Ana-baba ve yakın akrabaların bıraktıkları mirasta, erkeklerin payı olduğu gibi ana-baba ve yakın akrabaların bıraktıkları mirasta kadınların da payı vardır. Bu (pay) ister çok olsun, ister az olsun farz kılınmış birer paydır.¹
1 Araplar, “mızraklarıyla savaşmayan ve yurdunu müdafaa etmeyen vâris olamaz” derler ve kadınlara mirastan pay vermezlerdi. Evs b. Sâbit vefat etmiş ve eşi Ümmü Kâhle, üç kızı ve iki tane amcaoğlu kalmış, vasileri olan Süveyd ve Arfece adındaki iki adam, cahiliye âdeti üzere ölünün mirasını kendilerine almışlar, eşine ve kızlarına hiç bir şey vermemişlerdi. Bunun üzerine Ümmü Kâhle Peygamberimize gelerek şikâyet etmiş, o da: “haydi evine git Allah’ın bu konuda göndereceği emri bekle” buyurmuşlardı. Bu âyet, bu olay üzerine indirilmiştir. İşte bu âyet miras ile ilgili genel hükümleri bildiren ilk âyettir. Böylece o toplumda kadınların da mirastan paylarının olduğu, ilk defa ifâde edilmiş oldu.