefatlarından sonra bırakacakları küçük çocuklarına yapılmasını istedikleri şeyi yetimlere de yapmak için vasilere emirdir, yahut Allah'tan korkup hastanın evlâdına kendi evlâdı gibi şefkat ederek malının vasiyet suretiyle başkalarına verilmeyerek yetimlerin zarardan vikayesi için vasiyet esnasında hastayı ziyarette bulunanlara emirdir. Yahut terekenin taksimi esnasında hazır bulunan zuafa-i akrabaya, yetimlere, yoksullara kendi evlâdının da bu halde olmalarını düşünerek şefkat ile onları mahrum etmemek için vereseye emirdir. Yahut vereseyi düşünerek vasiyette israf etmemek hususunda vasiyet edenlere emirdir.[4] Yetimler hakkında gönül alacak söz söylesinler, yahut hastaya «vasiyette israf ederek veresenin hakkını zayi etme» desinler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar/veliler/vasiler, eğer arkalarında korunmaya muhtaç çocuklar [zurriyeten] bıraktıkları takdirde, kendi çocukları hakkında nasıl endişe duyarlarsa, başkalarının çocukları için de aynı endişeyi taşısınlar. Onlar Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olsunlar ve doğru [sedîd] söz söylesinler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanlar, (vasiyetleri altında olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan sakınsınlar ve onlara doğru söz söylesinler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendileri ölüp arkalarında bakıma muhtaç çocuklar bırakacak olsalardı, hâlleri nice olurdu diye kendi çocukları adına endişe duyanlar, yetimlerin hakkını çiğnemekten de öylece korksunlar! Yani, kendilerini o vefât eden kişi yerine, onun yetim çocuklarını da kendi çocukları yerine koyup düşünsünler de, yürekleri sızlasın! Öyleyse, Allah’ın cezalandırmasından sakınsınlar ve özellikle kul hakkı söz konusu ise, kesinlikle doğru şâhitlik edip, doğru söz söylesinler!Peki, doğru söylemezlerse ne olur?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Çekinsin o kimseler ki şayet arkalarından “elleri ermez-güçleri yetmez cılız zürriyyet / soy sop / çocuklar” bıraksalardı, onların aleyhine korkarlardı. Bundan böyle, Allah’tan sakınıp korunsunlar, etkili bir söz söylesinler!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Veliler, geride bıraktıkları bakıma muhtaç yavruları için gösterdikleri titizliği diğer varislerine de aynen göstersinler. Allah'a karşı kendilerini sağlama alıp doğru kararlar versinler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Vefat ettikleri takdirde geriye zayıf çocuklar bırakacaklarını bilenler, çocukları hakkında endişeye düşenler, yetimlerin mallarına sahip çıkarken düşünsünler, ürpersinler, korksunlar. Aynı şeyin kendi çocuklarının başlarına gelebileceğini, haklarının yenilebileceğini, toplumda hakları elinden alınarak fakir duruma düşürülebileceğini akıllarına getirsinler! Buna göre davranıp adaletten dışarıya çıkmasınlar! Allah’a karşı gelmekten sakınarak doğruyu söylesinler, doğru iş yapsınlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Geriye gücü yetmez nesiller bıraktıkları takdirde (hâlleri ne olur) diye endişe edenler, (yetimlere haksızlık etmekten de) korkup titresinler! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olsun ve doğru söz söylesinler! [*]
Benzer mesaj: Ahzâb 33:70.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendileri arkalarında yetim çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında korktukları gibi, (yetimlere haksızlık etmekten) de korksunlar. Allah’a karşı (hata etmekten) sakınsınlar ve doğru söz, söylesinler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onlar, [o kanunî mirasçılar] [Allah’tan] korksunlar; eğer kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan çocuklar bıraksalardı onlar için mutlaka endişe duyarlardı; işte böyleleri, Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve [yoksulların hakları konusunda] dürüst ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Arkalarında muhtaç ve zayıf çocuklar bırakmaktan korkanlar, diğer yetimler için de aynı endişeyi duysunlar ve Allah’tan sakınsınlar da doğru söz söylesinler. 2/266, 89/18-19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık korksun onlar ki; eğer kendileri, arkalarında korunmaya muhtaç çocuklar bıraksalardı, onlar için endişelenirlerdi. Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuşansınlar da dosdoğru konuşsunlar.[⁷²⁹]
[729] Söz söyleme sanatında bir önceki âyet üslupla ilgiliydi, bu âyetse sözün mahiyetiyle ilgilidir. Sözün aslı yoksa usulü ne kadar iyi olursa olsun o söz kıymetsizdir. Önce söz doğru-dürüst olmalıdır. Sedîd sıfatı sedd kökünden türetilmiştir. Bir boşluk dolduran, bir gediği tıkayan, lüzumuna binaen söylenen söze delâlet eder. Istılah olarak doğru sözü ifade eder. Bir söz ne kadar tumturaklı, ne kadar edebi ve belâgatlı olursa olsun hakikat içermiyorsa, o “laf” olmaktan öte gitmez.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Miras taksiminde kendilerine söz düşenler de) Arkalarında küçük, zayıf çocuklar bırakmış olsalardı onların hali nice olurdu? diye düşünerek (yetimlere haksızlık etmekten) çekinsinler, (yürekleri sızlasın da) Allah'tan korksunlar ve sözü doğru söylesinler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endişe edecek olanlar, (öksüzlerin hakkına dokunmaktan) çekinsinler. Allah’tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve korksunlar o kimseler ki, arkalarından küçük, zayıf çocuklar bırakacak olsalardı, onların üzerine korkup endişede bulunacaklardı. O halde Allah Teâlâ'dan sakınsınlar ve dürüst söz söylesinler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Arkalarında eli ermez, gücü yetmez küçük çocuklar bıraktıkları takdirde, onların halleri nice olur diye endişe edenler, yetimlere haksızlık etmekten de öylece korksunlar da Allah'ın cezalandırmasından sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endişe edecek olanlar, (öksüzlerin hakkına dokunmaktan) çekinsinler. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Arkalarında (vefâtlarından sonra) za'îf zürriyetler (evlâdlar) terk itseler onların üzerine (fakr ve ihtiyâc içinde kalmalarından) korkanlar Allâh'dan korkub ittikâ itsünler, doğrı ve hak sözleri söylesünler. [²]
[2] Bu âyet-i kerîme: Eytâmın işlerinde Allâh Te'âlâ'dan korkub haklarının ziyâ'ından sakınmağı, vefâtlarında terk idecekleri evlâdlarına yapılmasını arzu iyledikleri şeyi onlara yapmak içün vasîlere, Allâh'dan korkub hastanın evlâdına kendi evlâdı gibi şefkat itmesi, hibe ve vasiyet sûretiyle malın yabancılara gidüb evlâdın ızrârına meydân virmemesi içün hastanın vasiyeti sırasında yanında bulunanlara, taksîm-i tereke esnâsında hazır bulunan akrabâ, eytâm ve fukarâya kendi evlâdının bu halde bulunmalarını tasavvur iderek şefkatle bir şey virmeleri içün vereseye, mîrâsçılarını düşünüb vasiyetde isrâf itmemesi içün de vasiyet idenlere emirdir. Kendi evlâdınıza acıdığınız ve şefkat iylediğiniz gibi onlara da şefkat idin ve acıyın. Haklarının zâyi' olmasını bâdî olmakdan hazr idin ve Allâh'dan korkun buyurılıyor.  "Ebû's Su'ûd"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Arkalarında zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, Allah’tan çekinsinler de doğru söz söylesinler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Arkalarında cılız çocuklar bırakacak olsalar korku ve endişe duyacak olanlar, (haksızlıktan) korksunlar ve Allah'tan sakınsınlar da (yetimlere) doğru söz söylesinler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mirasçılar, arkalarında güçsüz ve korunmasız çocuklar bıraktıkları takdirde onlar hakkında nasıl endişelenirlerse, öylece korksunlar ve Allah'tan sakınıp sözün doğrusunu söylesinler.(4)
(4) Yetimler ve yoksullar gibi, kendi haklarını koruyamayacak durumda olanların haklarını gözetsinler, hiçbir şeyi saklamasınlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ürperip titresin o kimseler ki, kendi arkalarında zayıf ve çaresiz aile fertleri bırakmış olsalardı, onlar için korku ve endişe duyacaklardı. O halde, Allah'tan korksunlar ve haksızlığı önleyici sağlam bir söz söylesinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķorķsuñ anlar kim, eger ķoyalarıdı anlaruñ ardından döl ya'nį oġul ķız ża'iflar, ķorķalarıdı anlaruñ üzere: pes śaķınsunlar Tañrı’dan; daħı eyitsünler söz ŧoġru söz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳorḳsun ol kişiler ki ḳosalar ardlarında ża‘īf ẕürriyetler ḳorḳuñuzanlar üstine. Pes ṣaḳınsunlar Tañrıdan, daḫı yaḫşı söz eyitsünler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Özlərindən sonra (aciz və zəif) övladlar qoyub gedəsi olan şəxslər, onlardan ötəri necə qorxurlarsa, (yetimlərdən ötrü də) o cür qorxsunlar! Və buna görə də onlar Allahın qəzəbindən çəkinərək sözün doğrusunu danışsınlar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And let those fear (in their behaviour toward orphans) who if they left behind them weak offspring would be afraid for them. So let them mind their duty to Allah, and speak justly.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let those (disposing of an estate) have the same fear in their minds as they would have for their own if they had left a helpless family behind: Let them fear Allah, and speak words of appropriate (comfort).(515)
515 It is a touching argument addressed to those who have to divide an estate. 'How anxious would you be if you had left a helpless family behind?' If others do so, help and be kind.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلْيَخْشَ
ve korksun
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
لَوْ
eğer
تَرَكُوا
bıraksalardı
مِنْ خَلْفِهِمْ
arkalarından
ذُرِّيَّةً
bir zurriyet
ضِعَافاً
zayıf
خَافُوا
korkarlardı
عَلَيْهِمْۖ
onlara karşı
فَلْيَتَّقُوا
bir de takvâlı olsunlar
اللّٰهَ
Allah'a karşı
وَلْيَقُولُوا
ve söylesinler
قَوْلاً
bir söz
سَد۪يداً
sağlam
Kendileri geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde (hâlleri ne olur diye) onların durumundan endişe edecek olanlar, (yetimler hakkında da aynı endişeyi duysunlar ve onlara haksızlık etmekten) korkup titresinler. Bir de Allah'a karşı takvâ sahibi olsunlar (kulluk sorumluluklarını bilip yerine getirmeye çalışsınlar) ve (her zaman, hak olan Allah'ın âyetleriyle) sağlam söz söylesinler.
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
تَرَكَ
Fiil-I
ت ر ك
Bıraktı, terk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
ضِعَاف
Fiilimsi-III
ض ع ف
Zayıf
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
سَدِيد
Sıfat
س د د
Sağlam