Yoksa onların mülkten bir nasîbi mi var? Öyle olsaydı, insanlara bir çekirdeğin(arkasındaki küçücük) oyuğu (kadar bir şey) bile vermezlerdi!(1)
(1)“Bu kâinâtın Sâni‘-i Kadîr ve Hakîm’inin (kudretli ve hikmetli san‘atkârının) mülkünde iştirâk (ortaklık)yeri yoktur. Çünki herşeyde nihâyet derecede intizam bulunduğundan, şirki (Allah’a ortak koşmayı) kabûl etmez. Çünki müteaddid (birden fazla) eller bir işe karışırsa, o iş karışır. Bir memlekette iki pâdişah, bir şehirde iki vâli, bir köyde iki müdür bulunsa; o memleket, o şehir, o köyün her işinde bir karışıklık başlayacağı gibi, en ednâ (en düşük) bir vazîfedar adam, vazîfesine başkasının müdâhelesini kabûl etmemesi gösteriyor ki, hâkimiyetin en esaslı hâssası (husûsiyeti), istiklâliyet ve infiraddır (tek başına olmaktır).” (Lem‘alar, 30. Lem‘a, 371)Ayrıca bakınız; (sahîfe 51, hâşiye 3)