close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 59. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû atî’û(A)llâhe veatî’û-rrasûle veulî-l-emri minkum(s) fe-in tenâza’tum fî şey-in feruddûhu ila(A)llâhi ve-rrasûli in kuntum tu/minûne bi(A)llâhi velyevmi al-âḣir(i)(c) żâlike ḣayrun veahsenu te/vîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, Allah'a, peygambere ve içinizden emredecek kudret ve liyakata sahip olanlara itaat edin. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız bir şeyde ihtilafa düştünüz mü o hususta Allah'a ve Peygambere müracaat edin; bu hareket, hem hayırlıdır, hem de sonu pek güzeldir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin (Kur’an’a uyun), Peygambere (sünnetine tâbi olun), ve sizden olan "Ulu’l-Emr’e" (yani, inandığınız gibi Hakk ve hayır üzere sizi yönetenlere, adil devlete ve hükümete, gerçek ilim ve içtihat ehline) de itaat edin. Eğer herhangi bir hususta anlaşamayıp çekişirseniz, onu hemen Allah’a (Kur’an’a) ve Resulüne (Sünnete) arz edip (bunlara göre hüküm verin. Sorunlarınızı; sarih ayetleri ve sahih hadisleri esas alarak, akıl ve ilim yoluyla kıyas yaparak, İÇTİHAT yöntemiyle çözmeyi öğrenin). Şayet Allah’a ve ahirete inanıyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır ve dönüp erişilecek netice olarak daha güzeldir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Rasulüne itaat edin ve sizden olup kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da itaat edin; ve herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve peygambere götürün, eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. Bu sizin için en hayırlısıdır ve sonuç olarak ta en iyisidir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, kitabındaki hükümleri uygulayın. İlâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur Allah'ın tek yetkili Rasûlüne, onun sünnetine, sizden olan ülülemre, İslâmî düzeni yürüten yetkililere, uzmanlara itaat edin. Eğer şer'î-hukukî konularda yetkililerle mücadeleye girerek anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman ediyorsanız eğer, Allah'a, kitabına ve Rasûlüne, sünnetine başvurun. Bu daha hayırlı ve doğuracağı sonuçlar bakımından daha güzeldir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/43; 42/10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, peygambere ve sizden olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi, hemen onu Allah'a ve Rasûlüne arz ediniz; eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız... Bu müracaat, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a ve elçisine ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eğer bu konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah’a ve elçisine götürün; eğer Allah’a ve ahiret gününe imanınız varsa… Böyle yaparsanız, bu sizin için daha yararlı ve yorum olarak daha güzeldir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a, Peygamber'e ve aranızdan siyasal erkin emanet edildiği kimselere itaat ediniz. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürünüz. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Allaha, peygambere, içinizden, buyurma sahibi bulunanlara başeğiniz, İmdi, eğer bir işte anlaşmazlık ederseniz, Allah ile son güne inanmışsanız, o işi siz Allah ile peygambere bırakınız, bu hayırlı, sonu da pek iyidir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Allah'a itaat edin, Resul'e de itaat edin ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da (itaat edin). Eğer Allah'a ve âhiret gününe (gerçekten) inanıyorsanız anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Resul'üne götürün (onları Kur'an ve sünnetle çözün). Bu (sizin için) en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir.
Bkz. 2/132İslam terminolojisinde, kendisine tabi olanlara rehber olan Hz. Muhammed’in hayat tarzı “sünnet” olarak ifade edilmiştir. Vahiy ile şekillenen Hz. Peygamber’in sünneti her türlü şüphe ihtimalinden uzak bir kesinlik ortaya koyduğu takdirde Kur’an ile tam bir hukuki bağlayıcılık taşır. Onun için Kur’an’la çelişen ve vahye ters düşen hiçbir söylem hadis olamaz ve hiçbir hayat tarzı da sünnet olarak lanse edilemez.Allah Kur’an’da; bir konuda açık ve net hükmünü koyduğu halde “…ama bu konuda Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor…” demek İslam’ı bölmektir ve Hz. Muhammed’i Allah’ın önüne geçirmektir. Yani peygamberimizden olduğu iddia edilen bir söz Kur’an’a uygunsa hadis diyebiliriz aksi durumda gerçek değildir, bilakis peygamberimize atılmış bir iftiradır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Allâh’a, rasûlüne, içinizde ulu’l emre (yani sâhib-i kudret ve selâhiyet olana) itâ’at idiniz eğer mü’min iseniz ve âhiret günine inanıyor iseniz münâza’alar içün Allâh’ın kitâbına ve rasûlüne mürâca’at idiniz bu vecihle da’vâlarınıza en hayırlı bir tarzda hitâm virirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.[123] Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
Allah ve Resûlüne arz etmekten maksat, meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar! ALLAH'a uyun, elçisine uyun; sizden görev başında olanlara da. Her hangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu ALLAH'a ve elçisine havale ediniz. ALLAH'a ve ahiret gününe inanıyorsanız... Bu, sizin için daha iyi ve en güzel çözüm yoludur.
Yaşayan elçiye ve yaşayan görevlilere uymak onların görüşlerini veya emirlerini "Allah'ın Emri" diye mutlak, değişmez ve yanılmaz bilmek değildir. Bak 60:12.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Allaha itaat edin, Peygambere de itaat edin sizden olan ülülemre de, sonra bir şeyde nizaa düştünüz mü hemen onu Allaha ve Resulüne arz ediniz: Allaha ve Âhıret gününe gerçekten inanır mü'minlerseniz.. O hem hayırlı hem de netice i'tibarile daha güzeldir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan (şeriata uygun emirler veren) ulu’l-emre de itaat edin. Şâyet herhangi bir şeyde (dinî bir meselede) anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlü’ne, (Kur’ân’a ve sünnete) arz edin. Bu, sizin için daha hayırlı ve netice bakımından da daha güzeldir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Resul'e itaat edin ve sizden olan ûlû'l-emre¹ itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resûle götürün; eğer Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyorsanız. Bu daha hayırlıdır. Ve sonuç bakımından daha iyidir.
1- Emir sahibine; yani iş buyuran, yetkili veya görevli kimseye. Örneğin 4:83  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, Allaha itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir saahiblerine de itaat edin. Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu Allaha ve peygambere döndürün, eğer Allah ve âhiret gününe inanıyorsanız. Bu, hem hayırlı, hem netice i'tibâriyle daha güzeldir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Allah'a itâat edin; peygambere ve sizden olan ülü'l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin! O hâlde bir şey hakkında ihtilâfa düşerseniz, Allah'a ve âhiret gününe îmân ediyorsanız, artık onu Allah'a ve peygambere arz edin! Bu hem hayırlı, hem de netîce i'tibârıyla daha güzeldir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Allah’a itaat edin. Ve (vahiy yoluyla gönderdiğimiz hükümler hususunda) elçiye itaat edin ve sizden (Allah ve elçisine itaat eden müslümanlardan) kendilerine (meşru bir şekilde) otorite emanet edilmiş olanlara da (itaat edin). Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu hemen Allah’a (gönderdiği Kur’an’a) ve Resûle götürün (Resûlün Kur’an’a uygun talimatına göre halledin); bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir. *
(*) 1-Dinin hüküm ve kurallarını koyan yalnız Allah’tır. 2) Allah’ın gönderdiği yasa ve dini kuralların tümü sadece Kur’an’dadır. 3) Kur’an detaylıdır, yani Allah’ın insanlık için gönderdiği hükümlerin tümünü açıklayandır. (ونزلنا عليك الكتاب تبيانا لكل شيء )’’ Ve biz sana bu kitabı, (Kur’an’ı, din konusunda muhtaç olduğunuz) her şeyi bildiren, (bütün insanlara) bir yol gösterici, bir rahmet ve müslümanlara bir müjde olarak indirdik.’’ şeklindeki Nahl süresi 89. ayetle dinin hüküm ve kurallarının tek kaynağı sadece Kur’an’ı Kerim’dir hükmü çıkmaktadır. Yani Peygamberler de bizim gibi yüce Allah’ın birer kulu olup dini hüküm ve kuralları koyamazlar, onların görevi ise vahiy yoluyla yüce Allah’tan aldıkları mesajları, tebliğ etmek ve uygulamaktan ibarettir. Bu nedenle Nisa-59. ayette’’ Resule götürün’’ anlamı, Resulün Kur’an’a uygun aralarında hüküm vermesi olayıdır. Tıpkı Nisa-65’te olduğu gibi. Buna göre mü’minler, olayları; başka bir kaynak ve değer ölçülerine göre değil, sadece Kur’an’ın hükmüne göre yorumlamak mecburiyetindedirler. Bkz. En’am 6/114, Maide 5/48. 5/48  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, elçiye ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Herhangi bir şekilde aranızda tartışmaya girerseniz, (tartıştığınız konunun doğru olarak çözümlenmesi için) eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, tartıştığınız sorunu Allah’a ve elçiye götürün. Böyle yapmanız daha hayırlı ve sonuç olarak daha güzeldir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Allah’a boyun eğin, elçisine, ileri gelenlere boyun eğin. Bir konu üzerinde çekişince de, eğer Allah’a , son güne inanıyorsanız, onu Allah’a, elçisine bırakın. Bu tutum hem yeydir, hem de sonu iyi olandır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah/a ita/at edin, Resûle ita/at edin. İçinizden buyurultu sahibi olanlara da. Bir hususta çekişirseniz, Allah/a, âhiret gününe imanınız varsa [⁷] onu Allah/a, peygambere döndürün [⁸]. Bu hareket hayırlıdır, sonu da pek iyidir.
[7] Yahut; Allah'a, âhiret gününe imanınız varsa Allah'a, peygambere, buyurultu sahiplerine ita'at edin.[8] Çekişmeyi ortadan kaldırmak için Kitaba, hayatı zamanında peygamberce irtihalinden sonra sünnetine müracaat edin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Allah’a itaat ediniz. Elçiye ve sizden söz/ buyruk sahibi olanlara²⁵ da itaat ediniz. Şayet herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve elçiye götürünüz. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız bu daha hayırlı ve sonuç itibariyle daha güzeldir.
25 İbn Abbas’a göre söz sahibi olanlar âlimlerdir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Allah'a ve ahiret gününe iman etmişseniz, bir şey hakkında çekiştiğiniz takdirde onu Allah'a ve peygambere döndürün. Bu, hayırlı ve netice itibarıyla en güzeldir!
(Bu ayet-i kerime Hz. Resulullah’ın İmam Ali’yi Medine’de kendi yerine halife tayin ettiğinde nazil olmuştur. Allah-u Teala Müslümanlara Peygamber’e ve Peygamber’in kendi yerine bıraktığı emir sahibi ve halifesine itaat etmelerini ve ona karşı gelmemelerini emretmiştir. Meşhur müfessir Hâkim Haskani, bu ayetin tefsirinde naklettiği beş hadiste de ayette geçen “buyruk sahibi”nden maksadın Ali b. Ebi Talib (a.s) olduğunu beyan etmektedir. Tefsir-i Burhan, c.1, s.381-387’de olduğu gibi bazı Ehl-i Sünnet rivayetlerinde ise Ehl-i Beyt’in (a.s) on iki imamının isimleri tek tek yer almıştır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a kayıtsız şartsız itaat edin, O’nun buyruklarını size ileten bir elçi olarak, Peygambere de kayıtsız şartsız itaat edin; bir de, Kur’an ve Sünnete aykırı hüküm vermedikleri sürece, sizin gibi müminlerden olan ve bu iki kaynak tarafından yetki sahibi kılınan kimselere, yani Müslüman ve âdil yöneticilere, İslâm âlimlerine, aile büyüklerine ve birlikte yaşadığınız insanlardan sizden herhangi bir şey isteyenlere ve benzerlerine itaat edin! Fakat onlara itaat, Allah’a ve Peygambere itaat gibi kayıtsız şartsız olmamalıdır: Şâyet böyle, sizden bir şeyler isteyen, size yaşantınızla ilgili emirler veren insanlarla herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, —eğer Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız— o anlaşmazlık konusunu Allah’a ve Peygambere danışmalısınız. Yani, yöneteni-yönetileniyle, âlimi-câhiliyle, kadını-erkeğiyle ey müminler! Hayat programınızla ilgili, sizi yöneten idarecilerle, size dininizi öğreten âlimlerle, ailenizin bir ferdiyle veya diğer insanlarla her hangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, çözüm için Allah’ın kitabına, yani Kur’an’a ve Peygamberin Allah’tan aldığı diğer talimatlara, yani Sünnet’e başvurmalısınız. Bunu yapmak için de, —en azından ortaya konan delilleri anlayabilecek düzeyde— Kur’an ve Sünnet bilgisine sahip olmanız gerekmektedir. Eğer anlaşmazlığın çözümüyle ilgili Kur’an ve Sünnette açık bir hüküm bulamazsanız, bu iki kaynağın temel prensipleri çerçevesinde anlaşacağınız çözümler üretmelisiniz.İşte bu, sizin için en hayırlı ve sonuç itibariyle en güzel davranış şeklidir. Ve bu konudaki tavrınız, kimin Müslüman kimin münâfık olduğunu ortaya koyacaktır:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Rasûl’e itaat edin! Sizden olan Emr / Yetki sahiplerine de! Bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüzde, onu Allah’a ve Rasûl’e döndürün / havale edin, Allah’a ve Âhir Gün’e inanıyorsanız; Bu, başı-sonu itibariyle en güzel ve en hayırlıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Allah'a ve resulüne itaat ettiğiniz gibi kendi amir ve yöneticilerinize de itaat edin. Herhangi bir şeyde anlaşamazsanız konuyu Allah'a ve resulüne götürün. Şayet Allah'a ve ahrete inanıyorsanız bunu yapın. Çünkü itaatin, asıl geri dönüşü daha güzel olur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Allah’ın hükümlerini uygulayan Resule ve sizden olan yöneticilere itaat edin! Aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde; Allah’a, Resulüne, ahirete inanıyorsanız, konuyu Allah’a ve Resulüne götürün! Böyle yapmanız sizin için daha iyi, sonuç olarak daha güzeldir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; Elçi’ye ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete inanıyorsanız onu Allah’a ve Elçi’ye götürün! Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla daha güzeldir. [*]
Herhangi bir konuyu Yüce Allah’a götürmek demek onu Kur’an’a arz etmek demektir. Elçi’ye götürmek de aynı şeydir; çünkü Nisâ 4:105’te Kur’an’ın Hz. Muhammed’e indiriliş amacı, Allah’ın kitabında kendisine gösterdiği şekilde insanlar arasında hüküm vermesi olarak belirlenmiştir. Bu arada konu Hz. Muhammed’in hakem tayin edilmesinden söz edilen Nisâ 4:65. ayetle de ilişkilendirilmelidir. Hem Nisâ 4:65’te hem de bu ayette Hz. Muhammed’in hakemliğine dikkat çekilmekte, Nisâ 4:105’te ise bunun ne anlama geldiği açıklanmaktadır. Bu arada En‘âm 6:114’te ise bütün bu bilgiler toparlanmakta ve asıl hakemin Yüce Allah olduğu, O’nun dışında hakem aranmaması gerektiği ifade edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan¹ emir sahibine de (itaat edin.)² Eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde o konunun (çözümünü) Allah’a ve Peygamber’e havâle ediniz.³ Çünkü böyle yapmanız, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından da en iyisidir.
1 Müslümanlara kendilerinden olmayan (yani Müslüman olmayan) emir sahiplerine itaat, vacip değildir. Ancak, itaatin vacip olmaması isyanın vacip olmasını gerektirmez. Bu sebeple Müslüman olmayan bir beldede yaşayan Müslümanların, sürekli isyankârlar olarak nitelendirilmemeleri, Allah’a ve Elçisine karşı kötülüklerden kaçınıp, kendi aralarında belirleyecekleri ve kendilerinden olan emir sahiplerine itaat etmeleri ve Tağutlara asla boyun eğmemeleri gerekir. Çünkü İslâm hukukunun temel kurallarından birisi de “Allah’a isyan konusunda kimseye itaatin” helal olmayacağıdır.2 Mü’minlerin Emîri (Halîfe, Ul’ül-Emr): İslâm ümmetinin lideri, idarecisi anlamında kullanılan bu tabir, Hz. Peygamber (s.a.v)’in vefatından sonra ilk olarak Hz. Ömer (r.a) için kullanılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v)’in önemli işleri idare etmek üzere tâyin ettiği kişiler için “emîr”lik unvanı kullanılmıştır. Savaşlarda kumandan olarak tayin ettiği kişiye “emîr” ifadesini kullandığı gibi, Hz. Ebû Bekir’i de hicretin dokuzuncu yılında hacca gidecek kafilenin başına “hac emîri” olarak tayin buyurmuştur. Allahu Teâlâ, Bu ayetle Müslümanların kendileri için İslâm ile hükmedecek ve kendilerinden bir emîr tayin etmeleri gereğini ortaya koymuştur. Resulullah (s.a.v) de, toplumlara emîr tayin etme ile ilgili olarak, “Üç kişi sefere çıkarlarsa, içlerinden birini kendilerine emîr seçsinler. Kafası, siyah kuru üzüm gibi olan Habeşî bir köle başınıza emîr olarak seçilse onu dinleyin ve itaat edin” (Buhâri) buyurmuştur. İslâm’a karşı gelmekle emrolunmadıkça, Müslümanların her hususta “Ul’ül-Emr”i dinlemesi ve itaat etmesi gerekir. Bu âyetin baş tarafında Allah’a ve Peygambere itaat ayrı ayrı emredilirken, “emir sahiplerine itaat” Allah ve Peygamber üzerine atıfla emredilmiştir. Bu da; emir sahiplerine itaatin, onların Allah’a ve Peygamber’e itaatleriyle ilgili olduğunu yani, “onlar, Allah’a ve Peygambere itaat ettikleri sürece onlara itaatin” gerektiğini anlatmaktadır. Müslümanlar, aralarında meseleleri kendi keyiflerine göre halletmeye veya kendilerinden olmayan emir sahiplerine ve tağutlara hallettirmeye kalkışamazlar. Konu önce Allah’ın kitabına sonra Peygamberin sünnetine havâle edilir. Bunlarda bir çözüm bulamazlarsa kendilerinden olan emir sahiplerine müracaat ederler veya benzer olaylara ehlince kıyas yaparak çözüme kavuştururlar. Emevi, Abbâsi, Fâtımî, Hârici ve Karmatî halifeleri, “emir’ul-mü’minin”, Osmanlı Sultanları ise “Halife” unvanını kullanmışlardır. Hilâfet, kelime anlamıyla, başkasının yerine onun adına görev yapmak veya tasarruflarda bulunmak demektir. Halife ise, başkası tarafından kendi adına iş görmek üzere görevlendirilen kişiye denir. İslam Dininde Hilafet, Hz. Peygamber (s.a.v)’in peygamberlik dışında kalan görevlerini yüklenmek demektir. Halife’ye “Allah’ın Halifesi” demek caiz değildir. Zira Allah’ın halifesi insanoğludur. “(Ey insanlar!): Sizi, yeryüzünün halîfeleri kılan… O (Allah)tır.” (Enam: 165) Hz: Ebu Bekir (r.a.)’ın kendisine “Allah’ın halifesi” denilmesine müsaade etmemiştir. Hilafet ile saltanat arasındaki farka gelince: Hilafet şûra esasına dayanır. Yani halife Müslümanların istişaresi ve seçimi (bey’at) sonucunda işbaşına gelir. Saltanat ise babadan oğula geçen bir hak olarak kabul edilir. İslam’da hilafeti saltanata ilk defa çeviren, oğlu Yezid’i veliaht tayin edip onun için hayattayken bey’at alan Muâviye’dir. Artık bundan sonra, “Râşid Halîfeler dönemi” sona ermiştir. 3 Yani o konuyu kendi keyfinize göre halletmeye veya sizden olmayan emir sahiplerine ve tağutlara hallettirmeye kalkışmayın. Konuyu önce Allah’ın kitabına sonra Peygamberin sünnetine havâle edin. Bunlarda bulamazsanız sizden olan emir sahiplerine müracaat edin veya benzer olaylara ehlince kıyas ederek çözüme kavuşturun.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz ey imana ermiş olanlar! Al-lah’a, Peygamber’e ve aranızdan ⁷⁶ kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara itaat edin; ve herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Peygamber’e götürün, ⁷⁷ eğer Allah’a ve Ahiret Günü’ne [gerçekten] inanıyorsanız. Bu [sizin için] en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir. ⁷⁸
76 Yani, “müminler arasından”.77 Yani, Kur’an’a ve Hz. Peygamber’in sünnetine (sözlerine ve uygulamalarına). Ayrıca bkz. bu surenin 65. ayeti.78 Allah’tan “bütün mülkün sahibi” -ve bu nedenle, bütün ahlakî ve siyasî otoritenin nihaî kaynağı- olarak söz eden 3:26 ile bağlantılı olarak okununca yukarıdaki pasaj, hem tek tek müminler için temel davranış kurallarını, hem de İslam devletinin uygulamaları için gerekli kavramsal temeli ortaya koymaktadır. Politik güç, Allah’ın bir emanetidir (emânet) ve O’nun iradesi, İslam Hukuku’nu oluşturan emirlerde yansıtıldığı gibi, bütün hakimiyetin gerçek kaynağıdır. Bu bağlamda “aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlar”ın vurgulanması, bir İslam devletindeki otorite sahiplerinin (ulu’l-emr) Müslüman olmaları gerektiğini açıkça göstermektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat edin ve sizden olan yetki ve otorite sahiplerine de. Eğer, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten de Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kuran’a) başvurun. Böylesi hem çok hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. 3/31-32, 4/80, 24/54, 47/33, 4/83, 49/6, 16/64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz ey iman edenler! Allah’a, Rasûl’e[⁷⁹⁵] ve aranızdan alanlarında yetkin ve otorite sahibi olan kimselere itaat edin;[⁷⁹⁶] bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah’a ve Rasûl’e götürün; tabi eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız. Böyle yapmanız hem çok hayırlı, hem de sonuçları açısından çok daha güzeldir.
[795] Zımnen: Seçilene isyan seçene isyandır. [796] Ulu’l-emr İbn Abbas’a göre “âlimlerdir”. Kur’an’daki emr kavramı gerçek bir çok anlamlı terimdir. Bu bağlamdaki kullanımı “bilmeyle” değil “yapmayla” ilgili sosyo-politik bir vurgu taşır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah'a (hüküm, emir ve yasaklarına) itaat edin, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine (onların Allah'a itaat olan konulardaki emirlerine) de itaatte bulunun. Eğer bir konuda ayrılığa düşerseniz -Allah'a ve ahire t gününe (gerçekten) inanır kimseler iseniz- onu Allah'a (kitabı Kur'an-ı Kerime) ve Peygamber'ine (onun sünnetine) götürün. Bu (davranışınız) hem sizin için daha hayırlıdır (sevap kazanırsınız), hem de sonuç bakımından daha güzeldir. (Çünkü bu sayede sizler aranızdaki ayrılığı gidermiş olursunuz)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah’a ve resule’e itaat edin ve sizden olan Ulu’lemre (emir sahipleri/işin başında olanlara) da. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız, onu Allah’a ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân edenler! Allah Teâlâ'ya itaat ediniz ve Peygamber'e de ve sizden olan emir sahiplerine de itaatte bulununuz. Sonra birşey hakkında ihtilâfa düşerseniz, eğer siz Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanır kimseler iseniz onu Allah Teâlâ'ya ve Peygamberine arzediniz. O hem bir hayırdır, ve hem de netice itibariyle daha güzeldir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Resulüne ve sizden olan ülülemre de itaat edin. Eğer Allah'a ve âhirete iman ediyorsanız, hakkında ihtilâfa düştüğünüz meseleyi Allah'a ve Resulüne arzediniz. Böyle yapmanız hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. [16, 43; 42, 10] {KM, Çıkış 18, 13-26; Tesniye 17, 8; I Kırallar 3, 16-28}
Ülülemr kelimesi geniş kapsamlıdır; Müslümanların herhangi bir işinin başında olan her yöneticiye şamildir. Din alimleri, ülke yöneticileri, onların başında gelirler. Hadis-i şerife göre: “Emrettiği şey günah olmadığı sürece, bir Müslümanın, hoşlansın veya hoşlanmasın, yöneticinin emirlerine itaat etmesi gerekir.” Bir başka hadis: “Allah’a isyanda (günah olan bir konuda) başkasına itaat haramdır. İtaat ancak meşrû hususlardadır.” Bir başka hadis: “Sizin başınızda doğru olduğu gibi yanlışı da uygulayan yöneticiler olacaktır. Böyle bir durumda kim yanlış şeylerden nefret ederse sorumluluktan kurtulacaktır.” Bunun üzerine ashabdan bazıları: “Böyle yöneticilere karşı savaşmayacak mıyız?” diye sorunca Hz. Peygamber (a.s.): “Namazı kıldıkları müddetçe, hayır!” diye cevap vermiştir (Müslim).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, Allah'a ita'at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sahibine ita'at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız -onu Allah'a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey mü'minler! Allâh rasûlüne ve sizden sâhib-i emr olanlara [²] itâ'at idiniz. Eğer bu husûsda aranızda ihtilâf iderseniz onı Allâh'ın kitâbına ve Rasûle red idiniz (hükmüni kitâb ve sünnete tevdî' idiniz) Allâh Te'âlâ'ya ve yevm-i âhirete îmân idiyorsanız (kitâb ve sünnete mürâca'at) sizin içün hayırlıdır ve te'vîl cihetinden de daha eyi ve güzeldir.
[2] Ulu'l emr, vatan ve memleket işlerinin intizâmı ve 'ibâdullâhın hukûkunun muhâfazası, emniyet ve âsâyişin te'mîni içün emir virmek salâhiyetini hâiz olan erbâb-ı hal ve 'akd ve her bir âmirdir. Bunların virdiği doğrı ve muhakkak emirlere itâ'at ve inkıyâd farzdır.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler,Allah'a itaat edin, bu Elçi'nin getirdiği kitaba[1] itaat edin ve sizden olan yetki sahiplerine de. Eğer (o yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu, Allah'a ve Elçisine[2] götürün. Allah’a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız böyle yaparsınız. Böylesi hayırlı olur ve çok güzel sonuç verir[3].
[*] En'am 6/114 [*] Yetkililerle anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Elçisine götürün demek, bu konu hakkında Kur'an'a göre hüküm verin demektir. Bkz. En'am 6/114, Maide 5/48. [3] Bakara 2/104 ve Nisa 4/46'dak raina sözüyle ilişki kurulacak  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer, bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onu Allah'a ve Elçisi'ne döndürün. En hayırlısı ve tevilin en güzeli budur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden olan yöneticilere de itaat edin. Birşeyde anlaşmazlığa düştüğünüz zaman onu Allah'a ve Peygambere(24) havale edin—eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız. Bu daha hayırlıdır; neticesi de daha güzeldir.
(24) Kur’ân’a ve Sünnete. 65’inci âyette bu husus üzerinde daha vurgulu bir şekilde durulacaktır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Allah'a itaat edin. Resule ve sizin içinizden olan/sizin seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine de itaat edin. Sonra bir şeyde tartışmaya girdiniz mi, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah'a ve resule arz edin. Böyle yapmanız hem daha hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay anlar kim įmān getürdiler boyun virüñ Tañrı’ya, daħı boyun virüñ yalavaca, daħı iş islerine sizden. pes eger ŧartışasız nesene içinde döndürüñ anı Tañrı’dan yaña daħı yalavacından yaña eger olasız inanursız Tañrı’ya daħı śoñraġı güne. şol yigrekdür daħı görklürekdür dönmekdin yaña ya'nį 'āķıbet.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getüren kişiler, muṭī‘ oluñuz Tañrıya, peyġambere daḫı, muṭī‘ oluñuz sulṭānlara daḫı. Pes eger çekişseñüz bir nesnede, dönderüñüz anı Tañrı Ta‘ālāya, peyġambere daḫı, eger īmān getürmiş olsañuz Tañrıya,ḳıyāmet günine daḫı. Ol ḫayrlu size ve yaḫşı ‘āḳıbetlüdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Allaha, Peyğəmbərə və özünüzdən olan ixtiyar (əmr) sahiblərinə itaət edin! Əgər bir iş barəsində mübahisə etsəniz, Allaha və qiyamət gününə inanırsınızsa, onu Allaha və Peyğəmbərə həvalə edin! Bu daha xeyirli və nəticə e’tibarilə daha yaxşıdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Obey Allah, and obey the messenger and those of you who are in authority; and if ye have a dispute concerning any matter, refer it to Allah and the messenger if ye are (in truth) believers in Allah and the Last Day. That is better and more seemly in the end.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Obey Allah, and obey the Messenger, and those charged with authority among you.(580) If ye differ in anything among yourselves, refer it to Allah and His Messenger, if ye do believe in Allah and the Last Day: That is best, and most suitable for final determination.
580 Uli al amr= those charged with authority or responsibility or decision, or the settlement of affairs. All ultimate authority rests in Allah. Prophets of Allah derive their authority from Him. As Islam makes no sharp division between sacred and secular affairs, it expects governments to he imbued with righteousness. Likewise Islam expects Muslims to respect the authority of such government for otherwise there can be no order or discipline. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اَط۪يعُوا
itaat edin
اللّٰهَ
Allah'a
وَاَط۪يعُوا
ve itaat edin
الرَّسُولَ
resule
وَاُو۬لِي الْاَمْرِ
ve ulu'lemre
مِنْكُمْۚ
sizden olan
فَاِنْ
ve eğer
تَنَازَعْتُمْ
anlaşmazlığa düşerseniz
ف۪ي شَيْءٍ
bir şeyde
فَرُدُّوهُ
artık onu arz edin
اِلَى اللّٰهِ
Allah'a
وَالرَّسُولِ
ve resulüne
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
تُؤْمِنُونَ
iman edi- yorsunuz
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَالْيَوْمِ
ve gününe
الْاٰخِرِۜ
âhiret
ذٰلِكَ
bu
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
وَاَحْسَنُ
ve daha güzeldir
تَاْو۪يلاً۟
netice bakımından
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Allah'a itaat edin! Resul'e ve sizden olan ulu'l-emre (emri Allah'tan ve resulünden alan yetki sahiplerine) de itaat edin! Eğer herhangi bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve âhiret gününe gerçekten iman ediyorsanız, onu Allah'a ve resul(ün)e arz edin (onların hükmüne göre aranızda hüküm verin)! Bu hem daha hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَنَازَع
Fiil-VI
ن ز ع
Çekişti, anlaşmazlığa düştü, tartıştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
رَدَّ
Fiil-I
ر د د
Reddetti, döndürdü, geri çevirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اَحْسَن
İsim
ح س ن
Daha güzel, en güzel
تَاْوِيل
Fiilimsi-II
ا و ل
Tevil, netice, yorum