close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 64. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ erselnâ min rasûlin illâ liyutâ’a bi-iżni(A)llâh(i)(c) velev ennehum iż zalemû enfusehum câûke festaġferû(A)llâhe vestaġfera lehumu-rrasûlu levecedû(A)llâhe tevvâben rahîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz, her peygamberi ancak, Allah izniyle ona itaat edilsin diye gönderdik; onlar da nefislerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allah'ın, kendilerini yarlıgamasını isteselerdi, Peygamber de onların yarlıganmalarını dileseydi elbette Allah'ın tövbeleri kabul edici rahim olduğunu görür, anlarlardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz elçilerden hiç kimseyi, ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir gaye ile göndermedik. (Münafıklar) Onlar (isyan ve itiraz sebebiyle) kendi nefislerine zulmettiklerinde, şayet Sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma talep etseydi, elbette Allah’ı tevbeleri fazlasıyla kabul eden, merhamet buyurup esirgeyen olarak bulabilirlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Zira biz, her peygamberi ancak Allah'ın izniyle kendisine uyulsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, varlık sebebine aykırı davrandıktan sonra, sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın tevbeleri kabul edici ve merhametli olduğunu bulacaklardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdiğimiz Rasûlleri, Allah'ın iradi bilgilendirmesi, emirleri ve yasaları dahilinde sırf itaat edilsin, tebliğine, teşriine, sünnetine uyulup uygulansın diye gönderdik. Eğer onlar günah işleyerek kendilerine, birbirlerine zulmettikleri, haksızlık ettikleri zaman sana gelseler de, Allah'tan bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dileselerdi, Allah'ın Rasûlü de onlar için Allah'tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileseydi, Allah'ı, kendilerini tevbeye, itaate sevkedici, tevbelerini kabul edici ve merhametli bulurlardı.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/152; 58/12.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi için göndermişizdir. Eğer onlar nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi, Peygamber de onlar için Allah'tan bağışlama (mağfiret) dileseydi şüphesiz Allah'ı, tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olarak bulurlardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz her peygamberi, ancak Allah'ın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına Allah'dan mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için afv isteseydi, elbette Allah'ı, tevbeleri ziyade kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz peygamberleri, Allah’ın izniyle itaat edilmelerinden başka bir gaye için göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde, sana gelip Allah’tan mağfiret dileseydiler ve Peygamber de onlar için bağışlanmak dileseydi, Allah’ı çok iyi tevbe kabul eden ve rahmet eden olarak bulacaklardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Zira biz her peygamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine tâbi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi; Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın tövbeleri kabul edici ve merhamet edici olduğunu tereddütsüz görürlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Her hangi bir peygamberi, Allahın izniyle ancak başeğilmekçin göndermişizdir, onlar kendilerine zulmettiklerinde, sana gelip de, Allahın bağışını istemiş olsalardı, peygamber de onlarçin haykırmış bulunsaydı, Allahın bağışlayıcı, yarlıgayıcı olduğunu görürlerdi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, bütün peygamberleri Allah'ın izni (emri) ile kendilerine sadece itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar (günah işleyip) kendilerine zulmettikleri vakit sana gelerek Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve resûl de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın ne kadar bağışlayıcı ve merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.
Bkz. 3/152, 58/12Âyette geçen “Allah’ın izniyle” ifadesi, “Allah’ın yardımıyla” ya da “Allah’ın emriyle” şeklinde anlaşılmalıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Biz rasûl gönderdik ki âna itâ’at itsünler eğer zulüm idenler sana gelüb de günâhları içün Allâh’dan mağfiret dilemiş ve sen de ânlar içün şefa’at itmiş ola idin Allâh tevbekârlara rahîm olurdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz her elçiyi, ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik.* Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH'ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.**
* Elçi bir lider olarak hayattayken itaat edilmeli. Elçi Allah'la ortaklaşarak dini hukümler koyamaz; herkes gibi elçi de Allah'ın hükmünü uygulamakla sorumludur (5:48-50). * Bak 12:98.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz her hangi bir Peygamberi gönderdikse mahzâ Allahın iznile itaat edilmek için gönderdik, eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için istiğfar ediverse idi elbette Allahı tevvab, rahîm bulacaklardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz, bütün peygamberleri ancak Allah’ın izni (emri) doğrultusunda kendilerine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar (munâfıklar, Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen, şeytan tabiatlı, yahûdî Ka’b b. Eşref kâfiri tarafından muhakeme olmayı istemekle) nefislerine zulmettikleri zaman, (yaptıklarına pişman olarak) sana gelip Allah’tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de resûl olarak (bize niyazda bulunup) onların bağışlanmasını dileseydin, Allah’ın ne kadar bağışlayıcı ve (ne kadar) merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, hiçbir resûlü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok bağışlayıcı olduğunu göreceklerdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz hiç bir peygamberi, Allahın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle, göndermedik. Onlar kendilerine zulmetdikleri vakit sana gelib de Allahdan mağfiret dileselerdi onlara (sen) peygamber de mağfiret isteyiverseydi (n) elbette Allahı tevbeleri hakkıyle kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (biz) her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itâat olunması için gönderdik. Ve gerçekten onlar (günah işleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah'dan mağfiret isteselerdi (ve) peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, şübhesiz Allah'ı, Tevvâb (tevbelerini kabûl edici), Rahîm (yalvarışlarına merhamet edici) olarak bulurlardı!(1)
(1)Rivâyet edilmiştir ki: Resûl-i Ekrem (asm)’ın defnedilmesinden sonra, bir bedevî geldi. Kendisini Allah Resûlü (asm)’ın kabrinin üzerine attı, öyle ki toprağından üstü başı toz toprak oldu. Ve dedi ki: “Yâ Resûlallah! Sen söyledin, biz de işittik! Ve îmân ettik ki: ‘Eğer gerçekten onlar nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah’dan mağfiret isteselerdi ve peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, şübhesiz Allah’ı, tevbelerini çok kabûl edici, kendilerine çok merhamet edici olarak bulurlardı!’ diye sana bir âyet indirildi.İşte ben nefsime zulmettim! Sana, geldim! Dahîlek yâ Resûlallah! Günâhımdan dolayı Allah’dan mağfiret istiyorum! Sen de benim için Rabbimden bağışlanma dile!” diye yalvardı. Nihâyet Resûl-i Ekrem (asm)’ın kabrinden nidâ buyuruldu: “Ey kişi! Sana mağfiret edildi!” (Nesefî, c. 1, 340)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insanlar!) Biz her elçiyi ancak (almış olduğu mesajlarımızı emretmek ve uygulamak konusunda zatım olan) Allah’ın izni (emri) ile kendisine uyulsun diye gönderdik. Ve (Resulüm!) Eğer gerçekten onlar (günah ve kötü işler yaparak) nefislerine yazık ettikleri zaman şayet sana gelip Allah’tan bağışlama dileselerdi ve (ey insanlar!) elçi de kendileri için istiğfarda (onlar için şefaatte) bulunsaydı, elbette (kendileri için) Allâh’ı affedici, merhamet edici bulurlardı. *
(*) Not: Resulün istiğfarda bulunması, dünyada onlara şefaat etmesi anlamındadır. Aşağıdaki tefsir metinlerine ve aşağıdaki müslim ve Buhari’nin rivayetlerine bakılabilir. İşte bundan anlaşılıyorki Hz. peygamberin veya peygamberlerin ümmetlerine olan şefaatleri dünyadadır. وهذا هو الإمام الرازي يفسر الشفاعة بالدعاء والتوسل إلي اللّه، فقد قال في تفسير قوله سبحانه: (وَيَسْتَغْفِرون لِلَّذينَ آمَنُوا رَبَّنا وَسِعْتَ كُلَّ شَيء رَحْمَة) هذه الآية تدل علي حصول الشفاعة من الملائكة للمذنبين، وإذا ثبت هذا في حق الملائكة فكذلك في حق الأنبياء، لا نعقاد الإجماع علي أنه لا فرق (مفاتيح الغيب: ج 7 ص 286 طبع مصر، سورة غافر: الآية 7) وعلي هذا فالشفاعة هي دعاء الشفيع للمذنب، وطلب الشفاعة منه هو طلب الدعاء منه، وقد سمي في الأحاديث: دعاء المسلم لأخيه المسلم شفاعة له، روي مسلم في صحيحه عن ابن عباس عن النبي أنه قال: ما من رجل مسلم يموت فيقوم علي جنازته أربعون رجلا لايشركون باللّه إلاّ شفّعهم اللّه فيه (صحيح مسلم: ج 3 ص 54 ). وقد أفرد البخاري في صحيحه باباً بعنوان «إذا استشفعوا إلي الإمام ليستسقي لهم لم يردهم» وأفرد باباً آخر بعنوان «إذ استشفع المشركون بالمسلمين عند القحط - كل ذلك يدل علي أنّ الشفاعة بمعني الدعاء إلي اللّه، وطلبها هو طلب الدعاء والعفو- قد يكون من المكلّف لنفسه، واخرى لغيره، وكل هذا يكون في الدنيا لا في الاخرة : ومنه استغفار النبي صلى الله عليه وآله وسلم للغير، قال تعالى: «وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ»،والاستغفار هنا بمعنى الشفاعة للغير. ۷۲-۷۱ ↑ الأمثل، ج۳، ص۲۷۰- ۲۷۱.)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz elçileri Allah’ın izniyle, itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendi nefislerinde bir haksızlık, zulüm yaptıklarında, sana gelip Allah’dan bağışlanma dileselerdi ve elçide onların bağışlanmalarını isteseydi, onlar Allah’ı hataları kabul eden ve bağışlayıcı olarak bulacaklardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz gönderdiğimiz her elçiyi yalnız Allah’ın uygunlamasıyla kendisine boyun eğilsin diye göndeririz. Gerçekten onlar kendilerine kıyınca sna gelip de Allah,Tan yarlıgama dileselerdi,sen elçi de onlar için yarlıgama dileseydin, ne de olsa onlar Allah’ı töbelerini onayıcı , esirgeyici bulurlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz gönderdiğimiz peygamberi ancak kendisine Allah/ın izniyle ita/at olunsun diye gönderdik. Onlar, kendilerine zulmettikleri zaman [⁶] sana tövbe ederek gelip Allah/tan yarlıganma isteselerdi, peygamber de onlar için yarlıganmak isteseydi elbette Allah/ı tevvap, rahîm bulurlardı.
[6] Tağut huzurunda muhakemeye durduklarından nâşi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz her elçiyi ancak Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah’tan bağışlanma isteseler ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, onlar elbette Allah’ı Tevvâb ve Rahîm bulurlardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar (münafıklar), kendilerine zulüm ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamber de onlara mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı tevbeleri kabul edici, merhametli bulurlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz her Peygamberi, ancak —Allah’ın izniyle— kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Peygambere itaat edilmeyecekse, onun Peygamber olmasının ne anlamı kalır? Kur’an hayat nizamı olmayacaksa, ona iman iddiasının ne değeri olur? Eğer onlar günah işleyerek kendilerine zulmettikleri vakit, ümitsizliğe kapılmadan derhâl tövbe ederek senin huzuruna gelip içtenlikle Allah’tan bağışlanma dilemiş olsalardı; Peygamber de bağışlanmaları için duâ etmiş olsaydı, Allah’ın ne kadar bağışlayıcı ve merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Her bir rasûlü, Allah’ın izniyle, ancak itaat edilmesi için gönderdik. Nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Rasûl de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah’ı rahîm tevvâb bulurlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, Tanrı elçilerini, yine Tanrı desteği ile, kendisine itaati sağlasın diye gönderdik. Eğer onlar, hatalarını anladıklarında sana gelip de Allah'tan özür dileselerdi, hattâ, resul de onlar adına özür dileseydi, herhalde Allah’ı, çok merhametli ve affedici bulacaklardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz Resulleri gönderdiğimiz yasalarla hayat kursun, yasalarımızı uygularken insanlar onlara itaat etsin diye gönderdik. Resulümüze karşı çıkanlar, yasalarımızı tanımayanlar, böylece kendilerine zulmedenler, Resulümüze gelip yaptıkları hatalar için bağışlanma dileselerdi, Resulümüzde onların bağışlanmasını dileseydi, elbette onlar Allah’ı tövbeleri kabul eden, merhamet edip bağışlayan olarak bulacaklardı. Ancak onlar kendilerine verilen süreyi değerlendirmiyorlar. Zannediyorlar ki kendilerine verdiğimiz süre onlar için bir nimet değil, sapıtmalarına, azmalarına, yasalarımıza karşı çıkarak yaşamalarına bir sebep! Onlar cezayı hemen istiyorlar! Acele istedikleri belalar başlarına geldiğinde ne yapacaklar? Düşünüyorlar mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz her elçiyi –Allah’ın buyruğu gereği– ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, [*] Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.
Bu cümle insanların birbirleri için dua ve istiğfar edebileceklerinin delillerindendir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, bütün Peygamberleri Allah’ın izni ile kendilerine sadece itaat edilmek üzere, gönderdik.¹ Eğer onlar birbirlerine zulmettikleri zaman sana gelerek Allah’tan af dileselerdi ve Peygamber de onlar adına af dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul edici ve merhametli olarak bulacaklardı.²
1 Buna göre; Peygambere itaat, Allah’ın emrine itaat, ona isyan ise Allah’a isyandır.2 Yani Allah, onları kesinlikle affederdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Zira Biz her peygamberi, ancak, Allah’ın izniyle kendisine tâbi olunsun diye göndermişizdir. ⁸³ Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi -Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi- Allah’ın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynağı olduğunu tereddütsüz görürlerdi.
83 “Allah’ın izniyle” ifadesi, bu bağlamda “Allah’ın yardımıyla” veya “Allah’ın rahmetiyle” şeklinde anlaşılmalıdır (Zemahşerî, Râzî). Kur’an’da çok sık görüldüğü gibi, aynı cümlede “Biz” veya “Ben” zamirinden “O” zamirine, yahut “Biz”den “Allah”a anî geçişler, Kur’an okuyucusuna veya dinleyicisine, Allah’ın bir “şahıs” olmadığı, tersine, herhangi bir beşerî dilin sınırlı imkanları içinde tanımlanamayan ve hatta yeterince kapsanamayan kuşatıcı (aşkın) bir Güç olduğu gerçeğini anlatmayı amaçlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz, her elçiyi ancak Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, kendilerine yazık ettiklerinde sana gelerek Allah’tan bağışlama dileselerdi ve sen de onlar için af dileseydin, elbette Allah’ı tövbeleri çokça kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı. 6/35-111, 33/45...48, 35/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Zira Biz, her rasûlü, Allah’ın izni dahilinde[⁸⁰⁰] kendilerine itaat olunsunlar diye gönderdik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikten sonra sana gelip de Allah’tan af dileselerdi ve -Rasul de onların bağışlanması için dua etseydi- kesinlikle Allah’ı tevbeleri kabul etmeye hazır ve merhametli bulacaklardı.
[800] Bi-iznillâh sınırlama cümlesinin buradaki işlevi, peygamberlere itaatin Allah’ın koyduğu genel yasalar çerçevesinde gerçekleşeceğine dikkat çekmektir. Zira insanların çoğu peygamberlere itaat etmeyecektir. Bu ise Allah’ın izni, yani iradeli varlıklar için koyduğu yasa gereğidir (6:35, 111; 35:8 ve 33:46, ilgili notlar).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz her peygamberi, Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer o münafıklar, kendilerine yazık ettikleri (Hakem olarak Tagut'a baş vurmak istedikleri) zaman (sana gelip, suçlarını kabul etseler ve halis bir tevbe ile) Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, kuşkusuz Allah'ı, tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici bulacaklardı!
Osman Fırat
swap_vert close
Biz hiçbir elçiyi, Allâh’ın izniyle itâ’at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah’tan, günâhlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allâh’ı affedici, merhametli bulurlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz hiçbir peygamber göndermedik, ancak Allah Teâlâ'nın izniyle itaat edilmesi için gönderdik. Ve eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah Teâlâ'dan mağfiret isteseydiler ve onlara peygamber de istiğfarda bulunsaydı elbette Allah Teâlâ'yı tevbeleri çok kabul edici ve çok esirgeyici bulacaklardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz hiç bir peygamberi, Allah'ın izni ile, kendisine itaat olunmaktan başka bir gaye ile göndermedik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah'tan af dileseler, sen de resul olarak onların affedilmelerini isteseydin, elbette Allah'ı tövbeleri kabul eden, pek merhametli bulacaklardı. [3, 152; 58, 12]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz hiçbir elçiyi, Allah'ın izniyle ita'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz bir rasûl göndermedik ancak Allâh'ın izniyle emrine itâ'at olunsun içün gönderdik. Eğer onlar (sana itâ'atsizlik itdikleri ve murâfa'a içün müşrikîne mürâca'atı istedikleri ile) nefislerine zulüm itdikleri zamân derhâl sana gelüb Allâh'a istiğfâr itseler ve sana 'özür beyânıyla şefâ'at dileselerdi ve sen de (ricâlarını kabûl ile) onlar içün istiğfâr itse idin Allâh'ı tevbeyi kabûl ider ve mübâlağa ile rahmet iyler bulurlardı. (Allâh onları 'afv iderdi. Fakat böyle yapmadılar)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz hangi elçiyi gönderdiysek, bizim bilgimiz altında kendisine boyun eğilsin diye göndermişizdir. Onlar, kendilerini kötü duruma düşürdüklerinde sana gelseler ve (senin huzurunda) Allah’tan bağış dileselerdi, sen de onların bağışlanması için dua etseydin[*], o zaman Allah’ın kendine yönelenlerin dönüşünü (tevbesini) kabul ettiğini ve ne kadar merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.
[*] Buradaki iltifat sanatlarının dikkate alınmadığı anlatılacak.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, her peygamberi ancak, Allah'ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz hangi peygamberi gönderdiysek, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar da kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah'tan af dileseler ve Peygamber de onlar için af dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahîm olarak bulacaklardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı viribimedük hįç yalavac, illā kim boyun virinile, Tañrı destūr-y-ıla. daħı eger bayıķ anlar, ol vaķt kim žulm eylediler [44a] gendüzilerine, geleler-idi saña; pes yarlıġamaķ dileyeler-idi daħı yarlıġamaķ dileye-di anlaruñ için yalavac bulalar-ıdı Tañrı’yı tevbe virici tevbe ķabūl eyleyici raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz göndermedük peyġamberlere bir peyġamber, illā ḫalḳ aña muṭī‘ olmaġ‐ıçun Tañrı Ta‘ālā buyruġı‐y‐la. Daḫı eger anlar nefslerine ẓulm itdükleri vaḳtsaña gelselerdi, istiġfār eyleselerdi Tañrıya, resūl daḫı istiġfār eylese‐y‐dianlara, ṭaparlardı Tañrı Ta‘ālā[yı] yazuḳlar baġışlayıcı, raḥmet idici.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz hər bir peyğəmbəri, ancaq ona Allahın iznilə itaət olunsun deyə, göndərdik. Onlar (münafiqlər) özlərinə zülm etdikləri zaman dərhal sənin yanına gəlib Allahdan bağışlanmaq diləsəydilər və Peyğəmbər də onlar üçün əfv istəsəydi, əlbəttə, Allahın tövbələri qəbul edən, mərhəmətli olduğunu bilərdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We sent; no messenger save that he should be obeyed by Allah's leave. And if, when they had wronged themselves, they had but come unto thee and asked forgiveness of Allah and asked forgiveness of the messenger, they would have found Allah Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We sent not a messenger, but to be obeyed, in accordance with the will of Allah. If they had only, when they were unjust to themselves, come unto thee and asked Allah.s forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah indeed Oft-returning, Most Merciful.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَٓا اَرْسَلْنَا
ve göndermedik
مِنْ رَسُولٍ
bir resulü
اِلَّا
ancak
لِيُطَاعَ
itaat edil- mesi için
بِاِذْنِ
izniyle
اللّٰهِۜ
Allah'ın
وَلَوْ
ve eğer
اَنَّهُمْ
gerçekten onlar
اِذْ
o za- man ki
ظَلَمُٓوا
zulmet-
tiler
اَنْفُسَهُمْ
kendilerine
جَٓاؤُ۫كَ
sana gelselerdi
فَاسْتَغْفَرُوا
ve mağfiret dileselerdi
اللّٰهَ
Allah'
tan
وَاسْتَغْفَرَ
ve istiğfar etseydi
لَهُمُ
onlar için
الرَّسُولُ
resul
لَوَجَدُوا
elbette bulurlardı
اللّٰهَ
Allah'ı
تَـوَّاباً
Tevvâb
رَح۪يماً
Rahîm
Biz her resulü, Allah'ın izniyle ancak (kendisine) itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve Allah'tan mağfiret dileselerdi, resul de onlar için istiğfar etseydi, elbette onlar Allah'ı Tevvâb, Rahîm (tövbeleri, kendisine dönenlerin dönüşünü kabul eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden) olarak bulurlardı.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
طَاعَ
Fiil-I
ط و ع
İtaat edildi, sözü makbul oldu
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
تَوَّاب
Etken fiil
ت و ب
Tevvâb (Allah'ın esması, ismidir. Tövbeleri, kendisine dönenlerin dönüşünü kabul eden demektir), tövbe eden
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli