Kendilerini tertemiz sayanların ⁶⁶ farkında değil misin? Hayır, aksine Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl kadar haksızlık yapılmaz. ⁶⁷
66 Yani, kendilerini “Allah’ın seçkin halkı” olarak gören ve bu nedenle peşinen (a priori) Allah’ın rahmetini hak etmiş sayan Yahudilerin ve Hz. İsa’nın kendisini insanoğlunun günahlarından dolayı “onlar adına feda ettiği”ne inanan Hristiyanların. Burada, aynı zamanda bu tesbit ile bundan önceki ayette şirke yapılan atıf arasında bariz bir ilişki vardır. Çünkü Yahudiler ve Hristiyanlar, aslında Allah’tan başka hiçbir gücün varlığına inanmazlarken belli bazı insanlara çeşitli derecelerde ilahî veya yarı-ilahî vasıflar izafe ederler: Hristiyanlar, Hz. İsa’yı Allah’ın insan şeklindeki bir tezahürü konumuna yücelterek ve bir azîzler hiyerarşisine açıktan açığa tapınarak; Yahudiler ise, yaptıkları hukukî (fıkhî) yorumların kutsal metinlerin buyruklarından daha üstün olduğuna inandıkları büyük Talmud bilginlerine kanun-koyma gücü izafe etmek suretiyle (karş. bu konuda 9:31). Elbette bu kınama, aynı zamanda, kutsal addedilen şahsiyetlere tapınma günahını işleyen ve yalnızca Allah’a gösterilmesi gereken saygı ve bağlılığı onlara gösteren Müslümanlar için de geçerlidir. Sonuç olarak, “kendilerini temiz sayanlar” ibaresi, bu bağlamda, kendilerini tek Allah’a inanıyor sayan (çünkü, birden çok tanrıya bilinçli olarak tapınmayan), ama yine de terimin en derunî anlamıyla şirk günahına saplanmış bulunan herkesi kapsar.67 Lisan otoritelerinin çoğuna göre (mesela Kâmûs) fetîl “bir kimsenin parmakları arasında büktüğü zayıf iplik”tir ki aynı zamanda, -ama bazan- hurma çekirdeğinin yarık tarafına sarılan herhangi bir ince lif için de kullanılır (karş. Lane VI, 2334). Deyimsel manasıyla en iyi karşılığı, “bir saç teli kalınlığı” olabilir. Yukarıdaki pasaj, ilk olarak, ruhsal temizliğin herhangi belli bir topluluğun veya grubun imtiyazında olmadığına, ikinci olarak, bir kimsenin ancak Allah’ın rahmetiyle temiz olabileceğine veya kalabileceğine işaret eder; zira “insan zayıf yaratılmıştır” (yukarıdaki 28. ayet). Aynı zamanda bkz. 53:32’nin ikinci paragrafı ile ilgili not 27.