close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 57. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti senudḣiluhum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ ebedâ(en)(s) lehum fîhâ ezvâcun mutahhera(tun)(s) venudḣiluhum zillen zalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnanıp iyi işlerde bulunanlarıysa kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokarız. Ebedi kalırlar orada. Onlara orada her çeşit ayıptan arınmış tertemiz eşler var ve onları kaba gölgelikte huzura, rahata kavuştururuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İman edip (İslam’a ve insanlığa uygun) salih amellerde bulunanları ise; altından ırmaklar (ve havuzlu şelaleler) akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere yerleştireceğiz. Onda (cennet ortamında) onlar için tertemiz kılınmış eşler var (edilmiştir). Ve onları, ’ne sıcak ne soğuk, tam kararında gölgeliğe’ sokup (sevindireceğiz).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnanıp doğru ve yararlı işleri yapanları da, içlerinde ebedi olarak kalacakları zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Onları orada sürekli bir gölgeye veya sonsuz mutluluğa da eriştireceğiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennet konaklarına koyacağız. Orada ebedî yaşayacaklar. Orada tertemiz, devamlı temiz eşler vardır, onları koyu gölgeler altına sokacağız.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/25.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İman edip salih ameller işleyenleri ise içinde sonsuza kadar kalmaları üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Onlar için orada temiz eşler vardır. Ve onları hiç kaybolmayan gölgelerin altına sokarız.
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman edip salih ameller işliyenleri, ağaçları altından ırmaklar akar cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Kendilerine orada gayet temiz zevceler var. Hem de onları gölgelendirecek bir gölgeye koyacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İman edip salih (uygun) işler yapanlar ise, onları altlarında nehirler akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Orada onlara temiz hanımlar vardır. Ve onları ne sıcak ne soğuk, uzun, geniş gölgeler içine koyacağız.
[Böyle büyük mükâfatlar, ancak iman gibi önemli bir özelliğin meyvesi ve neticesi olabilir. İman da büyüklüğü nisbetinde devam ettirilmesi zor bir hadisedir. İmanlı insan, daima imtihana tabidir. Bu imtihanın en önemli öğesi, başkalarının kendisi kadar sevmek, eşitliği, güveni sağlamaktır. İman, her nevi emanete riayet etmektir.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Buna karşılık, inanıp iyi işler yapanları da, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada süreli kalacaklardır; orada tertemiz eşlere sahip olacaklar ve onları koyu bir gölgenin içine koyacağız.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış olaraktan, yararlı iş görenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyarız, orda tüm sonsuz kalırlar, orda temiz eşler var; onları oyu gölgelere iletiriz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İman edip de erdemli davrananları ise içinde ebedî kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Onlar için orada tertemiz eşler/arkadaşlar vardır. Onları orada (keyif ve mutluluk içinde yaşamlarını sürdürecekleri) koyu (tatlı) bir gölgeye eriştireceğiz.
Bkz. 2/25, 3/15 ve “eşler/arkadaşlar” la ilgili dipnot.  
Cemil Said
swap_vert close
Îmân idenler ve a’mâl-i sâlihada bulunanlar enhâr ile sulanmış cennetlere dâhil olacaklar orada ilelebed kalacaklar, pâk zevceler bulacaklar ve latîf gölgelerde oturacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu bir gölgeliğe alacağız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnanıp, iyi işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız.  
 Buraya kadar meâllerini verdiğimiz on üç âyet (45-57. âyetler) müşrik, putperest, ehl-i kitap... kâfirlerin psikolojilerini tahlil ederek davranışlarının sebeplerini ve âkıbetlerini açık bir şekilde ortaya koyuyor ve müminlerin ibret almalarını istiyor.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnanıp erdemli davrananları ise içinden ırmaklar akan cennetlere (bahçelere) yerleştireceğiz; orada sürekli kalırlar. Onlar için orada tertemiz eşler var. Onları serin gölgelere sokacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İyman edib salih salih işler yapan mü'minlere gelince bunları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacağız: içlerinde ebedî kalmak üzere onlar, kendilerine orada temiz, gayet temiz zevceler var, hem onları sayeban edecek bir sayeye koyacağız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Îmân edip de sâlih ameller işleyenleri, içinde ebedî kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada kendilerine tertemiz zevceler vardır ve onları koyu (tatlı) gölgeliklere yerleştireceğiz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman edip sâlihâtı¹ yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendilerine arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Îman edib de güzel amel (ve Hareket) lerde bulunanları ise — içinde ebedî kalıcılar olmak üzere — altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada (her şeyden) temizlenmiş zevceler onların. Onları bir koyu gölgeye sokacağız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Îmân edip sâlih ameller işleyenler var ya, onları altlarından nehirler akan Cennetlere koyacağız, orada ebedî olarak devamlı kalıcıdırlar. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onları koyu (ve dâimî) bir gölgeye koyacağız.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İman etmiş ve iyi işler yapmış olan (erkek ve kadın)lara gelince, biz onları altlarından (zeminlerinden) ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlar hep orada kalacaklardır. Kendileri için orada (cennette giren her iki cinsten de birbirlerine bahşedilmek üzere) tertemiz eşler olacak. Ve onları (orada ne sıcak ne de soğuk) tam kararında gölgelere yerleştireceğiz. *
(*) Bu vb. ayetlerde kullanılan eril zamirler sadece erkekleri ifade etmiyor. Zira eril ve dişil sözcükler kullanılan lisanlarda yazılan, resmi, toplumsal yazılar; kanun, tüzük yönetmenlik vs. hepsi eril/ müzekker ifadeler ile yazılırlar. İşte, Arapça da bu lisanlardan biri olduğundan doğal olarak Kur’an’da da bu hükümler aynen uygulanır. Yani Kur’an’da da genel hükümler hep, müzekker/eril ifadelerledir. Ve yine Kur’an’da tüm çoğul sözcükler, dişil yapılarla ifade edilmişlerdir. Fakat dişil olan sözcüklerdir, anlamları değil. Bu nedenle ayette geçen وهذا كقوله تعالى - : ادخلوا الجنة أنتم وأزواجكم تحبرون .. قوله ( وأزواجكم) فيه لعلماء التفسير وجهان : أحدهما ، أن المراد بأزواجهم نظراؤهم وأشباههم في الطاعة وتقوى الله ، واقتصر على هذا القول ابن كثير- والثاني : أن المراد بأزواجهم نساؤهم (أي نساء الدنيا) في الجنة; لأن هذا الأخير أبلغ في التنعم والتلذذ من الأول ولذا يكثر في القرآن ذكر إكرام أهل الجنة بكونهم مع نسائهم دون الامتنان عليهم ( أضواء البيان في إيضاح القرآن بالقرآن) ولهم فيها أزواج مطهرة والأزواج جمع زوج ذكرا كان أو أنثى ، فهي تطلق على المرأة المتزوجة ، كما تطلق على الرجل المتزوج ( تفسير ابن (عطية) ) ومعنى مطهرة أنها خالية من الدنس النفسي المعنوي والجسدي ...(زهرة التفاسير) (قد يقصد ان للرجال نساءٌ مطهرات وللنساء أزواج مطهرين ، فلفظ زوج يشمل المرأة والرجل فالمرأة زوج حيث يقول تعالى (أمسك عليك زوجك واتق الله) ولفظ زوج يشار به لأحد اثنين والله يكافئ الرجل بأزواج مطهرات ويكافئ النساء بأزواج مطهرين ، فيجمع ذلك بقوله تعالى: (ولهم فيها) ذكّرت لشمول الامر للرجال والنساء  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbetteki iman edip salih amel işleyenleri de, ebedi kalacakları altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyacağız. Cennette onlarla beraber tertemiz eşler olacak ve gölgeliklerde onları ağırlayacağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
kimseler ki inandılar, iyilik işlediler, Biz onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Onlar hep orada kalacaklardır. Onlar hep orada kalacaklardır. Onlar için orada arı sili eşler vardır. Onları kopkoyu gölgeliklere sokacağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İman edip iyi amel işleyenleri ise altından ırmaklar akar Cennetlere sokacağız, onlar orada ebedî olarak kalacaklar. Orada onların paklanmış kusursuz zevceleri vardır. Onları koyu gölgeye [⁴] götüreceğiz.
[4] Arap âdeti üzre istirahat-i tammeden kinayedir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnanıp iyi ve yararlı işler yapanlara gelince, onları içlerinde ebediyen kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız.²³ Orada kendileri için tertemiz eşler vardır ve onları koyu gölgelere koyarız.
23 Krş. Bakara, 2/25  
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edip salih amelde bulunanları içinde temelli ve ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları gölge salan bir gölgeliğe (lezzet ve mutluluk dolu bir hayata) koyacağız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, onları da ağaçlarının altından ırmaklar akan ve sonsuza dek içinde yaşayacakları cennet bahçelerinde ağırlayacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Biz onları, koyu bir gölgeliğe, yani olabildiğince keyif ve mutluluk içinde yaşayacakları sonsuz nîmetler diyarına yerleştireceğiz. İşte bu nîmetleri hak edebilmeniz için:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman etmiş ve Salih Ameller’i işlemiş (İyi İşler’i yapmış) olanlara gelince; onları da içinde ebedî kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdireceğiz. Orada onlar için temizlenmiş eşler vardır. Onları ferah bir gölgeye girdireceğiz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnanıp yararlı faaliyetlerde bulunanları, içerisinde derelerin çağladığı, ve sonsuza kadar kalacakları bahçelere buyur edip pırıl pırıl eşleri ile birlikte kendilerini koyu gölgeliklerde ağırlayacağız...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edip güzel işler yapanları içinden ırmaklar akan ebedi kalacakları cennete koyacağız. Cennette onlara tertemiz eşler vardır. Onları koyu gölgeler altında bulunduracağız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman edip iyi işler yapanları da içlerinde [ebedî] kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlar için orada tertemiz eşler [*] de vardır. Onları koyu (serinletici) bir gölgeye koyacağız.
Benzer mesajlar: Bakara 2:25; Âl-i İmrân 3:15.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah’ın istediği gibi) îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanları ise, zemîninden ırmaklar akan, içlerinde ebedî olarak kalacakları ve kendilerine orada tertemiz eşlerin bulunduğu cennetlere koyacağız. Ve onları orada koyu gölgeler altına alacağız.
Muhammed Esed
swap_vert close
Buna mukabil, iman edip doğru ve yararlı işlerde bulunanları içlerinden ırmaklar akan hasbahçelere koyacağız, orada sonsuza kadar kalacaklar; ve orada tertemiz eşlere sahip olacaklar; (böylece) onları sonsuz mutluluğa eriştireceğiz. ⁷⁴
74 Zıll kelimesinin aslî anlamı “gölge”dir; böylece zıllen zalîlen ifadesi, “en ziyade gölge eden gölge” olarak çevrilebilir: Yani, “koyu bir gölge”. Ancak eski Arapça kullanımında zıll kelimesi, aynı zamanda, “örtü” veya “sığınak” ve mecazî olarak “koruma” (Râğıb); ayrıca, “bir rahatlık, keyif ve bolluk durumu” (karş. Lane V, 1915) veya kısaca “mutluluk” anlamlarında kullanılmıştır -zıll zalîl terkibinde ise “sonsuz mutluluk” anlamını ifade eder (Râzî)- ki bu, “cennet” teriminin mecazî anlamlarıyla da uyumlu bir karşılıktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman edip imana yaraşan güzel işler yapanları, tabanından ırmakların çağladığı, içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Orada, tertemiz eşler vardır. Onları, orada büyük bir konfor içinde yaşatacağız. 4/173, 18/30-31, 29/7, 36/55...58
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat iman edip sâlih amel işleyenleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada ebediyyen kalacaklar; orada onlar tertemiz eşlere sahip olacaklar; ve onları muhteşem bir gölgeliğe yerleştireceğiz.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Allah'a ve peygamberlerine) İman edip salih ameller işleyenleri ise; içinde sonsuza dek kalacakları -ağaçlarının- altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız ki, orada onlara tertemiz eşler vardır! (Evet cehennem ateşinden kurtarıp) Onları koyu (serin) gölgeliklere yerleştireceğiz!
Osman Fırat
swap_vert close
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler ki, imân ettiler ve sâlih amellerde bulundu lar, onları da altlarından ırmaklar akan cennetlere, içlerinde ebedî kalmak üzere elbette sokacağız. Onlar için orada pek temiz zevceler vardır, ve onları koyu bir gölgeye sokacağız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Fakat iman edip güzel ve makbul işler yapanları ise, ebedî kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Onların orada tertemiz eşleri olacak. Hem onları nimetlerle sâyebân edecek bir gölgeliğe yerleştireceğiz. [2, 25]
Sâyebân: Âyetin sonundaki “zıllen zalîlâ” koyu gölgelik mânasına gelir. Diğer birçok meal böyle karşılık vermiştir. Bu doğru olmakla birlikte, biz Elmalılı M. Hamdi Yazırın mealini tercih ettik. O zıl kelimesinin mecazî anlamına dikkat çekmektedir. Gerçekten zıl, Farsçada sâye ve Türkçe’deki gölge karşılıkları gibi mecazen geniş nimetler hakkında kullanılmaktadır. “Zıllen zalîlâ” koyu gölge ki tam daimî nimete işarettir. Çünkü refah sahipleri genellikle ferah gölgelerde yaşarlar. Nitekim dilimizde “sâyedâr olmak, sâyebân olmak” “sâyesinde yaşamak” tabirleri, nimet ve saadet mefhumlarındandır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnanıp iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada sürekli kalacaklardır. Orada kendilerine tertemiz eşler de vardır ve onları (hiç güneş sızmayan) eşsiz bir gölgeye sokacağız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Îmân idüb a'mâl-i sâliha (eyi işler) işleyenleri ağaçları altından nehirler akan cennetlere idhâl ideriz. Orada ebedî ve dâimî kalırlar. Orada, onlar içün her dürlü 'ayıb ve kusurdan pâk zevceler vardır. Onları soğuk ve sıcakdan âzâde, gölgelere idhâl iyleriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnanıp güvenmiş ve iyi işler yapmış olanları ise içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada ölmeden sonsuza dek kalacaklardır. Orada onların kusursuz hale getirilmiş eşleri olacak, onları mutluluklar içinde bırakacağız[*].
[*] ظلا ظليلا  
Şaban Piriş
swap_vert close
İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere girdireceğiz. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları (sıcaktan da soğuktan da koruyan) tam bir gölgeliğe alacağız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edip güzel işler yapanları ise, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştireceğiz. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Böylece onları serin ve hoş gölgeler altına alırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Hep orada kalacaklardır. Orada kendileri için tertemiz eşler de olacaktır. Ve onları, en güzel biçimde serinleten bir gölgeye kavuşturacağız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim įmān getürdiler, daħı işlediler eyü işler; givürevüz anları uçmaķlara; aķar anlaruñ altından ırmaķlar ebed ķalıcılarken anlaruñ içinde hemįşe. anlaruñdur anlaruñ içinde 'avratlar gey arınmışlar. daħı givürevüz anları gölgeye ırılmaz gölgeye.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kişiler ki īmān getürdiler, ‘amel‐i ṣāliḥ işlediler. Givürür‐biz anları uçmaḳlar[a] ki aḳar aġaçları altından ırmaḳlar. Ebedī ḳalurlar anda, vardur an‐lara ol cennetlerde arınmış çiftler. Daḫı givürür‐biz anları ḳoyu gölgede.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İman gətirən və yaxşı işlər görən şəxsləri (ağacları) altından çaylar axan cənnətlərə daxil edəcəyik ki, orada əbədi qalsınlar. Orada onları pak zövcələr gözləyir. Biz onları daim rahatlıq verən sıx (ləzzətli) kölgəlikdə yerləşdirəcəyik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And as for those who believe and do good works, We shall make them enter Gardens underneath which rivers flow to dwell therein for ever; there for them are pure companions and We shall make them enter plenteous shade.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But those who believe and do deeds of righteousness, We shall soon admit to Gardens, with rivers flowing beneath,- their eternal home: Therein shall they have companions pure and holy:(578) We shall admit them to shades, cool and ever deepening.(579)
578 Cf. 2:25 and n. 44. 579 The Garden is contrasted with the Fire: the shade is contrasted with the roasting. Evil grows with what it feeds on. So goodness and felicity grow with their practice. The good may be alone to start with, but (unlike evil ones) they get Holy Companions. Just as agony increases with what it suffers (typified by fresh skins growing as the old ones burn out), so felicity finds deeper and deeper meaning (typified by the shades in a garden, which grow deeper and cooler as you proceed into the interior), (Cf. 13:35 ).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
وَعَمِلُوا
ve işlediler
الصَّالِحَاتِ
sâlih ameller
سَنُدْخِلُهُمْ
onları sokacağız
جَنَّاتٍ
cennetlere
تَجْر۪ي
akıyor
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
الْاَنْهَارُ
ırmaklar
خَالِد۪ينَ
devamlı kalıcıdırlar
ف۪يهَٓا
orada
اَبَداًۜ
ebedi olarak
لَهُمْ
onlar için vardır
ف۪يهَٓا
orada
اَزْوَاجٌ
eşler
مُطَهَّرَةٌۘ
tertemiz
وَنُدْخِلُهُمْ
ve onları sokacağız
ظِلاًّ
bir gölgeye
ظَل۪يلاً
gölgesi muhteşem
İman edip sâlih ameller işleyenleri ise içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onları (hiç güneş sızmayan) muhteşem bir gölgeye sokacağız.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
اَدْخَلَ
Fiil-IV
د خ ل
Soktu, dâhil etti, koydu, girdirdi, kattı
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَبَدًا
Zaman zarfı
ا ب د
Hiçbir zaman, ebediyen, sürekli, asla
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
مُطَهَّرَة
Edilgen fiil-II
ط ه ر
Tertemiz, tertemiz edilmiş
اَدْخَلَ
Fiil-IV
د خ ل
Soktu, dâhil etti, koydu, girdirdi, kattı
ظِلّ
İsim
ظ ل ل
Gölge
ظَلِيل
Sıfat
ظ ل ل
Gölgesi muhteşem, gölgelendirici