Artık yetimleri, evlilik çağına gelinceye kadar (gözetip) deneyin! Eğer kendilerinde bir “rüşd” (fiziki ve akli olgunlaşma) görürseniz, hemen onlara mallarını (geri) verin (teslim edin). Ve büyüyecekler (de mallarını bizden alacaklar) diye israfla (meşru-kanuni harcama sınırını aşarak), alelacele ile onları sakın yemeyin! (Yetîmin malını idâre eden, emek veren fakat) zengin olan kimse ise, böylece (onun malını yemekten) kaçınsın! (O velîlerden) fakir olan kimse ise, artık (emeğinin ve hizmetinin karşılığı kadar) marufa (meşru kanuni harcamaya) uygun bir şekilde yesin! Sonunda onlara mallarını teslîm ettiğiniz zaman da (bunu belgelendirmek üzere, en az iki) şâhit bulundurun. Fakat (bütün şâhitlerin ötesinde, asıl dikkat etmeniz gereken bir şâhit var) Allah’ın hesap soracak olması, (her şeye) yeter! *
[*] Ayrıca Kur’an’a göre birinin ergenlik çağına gelmiş olması bile yeterli değildir. Onda rüşd (olgunluk) olmalıdır. Çünkü evlenmek isteyen kız ve erkek karşılıklı anlaşma yapacak (akit) ve mali yükümlülük altına girecektir Mali yükümlülük ergenliğe ulaşmış bile olsalar çocuklara (rüşd olmayanlara) verilemez. (S. Vakfı Meali 6. Ayet Açıklaması) Yine eğer ergenlik çağına gelmiş olsalar bile, kendilerinde fiziki ve akli olgunlaşma olmadığından malları teslim edilmiyorsa, fiziki ve akli olgunlaşmayı görmeden evlendirmek suretiyle onları başkasına nasıl teslim edebiliriz? Yani bunların canları, mallarından daha önemli değil midir? Bu nedenle ayetten de anlaşılıyor ki, ergenlik çağına gelmiş olsalar bile, kendilerinde rüşd, yani fiziki ve akli olgunlaşma olmadan evlendirilemeleri de asla caiz değildir.