close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eynemâ tekûnû yudrikkumu-lmevtu velev kuntum fî burûcin muşeyyede(tin)(k) ve-in tusibhum hasenetun yekûlû hâżihi min ‘indi(A)llâh(i)(s) ve-in tusibhum seyyi-etun yekûlû hâżihi min ‘indik(e)(c) kul kullun min ‘indi(A)llâh(i)(s) femâli hâulâ-i-lkavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîśâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur; hatta isterseniz sağlamlaştırılmış yüksek kalelerde olun. Onlara bir iyilik geldi mi bu derler, Allah'tan. Bir kötülük geldi mi, bu derler, senden. De ki: Hepsi Allah'tan. Ne oldu bu kavme ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyor.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Halbuki) Her nerede olursanız (olun), ölüm sizi bulur (ve dünyanızdan koparır); yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile (Azrail canınızı alır). Onlara (gafil ve hain olanlara) bir iyilik (her türlü nimet ve fazilet) dokunsa: "Bu, Allah’tandır" demeye (başlarlar); onlara bir kötülük (musibet ve felaket) dokununca da: "Bu Sendendir" (Senin yüzündendir) diyerek (ey Elçim, Seni suçlamaya çalışırlar). De ki: "(Bunların) Tümü Allah’tandır." (Ama sizin de bu neticelerde; iradenizin, yani niyet ve gayretinizin elbette payı ve karşılığı vardır. Bunları açıklayan elçilerin gönderilişi de Mevlâ’nın lütfundandır.) Fakat bu (sorumsuz) topluluğa ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmayıp (Kur’ani emirleri kavramaya) gayret etmemektedirler?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nerede olursanız olun, ölüm gelip sizi bulacaktır, göğe yükselen sağlam kulelerde olsanız bile. Onlar, güzel şeylere kavuştuklarında bazıları bu Allah'tandır derler, ama başlarına bir kötülük gelince, bu senin yüzündendir derler. De ki: “Hepsi Allah'tandır.” O halde bu insanlara ne oluyor da, kendilerine bildirilen hakikatı kavramaya yanaşmıyorlar?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sarp ve muhkem kalelerde bile olsanız, ölüm gelir, sizi bulur. Onlara bir iyilik dokunursa: “Bu Allah tarafındandır" derler. Başlarına bir belâ gelirse eğer, “Bu senin yüzündendir" derler. Sen: “Hepsi Allah tarafındandır" de. Bu kavim, bu toplum neye güveniyor da, hiç söz anlamaya yanaşmıyor.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/185; 7/131; 21/34; 55/26.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Nerde olursanız olun ölüm size ulaşır. Hatta çok sağlam kalelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik erişse: "Bu, Allah katındandır" derler. Bir kötülük dokunsa: "Bu senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah katındandır." Bu topluluğa ne oluyor da neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Her nerede olursanız (olun), ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: 'Bu, Allah'tandır' derler; onlara bir kötülük dokunsa: 'Bu sendendir' derler. De ki: 'Tümü Allah'tandır.' Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Her nerede olursanız, ölüm size erişir; velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun. Bununla beraber onlara (münafık ve kâfirlere) bir iyilik gelse: “- Bu Allah'dandır”, derler. Bir musibet de geldi mi: “-Bu, senin uğursuzluğundandır”, derler. (Ey Rasûlüm) de ki: “- Hepsi (iyi ve kötüyü yaratmak) Allah'tandır.” Fakat bu topluluğa ne oluyor ki, Kur'an'ı anlamağa yanaşmıyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nerede olursanız olun, yüksek kalelerde korunsanız dahi, ölüm gelip sizi yakalar. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu, Allah katındandır” derler. Bir musibet başlarına gelirse: “Buna sen sebep oldun” derler. Sen de ki: “Hepsi de Allah katındandır.” Bunlara ne oluyor? Söz anlamaya yanaşmıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nerede olursanız olunuz ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “bu Allah'tan” derler; başlarına bir kötülük gelince de “bu senden” derler. “Hepsi Allah'tandır” de! Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar?
Besim Atalay
swap_vert close
Nerede olursanız, sağlam kulelerde olsanız bile ölüm size erişir, onlara bir iyilik gelecek olsa: «Bu Allahtandır» derler, bir kötülük gelince: «Bu senin yüzünden» demektedirler, onlara diyesin ki: «Hepsi de Allahtan!»; bu ulusa ne oldu? Söz anlamaz oldular
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam yapılı kaleler içinde bulunsanız dahi ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik dokunursa “Bu Allah'tandır” derler. Bir kötülük dokunursa “Bu senin yüzündendir” derler. Onlara de ki: “Hepsi de Allah tarafındandır.” Böyle iken bu topluluğa ne oluyor da kendilerine bildirilen hakikati anlamaya yanaşmıyorlar? 
Bkz. 33/16, 62/8  
Cemil Said
swap_vert close
Nerede olur iseniz olunız, ölüm sizi gelir bulur. Yüksek kal’alarda bile size vâsıl olur. Kâfirler galebe çaldılar mı bu senden geliyor diyorlar. Ânlara di ki: "Her şey Allâh’dan gelir" Bu kavim bunı niçün anlamıyor?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “Bu Allah’tan” derler, başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler. “Hepsi Allah’tandır” de. Ne oldu bu topluluğa ki bir türlü söyleneni anlayamıyorlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah'tan» derler; başlarına bir kötülük gelince de «Bu senden» derler. «Hepsi Allah'tandır» de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!
Edip Yüksel
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız ölüm sizi yakalar. Başlarına iyi bir şey gelse, "Bu ALLAH tarafındandır," derler. Kendilerine bir kötülük dokunsa, "Bu senin tarafındandır," derler. De ki, "Hepsi ALLAH tarafındandır." Bu topluma ne oluyor ki neredeyse hiç bir söz anlamıyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her nerede olsanız ölüm size yetişir eflâke ser çekmiş burclarda da olsanız; bununla beraber kendilerine bir güzellik erdimi «bu Allahdan» diyorlar, bir musıbet de değdimi «bu senden» diyorlar, de ki: hepsi Allah tarafından, fakat neye bu adamlar söz anlamağa yanaşmıyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nerede olursanız olun, yüksek kalelerde korunsanız dahi, ölüm gelip sizi yakalar. Onlara (kâfirlere) bir iyilik gelirse, “Bu, Allah tarafındandır” derler. Bir kötülük/musibet başlarına gelirse, “(Ey Muhammed!) Bu (başımıza gelenler) senin yüzündendir!” derler. (Habibim!) De ki: “Hepsi (yaratılma yönüyle) Allah tarafındandır. Bu kimselere ne oluyor ki hiçbir söz anlamaya yanaşmıyorlar.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara, bir iyilik isabet etse, “Bu Allah'tandır.” derler. Onlara, bir kötülük isabet etse, bu “senin yüzündendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah'tandır.”¹ Bu halka ne oluyor ki söylenen hadisi² anlamaya yanaşmıyorlar!
1- Allah'ın koyduğu kuralların, yasaların sonucudur. 2 - Sözü  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Nerede olursanız olun velev tahkim edilmiş yüksek kal'alarda bulunun, ölüm size çatıb yetişir». Eğer onlara bir iyilik dokunursa: «Bu, Allah katındandır» derler. Şayet onlara bir fenalık dokunursa. «Bu, senin katından (senin yüzünden) dir» derler. De ki: «Hepsi Allah tarafındandır». Böyle iken onlara, o kavme ne oluyor ki (kendilerine söylenen) hiç bir sözü anlamıya yanaşmıyorlar?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nerede olursanız olun, (hattâ) yüksek kalelerde bile olsanız, ölüm size yetişir. Hâlbuki onlara (yahudilere ve münâfıklara) bir iyilik gelirse: “Bu, Allah katındandır!” derler. Ama onlara bir kötülük gelirse: “Bu senin yüzündendir!” derler. (Onlara) de ki: “Hepsi Allah katındandır” Böyleyken, bu kavme ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insanlar!) Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta (gökteki) yüksek burçlarda (uzayda veya gezegenlerde) olsanız bile. Ve eğer onlara (o münafık kimselere) bir iyilik (merhametimizin sonucu olan bir nimet vs.) dokunsa bu Allah’tandır derler, ama onlara (yaptıkları günahlardan dolayı) bir seyyie (bir kötülük) dokunsa, bu senin (uğursuzluğun) yüzündendir derler. (Resulüm! Onlara) de ki, (yaratılış, icat ve varlık bakımından) hepsi Allah katındandır (Allah’ın koyduğu kural ve yasaların bir sonucudur). Ama o topluma ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar.*
(*) Not: Ayetin başında bulunan (بروج)’’ Buruc’’, semadaki ‘’burclar’’ olduğunu söylemek hem ayetin siyak ve sibakına hem de Buruc sûresinde vurgusu yapaılan (والسماء ذات البروج)’’ ves- semai zatil buruci’’ yani ‘’burçlar sahibi semaya/uzaya’’ şeklindeki ayetiyle de tam uyumludur. Çünkü ayette geçen (بُرُوجٍ) gökteki burçlara’’denir, bu nedenle ayetin anlamı: ‘’Uzaya veya gezegenlere çıksanız bile, ölüm size ulaşır.’’ şeklinde olur. Çünkü herkes biliyor ki, yeryüzünde yaşayan hiçbir kimsenin ister sağlam kalalarda olsun ister yeryüzünün başka yerinde olsun ölümden kurtuluşu yoktur. Ama insanlar uzaya çıkmadan önce orada belki ölüm olmadığını veya ölümden kurtuluş olabileceğini düşünebilirdi. Bu nedenle buradaki burçlar yeryüzündeki kalalar değil, gökteki burçlardır. (الله اعلم) İşte insanın uzaya gidebileceğinin hayal bile edilemediği bir dönemde, yani 1400 sene önce Kur’an, insanın uzaya gidebileceğine ve orada da ölümden kurtuluş olamayacağına vurgu yapmıştır. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Ayrıca ayetin son cümlesinde münafıkların iddialarına şöyle bir karşılık veriliyor. (Resulüm!) De ki, (yaratılış, icat ve varlık bakımından) hepsi Allah katındandır. Ama özgür iradenizle yaptığınız kötü işler nedeniyle söz konusu kötülüğün meydana gelmesine siz sebep oluyorsunuz, Allah değil. Ama onlar, başlarına gelen kötülüklerin kendi eylemlerinin veya önlerindeki çeşitli yollar arasında yanlış bir seçim yapmalarının bir sonucu olabileceğini anlamazlar; tersine, onu diğer insalarının hatalarına atfetmeye çalışırlar. Ayrıca ‘’hepsi Allah’ın katındandır.’’ifadesinin anlamı da, her şey Allah’ın koyduğu kuralların, yasaların sonucudur. Ama bundan yola çıkarak, ‘İyilik ve kötülük Allah’tandır yani onlara Allah sebep olmuştur’ denilemez. Zira o, kötülük yapılmasına razı değildir ve o kötülüğü yapan da kendisi değildir, dolayısıyla razı olmadığı şeyin müsebbibi de olamaz. Bu nedenle şerre sebebiyet veren, yanlış tutum davaranışlarıyla dâvet eden insan olması itibariyle şer insana izafe edilir. Ayrıca tabiat yasaları yüce Allah’ın koyduğu yasalardır. Allah, biz insanlara bu yasaları anlama kabiliyeti vermiş, bizden bu yasalara uygun hareket etmemizi emretmiştir. Onun emrine ve rızasına uygun olan ise, fiziki olarak herhangi bir facianın/şerrin oluşmasına neden olan sebepler karşısında gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Bu nedenle şerre karşı tedbirini almayan veya kötülük yapan bir insanın başına bir şer gelirse, ona sebep olan insanın kendisidir. Bu yüzden 79. ayette‘’ve sana gelen her fenalık da kendi nefsinden, yani kendi yaptığın kötülüklerin yüzündendir.’’ denilmiştir. وقد يطلق البروج على منازل كواكب السماء كقوله تعالى تبارك الذي جعل في السماء بروجا وقوله والسماء ذات البروج أنه قال : البروج هنا بروج الكواكب ، أي ولو بلغتم السماء . وعليه يكون وصف " مشيدة " مجازا في الارتفاع ...نقلا (من تفسير التحرير والتنوير - و تفسير الطبري)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Şunu unutmayın) Her nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler içinde olsanız dahi (yazılmış ise) ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik isabet ederse “Bu Allah’dan” derler, birde kötülük isabet ederse (ey elçi) “Bu senden” derler. Deki “ Bunların hepsi Allah’dan.” Bu topluluğa ne oluyor ki? Kendilerine açıklanan sözü anlamaya çalışmıyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Nerede bulunursanız bulunun, isterseniz berkitilmiş burçlar içine bulunun , ölüm nasıl olsa size gelip çatacaktır. Eğer onlara bir iyilik gelecek olursa: "Allah’tan" derler, eğer onlara bir kötülük gelecek olursa: "senin yüzünden" derler. De ki : " ne gelirse Allah’tan gelir". Öyleyse ne oluyor o kimselere ki söz anlamıya yanaşmıyorlar?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nerede bulunursanız bulunun yüce, sağlam burçlarda [⁴] bulunsanız bile ölüm size gelir, çatar. Onlara bolluk gibi bîr iyilik gelirse «bu iyilik Allah tarafındandır.[⁵]» derler. Kıtlık gibi bir kötülük gelince «bu da senin tarafındandır [⁶]» derler. Onlara de ki hepsi Allah tarafındandır. Artık bu cemaata ne oluyor da söz [⁷] anlamaz gibi oluyorlar.
[4] Kalelerdeki kuleler veya köşklerde.[5] Yaratması itibariyle.[6] «Uğursuzluğunuzdandır» diyerek Yahudiler, münafıklar sana dil uzatırlar.[7] Veya Kur'anı Mübini.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nerede olursanız olun, velev ki sarp ve sağlam kalelerde/ burçlarda olsanız dahi, ölüm size ulaşır. Eğer onlara bir iyilik erişirse “Bu, Allah tarafındandır” derler. Eğer onlara bir kötülük erişirse “Bu senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi Allah tarafındandır.” Bu topluluğa [kavm] ne oluyor ki, neredeyse hiçbir söz anlamıyorlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlamlaştırılmış yüksek şatolar içinde olsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu Allah'tandır” derler. Bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah'tandır.” Bunlara ne oluyor da hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Her nerede olursanız olun, sapasağlam kaleler içindekorunmuş bile olsanız, hattâ gökteki yıldızlara dahî çıksanız, eninde sonunda ölüm gelip sizi bulacaktır. Öyleyse, ölüm korkusuyla vazifeden kaçmanın ne anlamı var? Fakat münâfıklar, kendilerine bir iyilik ulaştığında, “Bu Allah’tandır.” diyorlar fakat başlarına bir kötülük gelince, “Bu senin uğursuzluğun yüzündendir, ey Muhammed!” diyorlar. Böylece senin şahsında İslâm’ı mahkûm etmeye çalışıyorlar. Onlara de ki: “Hayır! Bütün iyilik ve kötülükler, —her ne kadar bazılarının meydana gelmesine sizin tercih ve irâdeniz sebep olmuş ise de— hepsi Allah’ın katındandır. Yani, O’nun izni ve irâdesi iledir. Çünkü O izin vermedikçe, hiçbir şey gerçekleşmez. İyi veya kötü, var olan her şey sonuçta O’nun yaratması ve takdiri iledir. Fakat bundan yola çıkarak, ‘İyilik ve kötülük Allah’tandır yani onlara Allah sebep olmuştur’ denilemez. Zira O, kötülük yapılmasına razı değildir, dolayısıyla razı olmadığı şeyin müsebbibi de olamaz.”O hâlde, bu insanlara ne oluyor ki, söylenenleri doğru anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar? Doğrusu şu ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Nerede olursanız olun, sapasağlam burçların içinde bile olsanız, size Ölüm yetişir”. Onlara iyilik isabet ettiyse: -“Bu Allah katındandır” diyorlar. Kötülük isabet ettiyse: -“Bu senin yüzündendir” diyorlar. De ki: -“Hepsi Allah katındandır”. Şu Kavm’e ne oluyor; nerdeyse söz anlamıyorlar?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kaldı ki nerede olursanız olun ölüm sizi arar bulur. Hattâ sağlam dökme kulelerde olsanız bile. " Bu gibiler, bir iyiliğe kondular mı hemen: " bu, Allah tarafından " derler. Başlarına bir kötülük geldi mi de: " bu, senin yüzünden " derler. De ki: " hepsi Allah'tan. " Ne oluyor bu millete, nerdeyse laf anlamaz bir toplum olup çıktılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Unutmayın! Nerede olursanız olun sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde olsanız bile eceliniz geldiyse ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik gelirse "Bu Allah’tandır!" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu senin yüzündendir!" derler. De ki: "Hepsi Allah’tandır!" Bu topluma ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız ölüm size ulaşır. Kendilerine herhangi bir iyilik gelse “Bu, Allah’tandır.” derler. Kendilerine herhangi bir kötülük geldiğinde ise “Bu, sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!”
Mehmet Türk
swap_vert close
Her nerede olursanız olun hatta yüksek kaleler içerisinde bile bulunursanız bulunun, ölüm sizi bulur. (Ey Muhammed!) Eğer onlara bir iyilik ulaşırsa: “Bu Allah’tandır” derler. Yok, eğer başlarına bir kötülük gelirse: “Bu senin yüzündendir.” derler. Sen de onlara: “Hayır, hepsi Allah’tandır.” de. Bu adamlara ne oluyor da kendilerine söylenen sözü, anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar?
Muhammed Esed
swap_vert close
Nerede olursanız olun, ölüm gelip sizi bulacaktır, göğe yükselen kulelerde olsanız bile.” Onlar güzel şeylere kavuştuklarında, bazıları “Bu Allah’tandır!” derler; ama başlarına bir kötülük gelince, “Bu senin yüzündendir [ey arkadaş]!” diye feryad ederler. ⁹² De ki: “Hepsi Allah’tandır!” O halde bu insanlara ne oluyor da kendilerine bildirilen hakikati ⁹³ kavramaya yanaşmıyorlar?
92 Yani, onlar, başlarına gelen kötülüklerin kendi eylemlerinin veya önlerindeki çeşitli yollar arasında yanlış seçim yapmalarının bir sonucu olabileceğini anlamazlar; tersine, onu başkalarının hatalarına atfetmeye çalışırlar.93 Lafzen, “[kendilerine] söylenen şeyi” -yani, kendi akıllarının ve bütün peygamberlerin öğretilerinin kendilerine açıkça telkin ettiği hakikati.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Her nerede olsanız ölüm sizi yakalayacaktır, sapasağlam kalelerin burçlarında olsanız bile. İşleri iyi gittiğinde: “Bu, Allah’tandır.” derler. Başlarına bir sıkıntı gelse, “Bu, senin yüzünden” derler. De ki: “Başınıza gelen her şey Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Şunlara ne oluyor ki neredeyse Allah’ın hadisini anlamak istemiyorlar. 3/156, 36/13...27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nerede olursanız olun, ölüm gelip sizi bulur; yıldızlara yükselmiş[⁸¹⁰] bile olsanız.” Başlarına güzel bir şey gelse “Bu Allah katındandır!” derler; fakat başlarına bir musibet gelse, “(Ey Muhammed! Bu senin yüzünden başımıza geldi!” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır!” Fakat şu topluluğa da ne oluyor; sanki hiçbir sözü anlamıyor!
[810] Veya ‘burjuvazi’ isminin de kaynağı olan: “heybetli burçlarda” (Krş: 22:45). Tercihimiz ölümlülük yasasının gücünü daha iyi yansıtmaktadır (Krş: Süddî, Rebi ve Malik’ten nkl. Taberî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde dahi olsanız ölüm size ulaşır. (Ey Muhammed, o münafıklara) Bir iyilik dokunacak olsa "Bu Allah'tandır" derler. Bir kötülük eriştiğinde ise, "Bu senin yüzündendir" diye seni kınarlar. De ki: "Hepsi de Allah katındandır" O adamlara ne oluyor ki, (bu kadar uyarılara rağmen) söz anlamaya (gönülden iman etmeye) yanaşmıyorlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah’tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah’tandır. " Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Her nerede olsanız, size ölüm yetişir, velev ki, tahkim edilmiş yüksek kuleler içinde bulunmuş olunuz. Ve eğer onlara bir güzellik dokunursa derler ki: «Bu Allah Teâlâ tarafındandır. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse, bu senin tarafındandır derler.» De ki: «Hepsi de Allah Teâlâ tarafındandır. Artık o tâifeye ne oluyor ki, söz anlamaya yanaşmıyorlar.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Nerede bulunursanız bulunun: Sağlam, yüksek kulelerde, (hatta eflâke ser çeken) gökteki yıldız burçlarında bile olsanız, ölüm mutlaka size yetişir. ”Onlara bir iyilik ulaşınca “Bu, Allah'tandır” derler. Bir fenalık gelince “Bu, senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi de Allah tarafındandır. ” Fakat bu adamlara ne oluyor da, söz anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar? [55, 26; 3, 185; 21, 34; 7, 131]
Yaratma bakımından hem iyilik, hem fenalık hem hayır, hem şer Allah’tandır. Fakat şerre sebebiyet veren, dâvet eden insan olması itibariyle şer insana izafe edilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur. Onlara bir iyilik erişirse: "Bu, Allah tarafındandır" derler. Onlara bir kötülük erişirse: "Bu, senin yüzündendir" derler. De ki: "Hepsi Allah tarafındandır". Bu topluma ne oluyor ki hemen hiç söz anlamıyorlar?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nerede olur iseniz olunuz velev ki yüksek ve metîn bir kal'a ve hisârlarda bile olsanız size ölüm irişir. Eğer onlara (yahûdîlere ve münâfıklara) bir eyilik irişse (bolluk, ucuzluk, refâh gibi) "Bu Allâh'dandır" dirler. Eğer (kaht u gılâ gibi) bir fenâlık gelse "Bu sendendir" (senin uğursuzluğundandır) dirler [¹] Onlara söyle ki: Her şey gibi bunların cümlesi de Allâh tarafındandır. Ne oldı bunlara ki sözi anlamaz oldılar.
[1] Rasûl 'aleyhisselâmın hicretle Medîne'ye geldikleri sene Medîne'de bahâlılık hâsıl oldığından yahûdîler ve münâfıklar bunı Rasûlullah ile ashâbının uğursuzluğuna haml itdiler. Âyet-i kerîme bunların bu zan ve zehâblarının reddi zımnında nâzil oldı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Nerede olursanız olun, ölüm sizi yakalayacaktır; isterse sağlam kaleler içinde olun. Onlara bir iyilik gelse "Bu Allah'tandır[1]" derler. Bir kötülük gelse "Bu da sendendir" derler. De ki "Herşey Allah’tandır.” Bu topluluğa ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar[2]?
[1] Bakara 2/216- Savaş size farz kılındı. O size itici gelir. Size itici gelen bir şey sizin için hayırlı olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için şerli olabilir. Onu Allah bilir, siz bilmezsiniz. [2] Bkz. Nisa 4/79, Ali İmran 3/154 ve Ali İmran 3/186, Şura 42/30, Mülk 67/2, Ankebut 29/2-3, Muhammed 47/31, Bakara 2/214  
Şaban Piriş
swap_vert close
Her nerede olsanız ölüm size yetişir, isterseniz sapasağlam şatolarda olun. Onlara bir iyilik dokunsa: - Bu, Allah'tandır, derler. Onlara bir kötülük dokunsa - Bu, sendendir, derler. De ki: - Hepsi Allah'tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiç söz anlamıyorlar?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nerede olsanız ölüm size yetişir—isterseniz yüksek kulelerde veya semânın burçlarında olun! Onlara bir iyilik eriştiği zaman, “Bu Allah katından” derler. Başlarına bir kötülük geldiğinde ise, “Bu sendendir” deyiverirler. De ki: Hepsi Allah katındandır. Bunlara da ne oluyor ki sözden anlamıyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķanda kim olasız, ire size yā bula ölüm; daħı eger olduñuz-ise burçlar içinde kirec-ile yapılmış daħı eger ire anlara ya'nį münafıķlara eylük eyideler uşbu Tañrı ķatındandur [45a] daħı eger ire anlara yavuz iş eyideler uşbu senüñ ķatundandur. eyit: “dükeli Tañrı ķatındandur. pes nedür uşbu ķavmun yaķın olmazlar kim añlayalar sözi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Her ḳanda olsañuz ölüm yitişür size, muḥkem yapılmış yüçeḳal‘alarda olsañuz daḫı. Eger anlara yaḫşılıḳ yitişse eydürler: Bu Allāhdandurdirler ve eger anlara zaḥmet yitişse eydürler: Bu sendendür dirler. Eyit:Barçası Tañrıdandur. Ne oldı uşbu ḳavme ki sözi fehm eylemek bilmezler?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Harada olursunuz olun, hətta uca (möhkəm) qalalar içərisində olsanız belə, ölüm sizi haqlayacaq. (Ya Rəlulum!) Onlara (yəhudilərə və münafiqlərə) bir xeyir yetişdikdə: “Bu Allahdandır!” – deyərlər, bir pislik üz verdikdə isə: “Bu səndəndir!” – söyləyərlər. (Onlara) de: “Hamısı Allahdandır”. Bu camaata nə olub ki, az qala söz də anlamır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Wheresoever ye may be, death will overtake you, even though ye were in lofty towers. Yet if a happy thing befalleth them they say: This is from Allah; and if an evil thing befalleth them they say: This is of thy doing (O Muhammad). Say (unto them): All is from Allah. What is amiss with these people that they come not nigh to understand a happening?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Wherever ye are, death will find you out, even if ye are in towers built up strong and high!" If some good befalls them, they say, "This is from Allah.; but if evil, they say, "This is from thee" (O Prophet).(597) Say: "All things are from Allah." But what hath come to these people, that they fail to understand a single fact?
597 The Hypocrites were inconsistent, and in this reflect unregenerate mankind. If a disaster happens, due to their own folly, they blame somebody else; but if they are fortunate, they claim reflected credit by pretending that Heaven has favoured them because of their own superior merits. The modern critic discards even this pretence, eliminates Heaven altogether, and claims all credit direct to himself, unless he brings in blind chance, but that he does mostly to "explain" misfortune. If we look to the Ultimate Cause of all things, all things come from Allah. But if we look to the proximate cause of things, our own merit is so small, that we can hardly claim credit for good ourselves with any fairness. In Allah's hand is all good: 3:26- On the other hand, the proximate cause of our evil is due to some wrong in our own inner selves; for never are we dealt with unjustly in the very least: 4:77.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَيْنَ مَا
nerede
تَكُونُوا
olursanız
يُدْرِكْكُمُ
size ulaşır
الْمَوْتُ
ölüm
وَلَوْ
velev ki
كُنْتُمْ
olsanız
ف۪ي بُرُوجٍ
kalelerde
مُشَيَّدَةٍۜ
sağlamlaş-tırılmış
وَاِنْ
ve eğer
تُصِبْهُمْ
onlara isa- bet ederse
حَسَنَةٌ
bir güzellik
يَقُولُوا
derler
هٰذِه۪
bu
مِنْ عِنْدِ
tarafındandır
اللّٰهِۚ
Allah
وَاِنْ
ama eğer
تُصِبْهُمْ
onlara isa- bet ederse
سَيِّئَةٌ
bir kötülük
يَقُولُوا
derler
هٰذِه۪
bu
مِنْ عِنْدِكَۜ
senin tarafındandır
قُلْ
de ki
كُلٌّ
hepsi
مِنْ عِنْدِ
tarafındandır
اللّٰهِۜ
Allah
فَمَالِ
ve ne oluyor
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
onlara
الْقَوْمِ
o kavme ki
لَا يَكَادُونَ
neredeyse değiller
يَفْقَهُونَ
anlıyorlar
حَد۪يثاً
hiçbir söz
Nerede olursanız olun, (sarp ve) sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşır! (Resulüm!) Eğer o (münafık)lara bir güzellik isabet ederse, "bu, Allah'tandır" derler. Ama onlara bir kötülük gelirse, "bu, senin yüzündendir" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu kavme ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
اَيْن
Edat + Soru eki
اَيْن
Nerede, neresi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَدْرَكَ
Fiil-IV
د ر ك
Ulaştı, yetişti, idrak etti
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بُرُوج
İsim
ب ر ج
Kaleler, burçlar
مُشَيَّدَة
Edilgen fiil-II
ش ي د
Sağlamlaştırılmış
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
حَسَنَة
İsim
ح س ن
Güzellik, iyilik
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
سَيِّئَة
İsim
س و ا
Kötülük, fenalık
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
حَدِيث
İsim
ح د ث
Söz, haber, hikâye, laf, kıssa