Şüphesiz Allah, (mesajlarının tebliği hakkıyla yapıldığı hâlde) kendisine ortak koşulmasını (başka birine ilahlık yakıştırılmasını) bağışlamaz (müşrik olarak ölenleri bağışlamaz). Bunun dışındakileri (kul hakkı kapsamına girmeyen günahları) ise dileyen (tövbe edip bağışlanmak için gayret gösteren ve bağışlanmayı gerektirecek işleri yapan) kimse için bağışlar. Ve kim Allah’a ortak koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur. *
(*) Bağışlanmama hâli, tövbe edilmemiş günah içindir ve bu durum, bu sûrenin 18’ inci âyetinde anlatılmıştır. Yoksa şirkten tövbe eden ve durumunu düzelten kimseyi de Yüce Allah, af kapsamına almaktadır. Allah’a ortak koşmak ise, gerçekten, hiçbir şekilde bağışlanmasına imkân olmayan bir suçtur. Çünkü bu, tıpkı bir sanatkârın eserini çalarak ilgisiz kişilere mal edercesine, Allah’ın eserlerinden bir kısmı üzerinde Onun malikiyet ve yaratıcılığını inkâr edip, onları Allah tarafından yaratılmış başka varlıklara yakıştırmak anlamına gelir ki, hiç kimse, eser sahibinden böyle bir suçu bağışlamasını beklemez..(Ü. Şimşek Meal Açıklaması) İşte Allah’tan başka varlıklarda tanrısal özellikler bulunduğunu vehmeden, Allah’la arasına vasıtalar koyan ve Allah’ın tasarruf yetkisini onlarla paylaşan kişi müşriktir. Ayrıca parantez içinde ‘’kul hakkı kapsamına girmeyen günahlar’’diye şeklinde bir ifadeyi kullanmamızın sebebi şudur. Hem Kur’an’ın genel mesajına hem de sahih sünnete göre ahiret günü kul hakkı affedilemez, ama Allah’la kul arasındaki günahlar onun engin ve sınırsız merhametiyle affedilebilir. Bu konuda İbni Kayım el-Cevzi şöyle diyor: Haksız yere birini öldürenin üzerinde yüce Allah’ın emrini çiğnediği için hem Allah’ın hakkı, birini öldürdüğü için hem maktülün velisinin hakkı hem de maktulün hakkı olmak olmak üzere üç hak vardır. İşte bu ayetten haraketle; a) Bu kişi samimiyetle pişman olup tövbe ederse, yüce Allah kendi hakkından vazgeçebilir. b) Bu katil, tövbe edip kendine kısas hükmünü uygulatmak üzere kendi isteği ile maktulün velisinin vereceği hükme teslim olur veya maktulün varisleri onu affederler ya da ondan diyet alırlarsa bunların hakları da affedilir.c) Ahirette ise sadece maktulün hakkı kalır, fakat bu adam samimi olarak tövbe edip kendine kısas hükmünü uygulatmak üzere maktulün velisine veya varislerine teslim olduğu için yüce Allah da ahiret günü maktüle öyle bir lütuf ta bulunacak ki, o da kendi hakkından vazgeçecek! Şafii ulemasına göre ise bunun üzerinde yalnız iki hak vardır; a) Yüce Allah’ın yasağını çiğnediği için bir Allah hakkı, b) Bir de maktlün velisinin veya varislerinin hakkı. İşte bundan hareketle şafii ulemaları da şöyle diyorlar: Şirkten sonra en büyük suç/ günah haksız yere bir cana kıymaktır. Eğer katile kısas uygulanır veya maktulün velisi veya varisleri tarafından affedilirse ve kendisi de tam bir samimyetle yüce Allah’a tövbe ederse, o zaman ahirette bu iki haktan/günahtan da kurtulur. Yani bu durumla maktulün hakkı ödenmiş olduğundan ahirette maktulün bir hakkı kalmıyor, ayrıca samimiyetle tövbe ettiğinden dolayı da yüce Allah’ın affına nail olabilir, şeklinde görüş belirtmişlerdir. Bizce de bu görüş hem Kur’an’ın genel mesajına hem de sahih sünnete uygun düşmektedir. (الله اعلم)
(ويغفر ما دون ذلك } من سائر المعاصي { لمن شاء } المغفرة من العباد بطلبها واتباع السنن المؤدية إليها وفي مقدمتها الإيمان بالله ثم التوبة والندم على اقتراف السيئات والعزم على عدم العودة والعمل على تجنبها (تفسير الخطيب المكي ) إذا لم يكن بينه وبين أحد مظلمة، وإنما كانت ذنوبه فيما بينه وبين الله تعالى، فإنه يغفرها وهو الجواد الكريم ((تفسير القرآن –التستري) قال ابن القيم: والتحقيق أن القتل يتعلق به ثلاثة حقوق: حق لله تعالى، وحق للمقتول، وحق للولي ـ أي الوارث للمقتول، فإذا أسلم القاتل نفسه طوعا واختيارا إلى الولي ندما على ما فعل وخوفا من الله وتوبة نصوحا سقط حق الله تعالى بالتوبة وحق الأولياء بالاستيفاء أو الصلح أو العفو عنه، وبقي حق المقتول يعوضه الله عنه يوم القيامة عن عبده التائب ويصلح بينه، أي القاتل التائب، وبينه: أي المقتول. فلا يذهب حق هذا ولا تبطل توبة هذا (حكم توبة القاتل - إسلام ويب - مركز الفتوى) وَقَال الشَّافِعِيَّةُ : أَكْبَرُ الْكَبَائِرِ بَعْدَ الْكُفْرِ الْقَتْل ظُلْمًا ، وَبِالْقَوَدِ أَوِ الْعَفْوِ لاَ تَبْقَى مُطَالَبَةٌ أُخْرَوِيَّةٌ ، مَعَ بَقَاءِ حَقِّ اللَّهِ تَعَالَى فَإِنَّهُ لاَ يَسْقُطُ إِلاَّ بِتَوْبَةٍ صَحِيحَةٍ ، وَمُجَرَّدُ التَّمْكِينِ مِنَ الْقَوَدِ لاَ يُفِيدُ إِلاَّ إِنِ انْضَمَّ إِلَيْهِ ندم مِنْ حَيْثُ الْمَعْصِيَةِ ، وَعَزْمٌ عَلَى عَدَمِ الْعَوْدِ .(أقوال السلف وعلماء السنة في توبة قاتل النفس عمدا بغير حق)