close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 65. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felâ verabbike lâ yu/minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum śümme lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte veyusellimû teslîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Fakat öyle değil; andolsun Rabbine ki onlar iman etmiş olmazlar aralarında çıkan ihtilaflarda seni hakem etmedikçe ve sonra da yüreklerinde hiçbir sıkıntı, üzüntü duymadan verdiğin hükmü kabul eylemedikçe ve tamamıyla sana teslim olmadıkça.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Hayır (onların zannettiği gibi) değil; Senin Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde Seni hakem kılıp, sonra Senin verdiğin hükme, (hem de) içlerinde hiçbir sıkıntı (ve gizli itiraz) duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, onlar hakkıyla iman etmemişlerdir. (Çünkü iman; Ayet ve Hadisleri kutsal ölçü edinmeyi gerektirir. Bu ayete göre adil devlet ve hükümet kararlarına da itaat edilmelidir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hayır hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda sen peygamberi hakem yapmadıkça ve sonra senin kararına, kalplerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça gerçekten inanmış olmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hayır, hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarındaki çekişmeli, ihtilâflı konularda, seni hakem yapmadıkça, senin icraatından, uygulamandan dolayı içlerinde hiçbir burukluk duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmayacaklar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hayır. Rabb'ine yemin olsun, onlar aralarında çıkan meselelerde seni hakem tayin etmedikleri, senin verdiğin hüküm konusunda içlerinde bir sıkıntı duymayacak derecede tam bir teslimiyetle teslim olmadıkları sürece iman etmiş sayılamazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rabbin hakkı için, onlar, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden nefisleri hiç bir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hayır, Rabbine and olsun! Onlar, seni hakem tayin edip sonra verdiğin hükme karşı içlerinde bir sıkıntı hissetmeden ve sana tam teslim olmadan inanmış olamazlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan derin anlaşmazlık konusunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Öyle değil, Tanrına ant, onlar aralarında olan anlaşmazlığa, seni aracı yapıp, verdiğin hükümden sıkılma duymadıkça, büsbütün de seni dinlemedikçe, inan etmiş olmazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hayır (onların zannettiği gibi değil), Rabbine andolsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem tayin etmedikçe ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk (ve şüphe) duymaksızın tam anlamıyla teslim olmadıkça, gerçekten iman etmiş olamazlar.
Bu âyet, Hz. Peygamber’in Allah’tan aldığı vahiy ile Kur’an mesajını yaşanılır kılmak amacıyla verdiği emirlere her Müslümanın kayıtsız şartsız uymak zorunda olduğunu göstermektedir. Hz. Muhammed’in sadece peygamberliğine inanmakla yani şehadet getirmekle, onun hayata geçirdiği inanç, düşünce ve ahlaki değerleri tatbik etmek aynı şey değildir. Bir kişi Hz. Peygambere inanıyorsa, ona tabi olmak ve hayatını ona göre inşa etmek zorundadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Senin rabbine yemin iderim ki beynlerindeki münâza’alar hakkında seni hakem nasb itmedikce mü’min olmazlar. Sonra senin hükm itdiğini kabûl idüb itâ’at itmedikce müslim olmazlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hayır, rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu kabullenmedikçe ve boyun eğip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.  
 İman, kuru bir sözden ibaret değildir; gönülden bağlanmak, inanmak ve kabullenmektir. Hem «Allah ve Resûlü’ne inandım» deyip, hem de hükümlerine razı olmamak tipik münafıklık alâmetidir. «Şeriatın kestiği parmak acımaz» denilmiştir; acımaz, çünkü müminin kalbinde o acıyı unutturacak kadar büyük bir iman vardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun, anlaşmazlıklarında seni aralarında hakem kılmadıkça ve verdiğin kararı, kalplerinde bir burukluk duymadan kabul etmedikçe ve tam teslim olmadıkça inanmış olmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yok, yok rabbına kasem ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıb sonra da verdiğin hukümden nefislerinden hiç bir darlık duymaksızın tam bir teslimiyyetle teslim olmadıkça iyman etmiş olmazlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hayır! Rabbine kasem olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda, seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, kalplerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça îmân etmiş olmazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hayır! Rabb'ine ant olsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri işlerde seni hakem tayin edip, sonra da verdiğin hükme tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Öyle değil, Rabbine andolsun ki onlar aralarında kimi oraya, kimi buraya çekdikleri (kavga etdikleri) şeylerde seni hakem yapıb sonra da verdiğin hükümden yürekleri hiç bir sıkıntı duymadan tam bir teslîmiyyetle teslîm olmadıkça îman etmiş olmazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat hayır! Rabbine yemîn olsun ki, (onlar) aralarında çıkan karışık işler husûsunda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı kendi (gönül)lerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslîmiyetle teslîm olmadıkça îmân etmiş olmazlar!(2)
(2)“Evet, inkâr etmemek başkadır, îmân etmek bütün bütün başkadır. Evet, kâinâtta hiçbir zîşuûr (akıl sâhibi), kâinâtın bütün eczâsı (cüz’leri-kısımları) kadar şâhidleri bulunan Hâlık-ı zü’l-Celâl’i (celâl sâhibi yaratıcıyı) inkâr edemez. Etse, bütün kâinât onu tekzîb edeceği (yalanlayacağı) için susar, lâkayd kalır. Fakat O’na îmân etmek, Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’ın ders verdiği gibi, o Hâlık’ı sıfatları ile, isimleri ile umum kâinâtın şehâdetine (şâhidliğine) istinâden (dayanarak) kalben tasdîk etmek ve elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak, ve günah ve emre muhâlefet ettiği vakit kalben tevbe ve nedâmet etmek (pişmân olmak) iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfâr (tevbe) etmemek ve aldırmamak, o îmandan hissesi olmadığına delildir.” (Emirdağ Lâhikası-I, 312)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hayır, (zatım olan) Rabbin hakkı için, aralarında çıkan derin anlaşmazlık konusunda seni hakem kılıp, sonra da (Kur’an’a uygun) verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmazlar. *
(*) Bu ayet, Hz. Peygamberin, Allah’tan vahiy yoluyla aldığı Kur’an mesajını yaşanılır kılmak ve inananların onu yaşayabilmelerini sağlamak amacıyla verdiği emirlere her müslümanın kayıtsız şartsız uyması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Dolaysıyla mü’min, Hz. peygamberin vahiy yoluyla getirdiği hükümlere, yani Kur’an daki hüküm, kural ve prensiplere inanmakla mükelleftir. Buna göre gerçekten iman etmiş olanlar aralarında bir anlaşmazlık çıktığında Resûlullah’ı hakem kılmak, onun Kur’an’a uygun vereceği hükme başvurmak ve Kur’an’a uygun bir hüküm verince bunu benimsemek, onun âdil olduğuna inanmak, itiraza kalkışmamak gerekir. Ayrıca Hz. Peygamber din adına bir hüküm ve kural koyamaz, hiçbir peygambere de böyle bir yetki verilmemiştir. Zira peygamberler de bizim gibi birer kul ve beşerdirler. Onlara düşen görev ise vahiy yoluyla yüce Allah’tan aldıkları mesajları tebliğ edip bildirmek ve uygulamaktır. Çünkü (ان الحكم الا لله)’’ Hüküm koyma yetkisi ve hâkimiyet ancak Allah’a aittir.’’ (Yusuf süresi-40) Yani hüküm koyucu yalnız Allah’tır. Hz. Peygamber de bir kul ve beşer olduğundan, her kul gibi onun da böyle bir yetkisi yoktur. Ayrıca Allah Resulünün verdiği hüküm, Kur’an’ı hükmümlerden başka bir şey değildir. Zira yüce Allah Nisa-105. ayette إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللّهُ ﴿١٠٥﴾ ‘’(Resulüm!) Biz Sana Kitabı Hak olarak indirdik ki, (onunla) insanlar arasında (zatım olan) Allah’ın sana bildirdiğ şekilde adaletle hüküm veresin’’diye buyurmaktadır. وهكذا نرى الآية تحذر المؤمنين من التحاكم إلى غير شريعة الله بأسلوب يبعث فى النفوس الوجل والخشية، ويحملهم على الإِذعان لأحكام الله فنزل الآيات لبيان وجوب التحاكم إلى شريعة الله دون سواها – والمعنى إذا ثبت ما أخبرناك به يا محمد قبل ذلك، فإن هؤلاء المنافقين وحق ربك "لا يؤمنون (لوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsunki, aralarında ayrılığa düştükleri konularda seni hakem olarak kabul etmedikçe ve aralarında verdiğin hükme, içlerinde sıkıntı duymadan teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyle değil. Çalabına and olsun ki onlar aralarında çekiştikleri işler için seni aracı yapmadıkça, bir de, bu yargıdan dolayı hiç bir sıkıntı duymadan tam bir bağlanma ile sana bağlanmadıkça inanmış olmazlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Öyle değil! Rabbin hakkı için onlar, aralarındaki karışık işlerde [⁷] seni hakem kılmadıkça [⁸], hem de verdiğin hükümden dolayı can sıkıntısı duymaksızın [⁹] sana tamamiyle münkat olmadıkça iman etmiş olmazlar.
[7] Yahut zuhura gelen ihtilâfatta.[8] Veya muhakemene gelmedikçe.[9] Veya bilâ şek kabul etmeksizin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan tartışmalı işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir darlık/sıkıntı [haracen] duymaksızın tamamen teslim olmadıkça inanmış olmazlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hayır! Rabbine andolsun aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra senin verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hayır! İnanan bir insan, Allah’ın kanunlarına nasıl karşı gelebilir? Ey Muhammed! Rabb’ine yemin olsun ki, onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda seni hakem tayin edip de, verdiğin hükme karşı içlerinde en ufak bir burukluk bile duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkları sürece, iman etmiş olamazlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yok yok! Senin rabbine yemin olsun ki aralarında zuhur etmiş / ortaya çıkmış şeylerde seni hakem yapmadıkça, sonrasında hüküm verdiğin şeylerden içlerinde bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmezler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Vallahi onların inanacağı falan yok: ama bir gün sen, aralarında patlak veren bir olaydan dolayı kendilerini muhakeme eder, onlar da zamanla senin verdiğin kararın, kendileri için olumlu olduğunu görürlerse belki o zaman sana tam bir teslimiyetle bağlanabilirler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hayır! Rabbine andolsun ki onlar ihtilaflı konularda seni hakem yapıp, verdiğin hükme kesin olarak teslim olmadıkça iman etmiş sayılmazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hayır (onların yaptığı doğru değildir); Rabbine yemin olsun: Aralarında çıkan anlaşmazlık hakkında seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tamamen kabulleninceye kadar iman etmiş olmazlar. [*]
Bu ayet Nisâ 4:105, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hayır! Öyle değil. Rabbine yemin olsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda, senin hakemliğine başvurmadıkça sonra da senin vereceğin karara gönüllerinde bir sıkıntı duymaksızın kesin bir teslimiyetle uymadıkça, gerçekten îman etmiş olmazlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama hayır, Rabbine andolsun ki onlar, [ey peygamber], aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tâbi olmadıkça, [gerçekten] inanmış olmazlar. ⁸⁴
84 Bu ayet, Hz. Peygamber’in, Allah’tan aldığı vahiy ile Kur’an mesajını yaşanılır kılmak ve müminlerin onu pratik durumlara uygulayabilmelerini sağlamak amacıyla verdiği emirlere her Müslümanın teslim olması yükümlülüğünü tereddütsüz bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu emir ve talimatlar, Peygamber Muhammed (s)’in sünneti (yani, “metodu”) olarak tanımlanan kavramı oluştururlar ve (her türlü şüphe ihtimalinden uzak bir kesinlik taşıdıkları takdirde) Kur’an ile birlikte tam bir hukukî bağlayıcılık taşırlar; bkz. bu surenin 80. ayeti.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda, çözüm hususunda senin hakemliğine başvurmadıkça ve senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça mümin olmazlar. 4/105, 4/90
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında tartıştıkları[⁸⁰¹] her konuda seni hakem yapmadıkça, sonra da senin hükmüne tereddütsüz bir teslimiyetle uymadıkça iman etmiş sayılmazlar.
[801] Şecera: “tartışma”. Her dalı ayrı bir istikameti gösteren ağaç gibi, farklı sonuçlara varma.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hayır, (onların iman iddiaları gerçek değildir, ey Muhammed) Rabbine andolsun ki, onlar (bundan sonra) aralarında ayrılığa düştükleri hususlarda seni hakem tayin etmedikçe, sonra da verdiğin hükme gönülden razı olup sonucuna tam teslim olmadıkça iman etmiş sayılmazlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Hayır, Rabbin hakki için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki münazaada seni hakem tayin etmedikçe, sonra da hükmedeceğin şeyden dolayı nefislerinde bir sıkıntı bulmaksızın, tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça imân etmiş olmazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.
Hz. Muhammedi (a.s.m.) Allah’ın resulü kabul etmenin mânası, onun tebliğ ve tatbik ettiği inanç, düşünce ve yaşayış tarzını kabul etmek, bu hususlarda onu örnek almaktır. Yoksa Allah onu, insanlar peygamberliğine şehadet etsinler, fakat başkalarına tâbi olsunlar diye göndermemiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Arzu ve heveslerini, benim getirdiğim ölçülere uydurmadıkça, sizden hiç biriniz mümin olduğunu iddia edemez.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rabbin hakkı içün onlar, aralarında hâsıl olan ihtilâfı sana hükm itdirüb hükmünde kendi nefislerine ağırlık görmeyerek tam ve kâmil bir teslîmiyet ile ve râzı olmadıkca onlar îmân itmezler. (Bunı yapmadıkca onlar îmân itmiş olmazlar)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hayır! Rabbine yemin olsun ki bunlar inanıp güvenmezler. Ama aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapar, sonra verdiğin kararı, içlerinde bir sıkıntı duymadan kabul eder ve tam olarak teslim olurlarsa o başka.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hayır, Rabbine andolsun ki, Aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tanıyıp, senin verdiğin hükme içlerinde hiç bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hayır! Rabbine and olsun ki, onlar aralarında başgösteren meseleler için senin hükmüne başvurup, sonra da senin vermiş olduğun hükme, gönüllerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.25
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil. Onlar, aralarında çıkan karmaşık işlerde seni hakem yapıp verdiğin hükümle ilgili olarak, içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulaşmadıkça iman etmiş olamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes degül ya'nį bular śanduġı gibi çalabuñ ḥaķķı-içün mü’min olmayalar tā ḥāķim eylerler seni anuñ içinde kim anlaruñ içinde andan bulmayalar gendüzilerinde ŧarlıķ andan kim hükm eyledüñ daħı boyun vireler boyun virmek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Seni yaradan Tañrı ḥaḳḳı‐çun anlar mü’min olmazlar ḥattā seni ḥakem eylet‐meyince aralarında olan çekişikde. Andan ṣoñra ṭapmayalar nefslerindezaḥmet sen ḥükm eyledük nesneden. Daḫı selām virilür selām virmek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Amma, xeyr! (Ya Rəsulum!) Rəbbinə and olsun ki, onlar öz aralarında baş verən ixtilaflarda səni hakim (münsif) tə’yin etməyincə və verdiyi hökmlərə görə özlərində bir sıxıntı duymadan sənə tam bir itaətlə boyun əyməyincə, (həqiqi surətdə) iman gətirmiş olmazlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But nay, by thy lord, they will not believe (in truth) until they make thee judge of what is in dispute between them and find within themselves no dislike of that which thou decidest, and submit with full submission.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But no, by the Lord, they can have no (real) Faith, until they make thee judge in all disputes between them, and find in their souls no resistance against Thy decisions, but accept them with the fullest conviction.(583)
583 The test of true Faith is not mere lip profession, but bringing all our doubts and disputes to the one in whom we profess faith. Further, when a decision is given we are not only to accept it, but find in our inmost souls no difficulty and no resistance, but on the contrary a joyful acceptance springing from the conviction of our own faith.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَا
fakat hayır
وَرَبِّكَ
Rabbine andolsun ki
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiş olmazlar
حَتّٰى
ta ki
يُحَكِّمُوكَ
seni hakem kılmalarına dek
ف۪يمَا
o şey- de ki
شَجَرَ
anlaşmazlık oldu
بَيْنَهُمْۙ
aralarında
ثُمَّ
sonra
لَا يَجِدُوا
bulmama- larına dek
ف۪ٓي
içinde
اَنْفُسِهِمْ
kendilerinin
حَرَجاً
bir sıkıntı
مِمَّا
o şeyden dolayı ki
قَضَيْتَ
hüküm
verdin
وَيُسَلِّمُوا
ve teslim olma- larına dek
تَسْل۪يماً
tam bir teslimiyetle
Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle (sana) teslim olmadıkça (onlar) iman etmiş olmazlar.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
حَكَّمَ
Fiil-II
ح ك م
Hakem kıldı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَجَرَ
Fiil-I
ش ج ر
Anlaşmazlık oldu
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
سَلَّمَ
Fiil-II
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, kurtardı, selam verdi
تَسْلِيم
Fiilimsi-II
س ل م
Teslimiyet, teslim oldu