close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 66. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev ennâ ketebnâ ‘aleyhim eni-ktulû enfusekum evi-ḣrucû min diyârikum mâ fe’alûhu illâ kalîlun minhum(s) velev ennehum fe’alû mâ yû’azûne bihi lekâne ḣayran lehum veeşedde teśbîtâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz onlara, kendinizi öldürün, yahut ülkenizden çıkın diye emretseydik, bunu onlara farz etmiş olsaydık ancak içlerinden pek azı bunu yapardı. Halbuki kendilerine verilen öğüdü tutsalar, deneni yapsalardı bu, hem onlara daha hayırlı olurdu, hem de inançlarını kökleştirirdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Eğer gerçekten Biz onlara: (Madem samimiyetle tevbe etmişseniz, haydi Allah için) "Kendinizi öldürün (bağışlanmak ve cennete ulaşmak karşılığı hayatınızı feda edip ahirete yürüyün!) ya da yurtlarınızdan çıkıp (buradan uzaklaşın!)" diye yazmış (ve ağır şartlar dayatmış) olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, (çoğu) bunu yapmazlardı. Ama onlar, kendilerine verilen öğüdü (tutarak gereğini) yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için daha hayırlı ve yararlı olacak (bir tercihti. Yani Hz. Peygamber, (SAV) Allah’ın vahyi olarak; kendi canımıza kıymayı bile emretse, yerine getirilmesi icap ederdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat biz onlara “Hayatlarınızı feda edin” yahut “Yurtlarınızı terkedin” diye emretmiş olsaydık, çok azı bunu yapardı. Oysa tavsiye edilen şeyi yapmış olsalardı, bu kesinlikle onların yararına olurdu ve onları imanlarında daha güçlü kılardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer onlara: "Uğrumuzda kanlarınızı dökün, canlarınızı feda edin, yurtlarınızı terk ederek göç edin" diye emretmiş, bunu bir yazılı kural haline getirmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü, sorumluluklarıyla ilgili yapılan uyarıyı dikkate alarak yerine getirselerdi, bu onlar için hem daha hayırlı olur, hem de imanlarını daha çok pekiştirir, itibarlarını daha da yükseltirdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz eğer onların üzerine: "Kendi nefislerinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın" diye yazsaydık [16] çok azı dışındakiler bunu yapmazlardı. Eğer onlar kendilerine öğüt edileni yapsalardı, haklarında daha iyi olurdu ve inançlarının daha iyi kökleşmesini sağlardı.
16.Yani bu görevi yerine getirmelerini farz kılsaydık.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer gerçekten biz, onlara: 'Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın' diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer biz o münafıklara: “- Nefislerinizi cihad için öldürün, yahut yurdlarınızdan çıkın” diye bir farziyyet yükleseydik, içlerinizden pek azı müstesna, onu yapmazlardı. Onlar kendilerine öğüt verilen şeyleri yerine getirseydiler elbette bu, haklarında çok hayırlı ve imanlarını kökleştirme bakımından sağlam bir hareket olurdu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer Biz onlara: “Kendinizi öldürün veya memleketlerinizden çıkın” diye emretseydik, çok azı hariç çoğu bu emri yerine getirmezlerdi. (Hâlbuki onlar birbirlerini öldürüyor ve memleketlerinden çıkarıyorlar.) Eğer onlar öğüt aldıkları şeyleri yapsalardı, onlar için daha yararlı ve imanlarının tesbiti için daha sağlam olurdu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Fakat biz onlara, “hayatlarınızı feda ediniz” yahut “yurtlarınızı terk ediniz” diye emretmiş olsaydık, çok azı hariç, bunu yapmazlardı. Oysa tavsiye edilen şeyi yapmış olsalardı, bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları daha güçlü kılardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onlara kendilerin öldürmeyi, ya da yurtlarından çıkmayı farzetmiş olsaydık, ancak onlardan pek azı bunu yapardı, öğütlenen şeyi onlar yapsaydı, haklarında hem hayırlısı, hem de sağlam olurdu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer Biz onlara (Allah yolunda savaşarak): “Canlarınızı feda ediniz” ya da (zulmün ve haksızlığın hâkim olduğu) “yurtlarınızdan çıkınız” diye emretmiş olsaydık, pek azı dışında, bunları yapamazlardı. Oysa onlar, kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, bu kendileri için daha iyi olurdu ve onları (imanlarında) daha dirençli kılardı.
Bugün Allah için hayatını ortaya koyarak yurdunu terk edebilecek yiğitlere rastlamak zor olsa gerek. Allah hicretin zorluğuna dikkat çekerek, Kur’an mesajıyla verilen öğüdün tutulması, manevi ve ahlaki değerlere sahip çıkılarak hayatın Allah’ın istediği şekilde disipline edilmesi konusunda uyarıda bulunuyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Eğer ânlara yâ nefislerini katl iylemelerini ve yâhud memleketlerinden çıkmalarını emr ide idin içlerinden pek azları icrâ ider idi. Hakbuki Allâh’ın evâmirini icrâ ide idiler haklarında hayırlı olur hem de îmânları kuvvet bulur idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer onlara kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın diye emretmiş olsaydık, pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için hem daha hayırlı hem de (imanları için) daha sağlamlaştırıcı olurdu.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Canınızı adayın" yahut "Yurtlarınızdan çıkın," diye emretmiş olsaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine öğütleneni uygulasalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer onlara nefislerinizi öldürün veya «diyarınızdan çıkın» diye yazsa idik pek azından ma'dası onu yapmazlardı, fakat kendilerine va'zolunanı yapsalardı elbette haklarında çok hayırlı ve payidar kılmak i'tibarile de en sağlam bir hareket olurdu
Emrah Demiryent
swap_vert close
Eğer onlara (munâfıklara, “Allah için) canınızı feda edin yahut yurtlarınızdan çıkın!” diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için (dünya ve âhiretleri için) hem daha hayırlı hem de daha sağlam (bir tercih) olurdu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer biz onlara: “Kendinizi öldürün¹ veya yurtlarınızdan² çıkın” diye yazsaydık,³ çok azı hariç bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüde uysalardı, elbette bu onlar için hem daha hayırlı hem daha sağlam olurdu.
1- Canlarınızı feda etmeyi, ölümü göze almayı. 2- Cihad için. 3-Gerekli görseydik, zorunlu kılsaydık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, biz onlara: «Kendinizi öldürün, yahud yurdlarınızdan çıkın» diye yazsaydık, içlerinden birazı müstesna olmak üzere, bunu yapmazlardı. Onlar öğüd verildikleri şeyleri hakkıyle icra etselerdi bu, kendileri için elbet hem daha hayırlı, hem (îmanlarını) sağlamca kökleşdirmiş olurdu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki şübhesiz ki biz onlara (münâfıklara): “Nefislerinizi öldürün!” veya “Yurtlarınızdan çıkın!” diye (öncekilere olduğu gibi çok ağır bir külfeti üzerlerine) yazsaydık, içlerinden pek azı müstesnâ, bunu yapmazlardı. Böylece gerçekten onlar, o nasîhat edilegeldikleri (ve güçlerinin yettiği) şeyleri yapsalardı, elbette kendileri için hayırlı ve(îmanlarını) takviye cihetiyle daha sağlam olurdu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer biz onlara (tövbe ederek) “Nefislerinizi (bencilliğinizi, şehevi ve kötü duygularınızı) öldürün (yok edin ve kendinizi düzeltin), ya da (zulmün egemen olduğu) yurtlarınızdan çıkın (hicret edin)’’ diye yazmış olsaydık, çok azı müstesna, bunu yapmazlardı. Oysa öğüt verilen şeyi yapmış olsalardı bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları daha güçlü kılardı. *
(*) Bu ayette’’Nefislerinizi öldürün’’cümlesi mecaz olup tıpkı Bakara-54. ayette geçtiği gibi’’Nefislerinden maksat, bencillik, şehevi arzu ve kötü duygulardır…’’ (الله اعلم ) Bakara-54.ayet de şöyledir: Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Şüphesiz buzağıyı (ilah) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için Yaradanınıza tövbe edin de nefislerinizi (bencilliğinizi, şehevi ve kötü duygularınızı) öldürün (kendinizi düzeltin). Öyle yapmanız Yaratıcınızın katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah tövbenizi kabul etmiş olur. Çünkü acıyıp tövbeleri kabul eden ancak odur. Bu nedenle birçok mealde ‘’Eğer onlara, kendinizi öldürün…’’yani intihar edin şeklindeki tercüme doğru değildir. ققال محمد بن الفضل: اقتلوا أنفسكم بمخالفة هواها أو اخرجوا من دياركم، يعنى أخرجوا حُبَّ الدنيا من قلوبكم، ما فعلوه إلا قليل فى العدد كثير فى المعانى (حقائق التفسير) ان قتلهم النفوس بالرياضات والمجاهدات والهجر من الخطايا والذنوب (عرائس البيان في حقائق القرآن ) تفسير القرآن{ولو أنّا كتبنا} أي: فرضنا {عليهم أن اقْتلوا أَنْفُسكم} بقمع الهوى الذي هو حياتها وإفناء صفاتها {أو اخرجوا من دِيَاركم} مقاماتكم التي هي الصبر والتوكل والرضا وأمثالها، لكونها حاجبة عن التوحيد (تفسير القرآن – ابن عربي) {وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوۤاْ أَنْفُسَكُمْ} [النساء: 66]، بسيف الصدق والمجاهدة ومعاندتها، (التأويلات النجمية في التفسير الإشاري ا الصوفي) واستعمال القتل والبخع بالنسبة للنفوس ، وإرادة غير الظاهر كثير في كلام العرب ، وفي القرآن كقوله تعالى : لعلك باخع نفسك ألا يكونوا مؤمنين . وإن هذا النص الكريم يشير إلى أن التوبة النصوح التي يقبلها الله تعالى ، ويغفر بها الذنوب توجب قهر الشهوات والأهواء وقتل منابعها في النفس (زهرة التفاسير) .قال بعض الناس: "فاقتلوا" في هذه الآية معناه بالتوبة، وإماتة عوارض النفوس من شهوة ومن الناس من حمل الأمر بقتل النفس هنا على معنى القتل المجازي وهو التذييل والقهر (التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer biz onlara “Kendinizi (Allah için) feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye emretseydik, emri pek azı hariç yerine getirmeyeceklerdi. Hâlbuki onlar, kendilerine tavsiye edilenleri yerine getirselerdi, onlar için daha hayırlı ve daha güçlü bir durumda olurlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten biz onların kendilerini öldürmelerini,ya da yurtlarından çıkıp gitmelerini boyunlarına borç yazsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Eğer onlar kendilerine verilen öğütleri tutsalardı ne de olsa kendileri için daha iyi olurdu. Hem de onlar inançlarını iyice pekiştirmiş olurlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İsrail oğullarına farzettiğimiz gibi onlara, kendilerini öldürmeği veya yurtlarından çıkmağı farz kılmış olsaydık, onlardan pek azı hariç olmak üzere onu işlemezlerdi. Onlar öğüt verilen şeyi tutsalardı haklarında hayırlı, sebatları daha sağlam olurdu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şayet Biz onlara, “Kendinizi öldürünüz veya yurtlarınızdan çıkınız” diye yazmış olsaydık, onlardan pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Şayet onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı elbette bu onlar için (hem) daha hayırlı (ve hem de inançları) daha sağlam/güçlü olurdu.
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer onlara, “Nefislerinizi öldürün” yahut “Memleketinizden çıkın” diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı, onlar için hem daha hayırlı ve hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Demek onlara, “Allah yolunda savaşarak canlarınızı fedâ edin!” ya da “Zulmün egemen olduğu yurdunuzdan çıkın ve Allah yolunda hicret edin!” diye emretmiş olsaydık, —içlerinden pek azı hariç— emrimize karşı geleceklerdi.Oysa kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette bundan kendileri kazançlı çıkar, üstelik daha sağlam ve sağlıklı bir inanca kavuşarak, istikrarlı bir toplum meydana getirmiş olurlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, onlara “Nefislerinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın!” diye yazsaydık, onlardan birazı hariç bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine tenbihlenen şeyleri yapsalardı, onlar için hayırlı ve en çok sabit sağlam olurdu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer biz, bu ikiyüzlülere: " ya bu ülke için can verin, ya da ülkeyi terk edin " şeklinde bir emir verseydik, bunu sadece pek azı yapardı. Şayet onlar söyleneni yapsalardı, elbette kendileri adına daha hayırlı ve daha sağlam bir iş yapmış olurlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eğer onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı bunu yapardı. Kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de inançlarını pekiştiren bir neden olurdu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara “Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın.” diye emretmiş olsaydık, içlerinden azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, (bu durum) onlar için hem hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer Biz, onlara: “Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın.” diye emretmiş olsaydık, bunu içlerinden ancak pek azı yapabilirdi. Oysa onlar, kendilerine verilen emirleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (îmanlarını) daha pekiştirici olurdu.
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat biz onlara “Hayatlarınızı feda edin!” yahut “Yurtlarınızı terk edin!” diye emretmiş olsaydık, ⁸⁵ çok azı bunu yapardı. ⁸⁶ Oysa, tavsiye edilen şeyi yapmış olsalardı, bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları [imanlarında] daha güçlü kılardı;
85 Yani, Hz. Peygamber tarafından duyurulan ilahî kaynaklı emirler aracılığıyla (bkz. önceki not).86 Lafzen, “birkaçı dışında onu yapmazlardı”. Buradaki zamir, bariz olarak, imanlarının gerektirdiği fedakarlıklara katlanmaya hazır olmayan yarım-gönüllü kimselere yöneliktir. İnancın ve özgürlüğün savunulması yolunda kişinin hayatını ortaya koymasına ve gerektiğinde ana yurdunu terk etmesine yapılan atıf, Allah yolunda savaşmayı konu alan 71. ayet ile başlayan uzun pasaja bir giriş niteliğindedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer gerçekten biz, onlara “Kendinizi feda edin veya yurtlarınızı terk edin!’’ diye emretmiş olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Ama yine de onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve iman açısından daha sağlam olurdu. 2/286, 47/20-21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat Biz, onlara “Canlarınızı feda edin!”[⁸⁰²] ya da “Yurtlarınızı terk edin!” diye emretmiş olsaydık, çok azı dışında bu emri tutmazlardı. Ama öğütleneni yapsalardı, hem kendileri için daha hayırlı olurdu, hem de (inanç zeminine) daha sağlam basmış olurlardı.
[802] Aynısı Bakara 54’te de kullanılır. Fakat iki kullanımın da bağlamı çok farklıdır. Orada inek yavrusuna tapanlara bu emir verilirken, burada Allah yolunda cihad gibi fedakârlıklara teşvik bağlamında emir kipinde bir varsayım olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle Bakara’da “Nefislerinizi öldürün!” anlamı, burada ise “Canlarınızı feda edin!” anlamı metnin bağlamıyla uyumludur. Allahu a’lem.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet biz onlara (İsrailoğullarında olduğu gibi, günahtan kurtulmak için) "Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı! (Ki, Hz. Muhammed'in şeriatında böyle ağır bir yükümlülük yoktur, aksine "Ve nefislerinizi öldürmeyiniz. "-Nisa /29- hükmü vardır. Kendilerini ve vatanlarını ve dinlerini savunmak emri vardır. Onlardan istenen Allah'ın emir ve yasaklarına ve Peygambere itaat idi.) Eğer onlar kendilerine verilen bu öğütleri yerine getirmiş olsalardı, elbette bu onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) pekiştirmiş olurdu.
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer onlara: "Kendinizi öldürün, ya da yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette kendileri için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer onların üzerine «Nefislerinizi öldürünüz veya yurtlarınızdan çıkınız,» diye yazsaydık bunu onlardan birazı müstesna olmak üzere yapmazlardı. Ve eğer onlar kendisiyle öğüt verildikleri şeyi yapsa idiler elbette onlar için hayırlı ve berdevam olmak itibariyle daha sağlam olurdu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şayet onlara “Ölüme atılın! ” veya “Vatanınızdan ayrılın! ” (hicret edin) emrini vermiş olseydık, pek azı müstesna, bunu yerine getirmezlerdi. Onlar kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette kendileri için hayırlı olur, durumlarını daha da sağlamlaştırırlardı.
“Kendinizi öldürün” emri: “Kendinizi ölüm tehlikesine, cihad meydanına atın” mânasına gelebilir. Hz. Muhammed (a.s.)’ın ashabının (r.a) çoğu, dinleri uğrunda canlarını verip şehid olmuş, yine o uğurda yurtlarından ayrılıp hicret etmişlerdi. Önce Mekke’den, Hz. Peygamberin dünyadan göçmesinden sonra da Medine’den ayrılma hasretiyle yanmalarına rağmen dünyanın dört bir tarafına yayılıp Allah’ın dinine hizmet etmişlerdir. Yahudiler ve münâfıklar ise, buna benzer hiçbir fedâkarlık göstermemişlerdir. Hatta Yahudiler kendi dindaşlarını öldürüp, diyarlarından sürmüşlerdir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer onlara: "Kendinizi öldürün, ya da yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette kendileri için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer biz onlara (Benî İsrâîl'e farz itdiğimiz gibi) nefislerinizi katl idiniz veyâhud diyârlarınızdan çıkınız diye farz itmiş olsa idik bunı icrâ itmezlerdi. Ancak pek azı icrâ iylerlerdi. Eğer onlar kendilerine va'az ve nasîhat olunan şeyi işidüb buna ittibâ' itselerdi kendilerine daha hayırlı ve dînlerinde daha ziyâde sebâtı bâdî olurdı. [¹]
[1] Muhâcirînden Zübeyr bin 'Avvâm ile ensârdan Hâtıb bin Ebî Belte'a arasında bir su mes'elesinden dolayı nizâ' vâki' olub Rasûlullah'a mürâca'at itdiler. Fahr-i Kâinât Zübeyr'e "Yâ Zübeyr bostanını suladıkdan sonra suyı ona salıvir" buyurduklarında Hâtıb "Zübeyr akrabân oldığı içün ona hükm iyledin" dimekle Rasûl-ü Ekrem bu sözden müteessir oldılar. Huzûrdan çıkan davacılar "Mikdâd"ın yanına uğradılar ve keyfiyeti hikâye itdiler. Hâtıb "Akrabâsı oldığı içün Zübeyr'i haklı çıkardı" didi. Orada hazır bulunan bir yahûdî: "Muhammed'i rasûlulahdır diye şehâdet iyledikden sonra hükmünde bu vecihle ithâm idenleri Allâh helâk itsün. Biz Mûsâ zamânında bir günâh işler ve Mûsâ da bize kendi nefsinizi katl idin diye emr iyler ise derhâl itâ'at ve icrâ iderdik" didi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Şayet onlara: “kendinizi öldürün!“ veya “yurdunuzdan çıkın!” diye emretseydik, pek azı dışındakiler bunu yapmazlardı. Ama kendilerine verilen öğüt ne olursa olsun, onu yapsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer gerçekten biz, onlara, “nefislerinizin hakkından gelin veya yurtlarınızdan çıkın.” diye yazmış olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz onlara “Canınızı verin” yahut “Yurdunuzu terk edin” diyecek olsak, içlerinden pek azı bunu yapardı. Eğer onlar kendilerine verilen öğütü yerine getirmiş olsalardı, elbette bu haklarında daha hayırlı olurdu ve azim ve sebatları ziyadeleşirdi
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer onlar üzerine, "Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı, onlar için hem daha hayırlı olurdu hem de ömürlü olmaları bakımından daha yarayışlı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ biz yazmış-mıssavuz anlaruñ üzere depeleñ gendüzilerüñüzi yā çıķuñ illerüñüzden işlemeyeler-idi anı illā az anlardan. daħı eger bayıķ anlar işleyeler-idi anı kim ögüt virinürler anuñ-ile ola-dı yigrek anlara daħı ķatıraķ ŝābit eylemekdin yaña ya'nį gendüzilerini dįn içinde.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger daḫı biz yazsa‐y‐duḳ üstlerine öldürüñüz nefslerüñüzi yā çıḳuñuz iḳlimlerüñüzden, anı işlemezlerdi illā az kişiler anlardan. Eger anlar işlese‐lerdi özlerine naṣīḥat olan nesneyi yigreg‐idi anlara ve ḳatı yaḫşı‐y‐ıdı ẟābitolmaġ‐ıçun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər Biz onlara: “Özünüzü öldürün, yaxud yurdlarınızdan çıxın!” – deyə yazıb əmr etsəydik, içərilərində az bir hissəsi müstəsna olmaqla, (bu əmri) yerinə yetirməzdilər. Əgər onlar verilən nəsihətlərə əməl etsəydilər, əlbəttə, bu onlar üçün daha xeyirli və daha düzgün olardı. (imanda sabitqədəmlik baxımından daha möhkəm bir addım olardı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if We had decreed for them : Lay down your lives or go forth from your dwellings, but few of them would have done it; though if they did what they are exhorted to do it would be better for them, and more strengthening;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If We had ordered them to sacrifice their lives or to leave their homes, very few of them would have done it:(584) But if they had done what they were (actually) told, it would have been best for them, and would have gone farthest to strengthen their (faith);
584 The highest in faith willingly sacrifice their lives, their homes, and all that they hold dearest, in the cause of Allah. Those whose faith is not so strong are expected at least to do what a loyal member of any society does, submit his doubts and disputes to the head of the society and cheerfully accept his decision and submit to it. The contrast is between the hypocrites who will not even do this, and the really devoted men and women who would voluntarily sacrifice their lives.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
اَنَّا
şüphe- siz Biz
كَتَبْنَا
yazsaydık
عَلَيْهِمْ
onlara
اَنِ
diye
اقْتُلُٓوا
öldürün
اَنْفُسَكُمْ
canlarınızı
اَوِ
yahut
اخْرُجُوا
çıkın
مِنْ دِيَارِكُمْ
yurtlarınızdan
مَا فَعَلُوهُ
onu yapmazlardı
اِلَّا
ancak
قَل۪يلٌ
pek azı
مِنْهُمْۜ
onlardan
وَلَوْ
ve eğer
اَنَّهُمْ
şüphesiz onlar
فَعَلُوا
yapsalardı
مَا
o şe- yi ki
يُوعَظُونَ
nasihat olunuyorlar
بِه۪
onun-la
لَكَانَ
elbette olurdu
خَيْراً
daha hayırlı
لَهُمْ
kendileri için
وَاَشَدَّ
ve daha şiddetli
تَثْب۪يتاًۙ
sağlamlık bakımından
Eğer Biz onlara, "canlarınızı (Allah yolunda) feda edin" yahut "yurtlarınızdan çık(arak hicret ed)in!" diye (bunu bir farz olarak üzerlerine) yazsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Ama (hiç olmazsa) kendilerine verilen nasihatleri yerine getirselerdi, elbette (bu) onlar için hem daha hayırlı hem de (kalplerindeki imanın) şiddetlenerek daha sağlam ol(masını sağl)ardı.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
خَرَجَ
Fiil-I
خ ر ج
Çıktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَظَ
Fiil-I
و ع ظ
Nasihat etti, vaaz verdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
تَثْبِيت
Fiilimsi-II
ث ب ت
Sağlamlaştırmak, sağlamlık bakımından