close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera ilâ-lleżîne yez’umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke vemâ unzile min kablike yurîdûne en yetehâkemû ilâ-ttâġûti vekad umirû en yekfurû bihi veyurîdu-şşeytânu en yudillehum dalâlen ba’îdâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmez misin sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inandıklarını sananlar, Şeytan tarafından yargılanmalarını dilerler, halbuki onu inkar etmeleri emredilmişti onlara ve Şeytan, onları tamamıyla sapıtmak, doğru yoldan pek uzak bırakmak ister.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana indirilen (Kur’an’a) ve Senden önce gönderilen (Kitaplara), sözde inandıklarını öne süren (sahtekâr münafıkları) görmez misin? Ki bunlar, (hak ve adalet ölçüleriyle değil) tağutun önünde (zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla) muhakeme olunmak (şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak) istemektedirler! Oysa (mü’min ve Müslüman sayılmak için) onu (tağutu ve süper güç putunu) red ve inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları derin ve dönüşü olmayan bir sapkınlığa sürüklemek istemektedir.
[Not: Bir Müslümanın şu soruları kendisine yöneltmesi ve samimi yanıtlarına göre iman durumunu değerlendirmesi gerekir. Benim istisnasız her konudaki tercihim ve hedefim: 1- İman ve itaat mı, İtiraz ve inkâr mı? 2- İslam’a (Hakka) teslim olmak mı, Fırsatçılık ve isyan mı? 3- Kur’an’ın Rahmani esasları mı, Batı’nın şeytani yasaları mı? 4- Faizsiz bir nizam mı, Faizli sömürü çarkı mı? 5- İslam ülkeleri ittifakı mı, Haçlı ortaklığı mı? 6- Farz-helâl kuralları mı, Haramların mübahlığı mı? 7- Hidayet aydınlığı mı, Dalâlet karanlığı mı? 8- Hakk ve hayır mı, Şer ve bâtıl mı? 9- Nübüvvet ve Sünnet bağlayıcılığı mı, Nefsaniyet ve şehvet bataklığı mı? 10- Ahiret ve adalet amaçlı mı, Dünya ve menfaat ağırlıklı mı? Evet, bu 10 şıktan sadece 1 tanesinde bile ikinci maddeyi tercih ve tensip edenlerin, iman ve İslam şuuru yara almaya ve hidayeti kararmaya başlamış demektir. Baskıcı ve zorlayıcı durumlarda aciz ve çaresiz fertlere ve müstaz’af kesimlere İkrâh-ı Mülci=Ölüm ve sakatlama cinsinden ağır tehditler gibi bazı mecburiyetler bir mazeret sayılsa bile, imkân ve iktidar sahipleri için bu tür mazeretlere sığınmak geçersizdir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere, inandıklarını iddia eden ama öte yandan, şeytani güçlerin önünde, mahkeme olmayı isteyenleri görmedin mi? Oysa onu inkâr etmeleri buyrulmuştu. O Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklıkla büsbütün sapıtmak ister.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana indirilene Kur'ân'a, senden önce indirilenlere, diğer kutsal kitaplara inandıklarını ileri sürenleri görmüyor musun? Putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlerle, idarelerle şeytanî güçlerle, tağut ile ilişkilerini kesmeleri emrolunduğu halde, onların hâkimiyetine teslim olmak istiyorlar. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar da onların, bir daha dönemeyecekleri kadar, hak yoldan uzaklaşmalarının, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açmak istiyor.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/256; 39/17.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenleri görmüyor musun ki, Tağut'un hükmüne başvurmaya kalkışıyorlar! Oysa onu inkar etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklığa çekmek istemektedir. [15]
60.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Mut`ab bin Kuşeyr, Rafi` bin Zeyd ve Bişr Müslüman olduklarını ileri sürüyorlardı. Bunların kendi kavimlerinden bazı kimselerle bir meseleleri oldu. Karşı taraf meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istedi, adı geçen kişiler ise yahudi kâhinlerine götürmek istediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Cerir`in Şa`bi`den rivayet ettiğine göre münâfıklardan bir adamla bir yahudi arasında anlaşmazlık çıktı. Yahudi Resulullah (a.s.)`ın rüşvet almayacağını ve adil karar vereceğini bildiğinden meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istedi. Münâfık ise Cuheyne`den bir kâhine götürmek istedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ayeti kerimenin iniş sebebinin her iki olayla da bağlantısı olabilir.15.Bu ayet bir münafık ile bir yahudi arasında anlaşmazlık çıkması ve yahudinin meseleyi Resulullah (a.s.)`a götürmek istemesine rağmen münafığın İslam düşmanlığında ileri giden yahudi bilginlerinden Ka`b bin Eşref`e götürmek istemesi üzerine inmiştir. Yüce Allah yahudi Ka`b bin Eşref`i inkarcılığındaki katılığı ve İslam düşmanlığındaki aşırılığı dolayısıyla Tağut olarak adlandırmıştır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sana indirilen Kur'ân'a ve senden önce indirilen kitablara iman ettik, diye boş iddiada bulunanlara bakmaz mısın! O azgın şeytana muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onu (şeytanı) tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan ise, onları çok uzak bir sapıklığa düşürmek ister. (Bu âyet-i kerime, bir münafığın, bir Yahudi ile olan dâvasına hakem olarak Hazreti Peygamberi değil de Yahudi sihirbazı azgın şeytan Kâb İbni Eşref'i seçmek istemesi ile ilgili hâdise üzerine nâzil olmuştur. Şöyle ki: Yahudi, Hz. Peygamberin hakem olmasını ısrarla istemesi sonunda Peygambere gitmişler ve Hz. Peygamber de Yahudi lehine hüküm vermiştir. Bundan sonra münafığın arzusu üzerine Hz. Ömer'e gitmişler. Hâdiseyi ve daha önce Hz. Peygamberin verdiği hükmü dinleyen Hz. Ömer: “- Allah'ın ve Peygamberin hükmüne razı olmıyan hakkında hüküm budur”, diyerek kılıcı ile münafık'ın boynunu uçurur. )
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sana indirilen ile senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Tağuta (zalim idarecilere) yargılanmak için başvuruyorlar. Oysa onu inkâr etmeleri, onlara emredilmiştir. Muhakkak şeytan onları, (haktan) çok uzak bir sapıklığa sürüklemek ister.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğûtu/Allah'a karşı gelen adamı inkâr etmeleri kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde davalaşmak istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
Besim Atalay
swap_vert close
Görmedin mi sen, sana da, senden önce gelenlere de «inandık» sananları? Şeytanın karşısında, duruşmak istiyorlar, oysaki onlara şeytanı tanımamakla emrolunmuştu; şeytan da onları büsbütün saptırmak ister
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Sana (indirilen Kur'an'ı) ve senden önce indirilen (kitaplara söz) inandıklarını iddia eden, (ama öte yandan) şeytani güçlerin hâkimiyetine teslim olmakta beis görmeyenlerin farkında değil misin? Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.
Bkz. 2/256, 5/49, 16/36Bu âyet, Medine’de kendisini Müslüman gösteren bir münafık ile bir Yahudi arasındaki anlaşmazlık üzerine nazil olmuştur. Yahudi anlaşmazlığın çözümü için Hz. Muhammed’in hakemliğini, münafık ise Yahudi olan Ka’b b. Eşref’in hakemliğini istemişti.Âyette geçen “Tağût” kelimesi, Allah’ın koyduğu sınırları aşan, insanları Allah’tan alıkoyan kişi ya da güç için kullanılmıştır. Şeytana “Tağût” denmesi de bunun içindir. Eğer birileri insanları Allah’tan uzaklaştıracak planlar yapıyorsa, Hz. Peygamber’i devre dışı bırakacak yollara başvuruyorsa, Kur’an’ı hayatın dışına itecek girişimlerde bulunuyorsa o kişiler “Tağût” olarak anılır.  
Cemil Said
swap_vert close
Sana ve senden evvelkilere gönderilen kitâblara inandıklarını iddi’â idenlerin ve şeytâna tapanların önünde muhâkeme olmak istediklerini görmedin mi? Lâkin şeytân ânları hakîkatden uzağa inhirâf itdirmek istiyor.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.[124]
Münafıklardan biri, bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi, Peygamberimize başvurmayı teklif etti, münafık ise bunu kabul etmedi. Münafık, şiirleriyle Hz.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre, âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. Bu şahsın, Cüheyne, ya da Eslem Kabilesinden bir kâhin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi, 51. âyetinin dipnotuna bakınız.)  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu tanımamaları kendilerine emredildiği halde tâgūtun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırmanın yollarını arıyor.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.  
 59. âyet müslümanların bilgi ve hüküm kaynaklarını sıralamış, sonradan «Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas» şeklinde formülleştirilen kaynakların temelini koymuş, anlaşmazlık çıkarsa çözümün bu kaynaklara başvurularak aranmasını emretmişti. Buna rağmen bir münafığın hasmına, «Resûlullah yerine Kâ’b b. el-Eşref’e başvuralım» demesi bu âyetin, nüzulüne sebep teşkil etmiş, âyet her yer ve zamanda emsali bulunan münafıkların maskesini indirmiştir. Tâğut: Hakkı tanımayıp azan ve sapan her kişi ve güce verilen addır. Şeytana da bu yüzden tâğut denmiştir. Bu ve müteakip beş âyetin, yukarıda zikredilen nüzul sebebi bu kelimenin anlamını belirlemede yardımcı olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sana ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia ettikleri halde azgınların ve despotların yasalarını uygulamak isteyenleri görmüyor musun? Oysa onu inkar etmekle emredilmişlerdi; fakat şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bakmaz mısın şunlara: o hem sana indirilene' hem senden evvel indirilene iyman ettiklerini söyler gezer kimselere? Ki o tağuta (o azgın şeytana) muhakeme olmak istiyorlar Halbuki onu tanımamakla emrolunmuşlardı, O Şeytan da onları bir daha dönemiyecekleri kadar uzak bir dalâle düşürmek istiyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana vahyedilene (Kur’ân’a) ve senden önce vahyedilmiş olan (kitaplar) a (sözde) inandıklarını iddiâ edenleri (munâfıkları) görmedin mi? Kendilerine (Allah’a îmân etmeleri ve) onun hükümlerini inkâr edenlere inanmamaları emredildiği hâlde, (anlaşmazlığa düştükleri konu hakkında sana gelmeleri gerekirken yine de) azgın şeytana (Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen, şeytan tabiatlı, Ka‘b b. Eşref kâfirine) muhakeme olmak isterler. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Görüyor musun? Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürenleri! Tâğûti¹ yasalarla yargılanmak istiyorlar. Oysa onlara, onu küfretmeleri¹ emredilmişti. Zaten şeytan onları derin bir sapkınlıkla saptırmak istiyor.
1- Allah'a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. 2-Reddetmeleri.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana indirilen (Kur'ân-ı kerîm) e de, senden evvel indirilmiş olan (kitab) lara da her halde îman etdiklerini boş yere iddia edenlere bir bakmadın mı ki — onu inkâr etmeleriyle emrolundukları halde — yine sihirbazın huzurunda muhaakeme olunmalarını isterler. Şeytan da onları (bir daha dönemiyecekleri kadar) uzak bir sapkınlıkla büsbütün sapıtmak ister.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana indirilene (Kur'ân'a) ve senden önce indirilenlere(diğer kitablara) gerçekten îmân ettiklerini iddiâ edenleri gördün mü? Tâğûta (Allah'ın yerine itâat ettikleri kimseye) muhâkeme olmak (onun hükmüne tâbi' olmak) isterler; hâlbuki onu açıkça inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan ise onları (tâğûta meylettirerek, haktan) uzak bir dalâlet ile saptırmak ister.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sana ve senden öncekilere indirilene iman ettiklerini ileri sürenlere bakmaz mısın ki, tağut’un (Allah’ın indirdiği hükümlere muhalefet eden ve onların yerine geçmek üzere hükümler icat eden varlıkların, zalim, azgın, despot, diktatör ve şeytani güçlerin) hükmüne başvurmaya kalkışıyorlar. Hâlbuki onu (tağutu reddedip) inkâr etmekle emrolunmuşlardı. (Böylece) Şeytan da onları uzak bir sapıklığa çekmek istemektedir. *
(*) Tağut; Allah’a isyan etmek anlamına gelen “tağa” kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kâhin; Allah’ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. (E. Aktaş Meal Açıklaması). Allah’a inandığını iddia eden birinin, bir problemin çözümünde O’na güvenmeyerek pratikte kendisinde güç vehmettiği bir başka otoriteye güvenmesi, imanın tüm getirilerini sıfırladığı gibi, imanın üzerinde yükseldiği kişilik zeminini de parçalamaktadır. İşte bu durum, kişilik bölünmesinin öbür adı olan “nifaka” tekbül eder ve sahibini “münafık”durumuna düşürür. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilmiş kitaplara inandıklarını zannedenleri görmez misin? Aralarındaki hukuki sorunlarda, Allah’a başkaldırmış azgınların hakemlik etmesini istiyorlar. Hâlbuki Allah’a isyan edenlerin vereceği hükümleri kabul etmemeleri onlara emredilmişti. Ama şeytan onları iflah olmaz bir sapkınlığa düşürmek istiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmuyor musun o kimseleri ki sana bildirilene, senden önce bildirilene inandıklarını sanıyorlar, hem de duruşmalarını Tağut şeytanın yapmasını istiyorlar. Oysa ki onlara Tagut’u tanımamaları buyrulmuştu. Şeytan onları sapkınlıkların en aykırısı ile saptırmak istiyor.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana inzal olunan Kur/an/a, senden evvel inzal olunan Tevrat/a inanmış olduklarını zuum edenleri görmüyor musun [¹] ? ki onlar Tağut/u tanımamakla emrolunmuşlar iken yine onun huzurunda muhakeme olunmağı istiyorlar. Şeytan da onları doğru yoldan uzak bir sapıklık içinde bırakmak istiyor.
[1] Yahut kâhinlerini.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana ve senden önce indirilmiş olana inandıklarını sananları görmüyor musun? Onlar, kendilerine şeytanı/şeytanî güçleri [Tâğût] inkâr etmeleri emredildiği hâlde, onun hakemliğine başvurmak istiyorlar.²⁶ Şeytan da onların derin [ba’îd] bir sapıklık içinde sapmalarını istiyor.
26 Münafıklardan biri bir Yahudi ile anlaşmazlığa düştü. Yahudi, davanın çözümü için Hz. Muhammed’e başvurmayı önerdi, ancak münafık kabul etmeyip, Hz. Peygamber’i şiirleriyle yeren, halkı Müslümanlara karşı kışkırtan, Yahudi’lere taraftar olacağı aşikâr olan ve ayette Tâğût olarak gösterilen Ka’b b. El-Eşref’i hakem yapmayı teklif etti. Ayet bunun üzerine nazil oldu.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını zannedenleri görmüyor musun; (bu iddialarına rağmen) tağutun önünde muhakeme edilmelerini istiyorlar. Oysa tağutu inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şüphesiz şeytan onları derin bir sapıklıkla saptırmak ister.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Sana indirilen ve senden önce indirilmiş olan Kitaplara inandıklarını iddia eden şu ikiyüzlülerin hâllerine bir baksana;hem Müslüman olduklarını söylüyorlar, hem de Kur’an’ın hükmünü terk edip tağut’un, yani Allah’ın hükümlerini hiçe sayan o azgın kâfirlerin hakemliğine başvurmak ve onların egemenliği altına girmek istiyorlar. Hâlbuki kendilerine, (2. Bakara: 256’da) tağut’u kesinlikle reddetmeleri emredilmişti. Ne var ki şeytan, onları doğru yoldan uzaklaştırıp büsbütün saptırmak istiyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana indirilmiş olana ve senden önce indirilmiş olanlara inandıklarını iddia edenlere bakıp görmedin mi? Onu inkâr etmeleri kesinlikle emredildiği halde, Tâğût’a göre mahkemeleşmek istiyorlar. Şeytan onları uzaklaştıran bir sapkınlığa saptırmak istiyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şunlara bakın! Bir yandan sana ve senden önce indirilen kitaplara inandıklarını iddia ederlerken, bir yandan da, davayı o azgın adama götürüp onun huzurunda yargılanmak istiyorlar. Halbuki kendilerine: o şeytan adama inanmayın denmişti. Çünkü bu şeytan adam, onları toplumdan adamakıllı dışlamak istiyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Resulüm sana gönderilen Kur’an’a ve senden önce gönderilen kitaplara inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Gönderdiğimiz tüm kitaplarda; Allah’a isyan eden, Allah’ın yasalarına karşı kendi yasalarıyla toplumları yönetmeye kalkan isyankâr yöneticileri tanımamaları, isyankâr yöneticileri alaşağı ederek iktidardan indirmeleri, sadece Allah’ın yasalarıyla yönetimlerini sağlamaları emredildiği halde; isyankâr yöneticilerin yasalarına göre muhakeme edilmek, isyankâr yöneticilerin yasalarıyla yönetilmek istiyorlar. Şeytan onların önünden arkasından fikirler fısıldayarak, onları derin bir sapıklığın içine atıyor. Böylece onlar insanların uydurdukları yasaların Allah’ın yasalarından daha üstün olduğunu, adaletin insanların yasalarını uygulayarak sağlanacağını iddia ediyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu inkâr etmeleri emredilmiş olduğu hâlde [Tağut]’un (azgınlık edenin) [*] önünde mahkemeleşmek istiyorlar. [*] (Oysa) şeytan onları tamamen saptırmak istiyor.
Burada geçen [Tağut], gerçeğin karşısında azgınlığı yani batılı temsil eden herkestir ve her şeydir.,Medine’de bazı münafık kılıklı insanlar başkalarıyla davalaşınca esasında tartışma konusunu Yüce Allah’a ve Elçisine götürmekle emrolunmalarına rağmen bunu yapmadıkları, aksine [et-tâğût] denilen bir azgına müracaat ettikleri bildirilmektedir. Burada sözü edilen [et-tâğût] kelimesi Ka‘b b. Eşref, Ebû Bür-de el-Eslemî vs. kişiler olabilir; ancak bu kelimenin “azgınlıkla anılan herkesi” içerdiği bilinmelidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Şu, kendilerinin “sana indirilene de senden öncekilere indirilenlere de inandıkları” yalanını söyleyip, sonra da inkâr etmekle emrolundukları tağut¹ önünde muhakemeleşmek isteyenleri, görmüyor musun?² İşte şeytan, onları (haktan çok) uzak bir sapkınlığa düşürmek istiyor.³
1 Bk. (Bakara: 257 ve dipnotu, Nisâ: 76, Mâide: 60, Nahl: 36, Zümer: 17,18) 2 Bu âyetin indiriliş sebebi şöyledir: Bir Yahûdî ile bir münâfık arasında anlaşmazlık oldu. Yahûdî Hz. Peygambere, münâfık ise Ka’b b. Eşref’e giderek muhakeme olmak istedi. Yahûdî, buna yanaşmayınca beraberce Hz. Peygamber’e geldiler. O da Yahûdî’nin lehine karar verdi. Dışarıya çıkınca münâfık, bir de Hz. Ömer’e gidelim dedi. Yahûdî Hz. Ömer’e “biz, Hz. Muhammed’in huzurunda muhakemeleştik ve o, benim lehime karar verdi ve bu, adam onun hükmüne râzı olmuyor” dedi. Hz. Ömer olayın doğru olup olmadığını münafığa sordu. Doğru olduğunu öğrenince dışarıya çıkıp kılıcını kuşandı ve yanlarına gelip münafığı öldürdü ve “Allah ve Rasûlü’nün hükmüne râzı olmayan hakkında böyle hükmederim” dedi. Bk. (Nur: 48–52)3 Bu âyetteki olayın hususiliği, hükmün umumiliğine mani olmadığı için bu hüküm, kıyamete kadar bu tipler için geçerlidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SEN [ey Peygamber], sana ve senden öncekilere indirilene inandıklarını iddia eden, [ama öte yandan] şeytanî güçlerin hakimiyetine teslim olmakta beis görmeyenlerin ⁷⁹ farkında değil misin? Halbuki, Şeytan’ın kendilerini derin bir sapıklığa yöneltmek istediğini görerek onu inkar etmekle emrolunmuşlardı.
79 Lafzen, “birbirlerini Şeytanî güçlerin (tâğût) hakemliğine (yahut “yönetimine”) çağıranların”. Bu, yukarıda 51. ayette zikredilen, Kur’an’ın tâğût olarak tanımladığı güce (bkz. sure 2, not 250) teslim olup vahyin rehberliğinden elde edebilecekleri bütün iyilikleri geçersiz kılan insanlara bir işarettir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hem sana indirilen Kuran’a ve hem de senden önce indirilen vahiylere, iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar (Tağut), Allah’a isyanı sistemleştirenin hakemliğine başvurmak istiyorlar. Oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Kaldı ki bu şeytan, onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. 24/47...52, 63/1...4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SANA ve senden önce indirilenlere iman ettiğini sananlara bir baksana! Birbirlerini putlaştırılmış bir azgınlık ve sapkınlığın hakimiyetine çağırmakta bir sakınca görmüyorlar; oysa onu inkâr etmekle emrolunmuşlardı.[⁷⁹⁷] Şeytan ise onları, çıkamayacak kadar derin bir sapıklığa itmek ister.
[797] Allah’a inandığını iddia eden birinin, bir problemin çözümünde O’na güvenmeyerek pratikte kendisinde güç vehmettiği bir başka otoriteye güvenmesi, imanın tüm getirilerini sıfırladığı gibi, imanın üzerinde yükseldiği kişilik zeminini de parçalamaktadır. İşte bu durum, kişilik bölünmesinin öbür adı olan “nifaka” tekabül eder ve sahibini “münafık” durumuna düşürür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana indirilene (Kur'an'a) ve senden önce indirilenlere (diğer kitaplara) da, (sizin gibi) iman ettiklerini iddia edenlere (şu münafıklara) bak.. (Sıra bir suç hususunda muhakeme olunmaya gelince, onlar seni bırakıp da) -şeytanı inkar etmekle emrolundukları halde- Tagut'un (şeytan tiynetinde olan bir adamın, Ka'b b. el-Eşrefin) huzurunda muhakeme olunmayı isterler; oysa şeytan onları (doğru yoldan) büsbütün saptırarak dalalete düşürmek istiyor.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene iman ettiklerini iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onların hükmüyle hüküm verilmesini istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sana indirilmiş olana ve senden evvel inzal edilmiş bulunana imân ettiklerini zûm edenlere bakmadın mı ki, onlar Tâğût'un huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkar etmekle memur bulunmuşlardı. O şeytan ise onları (doğru yoldan) pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana hem sana indirilen hem de senden önce indirilen kitaplara inandığını iddia eden o münâfıkların yaptıklarına! Kalkıp azgın şeytanın önünde muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki onlara o şeytanı reddetmeleri emri verilmişti. Şeytan da onları haktan büsbütün saptırmak ister. [2, 256; 39, 17]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta (o azgın şeytana) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti. Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor.
Münâfıklardan biri, bir yahûdî ile çekişmişti. Yahûdî, aralarındaki da'vanın çozümü için Hz. Muhammed'e başvurmayı önerdi. bunu kabul etmeyen münâfık, yahûdî taraftarı olup şiirleriyle Hz. peygamber'i yeren, halkı müslümanlara karşı kışktırtan Ka'b ibn el-Eşref'i hakem yapmayı öne sürdü. Bu âyet, o münâfık hakkında inmiştir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Şunları görmez misin ki sana nâzil olan ve senden evvel inen kitâblara ve şerâyi'a îmân iylediklerini zu'm iderler (öyle iddi'â iylerler) ve ona küfr itmekle emr olundukları halde Tâğût 'indinde (putlara tapanlar nezdinde) muhâkeme ve mürâfa'a idilmelerini isterler [¹] Şeytân onları hidâyetden uzak dalâlete sapıtmağı murâd iylemişdir.
[1] Bir yahûdî ile bir münâfık arasında vâki' olan ihtilâfda yahûdî Rasûlullah'a ve münâfık da müşrikînin ileri gelenlerinden Ka'b bin Eşref'e mürâca'atı istediler. Yahûdî talebinde ısrâr iyleyerek münâfıkı Fahr-i Kâinât huzûrına getirdi. Rasûl-ü Ekrem'in hükmi yahûdîye muvâfık oldığından münâfık buna razı olmayub Ömer'e gidelim, o hüküm virsün didi. Cenâb-ı Fârûk'a mürâca'atla keyfiyeti haber virdiklerinde müşârunileyh "Rasûlullah'ın virdiği hükme razı olmayana ben böyle hüküm iderim" diyerek münâfıkın başını kesdi. Bu âyet-i kerîme nâzil oldı. Cibrîl 'aleyhisselâm "Ömer hakla bâtıl arasını ayırdı" didiği cihetle Cenâb-ı Ömer'e o günden sonra "Fârûk" lakabı virildi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hem sana hem de senden önce indirilenlere inandığını sanan kişileri hiç görmedin mi? O azgının önünde yargılanmak istiyorlar. Oysa bunlara, onları tanımama emri verilmiştir[*]. O şeytan ise bunları derin bir sapıklığa düşürmek istemektedir.
[*] Bakara 2/256 ve Bakara 2/257  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Oysa, onu tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan, onları uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Görmedin mi şu kimseleri ki, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia ediyorlar, sonra da reddetmekle emrolundukları tâğutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları büsbütün saptırarak doğru yoldan iyice uzaklaştırmak istiyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, inkâr etmekle emrolundukları tâğutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bilmedüñ mi anları kim śanurlar bayıķ anlar įmān getürdiler aña kim indürinildi senden yaña daħı aña kim indürinildi senden ilerü dilerler kim buyruķ isdeşü varalar şeyŧāndan yaña; ol ḥālde kim buyrulddar kim kāfir olalar diler dįv kim azdura anları azmaķlıķ ıraķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin ol kişileri ki eydürler ki anlar īmān getürdiler yā Muḥam‐med saña inen kitāba ve senden burun inen kitāba. İsterler ki ḥükūmete vara‐lar şeyṭān ḳatına. Taḥḳīḳ anlara buyruldı ki kāfir olalar aña ve ister şeyṭānki azdura anları ıraḳ azdurmak, doġru yoldan çıḳar[maḳ].
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Sənə nazil edilənə (Qur’ana) və səndən əvvəl nazil edilənlərə (Tövrata, İncilə) iman gətirdiklərini iddia edənləri (münafiqləri) görmürsənmi? Onlar Tağutun (Şeytanın) hüzurunda mühakimə olunmaq (Şeytanın məhkəməsinə müraciət etmək) istəyirlər. Halbuki onlara (Şeytana) inanmamaları əmr olunmuşdur. Şeytan isə onları (doğru yoldan) çox uzaq olan zəlalətə sürükləmək istər
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not seen those who pretend that they believe in that which is revealed unto thee and that which was revealed before thee, how they would go for judgment (in their disputes) to false deities when they have been ordered to abjure them? Satan would mislead them far astray.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Hast thou not turned Thy vision to those(581) who declare that they believe in the revelations that have come to thee and to those before thee? Their (real) wish is to resort together for judgment (in their disputes) to the Evil One, though they were ordered to reject him. But Satan´s wish is to lead them astray far away (from the right).
581 The immediate reference was to the hypocrites (Munafiqin) of Madinah, but the words are general, and the evil of hypocrisy has to be dealt with in all ages. This type of man is what is called Mr. Facing-both-ways in Bunyan's "Pilgrim's Progress." Such men declare that they are always with the Right, but calmly intrigue with evil and injustice, and even make injustice their judge if their personal interests arc served in that way.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اِلَى الَّذ۪ينَ
o kimseleri ki
يَزْعُمُونَ
iddia ediyorlar
اَنَّهُمْ
gerçekten onlar
اٰمَنُوا
iman ettiler
بِمَٓا
o şey- lere ki
اُنْزِلَ
indirildi
اِلَيْكَ
sana
وَمَٓا
ve o şey-lere ki
اُنْزِلَ
indirildi
مِنْ قَبْلِكَ
senden önce
يُر۪يدُونَ
isterler
اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا
muhakeme olmalarını
اِلَى الطَّاغُوتِ
tâğuta
وَقَدْ
hâlbuki gerçekten
اُمِرُٓوا
emrolun- muşlardı
اَنْ يَكْفُرُوا
inkâr etmeleriyle
بِه۪ۜ
onu
وَيُر۪يدُ
oysa ister
الشَّيْطَانُ
şeytan
اَنْ يُضِلَّهُمْ
onları saptırmayı
ضَلَالاً
bir dalâletle
بَع۪يداً
uzak
(Resulüm!) Sana indirilen (Kur'ân)a ve senden önce indirilen (diğer kitap)lara iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Onlar tâğutu (ilâh olarak Allah'tan başka herhangi bir varlığı) tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde (onun önünde) muhakemeleş(ip onun hükmüne tabi ol)mak isterler. Oysa şeytan (böyle yaparak) onları (haktan) uzak (derin) bir dalâlete saptırmak ister.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
زَعَمَ
Fiil-I
ز ع م
İddia etti, zannetti, sandı
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
تَحَاكَمَ
Fiil-VI
ح ك م
Muhakeme edildi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
طَاغُوت
İsim
ط غ ي
Tâğut (azgınlığın kaynağı olan şeytan ve şeytanlaşmış insanlar)
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme
بَعِيد
İsim
ب ع د
Uzak