close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 34. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Erricâlu kavvâmûne ‘alâ annisâ-i bimâ faddala(A)llâhu ba’dahum ‘alâ ba’din vebimâ enfekû min emvâlihim(c) fe-ssâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lilġaybi bimâ hafiza(A)llâh(u)(c) vellâtî teḣâfûne nuşûzehunne fe’izûhunne vehcurûhunne fî-lmedâci’i vadribûhun(ne)(s) fe-in eta’nekum felâ tebġû ‘aleyhinne sebîlâ(en)(k) inna(A)llâhe kâne ‘aliyyen kebîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Erkekler, kadınlardan üstündür, çünkü Allah onları bir çok şeylerde kadınlardan üstün etmiştir, çünkü onlar, kadınları, mallarıyla geçindirirler, doyururlar; iyi kadınlar da itaatli olurlar ve Allah, onların hakkını nasıl korumuşsa onlar da, kocaları yanlarında olmasa bile, iffetlerini korurlar. Kadınlarınızın serkeşliğinden korkunca onlara öğüt verin, onları yatakta yalnız bırakın, dövün onları. Fakat itaat ettikleri takdirde de aleyhlerine bir sebep araştırmayın, şüphe yok ki Allah çok yüce ve büyüktür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Deneme ve doğal denge gereği) Allah’ın, (insanların) bazısını bazısına üstün kılması (sebebiyle) ve onların (aile efradına) kendi mallarından harcaması (ve ailenin sorumluluğunu üzerine alması) nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde "kavvam=sorumlu gözeticidirler." Saliha (hayırlı ve yararlı) kadınlar; gönülden itaatli ve edepli olanlar, Allah nasıl koru(yup saklanmasını emir buyur)duysa, görünmeyeni (gizlenmesi gereken yerlerini ve özel hallerini öylece örtüp) koruyanlardır. Nüşuzundan (huysuzluğundan, kıskandırıcı tavırlarından) korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin (vaizü nasihat yapın, sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe ve zarar vermeden) darp edip uyarın. (Eğer eşleriniz kötü huylarından vazgeçer ve artık) Size itaat (hürmet ve muhabbet) ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın (iyi geçinmeye bakın). Doğrusu Allah çok Yücedir, çok Büyük olandır.
[Not-1: "Darb" etmek: -Bir kimseden yüz çevirmek suretiyle kışkırtıp gayret ve rikkate getirmek -Hikmetli sözler ve deyimlerle kalpleri vurup etkilemek (Darb-ı mesel) -Nefesli çalgıları (ney gibi) üflemek -Savuşup geçmek (darbü zaman) -Bir kimsenin elini sıkıca tutup salıvermek -Süratle yürüyüp gitmek (Nisa:101) -Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi -Üzüp incitecek ama zarar vermeyecek şekilde hafifçe dövmek anlamlarını içerir. Bu ayetteki "darp etmeyi" de bütün bu mana ve maksatlara uygun düşünmek ve Hz. Peygamberimizin hanımlarını asla dövmediğini bilerek hareket etmek gerekir. Not-2: Aile toplumun çekirdeği sayılan küçük bir teşkilat modeli olduğundan, onların eğitim ve yönetimi, itaat ve disiplin gerektirir. Erkekler doğal konumları ve sorumlulukları nedeniyle bu görevi yüklenirler. Erkeklerin "sefih=beyinsiz, mesuliyetsiz ve beceriksiz" olmaları halinde bu görev kadınlara verilir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve mallarından mehir ve her türlü harcamada bulunması sebebiyle erkekler, kadınlar üzerine yönetici ve koruyucudurlar. Dürüst ve erdemli kadınlar gerçekten itaatlı olanlardır. Allah kendi haklarını Kur'ân'da nasıl koruduysa, onlarda öylece kocalarının yokluğunda onların malını, ev sırlarını, namus ve iffetlerini koruyanlardır. Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince, önce nasihat edin, vazgeçmezlerse, yataklarında yalnız bırakın ve bununla da yola gelmezlerse, son çare olarak şer'î ölçüyü kaçırmadan dövün. Eğer size itaat ederlerse, onları incitmekten kaçının. Allah gerçekten yücedir, büyüktür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın, lütufta bulunarak, birbirlerine üstün olmasına vesile kıldığı özellikleri, ailenin nafakasını ve ihtiyaçlarını kendi mallarından, paralarından karşılamaları, mallarından karşılık beklemeden, gönüllü harcamaları sebebiyle erkekler, hanımları üzerinde, ailede, aileyi ayakta tutmakla, eğitimlerini, gelişmelerini, aile fertlerinin İslam’da sebatını temin ile mükellef; denetleyerek sorumluluklarının gereğini yapmalarını sağlayan, hizmet eden, ailede işleyen, kalıcı bir düzen kuran, sorumlu meşrû bir otorite sahibi, aile reisidirler. Dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi Müslüman sâliha kadınlar, itaatkâr, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılan, saygılı, kocalarına karşılık vermeyen, aile içindeki dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getiren kadınlardır. Allah'ın koruduğu, korunmasını emrettiği hususları, kendilerini, çocuklarını, kocalarının haklarını ve mallarını, kendi haklarını, namuslarını kocalarının bulunmadığı zamanlarda koruyanlardır. Kafa tutup, başına buyruk hareket ederek, kurulu aile düzenini bozmalarından, şiddete başvurmalarından korktuğunuz kadınların önce gönüllerini alın, öğüt verin, davranışlarının doğuracağı istenmeyen sonuçları anlatın, itaatsizliğe devam ederlerse yataklarında kendilerini yalnız hissedecekleri halde bırakın. Buna rağmen yola gelmeyenlerin kaba yerine (bir demet ot-çöple) vurun, evinizden ayırmayarak, ilişkilerinizi devam ettirin. Eğer size itaat ederlerse, olanları olmamış sayıp, sözle veya fiilen onları incitecek vesileler aramayın. Allah yücedir ve büyüktür.
bk. Kur’an-ı Kerim, 38/44. 4/19 âyetiyle Kur’ân-ı Kerim, kadına mal muamelesi yapılmasını, güç durumda bırakılarak kndisinden faydalanılmasını engellemiş ve insan muamelesi yapılmasını sağlamıştır. 4/34 âyetiyle de sosyal düzenin gereği, eşitliğine halel getirmeden, aile içinde statüsünü belirlemiştir. 9/71 âyetiyle kamu yöneticisi olma ve seçilme hakkını tanıyarak toplumu yönetebilme, 60/12’de belirtilen seçme ve sosyal mukaveleye katılma hakkını tanımıştır.İslâm’dan önce de İslâmî dönem içinde de çokça kötüye kullanılan karı-koca arasındaki nâhoş bir ilişkiyi de asgarî sınırına indirerek düzene koymuştur. Kadın aile düzenine başkaldırdığı, hatta kocasına müessir fiil icrasında bulunduğu zaman bile kocanın el kaldırarak karşılık vermesini tasvip etmemiştir. Kocaya önce nasihat etme, yapılan fiilin doğuracağı kötü sonuçları hatırlatma görevini vermiştir. Bundan fayda sağlanamadığı takdirde kadına yatağında yalnız bıra-kılma cezası verilmesini emretmiştir. Bu da fayda sağ-lamadığı takdirde kocaya dövme hakkı tanımıştır. Ancak kullarını iyi bilen Allah, bu hak kullanılırken suistimal edilmemesi, dozunun kaçırılmaması için 38/44 âyette dövmenin dozunu da belirtmiştir. 4/34’deki dövme ile 38/44’deki dövme dozu bir araya getirildiğinde bizim anladığımız mânâda bir dövmenin sözkonusu olmadığı görülmektedir. Birbirini seven, birbirine saygı duyan iki insan arasında faraza bir sehpanın üzerindeki minik ve yumuşak bir örtüyü sallayarak vurmaya teşebbüs bile seven ve saygısı olan bir insanı incit-meye yeter de artar. Nitekim merhum Hallac-ı Mansur kendisine taş atanlara gülerken dervişinin attığı bir gülden dolayı incindiğini hissettirmiştir.Kur’ân’ın 4/34, 38/44 âyetleri birlikte düşünüldüğünde kadını psikolojik bir incitmenin dışında koruyucu tedbirler getirmektedir. Psikolojik bir incitmenin dışında herhangi bir incitmeye de müsaade etmemektedir. Dolayısıyla bu iki âyeti birlikte okuyan bir müslüman dövme ile ilgili hükmün “dövmeyin” şeklindeki bir hükümden çok daha ağır olduğunu anlayacaktır. Bu âyetlerde kadının eşit, anlayışlı, akıllı bir muhatap olarak sadece uyarılması sözkonusudur.Şunu da ifade etmeliyiz. Kur’an’da belirtilen doz-la, şakalaşmaya benzeyen böyle bir dövme ruhsatı, erkekteki menfi enerji birikimini, nüşûz - başkaldırı da, kadındaki menfi enerji birikimini boşaltmaktadır. Karşılıklı boşalan menfi enerjilerden sonra, aile hayatının devamına engel baskılar azalacağı için, evlilik hayatının devamının imkân dahiline girebileceğini de söyleyebiliriz.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın kimini kimine üstün kılması ve erkeklerin mallarından harcamalarından dolayı erkekler kadınlar üzerinde söz sahibidirler. İyi kadınlar, Allah'a gönülden itaat eden ve Allah'ın kendilerini koruduğu gibi kendileri de gizliyi koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın ve dövün. [10] Eğer size itaat ederlerse artık aleyhlerine bir yol aramayın. Muhakkak ki Allah çok ulu, çok büyüktür.
34.İbnu Ebi Hatim`in Hz. Hasan`dan rivayet ettiğine göre bir kadın Resulullah (a.s.)`a gelip kocasının kendisini dövdüğünü ifade etti ve bu yüzden ondan şikâyetçi oldu. Resulullah (a.s.) kısas cezası uygulanmasını istedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi ve kısas cezası uygulanmadı.İbnu Cerir`in yine Hz. Hasan`dan rivayet ettiğine göre de, ensardan bir adam karısını dövdü. Kadın Resulullah (a.s.)`a gelerek kısas cezası istedi. Resulullah (a.s.) da kısas cezasının uygulanmasını istedi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Sana vahyedilmesi tamamlanmadan Kur`an(`ı okuma)da acele etme ve: "Rabbim! İlmimi artır! de" (Taha, 20/114) diye buyurdu. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirildi. Bunu anlam yönünden destekleyen daha başka rivayetler de vardır. Bu rivayetler birbirine ters değildir, aksine birbirlerini açıklamakta ve desteklemektedirler.10.Burada kastedilen korku bir zanna dayanan korku değil, kadınların uygunsuz hareketlerinin, itaatsizliklerinin görülmesinden kaynaklanan korkudur. Ayette sözü edilen uygulamalar da sırayla yapılacak ve öncekinin etkili olması durumunda sonrakine başvurulmayacaktır. Yani önce öğüt verilecek, öğüt dinlememeleri durumunda yataklarında yalnız bırakılacaklar bunun da yarar sağlamaması durumunda ise dövüleceklerdir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir.' Saliha kadınlar, gönülden (Allah'a), itaat edenler, Allah nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Erkekler, kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (kadınlarına) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, (Allah'a) itaatkârdırlar ve Allah kendilerini koruduğu cihetle, kocalarının gıyabında ırz ve mallarını muhafaza ederler. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin. Sonra uslanmazlarsa, kendilerini yataklarda yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse, (Hafifçe) döğün. Size itaat ettikleri takdirde kendilerini incitmeye bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah onları kadınlardan üstün kıldığından ve aile nafakasını temin ettiklerinden, erkekler kadınları yönetirler. Artık kadınların iyileri, itaatkâr olan, gizlilikte dahi –Allah’ın muhafazasıyla- namuslarını koruyanlardır. İtaatsizliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onların yataklarını terkedin. Onları dövün(*). Eğer size itaat ederlerse, aleyhlerine yol aramaya kalkmayın. Muhakkak en yüce ve büyük Allah’tır.
(*) Veya engelleyin.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Erkekler kadınları, Allah'ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah'ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti koruyan, sadık ve itaatkâr kadınlardır. Serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara önce nasihat ediniz, sonra yattıkları yatakta yalnız bırakınız; yine de itaat etmezlerse onları geçici olarak evden uzaklaştırınız. Bundan sonra itaat ederlerse, onları incitmekten kaçınınız. Allah gerçekten yücedir; büyüktür.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah bir nicesini, bir nicesi üzere artık kılarak, erkeklerin mallarından harcadıkları için, erkekler kadınları koruyucudur, onat kadınlar itaatlıdır, Allahın «Sakının» dediği şeyi, kocaları yokluğunda koruyuculardır, kadınların azmasından korkarsanız, onlara öğüt veriniz, yatakları ayırınız, döğün, imdi size uyarlarsa başka yola gitmeyin, Allah yücedir, Allah büyüktür
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine (doğal ve ilahi iradenin tecellisi gereği) üstün kılması ve mallarından (aile efradına) harcaması (ve ailenin sorumluluğunu üzerine alması) sebebiyle erkekleri kadınların yöneticisi ve koruyucusu kılmıştır. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah'ın koruduğu (ve korunmasını emrettiği) namuslarını, aile içi mahremiyetlerini koruyan sadık ve itaatkâr kadınlardır. Kötü niyetlerinden ve (yuvanızın yıkılmasına sebep olabilecek) çirkin davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince; onlara (kendilerini düzeltmeleri için önce) öğüt verin; sonra (uslanmazlarsa ilginizi azaltarak) onları yataklarında yalnız bırakın; (bu da fayda vermez ve edepsizliklerine devam ederlerse) son çare olarak onları (aşırıya gitmemek kaydıyla) dövün. Eğer bundan sonra size itaat ederlerse onları incitmekten kaçının! Şüphe yok ki Allah çok yücedir, çok büyüktür.
“Kavvâm”, “kaim” kelimesinin mübalağa şekli olup geçimi sağlayan, koruyup gözeten, muhafaza eden, yüklendiği sorumlulukları yerine getiren, işleri yürüten, maiyetindekileri idare eden anlamlarına gelmektedir. Fıtrat bakımından varlık yapılarındaki farklılıklardan ötürü bu konularda erkekler kadınlardan daha yetkin olduğu için Allah kadını erkeğin himayesine ve sorumluluğuna bırakmıştır. Bilindiği üzere ailede görevleri bakımından erkek ve kadının farklı yükümlülükleri ve birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları vardır. Ancak ailenin birinci derecede sorumlusu erkektir. Bu, bazı istisnalar dışında dünya genelinde de böyledir. Bu ayet aynı zamanda miras ayetlerinden hemen sonra geldiği için buradan da anlıyoruz ki; erkekler kadınlar üzerine koruyucu ve yöneticidirler. Çünkü erkekler, mallarını eşleri ve aile fertleri için harcamaları sebebiyle mirastan kadınların iki katı pay almaktadırlar. Ayrıca üstünlük gerekçesini sadece geçimi sağlamaya bağlamak da doğru değil çünkü erkekler biyolojik anlamda farklı olduğu gibi fiziksel bakımdan da kadınlara nazaran daha güçlüdür. Tarih boyunca savaşlar hep erkeklerle yapılmıştır, zor ve yorucu işler erkekler tarafından yürütülmüştür, ağır ve bunaltıcı meslekler erkeklerin olmuştur. 21. Asırda bile hala kadın korunan ve korunmaya muhtaç bir varlık olarak görülmektedir. Bunu kanıtlayan yüzlerce örneğe rastlamak mümkün. Bu onun zavallı ve değersiz bir varlık olduğu anlamına gelmez. Allah her iki cinse de farklı alanlarda üstün kabiliyetler vermiştir. Bazı konularda kadın üstün yeteneklere haizdir, bazı konularda da erkek. Âyetteki “darabe” kelimesine “uzaklaştırmak”, “bırakmak”, “göndermek”, “örnek vermek” gibi farklı anlamlar yükleyenler vardır. Yani “onları geçici olarak evden uzaklaştırın, uslanmaları için onlara farklı örnekler verin, kısa süreliğine evlerine gönderin” gibi. “Darabe” kelimesi Kur’an’da 58 yerde geçer ve bağlamına göre farklı manalara gelse de burada bu kelimeye “dövmek” dışında bir anlam yüklemek, âyetteki anlam bütünlüğünü bozacağı için doğru olmaz. Bunun yerine, âyette bahsi geçen ve dövülebileceğine müsaade edilen kadının durumunu sorgulamak daha doğru olur. Âyette, kötü niyetli ve yuvasının yıkılmasına sebep olabilecek çirkin davranışlar sergileyen kadından söz ediliyor, evliliğe dair sorumluluk taşımayan, iffetini düşünmeyen, ailesinin onurunu ve şerefini ciddiye almayan, yabancı erkeklerle ilişkilerinde ölçüsü bulunmayan kadından bahsediliyor. Kur’an bu tip kadınların ıslahı için birterbiye metodu ortaya koyuyor ve işe öğütle başlayarak, kadını yatağında yalnız bırakmakla devam ediyor ve birkaç gün geçtikten sonra haddi aşmamak kaydıyla son çare olarak “dövme” cezasını uygun görüyor. Ayrıca buradaki “nüşûz” kelimesiyle Tahrim 66/10. âyetindeki “haneta” kelimesi muhteva bakımından da birbirine yakındır. Hz. Lût ve Hz. Nuh’un karılarının kocalarına ihanetinden -düşmanlarıyla iş birliği yapmalarından- sonra helak oldukları anlatılmaktadır. Demek Allah’a isyan etmemek kaydıyla kocasına ihanet eden kadın kötü kadındır ve cezalandırılması gereken kadındır. Bilinmelidir ki helak olmak, dövülmekten çok çok daha ağır bir cezadır, dahası imtihanı kaybetmektir.  
Cemil Said
swap_vert close
Erkekler Allâh’ın kendilerine ihsân itdiği havâs ile kadınları emvâlleriyle techîz itdiklerinden dolayı kadınlara fâikdirler nâmuslı kadınlar itâ’atlı ve mütevekkil olurlar kocalarının gaybûbetinde Allâh’ın hıfzını emr itdiği şeyi (yani ’iffetlerini) pâk olarak hıfz iderler. İtâ’atsizliğinden korkdığınız kadınları tekdîr idersiniz ayrı yataklara korsınız darb idersiniz fakat itâ’at itdikleri gibi artık dokunmazsınız Allâh ’âlî ve büyükdür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.[115] Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı[116] korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.[117] Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.
115. “Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Erkeklere, koruyup kollama görevinin verilmiş olması, iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil; erkeklerin güç, kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Buna karşılık erkeklere, ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler.116. Burada “gayb”, eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu, malı ve her türlü hakkı anlamındadır.117. Mü’minler için en güzel örnek Hz. Muhammed Aleyhisselâmdır. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur, “İçinizden biri, karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesi’nde, çok can alıcı konulara temas etmiştir. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. Kadının, evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek, kocanın haklarını ihlal etmek, onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi hâlinde, aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın, içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. Bu tedbirler, zaman, mekân ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnaî bir tedbirdir. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği, tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda, İslâm bilginleri, kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak hâlindedirler.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.  
 Erkeklerin maddi ve manevi özellikleri ile ekonomik rolleri onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Aile küçük bir toplumdur. Toplum düzenle yaşar. Düzen ise bir reisi, bir idareciyi zaruri kılar. İslâm’da devlet başkanından aile reisine kadar her idareci ilâhî talimata göre hareket etmek, yönetmek mecburiyetindedir; şu halde onlara itaat bu talimata itaat demektir. İdare eden veya edilen bu talîmatın dışına çıkar, itaatsizlik ederse müeyyide uygulanır. Burada bahis mevzuu olan zevcenin itaatsizliğidir. Çare olarak önce öğüt vermek, sonra yatak boykotu ve daha sonra da dövme tavsiye edilmiştir. Kur’an’ı bize tebliğ eden Hz. Peygamber (s.a.) hiçbir zaman kadın dövmediği gibi, «Kadını eşek döver gibi dövüp de günün sonunda onu koynunuza alıp yatmanız olacak şey midir?» buyurarak ümmetini uyarmıştır. Dövme müeyyidesi kullanıldığı takdirde kadının canını yakmayacak ve vücudunda iz bırakmayacak şekilde uygulanması gerektiğini de ifade buyurmuştur. Şu halde dayağı İslâm getirmemiş, aksine onu hafifleterek ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Ayrıca kadına da, kocasından şikâyetçi olması halinde hakem ve hakime başvurma, hakkını arama imkânı vermiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Erkekler kadınları gözetirler.* Zira ALLAH herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar, (Tanrı'nın yasasına) boyun eğer ve ALLAH'ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. İffetlerinden endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve nihayet onları çıkarın.** Size itaat ederlerse onlara karşı bir yol aramayın. ALLAH Yücedir, Büyüktür.
* Hadis ve sünneti Kuran'a eş koşan Türkçe mealler, ayetin ilk cümlesini "Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler" biçiminde yanlış olarak çevirmişlerdir. "Kavama" kelimesini Kuran boyunca "gözetmek, dikkat etmek, ayakta tutmak" diye çeviren bu meallerin (4:135; 5:8; 4:127; 2:229; 20:14; 55:9) sıra kadına gelince aynı kelimeye "hakim, yönetici" diye anlam vermeleri, erkek despotluğunun Kuran çevirilerine yansıtılmasının örneğidir. ** "Onları çıkarın" ifadesi de, yanlış olarak "onları dövün" diye çevrilmiştir. "Daraba" kelimesi çok anlamlı bir kelime olup Kuran'da bağlamına göre farklı anlamlara gelir: Seyahat etmek, dışarı çıkmak: 2:273; 3:156; 4:101. Vurmak: 2:60, 73; 7:160; 8:12; 20:77; 24:31; 26:63; 37:93. Dövmek: 8:50; 47:27. Ortaya koymak: 43:58; 47:27. (Örnek) vermek: 14:24, 45; 16:75-76; 16:112; 18:32, 45... Sorumluluğu kaldırmak: 43:5. Mahkum olmak: 2:61. Kapamak, vurmak: 18:11. Örtmek: 24:31. Açıklamak: 13:17.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Er olanlar kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkârdırlar, Allah kenidlerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvelâ kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Erkekler, (aile reisi olarak) kadınlar üzerinde yönetici/idareci ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah’ın onlardan bazısını (erkekleri) bazısından (kadınlardan) üstün kılması ve bir de erkeklerin kendi mallarından (ailelerine) harcama yapmasından dolayıdır. Sâliha kadınlar, (kocalarına) itaatkâr olanlardır ve Allah’ın, korunmasını emrettiği şeyleri, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. (Karı/koca hukukuna riâyet etmeyen) serkeşlik yapmasından endişe duyduğunuz zevcelerinize gelince, onlara (önce) öğüt verin. (İtaatsizliğe devam ederlerse) onları yataklarında yalnız bırakın ve (bunlarla da yola gelmezlerse en sonunda, bir yerlerini kırmadan, yüzlerine vurmadan, hafifçe) dövün. Eğer size itaat ederlerse, artık onları incitmeye bir bahane aramayın. Şüphesiz Allah (’ın şanı) çok yücedir, azamet sahibidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Erkekler kadınlar üzerinde kavvamdırlar.¹ Kendi mallarından infak² etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale³ yapmıştır. İyi ahlaklı kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan⁴ endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın.5 Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.
1. Kavvam, kaimin mübalağa sigasıdır. Kaim; koruyup gözeten, geçimini temin eden, ayakta tutan (5:7) demektir. Arapçada “Kame ale'l-mer'e” deyimi kadını gözetti, geçimini üstlendi anlamına gelmektedir. Ayrıca 25:67'de bu sözcük dengeli anlamında kullanılmaktadır ki bu ayette de dengeyi sağlayan anlamındadır. Bir üstünlük söz konusu değildir. Bu sözcük; gözetip korumak, kalkmak, dikilmek, doğrulmak; bir işin idaresini üzerine almak, bir işi yapmaya azmetmek, yürütmek, düzenlemek, nezaret etmek ve geçim kaynağı gibi anlamlara gelmektedir. 2. Ailenin geçimini sağlamak için harcama yapmak. 3. Tercih etmiştir, yeğlemiştir. (Örneğin 17:55) 4. Geçimsizlik, sadakatsizlik. 5. “Bir süreliğine ayrılın” şeklinde anlam verdiğimiz “darebe” fiili; bir yerden ayrılmak, kısıtlamak, dövmek, kesmek, yaralamak, çizmek, yola çıkmak, ayrılmak, ayırmak, başka bir yere gitmek, örnek vermek, suda yüzmek, koyun boyamak, bir yere bir şey dikmek, Musa nebinin asasıyla denizde yol açması, akrep sokması, kalp atışı, bir şeyi kaldırmak, kavgadan beladan kaçmak ve daha birçok anlamda kullanılmaktadır. Ayette geçen “vadrıbû-hunne” sözcüğüne, dövün anlamını vermek doğru değildir. Eğer dövme anlamında olsaydı bunun nasıl, neyle ve ne kadar olacağı belirtilmesi gerekirdi. Ayrıca bağlamından ve bir sonraki ayetten de bu sözcüğün dövmek anlamına gelmediği açıkça görülmektedir. Dövün anlamının verilmesinin nedeni erkeğin, kadına “bakışını” din haline getirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Erkekler kadınlar üzerine haakimdirler. O sebeble ki Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılmışdır. Bir de (erkekler onları) mallarından infaak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır. Allah kendi (hak) larını nasıl koruduysa onlar da öylece göze görünmeyeni koruyanlardır. Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince: Onlara (evvelâ) öğüt verin (vaz geçmezlerse) kendilerini yataklar (ın) da yalınız bırakın. (Yine kâr etmezse) döğün. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Çünkü Allah çok yücedir. Çok büyükdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir (onların reisidir)ler. (Bu,) Allah'ın(insanlardan) bazılarını (erkekleri), bazısından (kadınlardan) üstün kılması ve (erkeklerin kendi) mallarından sarf etmeleri sebebiyledir. Sâliha kadınlar ise, itâatkâr olanlardır.(1) Allah'ın(kendilerini) korumasına mukabil, gaybı (kocasının yokluğunda, koruması gerekenleri)muhâfaza eden kadınlardır.İtâatsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince, artık onlara nasîhat edin; sonra (bu fayda etmezse) onları yataklar(ın)da yalnız bırakın; sonra (yine dinlemezlerse fazla incitmeden)dövün!(2) Fakat size itâat ederlerse, artık (onları incitmek için) aleyhlerine bir yol aramayın! Şübhesiz ki Allah, Aliyy (pek yüce olan)dır, Kebîr (çok büyük olan)dır.
(1)“Kadın ve erkek ortasında gāyet esaslı ve şiddetli münâsebet ve muhabbet (sevgi) ve alâka, yalnız dünyevî hayâtın ihtiyâcından ileri gelmiyor. Evet bir kadın kocasına, yalnız hayât-ı dünyeviyeye mahsus bir refîka-i hayat (hayat arkadaşı) değildir. Belki hayât-ı ebediyede dahi bir refîka-i hayattır. Mâdem hayât-ı ebediyede dahi kocasına refîka-i hayat olacaktır. Elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı, başkasının nazarını kendi mehâsinine celb etmemek (güzelliklerine çekmemek) ve kocasını darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir.” (Lem‘alar, 24. Lem‘a, 207)“Kadının âile hayâtında müdîr-i dâhilî (ev içinde idâreci) olması haysiyetiyle, kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhâfaza me’mûru olduğundan, en esaslı hasleti sadâkattir, emniyettir (güvendir). (...) Hattâ erkeklerdeki iki güzel haslet olan cesâret ve sehâvet (cömertlik) kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadâkate zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar.” (Lem‘alar, 24. Lem‘a, 208)(2)Bu âyet-i kerîme, Ensârdan Sa‘d İbn-i Rebî (ra) ile eşi Habîbe bint-i Zeyd (ra) hakkında indirilmiştir. Hz. Sa‘d (ra)’ın eşi huzûr-ı Nebevîye gelerek kocasını şikâyet etmişti. Kendisine tokat atan kocasından kısas alınmasını istiyordu. Resûl-i Ekrem (asm) kısasla hükmedince, kadıncağız babası Zeyd (ra) ile birlikte geri dönmek üzere iken Peygamberimiz (asm) onlara: “Durun, gitmeyin! Zîrâ Cebrâîl (as): ‘Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir (onların reisidir)ler’ meâlindeki âyeti indirmiştir. Biz bir işin icrâsını diledik. Allah ise, âyetiyle bize ayrı bir hükmü beyan buyurdu. Muhakkak ki Allah’ın irâde eylediği hüküm daha hayırlıdır. Artık kısas yapmayınız!” buyurdular. (Celâleyn Şerhi, c. 2, 47)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’ın (erkek olsun kadın olsun) bir kısmını, bir kısmından (yaratılışı itibariyle) farklı özelliklerle donatmış olması ve kendi mallarından (eşlerine) harcama yaptıkları (harcama yapmakla yükümlü bulundukları) sebebiyle erkekler, (kendileriyle evli bulunan) kadınlara karşı sorumludurlar (Kur’an’a uygun, hak ve adalet ölçüsünde maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermek ve bütün haklarını gözetip korumakla mükelleftirler). Dürüst ve erdemli kadınlar ise gerçekten Allah’ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti (iffet ve namusunu) koruyan, (eşlerine) sadık ve uyumlu olan kadınlardır. Nuşûzundan (evliliğin tehlikeye girmesine yol açacak ihanet, iffetsizlik, sadakatsizlik, edepsizlik ve serkeşlik gibi davranışlarından) endişe ettiğiniz (kendilerinde bu ihanetleri sezdiğiniz) kadınlara gelince (yuvanızın yıkılmaması için önce), onlara (güzel ve yumuşak bir üslupla) nasihat ediniz, (eğer size karşı bu ihanet, edepsizlik ve sadakatsizliğe son vermezlerse) onları yattıkları yerde yalnız bırakınız; yine de buna (bu çirkin davranışlara) son vermezlerse, (bu kez son tepkinizi ve ciddiyetinizi göstermek üzere sadece fiskeyle) onları (hafifçe) vurun. Eğer bundan sonra (bu ihanet, edepsizlik, iffetsizlik ve sadakatsizlikten vazgeçip) uyumlu olurlarsa (size sadakatle yönelirlerse), onlara yüklenmek (boşanmak) için bir yol (sebep ve mazeret) aramayın. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.*
(*) Ayetin başında geçen (قوَّامُون)’’kavvamun’’(مسئولون)’’mes’ulüne’’ demektir. Yani, erkekler, kadınların maddi ve manevi bütün haklarını korumak, haklarına riayet etmek, nafaka ve bütün ihtiyaçlarını temin etmekle mükelleftirler. Bu nedenle erkeğin kavvam olması, kadının/ eşinin bütün haklarını koruması, gözetmesi ve riayet etmesi demektir. Bu ifadenin idarecilik, yöneticilik veya üstünlükle hiçbir alakası yoktur. Çünkü ayet, (الرجال حاكمون علي النساء أو مسيطرون علي النساء أوأولياؤهن) şeklinde değildir. Eğer ayet bu şekilde olsaydı, o zaman anlamı, ’’Erkekler, kadınlara hâkimdirler, onları idare ederler, yönetirler’’ şeklinde olurdu. Zaten Tevbe sûresi 71. ayette de hem erkeğin hem kadının veli, yönetici ve idareci olma özelliklerine vurgu yapılmaktadır. Yani her iki cinse de aynı haklar verilmiştir. Tevbe-71. ayet şöyledir. (وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ) Tevbe: 71‘’Mü’min erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir (yönetici, idareci). Onlar (birbirlerine) iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar… ’’İşte burada da görüldüğü gibi kadınlar da tıpkı erkekler gibi veli (yönetici, idareci, vekil vs.) olma hakkına sahip olduğuna vurgu yapılmıştır. Ayrıca Kur’an’daki ‘’veli’ ifadesi dost anlamında değildir. Dost anlamındaki kelime (خليل) ‘’halil’’dir, dostluk ise (خلة) kelimesidir. Zira Furkan-28. ayette ﴿يَاوَيْلَتَى لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلانًا خَلِيلا﴾ Mealen: ‘’O gün zalim kimse, keşke (dünyada iken) felan kimseyi halil (dost) edinmeseydim!’’ diyecektir. İşte burada görüldüğü gibi dostun karşılığı halildir veli değil. Ama maalesef birçok mealde ‘’veli’’ kelimesinin çevirisi hep yanlış yapılmaktadır. Ayetin ilk cümlesi olan (الرِّجَالُ قَوَّامُونَ) ifadesiyle ilgili meallerin "Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler" şeklindeki tercümeleri ise tamamen yanlıştır. Hâlbuki "Kavvam" kelimesini Kur’an boyunca "gözetmek, dikkat etmek, ayakta tutmak, diğer tarafa karşı sorumlu olmak" diye çeviren bu meallerin (4: 135; 5: 8; 4: 127; 2: 229; 20: 14; 55: 9) sıra kadına gelince aynı kelimeye" hâkim, yönetici" diye anlam vermeleri, erkek egemenliğinin Kur’an çevirilerine yansıtılmasının örneğidir.) Ayrıca dikkat edilirse ayette kadının normal isyanından, söz dinlememesinden veya itaatsizlikten değil, (نشوز)’’nuşûzünden’’söz ediliyor. Nuşûz ise, kadının sadakatsizlik, ihanet ve iffetsizlik şeklinde eşine karşı başkaldırışı ifade eder. Bu nedenle Kadın nuşûz ederse, yani ihanet, iffetsizlik, sadakatsizlik, flört, başka erkelerle mesajlaşma vb. çirkin şeyleri yaparsa, sırasıyla şu yöntemlere başvurulabilir: 1) Eşine karşı ihanet, sadakatsizlik ve iffetsizlik yapmak, başka erkeklerle mesajlaşmak veya filört yapmak gibi ahlaksızlıkta bulunan kadına önce güzel ve yumuşak bir üslupla kendisine nasihat edilir. 2) Bu durumda uslanmaz ve bu ihanet, edepsizlik ve sadakatsizliğe son vermezse yattığı yerde yalnız bırakılır. 3) Bu iki yöntem de fayda vermezse, işte ancak o zaman sadece fiskeyle hafifçe vurulabilir. Böylece kadın eşinin ciddiyetini görünce belki o çirkin huyundan vazgeçer, eşine sadakatle bağlanır ve aile yuvası yıkılmaktan kurtulur. Yani Kur’an, kadın dediğinizi yapmazsa veya size başkaldırır veya itaatsizlik yaparsa dövün demiyor. Çünkü nuşûz, tamamen kadının ihaneti, iffetsizliği ve sadakatsizliği ile alakalıdır. Bu nedenle ihanetin ve iffetsizliğin dışında hiçbir zaman kadın fiske ile olsa bile vurulamaz. Ayrıca’’nuşûz’’ün anlamı bu şekilde olduğunu Veda Hutbesindeki Hz. Peygamberin kullandığı ifadesinden anlıyoruz. Peki, neden fiskeyle vurulabilir diyoruz? Çünkü ayette ne ile, nasıl ve ne şekilde vurulur? (Zina edenlere 100 kamçı vurulduğu gibi) şeklinde bir açıklama olmadığından kural olarak en hafif vurma şekli olan parmak uçlarıyla olur. Bu nedenle kadın itaatsizlik yapar, başkaldırır, erkeğin işlerine itiraz eder, dediğini yapmaz veya karşı çıkarsa da hiçbir surette hafifçe de olsa asla dövülemez. Ayrıca bu durum hem kadın (Nisa, 34), hem erkek (Nisa, 128) için de geçerli olduğuna göre, nuşûzü kadının erkeğine sadakatsizlik etmekle sınırlandırmak da çok yanlıştır. Çünkü ayetlere göre her ikisi de nuşûz edebilir. Bu nedenle erkek kadına karşı nuşûz ederse, yani onu aldatmaya, ihanet etmeye, sadakatsizlik veya iffetsizlik yapmaya yeltenirse, kadının da, bu terbiye yöntemlerini erkeğe uygulayamayacağından, devletin yetkili makamı bu ceza yöntemlerini erkeğe de aynen uygulayabilir. Eğer erkek de bu huyundan vazgeçer ve eşiyle uzlaşırsa sorun kalmaz, yoksa kadının boşanma talebi hâlinde yetkili makamın kararıyla birbirinden ayrılırlar. (الله اعلم) Yine nuşûzün anlamı böyle olduğunu (حَافِظَاتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ) ‘’Dürüst ve erdemli kadınlar ise, gerçekten Allah’ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti (iffet ve namusunu) koruyan, (eşlerine) sadık ve uyumlu olan kadınlardır.’’ şeklindeki ayetten de kesin olarak anlaşılıyor. 3) Şayet erkek bu fiske vurma yöntemini aşar, şiddeti uygular veya bundan fazla dövmüşse, Kur’an’ın hükmünü uygulayan İslam devletinin yetkili makamı tarafından da söz konusu erkek misliyle cezalandırılacaktır. Çünkü Kur’an hukukunda (وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا ) ‘’Bir kötülüğün cezası, onun dengi bir kötülük (bir ceza)dir. (Şura-40) Yani erkek nasıl ve ne kadar dövmüşse, Kur’an’a göre erkeğe de o kadar ceza verilir. Fakat İslam hukuku da, ancak Kur’an hükmünün egemen olduğu devlette uygulanabilir. Özetle, Nisa-34’te nuşûz ifadesiyle, yuvasının yıkılmasına sebep olabilecek çirkin davranışlar sergileyen, eşine ihanet eden, iffetsizlik yapan, sadakatli olmayan ve başkalarla flört yapmaya yeltenen kadınlardan söz ediliyor. Yine Araştırmacı Dr. Ali Mansur Keyali’nin de dediği gibi bu duruma düşen kadına vurmak da semboliktir. Ayrıca Araştırmacı Samir İslamboli de diyor ki, (واضربوهن)‘’Onları kendinizden uzaklaştırın ve ev içinde onlardan maddi ve manevi ilişiğinizi kesin’’anlamındadır. (الله اعلم) أي قوامون على طلبات النساء, مؤَدين او موَفين على اكمل وجه لجميع الحقوق والواجبات وليس متسلطين و متجبرين َİ (الرِّجَالُ قَوَّامُون عَلَى النِّسَاءِ } هذه الآية تعنى أنهم مسئولون لأن المرأة كانت فى هذا العصر فى وضع ضعف فكان الهدف من هذه المسؤلية هوحماية المرأة والحفاظ على حقوقها، والمسئوليه عن المرأة لا تعنى كما يظن البعض خطأً "حق التأديب" بل هو مسئولية درء الظلم عنها وحماية حقوقها، وقد إستخدم القرآن تعبير "قوامون" أى مسئولون, ولم يستخدم تعبير "مسيطرون" والفارق شاسع بينهما فالأولى تعنى مسئولية عن حماية الشخص والحفاظ على حقوقه أما الثانية فتعنى الهيمنه وحرمان الشخص من حريته والتسلط عليه والتحكم فيه ( لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ) وعلينا مراعاة الفارق بين هذين التعبيرين. و قد ذكر الله تعالى أنه قائم علينا { أَفَمَنْ هُوَ قَائِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفْسٍ } و قوامة الله علينا لم تحرمنا من حرية الفكر و الإيمان و الكفر و إتخاذ القرارات و السفر و العمل و لم تجبرنا على أخذ إذنه و موافقته قبل إتخاذ أياً من هذه القرارات. و ذلك يوضح لنا أن محاولة فهم البعض قوامة الرجل على المرأة فى هذه الآية على أنها حق الرجل للسيطرة على المرأة هو مفهوم خاطئ و يتناقض مع مفهوم القرآن لكلمة " قوامون " المصدر: (التحرير والتنوير ) بل إني أقرر أن قيام الرجل على شئون الزوجة ليس فيه رياسة، إنما فيه حماية ورعاية... (زهرة التفاسير – محمد أبوزهرة) سُئِل فضيلة الشيخ محمد متولي الشعراوي عن قوله تعالى : (الرجال قوامون على النساء) فما معنى القوامة عن الرجل على المرأة ؟؟ وهل تلك القوامة تفضيل من الله للرجل على المرأة ؟؟ فأجاب فضيلته : إذا قيل أن فلاناً قائماً على أمر فلان ، فما معنى ذلك ؟ هذا يوحي بأن هناك شخصاً جالس ، والآخر قائم فمعنى قوامون على النساء .. أنهم مكلفون رعايتهن والسعي من أجلهن وخدمتهن ، إلى كل ما تفرض القوامة من تكليفات . إذاً فالقوامة تكليف للرجل . ومعنى : (بما فضل الله بعضهم على بعض )، ليس تفضيلاً من الله عز وجل للرجل على المرأة كما يعتقد الناس ، ولو أراد الله هذا لقال : بما فضل الله الرجال على النساء) المعنى الصحيح للآية يجب أن يكون هكذا: {الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ (الرجال يحمون نساءهم ويحيطونهن بالعناية) بِمَا فَضَّلَ اللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنْفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ (حبل الله) دليلنا بان النشوز هنا بمعني عدم العفة وصداقة المرأة لزوجها وميلها لرجل اخر – 1 – قوله تعالي { حـَٰـفِظَـٰتٌ لّلْغَيْبِ } فإنه يعني: حافظات لأنفسهنّ عند غيبة أزواجهنّ عنهنّ في فروجهن وأموالهم، (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) { حَـفِظَـٰتٌ لّلْغَيْبِ } واعلم أن الغيب خلاف الشهادة، والمعنى كونهن حافظات بمواجب الغيب، وذلك من وجوه: أحدها: أنها تحفظ نفسها عن الزنا لئلا يلحق الزوج العار بسبب زناها، ولئلا يلتحق به الولد المتكون من نطفة غيره (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - الرازي) { حَـفِظَـٰتٌ لِّلْغَيْبِ } وقال السدي وغيره: أي: تحفظ زوجها في غيبته في نفسها وماله.( تفسير القرآن العظيم – ابن كثير) { حَٰفِظَٰتٌ لِّلْغَيْبِ } أي لفروجهن وغيرها في غيبة أزواجهن (تفسير الجلالين) – 2 - هو قول النبي ص في حجة الوداع.. أمَّا بعدُ أيُّها النَّاسُ، فإنَّ لَكم على نسائِكم حقًّا ولَهنَّ عليْكم حقًّا، لَكم عليْهنَّ أن لا يوطِئْنَ فُرُشَكم أحدًا تَكرَهونَه، وعليْهنَّ أن لا يأتينَ بفاحشةٍ مبيِّنةٍ، فإن فعلنَ فإنَّ اللَّهَ قد أذنَ لَكم أن تَهجُروهنَّ في المضاجِعِ، وتضرِبوهنَّ ضربًا غيرَ مبرِّحٍ) ،وبذلك نعلم أن النشوز المراد هو نشوز الزوجة عن منظومة العفة بمعنى تعلق المرأة بغير زوجها بما يخالف مفهوم حفظ النفس بالغيب وبما يعد من مقدمات الفاحشة دون الوقوع فيها (واضربوهن - ملتقى أهل التفسير - مركز تفسير للدراسات القرآنية).ولو قيل: إِن مثل هذا الطغيان والعصيان والتمرد على الواجبات الزوجية والعائلية قد يقع من قبل الرجال أيضاً، فهل تشمل هذه المراحل الرجال أيضاً؟ أي أيمكن ممارسة هذه الأمور ضد الرجل كذلك، أم لا؟ نقول في الإِجابة على ذلك: نعم إِنّ الرجال العصاة الناشذين يعاقبون حتى بالعقوبة الجسدية أيضاً - كما تعاقب لنساء العاصيات لناشزات - غاية ما هنالك أن هذه العقوبات حيث لا تتيسر للنساء، فإن الحاكم الشرعي مكلف بأن يذكر الرجال المتخلفين بواجباتهم وظائفهم بالطرق المختلفة وحتى بالتعزير (الذي هو نوع من العقوبة الجسدية) (تفسير الأمثل في كتاب االله المنزل) وقد تصرف القاضي شريح في مسألة نشوز المرأة بحسب الآية التالية: النشوز التي وضحته الآيات لا علاقة له بالعصيان أو التمرد:(حبل الله) الضــرْب : هـو نوعٌ منَ [ التنبيــه ] فقط ، دون الأذى و ال الألـم لجسم المرأة ، و يكون [ الضــرْبُ ] بالطريقة التالية التي وصفهـا الله للنبيّ [ أيوب ] عليه السلام : ( و خُـذْ بيـدكَ - ضــغْثـاً - فاضْـرب بـه ) ص 44 ، و : [ الضِــغْثُ ] هو : مجموعة غير متجانسـة منَ العصيّ و [ تُدفعْ ] بهـا الزوجة دفعة [ واحدة [ فقط ، كنوع منَ [ التنبيـه ] ، لذلك لـم يذكر القـرآن [ عـدَد ] الضـربات ، لأنهـا ضـربة [ واحـدة ] بدون أيّ ألـم أو أذى للجسم ، (فهي ضـربة [ رمـزية ] و الدليل على أنّ كلمة [ الضرب ] هي رمزية ضرْبُ موسى للبحـر الذي هو مـاء( - اضْربْ - بعصاك البحْر ) الشعراء 63 ضرب موسى للحجـر :اضْربْ - بعصاك الحجـر ) البقرة 60 .ذلك فإنّ [ضـرْب ] المرأة يكون بشكلٍ [ رمـزيّ ] فقط (الباحث الاسلامي د. منصور كيالي) ويحتملل أن يكون المعني كما يقول الباحث الاسلامي سامر اسلامبولي- اضربوهن : و الضرب هنا يأتي بمعنى ((( أبعدوهن ))) اي ابعدوهن عنكم بعدم التعامل معهن و الاخذ و الردّ مع بقاء المرأة في بيت الزوجية و لا يجوز طردها لأنها لا تطرد أثناء الطلاق فما بالك بدون ذلك وهذا العقاب شيء قاس جدا على المراة.. وهو دواء ناجح يعيد المرأة الى صوابها في حال ميلها نحو النشوز او الترفع او غيرها. فان اطعنكم فلا تبغوا عليهن سبيلا. ولو كان الضرب يعني الاذى الجسماني فلماذا بعد ان قام المُشَرع بذكره لم يحدد ماهية الاذى وبأي اداة تكون ومتى يبدأ ومتى ينتهي والى اي حد)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Erkekler, Allah’ın lütfuyla rızık olarak kimini kiminden üstün tutması sebebiyle, kadınların rızıklarının ve ihtiyaçlarının karşılanma sorumluluğu onlarda olduğu için, kadınlardan üstündürler. Salih kadınlar ve itaat eden kadınlar, Allah’ın korunmasını istediği mahremiyetlerini, hiç kimsenin olmadığı yer ve zamanlarda da koruyanlardır. Evlilik ortamını zedeleyecek davranışlarda bulunmasından (nuşuz geçimsizlik yapmasından) korktuğunuz kadınlara, öğüt verin, yataklarını ayırın, (buda fayda vermiyorsa) onları dövün. Eğer itaat ediyorlarsa, onlara eziyet etmek için bahaneler aramayın. Muhakkak ki Allah her şeyden yüce ve büyüktür.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Erkekler kadınları gözeticidirler. Çünkü Allah erkekleri kadınlardan üstün kıldı., çünkü onlar kadınları malları ile geçindirirler. Öyleyse iyi kadınlar boyun eğenler, Allah’ın koruduğu arı sililiklerini koruyanlardır. Başıboş kalmalarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün. Eğer boyun eğecek olurlarsa artık onlara karşı gitmeyin. Çünkü Allah yücedir, büyükdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın, erkekleri kadınlara müraccah tutmasından, erkeklerin mallarından harcetmelerinden nâşi erkekler kadınlar üzerinde aile reisidir. Saliha olan kadınlar; buyurultu kabul edenler [¹] Allah/ın koruması ile zevçlerinin gaybubetinde onları koruyanlardır [²]. Onların serkeşliklerinden korkarsanız [³] onlara nasihat edin, onları yataklarda yalnız bırakın, döğün; fakat size itaat ederlerse artık onlara yol aramayın [⁴]. Çünkü Allah yücedir [⁵], büyüktür.
[1] Allah'a ita'at, zevcinin hukukuna riayet edenler.[2] Zevçlerinin mallarını, namuslarını, menzillerini koruyanlardır.[3] Hukuk-u zevci benimsemeyeceğini zannederseniz.[4] İncitmeyin, ilerisine varmayın, ayrılmalarını istemeyin.[5] Haksızlıktan münezzehtir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın kimilerini kimine tercihte daha layık kılmasından ve erkeklerin de kendi mallarından sarf etmelerinden dolayıdır ki, erkekler kadınlar üzerinde koruyup gözetme sorumluluğuna sahiptir [kavvâm]. İyi ve yararlı işler yapan kadınlar [sâlihât], hem gönülden bağlı/ itaat eden [kânitât] hem de Allah’ın korunmasını buyurduğu şeyi (kocasının) yokluğunda da koruyan [hâfizât] kadınlardır. Başıbozukluk yapmalarından/huysuz ve geçimsizliklerinden [nuşûz] çekindiğiniz kadınlara gelince; onlara önce öğüt veriniz, (yararı olmazsa) yataklarında yalnız bırakınız, (yine yararı olmazsa) uzaklaştırınız/ gönderiniz/evden ayırınız [va’dribuhunne]¹⁴. Şayet size itaat ederlerse, artık onlara karşı başka bir yol aramayınız! Muhakkak ki Allah Alîy’dir Kebîr’dir.
14 Bu gönderme/uzaklaştırma geçici bir süre ailesinin/yakınlarının yanına gönderme şeklinde anlaşılmalıdır. Bu da netice vermezse, ayete göre boşanma süreci başlıyor. Zaten ayetin devamında hakemler devreye girecektir. Birçok meâl ve tefsirde, bu ayette geçen “va’dribuhunne” sözünü; “dövünüz”, “hafifçe dövünüz”, “vurunuz”, “hafifçe vurunuz” gibi dövme ve vurmaya yönelik tercüme ve tefsirler yapmışlardır. Biz aynı kanaatte değiliz. Çünkü “vurmak” veya “dövmek”, mutlaka bir şeyle olur, tokatla, tekmeyle, sopayla, taşla vb. şeylerle vurulur. Bu anlamda “darabe” fiili “bi” (ile) ekini (harf-i cer) alır. Bu fiilin seyahata çıkmak anlamı da vardır. O da “fî” harf-i cer’iyle kullanılır. Yalın halde kullanıldığında vurmak anlamının ötesinde, “düşürmek”, “çadır kurmak”, erkek devenin dişi deveyle ilişkiye girmesi”, “misal/örnek vermek”, “kışkırtmak”, “tahrik etmek”, “uzaklaştırmak/göndermek”, “ayırmak” vb anlamları vardır. (Ragıp); Nitekim Arapçada “iki şeyi birbirinden ayırmak” anlamında “darabe’d-dehru beynena” tabiri kullanılır ki bu da “Zaman/felek aramızı ayırdı” demektir (Tâcu’l-Arus); Kur’an açısından baktığımızda “vurma”nın hemen hemen her türlüsü ayetlerde yer alır. Ancak canlı bir varlığa karşı vurmada hiçbir yerde “darabe” fiili ve türevleri kullanılmaz. Canlı varlığa vurmak için mesela, surata tokat atmak veya yüzüne vurmak: “sakket” (51/29); yumruk atmak: “vekezehu” (28/15); kamçıyla veya asayla vurmak veya çırpmak, çırpıştırmak: “ehuşşu” (20/18); değnekle veya sopayla cezalandırmak için vurmak: “f’eclidûhum” (24/4); boynunu vurmak veya şah damarını koparmak: “kata’a” (69/46) . Cansıza vurmaya gelince “darabe” fiili “Asanla kayaya vur: ıdrib bi-asâke’l-hacer”(2/60)’da geçer. Şiddetli geçimsizlik halinde Kur’an dövmeyi değil, “boşanmayı” veya “ayrılmayı” önerir. (Bkz: 33/28-32). Bu ayette boşanmadan önce yapılması gerekenler söz konusu edilmektedir. Ayette yalın halde kullanılan bu “darabe” fiili, “kendinden uzak tutmak, uzaklaştırmak, ayırmak” şeklinde tercüme edildiği takdirde Kur’an semantiğine daha uygundur. Buradaki evden uzaklaştırma olayını, günümüz aile mahkemelerinin boşanmadan önce taraflara son bir kez daha düşünmeleri için bir müddet ayrı kalmalarına hükmetmesi gibi anlayabiliriz. Öte yandan Hz. Peygamber, eşlerinden hiçbirini dövmemiştir. Eşini döven sahabelere, “Allah’ın hizmetkârlarını hiçbir zaman dövmeyiniz” demiştir (Ebu Davud, Nesâî, İbn Mâce, İbn Hanbel), “Siz hiç eşlerinizi köle döver gibi dövmekten utanmıyor musunuz? Gündüz dövüp, gece onlarla nasıl birlikte oluyorsunuz?” (Buharî), Gelelim ayetin iniş sebebine: Bu konuda çok rivayetler var. Ancak Taberî nüzul sebebi olarak şu olayı anlatır: Kocasından tokat yiyen Habibe binti Zeyd, Resulullah’a başvurur. O da aynı şiddette kocasına tokat atmasını söyler. Bunun üzerine bu ayet iner. Resulullah da “Ben bir şey istedim, Allah da başka bir şey gönderdi. Muhakkak ki Allah’ın dediği daha hayırlıdır” demiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın bazısını bazısına üstün kılması nedeniyle ve mallarından harcamalarından ötürü erkekler, kadınlar üzerinde hüküm sahibidirler. (Ama öte yandan da) saliha kadınlar; gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (hakları), kocasının bulunmadığı zamanda koruyanlardır. Baş kaldırmalarından endişelendiğiniz kadınlara (önce) öğüt verin, (etkili olmazsa) onları yataklarında yalnız bırakın, (o da olmazsa, son çare olarak sınırları aşmamak şartıyla) onları (iz bırakmayacak şekilde, suçlu oldukları hasebiyle) dövün. Size itaat ederlerse sakın aleyhlerine yol aramayın. (Unutmayın ki) Allah (hepinizden daha) yücedir, büyüktür.
(Eğer kadın isyankârsa, kocasına itaat etmiyor veya onun haklarını korumuyorsa, hemen dövülmesi gerektiği anlamına gelmez. Bunların üçüne de izin verilmiş olmasına rağmen, işin mahiyet ve niteliğine göre belli bir oranda uygulanması gerekir. Ufak bir uyarı yeterli ise, daha ileri bir adım atmaya gerek yoktur. Dövmeye gelince, Peygamber (s.a.a) buna diğer suçlulara uygulanan şiddet gibi isteksizce izin vermiştir. İzin verdiği halde bile bundan asla istifade etmemiş ve kimseye de tavsiyede bulunmamıştır. Fakat şüphesiz bazı kadınlar tıpkı diğer suçlular gibi şiddet görmeksizin hatalarını düzeltme yoluna gitmezler. Böyle bir durumda bile, Hz. Peygamber (s.a.a) kadınının yüzüne vahşice vurmayı ve vücutta yara izi bırakacak bir şeyle dövmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Bu ruhsata rağmen Peygamber ve Ehl-i Beyt imamlarının eşlerini itaatsizliklerine rağmen dövmemiş olması da bu konuda bizlere önemli mesajlar vermektedir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Erkekler, hanımlarını koruyup gözetmekle yükümlü olup, onlar üzerinde âmir ve yöneticidirler. Çünkü Allah, insanlardan bazılarını yaratılışça diğerlerinden daha üstün kılmıştır. Daha güçlü, cesaretli ve dayanaklı olan erkek, bu görev için daha uygundur. Tabiatı gereği kadın duygusal, yufka yürekli, zayıf ve nârin olduğundan, aileyi yönetme ve onu dış tehlikelerden koruma görevi onun sırtına yüklenmemelidir. Ayrıca erkekler, çalışıp para kazanmak ve mallarından harcama yaparak ailenin geçimini sağlamakla yükümlüdürler. Yükümlülük de aynı oranda yetki gerektirdiğinden, aile reisi erkek olmalıdır.O hâlde, iyi kadınlar, Allah’a gönülden boyun eğen, İslâm’a aykırı bir istekte bulunmadıkları sürece kocalarına itaat eden ve Allah’ın koruduğu ve korunmasını emrettiği namuslarını, aile içi mahremiyet ve gizlilikleri koruyan kadınlardır. Yuvanızın yıkılmasına sebep olabilecek çirkin ve iffetsizce davranışlarından korktuğunuz kadınlara gelince, onlara önce, Allah’ı ve âhiret gününü hatırlatarak ve yaptıkları çirkin davranışların mutlaka cezalandırılacağı konusunda kendilerini uyararak güzelce nasihat edin, isyankârlıklarından vazgeçmezlerse, sizi kaybettikleri takdirde neler hissedeceklerini onlara göstermek için, bir süre ilginizi azaltarak onlarıyataklarında yalnız bırakın, bu da fayda vermeyecek olursa, bir aile faciasını önlemek için son çare olarak, gerekirse onları hafifçe dövebilirsiniz. Eğer bundan sonra size itaat ederlerse, geçmişte olanları affedin; önceki kusurlarını bahane ederek onları incitmeye kalkmayın. Unutmayın ki, sizin bir çok günahınızı affeden ve sizden çok daha güçlü olan Allah yücedir, büyüktür. Siz de yücelik istiyorsanız, âdil ve merhametli olmalısınız. Ailede iyice huzursuzluk baş göstermişse, o zaman iş büyüklere düşer. O hâlde, ey aile büyükleri, hâkimler ve yöneticiler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Adamlar, Allah’ın bir kısmını bir kısmına üstün kıldığı şeyler sebebiyle ve kendi mallarından harcadıkları şeyler sebebiyle Kadınlar üzerinde kâim yöneticilerdir. Saliha Kadınlar, Allah’ın koruduğu şeylerle ilgili Gayb’ı / Görülmeyen’i koruyan itaatkâr kadınlardır. İtaatsizliklerinden korktuğunuz kadınları uyarın! Onları Yataklar’da bırakın (ayrılın); onları darb / tecrid / terk edin! Size itaat ettilerse, aleyhine yol aramayın! Allah, büyük yüce olandır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Erkekler, kadınların güvencesidir. Çünkü Allah, erkekleri daha güçlü yaratmıştır. Ayrıca nafakayı erkek verir. Bu nedenle hanım dediğin, vefalı olmalı, yokluğunda erkeğinin şerefini korumalıdır. Tıpkı Allah'ın, evlilik sayesinde kendisini korumaya aldığı gibi... Aksilik yapmasından korktuğunuz hanımlara önce nasihat edin, olmazsa bir süre yalnız bırakın, o da olmazsa eğitimle tedavi edin. İtaat ederlerse daha üzerlerine varmayın. Çünkü büyük ve yüce olan sadece Allah'tır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Erkekler kadınların koruyup kollayıcılarıdır. Çünkü Allah insanların kimini kiminden güçlü kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından kadınları ve çocukları için harcama yapmaktadırlar. Ailenin bakım geçim sorumluluğunu erkekler üstlenmektedir. İyi kadınlar eşlerinin yaptıklarına karşılık itaatkârdırlar. Allah’ın kadınlara belirlediği yasalar çerçevesinde bütün hakları korunur. Kadınlar da ailenin mahremiyetini korusun! Aile sırlarını başkalarına aktarmasın! Ailenin namusunu, şerefini, haysiyetini iki paralık etmesin! Mümin erkekler eşleri kadınlık görevini yapmıyorsa öğüt versin! Verilen öğüdü dikkate almıyorlarsa yataklarında yalnız bırakın! Eğer yataklarında yalnız kaldıkları halde hâlâ evlilikten doğan sorumluluklarını yerine getirmiyorlarsa onları aileden uzaklaştırın! Bir müddet aile dışında yaşamasını, düşünmesini, aklını başına toplamasını sağlayın! Öğütleri dinliyorlarsa, kadınlık görevlerini yerine getiriyorlarsa, aleyhlerine bir yol arayıp eşlerini suçlayacak şekilde tuzaklar kurmayın! Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür. Sizin yaptıklarınızı bilir görür, size gereken cezayı verir. Yaptığınız hiçbir zaman yanınıza kalmaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın onlardan (insanlardan) bir kısmını diğerlerine (farklı oldukları noktalarda) üstün kılması ve (bir de) mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların koruyucusudur. (Onun için) iyi kadınlar, (Allah’a) itaatkâr; Allah’ın (kendilerini) korumasına karşılık gizliyi (namuslarını) koruyanlardır. Geçimsizliğinden [*] endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara öğüt verin; onları yataklarda yalnız bırakın ve kendilerini (kısa süreli yanınızdan) uzaklaştırın! [*] Size gönülden bağlanırlarsa [*] artık onların aleyhine başka bir yol aramayın! Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
Bu ifade, [nüşûz]undan yani başkasıyla evlenmek düşüncesiyle hareket ederek hanımların gözlerini, bakışlarını kaldırması, başka birisiyle evlilik arayışına girmesi demektir.,Buradaki [darb] fiili “dayak atmak”, “dövmek” değil, “kısa süreli ayrılmak” demektir ki bu olayın nasıl uygulandığı noktasında Hz. Muhammed’in hayatında da iki örnek olayın yaşandığı rivayet edilmektedir. Bu konuda bir yaklaşımımızı daha hatırlatmakta yarar görmekteyiz. Ayette geçen [ıdribûhunne] ifadesi kelimenin anlamları içerisinde ilk belirttiğimiz anlam gereği boşanma öncesinde hanımlara “örnek verilmesi”, yani evliliği sürdürmenin gerekliliği noktasında sunulacak örnek uygulamaları ve örnek hayatları hanımlara bildirmek gerektiği şeklinde de bir yorum getirilebilir ki bu yorum [darabe] fiilinin anlam alanında zaten var olan bir boyutun tercih edilmesidir. Zira Ra‘d 13:17 ve Zuhruf 43:58’de bu kelimenin herhangi bir takı olmadan “örnek vermek” anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Gerçekte ayette kastedilen anlamın dövmek olmadığı gün gibi aşikârdır Burada sözü edilen “itaat”, gönülden sağlanan bağlılık, yani aile birlikteliğini sağlayacak olan sevgi bağlılığıdır. Kastedilen zoraki ve baskıcı zorbalık içerikli bir boyun eğdirme değildir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın, insanları birbirinden üstün kılması¹ ve erkeklerin mallarını (aile fertleri için) harcamaları² sebebiyle erkekler,³ kadınlar üzerine koruyucu ve yöneticidirler.⁴ İyi kadınlar, itaatkâr olup, Allah’ın korunmasını (emrettiği) gizli şeyleri korurlar.⁵ Çirkeflik⁶ yapmasından korktuğunuz kadınlara, (durumlarına göre) ya öğüt verin ya yataklarda onlardan uzaklaşın ya da dövün.⁷ Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.⁸
1 (بَعْضَهُمْ) deki zamirin müzekker olması sebebiyle tercüme bu şekilde yapılmıştır. Bu âyeti: “Allah erkekleri, kadınlardan üstün yaratmıştır.” şeklinde anlamak doğru olmaz.2 Yani; erkeklerin ailenin nafakasından, yerine göre anne ve kız kardeşlerinin bakımından ve nafakasından da sorumlu olmaları veya evliliklerinde mihir sorumluluklarının bulunması.3 Bu âyette Allah, kadın ve erkeğin birbirlerine üstünlüğü diye bir şey ifâde etmemekte, sadece kadın ve erkeğin sorumluluklarını belirtmektedir. Maddeci ve faydacı mantıkla bakıldığında reislik bir üstünlük vesilesidir. Ama İslâm mantığıyla bakıldığında Reislik, Allah’ın takdir buyurduğu, birçok sorumlulukları ve kötüye kullanıldığında da vebali büyük olan, zor bir görevdir. Her Müslüman sonuçta Rabbinin kendisine uygun gördüğü mirasa rıza göstermek ve bütün görevleri sorumlulukları kadar hakkıyla yerine getirme sorumluluğuna sahip olmak zorundadır.4 Kavvam: “Kaim” kelimesinin mübalağasıdır. Kaim ise; bir kimsenin işine bakan ve o işi koruyan, dikkatle gözeten, muhafaza eden, kâhya, müdür ve muhafız anlamlarına gelir. Bu ifâde; erkeğin kadına hâkimiyetini göstermekle birlikte, onlara hizmetle beraber bir hâkimiyet ifâde etmektedir. Yani Allah, bir taraftan erkeğin üstünlüğünü ifâde ederken, diğer taraftan da kadının kıymet ve faziletini işaret etmektedir. (Elmalılı) Bu âyet, yukarıdaki miras âyetlerinin devamı olduğu için o âyetlerle bağlantı kurulursa; “(Erkekler mirastan kadınların iki katı pay alırlar. Çünkü) Allah’ın, insanları birbirinden üstün kılması ve erkeklerin mallarını (aile fertleri için) harcamaları sebebiyle erkekler, kadınlar üzerine koruyucu ve yöneticidirler. (İşte bu, Allah’ın bir hüküm ve hikmetidir.)” diye de anlaşılabilir.5 Efendimiz: “Kadınların en hayırlısı yüzüne baktığın zaman sevindiren, emrettiğinde itaat eden ve senin yokluğunda senin malını ve iffetini koruyan kadındır.” buyurmuş ve bu âyeti okumuştur. (İbnü Kesir)6 Nüşûz: lügatte “yüksekli ve tümseklik” anlamına gelir. Mecâzen, “kadının kocasına kafa tutup isyankâr bir tavır alarak itaat etmemesi” anlamında kullanılır. Yani kadının kendisini yüksek farz edip itaati bırakması demektir. Bazı müfessirler kadının nüşûzü; kocasına isyanı (İbnü Abbas), koku sürünmemesi, zevcini nefsinden menetmesi, kocasına önceleri yaptığı muameleyi değiştirmesi (Ata’), kocasının meskeni olan ikametgâhta beraber oturmaktan imtina edip onun arzu etmediği bir yerde ikamet etmesi diye de tarif etmişlerdir. Yukarıdaki “çirkeflik” tabiri, bunları karşılayacağı düşüncesiyle kullanılmıştır.7 Kadının çirkefliğine göre hangisi daha uygunsa terbiye maksadıyla onu yapın. Sınırı aşmayın. Âyette yapılacak şeyler arasında atıf olarak (و) kullanılması ve bu atıf harfinin tertib içermediği için tercümeye (durumlarına göre) ilavesi yapılmıştır. Bazıları (hâşâ) Allah’ın dinini batı standartlarına çekme uğruna “dövme” fiiline birçok anlam izafe ederek Allah’ın hükmünü değil sadece kendilerini rezil etmektedirler. 8 Bu âyette nüşûz, sadece kadınlar için zikredilmiştir. İnsanın aklına; “erkeklerde nüşuz olursa ne olacak?” gibi bir soru takılabilir. Erkeklerin serkeşliği ile ilgili hükümler, ileride 128. âyette ele alınacaktır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ERKEKLER, kadınları, Allah’ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı ⁴² nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah’ın koru[nmasını buyur]duğu mahremiyeti koruyan ⁴³ sadık ve itaatkar kadınlardır. Kötü niyetlerinden ⁴⁴ korktuğunuz kadınlara gelince, onlara [önce] nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün; ⁴⁵ ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kaçının. Allah gerçekten yücedir, büyüktür.
42 Lafzen, “onlardan bazısına diğerlerinden daha fazla ...” -Kavvâm ifadesi, kâim’in (“bir şeyden sorumlu kişi” veya bir şeyi veya kişiyi “koruyup gözeten”) mübalağa halidir. Böylece, kâme ‘ale’l-mer’e ibaresi, “kadının geçimini üstlendi” veya “onun geçimini sağladı” anlamlarına gelir (bkz. Lane VIII, 2995). Kavvâm gramatik kalıbı kâim’den daha kapsayıcıdır ve maddî bakım ve koruma kavramları ile ahlakî sorumluluk kavramının bileşimini ihtiva eder. Bu son zikredilen faktörden dolayı bu ibareyi “erkekler kadınları koruyup gözetirler” şeklinde çevirdim.43 Lafzen, “kavranamayanı (ğayb) koruyanlardır, çünkü Allah korumuştur [ve korunmasını istemiştir]”.44 Nüşûz terimi (lafzen, “isyan”; burada “kötü niyet” olarak çevrildi), günümüzde “ruhsal baskı” olarak tanımlanan durumu da içine alan, kadının kocasına veya kocanın karısına karşı her türlü bilinçli kötü davranışını ifade eder. Bu terim, koca ile ilgili olarak da kocanın karısına fiziksel anlamda “kötü muamele”sini gösterir (karş. bu surenin 128. ayeti). Bu bağlamda kadının “kötü niyet”i, evlilik sorumluluğunu kasıtlı ve sürekli olarak ihmal etmesine delalet eder.45 Birçok sahih rivayetten de açıkça anlaşılacağı gibi, Hz. Peygamber’in kendisi, erkeğin karısını dövmesini şiddetle kınamış ve çeşitli vesilelerle, “İçinizden biri, köle döver gibi karısını dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” buyurmuştur (Buhârî ve Müslim). Başka bir Hadiste ise, “Allah’ın hizmetkarlarını hiçbir zaman dövmeyiniz” sözleriyle kadını dövmeyi yasaklamıştır (‘Iyaz b. Abdullah’dan rivayetle Ebû Dâvûd, Neseî, İbni Mâce, Ahmed b. Hanbel, İbni Hibbân ve Hâkim; Abdullah b. ‘Abbas’dan rivayetle İbni Hibbân ve Ümmü Gülsüm’den rivayetle Beyhakî). İsyankar bir kadını dövme izni veren yukarıdaki Kur’an ayeti vahyedildiğinde Hz. Peygamber’in, “Ben bir şey istedim. Ama Allah başka bir şey irade etti. Allah’ın irade ettiği şey, en hayırlısıdır” dediği rivayet edilmiştir (bkz. Menâr V, 74). Bütün bunlarla birlikte, vefatından kısa süre önce Veda Haccı münasebetiyle yaptığı konuşmada, kadının sadece “gayriahlakî davranışta bulunmaktan açık şekilde suçlu bulunması” halinde dövülebileceğini ve bunun da, “acı vermeyecek şekilde yapılması” (ğayr-i müberrih) gerektiğini bildirmiştir. Bu mealdeki Hadislere Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Neseî ve İbni Mâce’de rastlanmaktadır. Bu Hadisler ışığında bütün otoriteler, eğer her şeye rağmen dayağa başvurulursa, bunun hafif veya sembolik nitelikte olması, “bir misvakla veya benzeri bir şey” ile (ilk dönem alimlerinin görüşlerine dayanarak Taberî) veya hatta “katlanmış bir mendil” ile yapılması (Râzî) gerektiğini vurgulamışlardır; ve bazı büyük İslam bilginleri (mesela Şâfiî) dayağa istisnaî olarak izin verilmiş olduğu ve tercihen bundan sakınılması gerektiği görüşündedirler. Nitekim bu görüşü Hz. Peygamber’in konuya ilişkin şahsî hassasiyetiyle de desteklemişlerdir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın, kadınlara göre farklı alanlarda hak ve yetki vermesinden ve evinin geçimini sağlamasından dolayı; erkekler, kadınlar üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Namuslu kadınlar, itaatkârdırlar ve kocalarının yokluğunda Allah’ın korunmasını emrettiği iffet ve namuslarını korurlar. Hayâsızlık yapmalarından endişe duyduğunuz hanımlarınıza, önce öğüt verin sonra yataklarını ayırın, sonrada serbest bırakın. İtaat ederlerse, onları cezalandırmak için bahane aramayın. Elbette Allah, pek yücedir ve pek büyüktür. 2/228, 65/1...11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ERKEKLER kadınların koruyup gözeticisidirler;[⁷⁶⁸] çünkü Allah erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklerle donatmıştır;[⁷⁶⁹] bir de erkekler servetlerinden harcama yapmaktadırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar hem (Allah’a) boyun eğen, hem de Allah’ın koruduğu (iffeti, eşlerinin) yokluğunda da koruyan kadınlardır.[⁷⁷⁰] Sadâkatsizlik etmelerinden çekindiğiniz[⁷⁷¹] kadınlara gelince: onlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, nihayet darp edin![⁷⁷²] Ardından size itaat ederlerse, aşırı giderek onlar aleyhine bir yol benimsemeyin! Allah, gerçekten yücedir, büyüktür.[⁷⁷³]
[768] Âyetteki kavvâm sözcüğü, kâimin mübalağa siygasıdır; kâme ‘ale’l-mer’e ifadesi “kadını gözetti”, “kadının geçimini üstlendi” anlamlarına gelir. Kavvamlık, bir bakıma kayyumluktur; yani “koruyup kollama, bakıp gözetme” işini üstlenme. Burada, “kaim”den daha kapsamlı ve derinlikli olan kavvâma biz “koruyup gözeten” anlamını tercih ettik (Krş: 4:135; 5:8). Bu gözetime âyette gösterilen gerekçe “erkeklerin servetlerinden eşleri için yapabilecekleri harcama”dır. Ancak, “Niçin erkekler?” sorusu sorulmalıdır. Bu soru erkeklerin servet girdisinin kadınlardan daha fazla oluşuyla açıklanmaktadır. Evin geçimi erkeğe yüklenerek, bu sûrenin 11. âyetindeki mirasta erkek-kadın oranına atıfta bulunulmaktadır. Ne var ki, kavvâm’lık gerekçesi sadece geçim sağlamaya indirgenemez. Erkek fiziğinden kaynaklanan biyolojik güç de ilave bir gerekçe olarak yorumlanabilir. Burada fıtrat ve yaratılıştan yüklenen roller temel gerekçedir. [769] Lafzen: “Allah her iki cinse farklı alanlarda üstün yetenek vermiştir” (Bu kalıp için bkz: 2:253, not 455). Kişinin kendi seçmediği cinsiyetiyle övünmesi ilkel bir maddeciliktir. [770] Veya kıraat imamı Ebu Cafer’in Allah lafzını mansup okuyuşuna binaen: “kadınların (iffetleri) Allah’ın koruması sayesinde korunmuştur.” [771] Nuşûz, “çıkıntı, tümsek” anlamına gelen nâşizden. “isyan, başkaldırı, geçimsizlik” anlamlarına gelir (Lisân). 128. âyet erkeğin nuşûzundan söz ettiğine göre, kelimenin her iki eşi de kapsayan ilave bir anlamı daha olmalıdır. O da “sadâkatsizlik”tir. Zira veda hutbesinde Allah Rasûlü bu âyeti okuyarak nuşuzu “iffetsizlikle” (fâhişeten) açıklamıştır. Bu 19. âyette geçen türden açık bir fuhuş olmaktan ziyade, “eşler arası sadâkati zedeleyip şiddetli geçimsizliğe yol açan davranışlar” olsa gerektir. Kadın için kocaya başkaldırma, erkek için eşe eziyet anlamına gelir. Kadının nüşuzunun öne çıkarılması, nesil emniyetinden birinci derecede sorumlu olan tarafın kadın olmasındandır. Zımnen nuşuz “ailede geçimsizlik odağı olma” hâlini ifade eder. [772] Veya: “(ille de dövecekseniz) ondan sonra dövün!” Darabe Kur’an’da “misal getirmek, gezmek, (kayaya) vurmak, mühürlemek, itmek, mahkûm etmek” anlamlarında kullanılır. Darabe fiili, darabe’d-dehru beynena örneğinde olduğu gibi Arapça’da “iki şeyi birbirinden ayırmak” anlamında da kullanılır (Tâc). Kur’an’da canlıyı dövmenin tüm türleri yer alır, fakat bunların hiç birinde insan fiili olarak darabe fiili ve türevleri kullanılmaz: “yanağa tokat”, sakket (51:29); “yumruk” vekezehu (28:15); “kamçılamak, çırpmak” ehuşşu (20:18); “boynunu vurmak” kata‘a (69:46). Darabe fiili 8:50 ve 47:27’de melek fiili olarak kullanılır. Rasulullah hiç kadın dövmemiş ve dövülmesine de izin vermemiştir: “Siz eşlerinizi köle döver gibi dövmekten hiç utanmıyor musunuz? Gündüz dövüp gece birlikte oluyorsunuz öyle mi?” (Buhârî, 67/Nikâh, 93) “Allah’ın hizmetkârlarını hiçbir zaman dövmeyiniz!” (Ebu Dâvud, Nesâi, İbn Mace, Ahmed b. Hanbel) Rasulullah’ın eşlerinden bazıları maddî sıkıntıları gerekçe göstererek şiddetli geçimsizliğe sebep olunca, Allah Rasûlü onları dövmeyi hiç düşünmemiş, Kur’an da bu durumda “dövmeyi” değil fakat “boşamayı”, bir başka ifadeyle “ayrılmayı” önermesini tavsiye etmiştir (Bkz: 33:28-32). Âyetin nüzûl sebebi konusunda bir çok farklı rivayet vardır. Taberî’ye göre bu âyetin iniş nedeni, kocası tarafından tokat yiyen bir kadının (Habibe bt. Zeyd) Rasulullah’a başvurması üzerine Rasulullah’ın aynı şiddette bir tokadın da kadın tarafından kocasına atılması hükmünü verince inmiştir. Bu âyet inince Rasulullah “ben bir şey diledim, Allah ise başka bir şey; şüphesiz Allah’ın dilediği daha hayırlıdır” demiştir. Kur’an Rasulullah’ın hükmünü onaylamamıştır; fakat burada dikkat çekici olan, Rasulullah’ın, kocasından yediği bir tokada karşılık, bir kadına aynı şiddette tokat atma hükmünü vermiş olmasıdır. [773] Bu âyet, iç ve dış bağlam açısından iki insan cinsi (erkek-kadın) arasındaki değil, birbirine evlilik sözleşmesi ile bağlı eşler (karı-koca) arasındaki ilişkilere dair bir düzenleme içermektedir. Aynı şekilde vadrıbûhunnenin tarafları da erkek-kadın değil, karı-kocadır. Burada muhatapları, mevcut olandan daha iyi ve daha insani olana sevk eden bir öneriye yer verilmektedir. Kur’an’ın insanlıktan istediklerini, gösterdiği hedeflere bakmaksızın onun söyledikleriyle sınırlamak, Kur’an’ı tarihe mahkûm etmektir. Nüzûl sebebinden de anlaşılacağı gibi âyet, eşiyle arasında sorun çıkınca ilk aklına gelen şey dayak olan kocalara hitap etmekte ve onlara daha insani çözüm yolları önermektedir. Bu yollardan biri olan kadını yatağında yalnız bırakmak ancak çok eşlilik durumunda bir cezalandırma sayılacaktır. Tersi erkeğin kendisini cezalandırmasıdır. Dolayısıyla bu âyetteki önerilerin maksadı, ataerkil Arap toplumunda kusurlu eşine karşı ilk tepkisi dayak olan erkeklerin kadınlara şiddet uygulamalarının önüne geçmektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. (Aile reisidirler, çoluk çocuklarının davranışlarından sorumludurlar, onların geçimini temin için) Mallarından harcamaktadırlar, iyi kadınlar, (Allah'ın emirlerine) itaatli olan, (eşlerinin hakkına riayet eden, onların gıyabında can, mal, namus ve aile sırlan gibi hususları) Allah'ın himayesine sığınarak koruyan kadınlardır. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, kendilerini yatakta yalnız bırakın, (yine uslanmazlarsa, çok acı vermeyecek şekilde) döğün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine bir yol aramayın, (eski yaptıklarını başlarına kakmayın, çünkü günahtan tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur.) Şüphe yok ki Allah, Yücelerin Yücesidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, bazılarınıza bazılarınızdan fazla vermiştir. Ve erkekler kendi mallarından(onlar için) harcamaktadır (ve ailenin geçimini sağladıkları için). İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allahın koru(nmasını buyurduğu mahremiyeti koruyan sadık ve itaatkâr kadınlardır. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) yuvayı dağıtmak isteyen kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Erkekler kadınların üzerinde ziyâde kâimdirler. Çünkü Allah Teâlâ onların bazısını bazısı üzerine tafdil buyurmuştur. Ve mallarından infak etmektedirler. İmdi sâlih kadınlar itaatlidirler. Allah Te-âlâ'nın hıfzı sayesinde gaybı muhafazakardırlar. Serkeşliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince onlara nasihat veriniz, ve onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövünüz. Fakat size itaat ederlerse artık onların aleyhlerinde bir yol aramayınız, şüphe yok ki, Allah Teâlâ çok yücedir. Çok büyüktür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah'ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri gibi malî yükümlülükleridir. O halde iyi kadınlar: itaatli olan ve Allah kendi haklarını nasıl korudu ise, kocalarının yokluğunda, onların hukuklarını koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: Onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün. Şayet size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep aramayın. Unutmayın ki üstünüzde çok yüce ve büyük olan Allah vardır. {KM, I Timote. 11, 12; I Korintos. 11, 3; Efes. 5, 22}
Kocasına itaatsizlikte direten ve onun haklarını korumayan kadına burada sayılan üç işlem uygulanabilir. Eğer bir uyarma kâfi geliyorsa, gerisini yapmak doğru değildir. Dövmeye izin verilse de bu, yüze yapılmamak ve yara bere bırakacak tarzda olmamak şartıyla caizdir. Hz. Peygamber (a.s.) isteksiz olarak, sırf aile nizamını temine vesile olsun diye dövmeye izin vermiştir. Yani, Hz. Peygamber, âyete getirdiği açıklamada, bu dövme işinin son derece sınırlı olduğunu bildiren çok sayıda talimat vermiştir. Bunlardan biri de: “Darben gayre muberrih” yani “şiddetli olmayan, hafifçe” olmasıdır ki, meali Hz. Peygamberin bu tefsirine göre verdik.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, insanları birbirinden üstün kıldığı ve mallarından harca(yıp kadınların geçmini sağla)dıkları için erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar ita'atkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karşılık (Allah'ın verdiği başarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına asla ihanet etmezler). Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün. Eğer size ita'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ insânlardan ba'zılarına (erkeklere) ba'zıları (kadınlar) üzerine artıklık virdiği şeyler (kuvvet ve kudretde, zahmet ve meşâkkate tahammülde, tedbîr ve idârede, isâbet ve re'yde, vucûdun teşkîlâtında fazlalık, gazâ ve cihâd ile me'mûriyet ve sâir gibi) ve emvâllerinden onları infâkları (yiyeceği, giyeceği, meskeni, mihir i'tâsıyla mükellefiyet) sebebiyle erkekler kadınlar üzerine kavvâm (emir ve nehye, işlerini görmeğe, hıfz ve himâyeye me'mûr nâzır ve müdîr)dirler. Kadınların sâlihaları Allâh'a itâ'at ve kocalarının hukûkuna ri'âyet idiciler, Cenâbı Hakk'ın hıfz ve himâyesi ve tevfîki sâyesinde zevclerinin gıyâbında mal ve nâmuslarını esirgeyicilerdir. (Böyle olan kadınlar sâlihalardır.) 'İsyân itmelerinden ve itâ'atden çıkmalarından korkdığınız kadınlara (onlarda böyle bir hal his itdiğinizde) va'az ve nasîhat idin. (Bunlar te'sîr itmediği takdîrde) onların yataklarını ayırın (yatağı ayırmak, yatar iken arka dönmek, konuşmamak, mukârenet itmemek gibi, bu da te'sîr itmediği halde) onları (yüzlerine urmamak ve bir taraflarını incitmemek sûretiyle el ile) urınız, eğer itâ'at ider ve 'isyânlarından vaz geçerler ise onlara zulüm yolunı aramayın (cezâda devâmı ve bilâ-lüzûm tecâvüzi terk idin) Allâh Te'âlâ yüksek ve büyükdür. (Cenâb-ı Hakk'ın kudreti sizin kadınlara karşı kudretinizden yüksek ve büyükdür. Böyle iken seyyiâtınızı 'afv ve tevbenizi kabûl ider. Siz de kadınların seyyiâtını 'afv idin)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Erkekler, kadınların koruyucusudurlar. Bu, Allah'ın her birine diğerinden üstün özellikler vermesi ve erkeklerin mallarından (eşleri için) harcamaları[1] sebebiyledir. İyi kadınlar, Allah’a itaat edenler ve Allah'ın korumasına karşılık[2] yalnızken[3] kendilerini koruyanlardır.Boşanıp gitmesinden korktuğunuz kadınlarınıza[*4] öğüt verin, yataklarından ayrılın[*5] ve kendilerini rahat bırakın[*6]. Sizi gönülden kabul ederlerse[*7] onlara karşı başka bir yol aramayın (boşanmaya kalkmayın). Allah yücedir, büyüktür.
[*] Mehir sorumluluğu ve aieyi geçindirme sorumluluğu [*] Allah'ın kadını koruması,zina suçlamasına karşılık,iddia sahibi ve onun ayrıca 4 şahit getirme zorunluluğu,evi geçindirme sorumluluğunun erkeğe ait olması,kadının evlilik ve boşanma hukukunun mehir ile maddi güvence altına alınmış olmasıdır. [*] Yalnızken anlamı verdiğimiz kelime li'l-ğayb= للغيب 'dır, fî'l-ğeyb = في الغيب takdirindedir. Zinada dört şahit arandığı için (bkz.Nisa 4/15) kötü kadınlar bunu fırsat bilip ahlaksızlık yapabilirler. Ama iyi kadınlar yapmazlar. [*] "Gitmesinden" anlamı verdiğimiz kelime nüşûz =نُشُوزً'dur. Gideceği zaman kişinin oturduğu yerden hafifçe kalkmakması anlamındadır (el-Ayen).Bir âyet şöyledir: "Ey inanıp güvenenler! Size toplantılarda "Yer açın!" denince yer açın ki Allah da size yer açsın. "Nüşûz edin = Kalkın!" denince de kalkın ki Allah, içinizden inanıp güvenenler ile kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir." (Mücadele 58/11)Kelime koca için kullanılınca "eşini terk etmesi yani boşaması" anlamında kullanılır. İlgili ^yet şöyledir: "Bir kadın, kocasının nüşûzundan/ayrılmasından veya yüz çevirmesinden korkarsa aralarında uzlaşmaları, ikisine de günah olmaz. Uzlaşmak iyidir. Nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi davranır ve Allah'tan çekinip kendinizi korursanız bilin ki Allah, yaptığınız şeylerin iç yüzünü bilir." (Nisa 4/128) Durum böyle olduğu için bu âyette de zorunlu olarak kadtının eşini terk etmesi, ayrılıp gitmesi anlamında kullanılmış olacaktır. [*5] Erkeğin yataktan ayrılması, hem kadının kararını gözden geçirmesini sağlar hem de ayrılmak istediği kocadan hamile kalmasını engeller. Bu süre içinde erkek eşini evden ayıramaz. [*6] "Rahat bırakma" anlamı verdiğmiz darb =ضرب kelimesi, bir şeyi bir şeyin üstüne vurmak veya sabitlemektir. (Müfredat) Hemen hemen her iş için kullanılan (el-Ayen) bu kelimesinin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir. Burada kelimeye, erkeğin yatağı terk etmesinden sonra eşini rahatsız etmemesi anlamını vermek gerekir. Çünkü kadının ayrılma yetkisini kullanmaktan vazgeçmesi ancak kendi hür iradesiyle gerçekleşebilir. Bunu âyetin takip eden bölümü gösterir. [*7] "gönülden kabul etme" itaatın Arap dilindeki sözlük anlamıdır.Zıddı ikrahtır. (Müfredat) Bir işi dayak sonucu yapmak ikrâh altında yapmaktır. "Onları darb edin" emrinden sonra gelen "Size itaat ederlerse" ifadesi, darba, dövme anlamı vermeyi imkânsız hale getirir. Ona verilebilecek tek anlam, ayrılmak isteyen kadını evden çıkarmamak olur. Çünkü Allah Teala, kadınlara da erkekler gibi eşinden ayırla hakkı tanımıştır. (Bakz. Bakara 2/229)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın bir kısmını bir kısmına üstün kılması ve erkeklerin mallarından geçimi sağlamaları dolayısıyla, erkekler kadınlar üzerine yöneticidirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah'a) boyun eğen, Allah'ın koruduğu gizlilikleri koruyanlardır. Kötü davranışlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse onların aleyhine yol aramayın. Elbette Allah yücedir, büyüktür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'ın onlara fazladan vermiş olduğu nimetler ve mallarından yaptıkları harcamalar sebebiyle, erkekler kadınlar üzerinde yönetici ve koruyup gözeticidirler. Saliha kadınlar ise itaatkârdırlar;(17) Allah kendilerini nasıl korudu ise, onlar da kocalarının yokluğunda onların hukukunu korurlar. Geçimsizliğinden(18) korktuğunuz kadınlara öğüt verin; sonra onları yataklarında yalnız bırakın; sonra da hafifçe dövebilirsiniz.(19) Eğer size itaat ederlerse, artık onlara karşı bahane aramayın. Çünkü Allah herşeyden yüce, herşeyden büyüktür.
(17) Allah’a itaat eder, kocalarının haklarını gözetirler.(18) Nüşuz. Bu kelime 128’inci âyette de kocalar hakkında kullanılmıştır. Bir sonraki dipnotunda gelecek olan Tirmizî hadisinde ise, “apaçık bir ahlâksızlık” deyimi geçmektedir.(19) İnsanlar arası ilişkilerin bir hukuk, bir de fazilet yönü vardır. 2:237’de işaret edildiği gibi, Kur’ân bir yandan hukuku belirlerken, bir yandan da insanlara bunun daha ötesini göstererek onları bir fazilet yarışına çağırır ki, dünya hayatının asıl amacı da, böylece, kimin daha güzel işler yapacağını belirlemektir. Âyette, erkeğin ve kadının karşılıklı sorumlulukları belirtilirken, bu sorumlulukların bir aile yuvasını tehdit edecek ölçülerde ihlâl edilmemesi için önlemler de aşamalı olarak belirtilmiştir. Bu aşamaların en başında güzelce öğüt vermek vardır. Ancak öğüt fayda vermez de iş inatlaşmaya giderse, bu defa yatağını ayırma şeklinde bir önlem devreye girecek, o da sonuç vermezse, en son çare olarak, hafifçe dövmeye başvurulabilecektir. Bu önlemler, meselenin vahamet kazandığı ve yuvayı tehdit etme istidadı taşıdığı yerde devreye girebilecek ve son derece dikkatle, hakka tecavüz etmeden ve Allah’tan korkarak başvurulacak olağanüstü önlemlerdir; yoksa aile içi ilişkilerde kocanın karısını dövmesini esas alan bir uygulama değildir. Bu, işin hukuk tarafıdır. Bundan önceki ve sonraki âyetlerle birlikte konu bir bütün olarak incelendiğinde görülecektir ki, Kur’ân’ın aile hayatında gerek erkeğe, gerekse kadına gösterdiği hedefler, karşılıklı hukuka riayet etmenin de ötesinde, bir fazilet yarışı niteliğini taşımaktadır. Bu yarışta örnek alınacak ise, hiç kuşkusuz, Kur’ân’ın canlı timsali olan Peygamber Efendimizdir ki, onun hayatı boyunca bir kadına el kaldırmak bir yana dursun, kalp kırıcı bir söz söylediğini dahi gören olmamıştır. Onun tavsiye ve buyrukları da hep kadınlara iyi muamele yönünde olmuştur. Peygamberimizin bu konudaki yakınmaları az değildir. Bir hadislerinde “Sizden birisi, karısını köle döver gibi dövmeye kalkışıyor; halbuki akşam onunla aynı yatakta yatacaktır” (Buhârî, Tefsir: 91; Müslim, Cennet: 49) buyuran Peygamberimiz, başka bir defa da “Birçok kadın Muhammed ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyor. Kadınlarını döven o kimseler sizin hayırlınız değildir” (Ebû Davud, Nikâh: 42) şeklindeki sözleriyle, konunun ciddiyetine karşı ümmetini uyarmıştır. “Mü’minlerin imanca en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır; hayırlılarınız da kadınlarına karşı hayırlı olanlardır” (Tirmizî, Radâ’: 11) buyruğu da Peygamberimizin iyi bilinen hadislerindendir. Ünlü Vedâ Hutbesinde ise, Peygamber Efendimiz, bu âyeti tefsir ederek uygulanmasına açıklık getirirken, aynı zamanda, kadınlara karşı iyi davranmayı da vurgulamıştır: “Ashâbım! Size, kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü onlar sizin himayenize verilmişlerdir. Apaçık bir ahlâksızlık işlemedikleri takdirde, onlar üzerinde zorbalığa hakkınız yoktur. Eğer apaçık bir ahlâksızlık işleyecek olurlarsa, onları yataklarında yalnız bırakın, sonra da acıtmayacak şekilde dövün. Size itaat ettikleri takdirde, artık onlara karşı bahane aramayın.” (Tirmizî, Radâ’: 11.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
erenler gey durıcılardur 'avratlar üzere andan ötürü kim artuķ eyledi Tañrı bir nicesini anlaruñ bir nice üzere daħı andan ötürü kim nafaķa eylediler māllarından. pes eyü işlü 'avratlar muŧį'lardur ya'nį erenlerine śaķlayıcılardur gizlüyi andan ötürü kim śaķladı Tañrı daħı anlar kim ķorķarsız boyun virmegini anlaruñ, pes ögütleñ anları daħı ayrıluñ anlardan yatacaķ yirlerde daħı urun anları. pes eger boyun vireler size istemen anlaruñ üzere yol ya'nį dögmek. bayıķ Tañrı, oldı yüce, ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Er kişiler ḥākimlerdür ‘avratlar üstine efḍal ḳılduġından ötürü Tañrı Ta‘ālā niçesi niçesi üstine. Daḫı nafaḳa eyledüklerinden ötürü māllarından. Pes ṣāliḥ‘avratlar Tañrıdan ḳorḳarlar, ṣaḳlarlar ġaybı, yamanlıḳ eylemezler ki TañrıTa‘ālā buyurmışdur ṣaḳlamaġa. Daḫı ol ‘avratlar ki ḳorḳarsız ḳaçmaḳlarından naṣīḥat eyleñüz anlara, terk eyleñüz yatmaġı anlar‐ıla, daḫı vuruñuz anları,pes eger uysalar size ẓulm eylemeñüz, anlar üstine yol yoḳdur. taḥḳīḳ TañrıTa‘ālā yücedür, uludur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kişilər qadınlar üzərində ixtiyar sahibidirlər (onların hamisidirlər). Bu, Allahın onlardan birini digərinə üstün etməsi və (kişilərin) öz mallarından (qadınlar üçün) sərf etməsinə görədir. Əməlisaleh qadınlar (ərlərinə) itaət edib Allahın himayəsi sayəsində gizli şeyləri (ərlərinin sirlərini, mal-dövlətini, namus və şərəfini) qoruyub saxlayırlar. (Ey kişilər!) Özbaşınalıq etmələrindən qorxduğunuz qadınlara nəsihət edin, (yola gəlməzsə) onlardan yatağınızı ayırın və döyün! Sizə itaət etdikdə isə daha onlara (əziyyət vermək üçün) başqa yol axtarmayın. Əlbəttə, Allah ucadır, böyükdür!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Men are in charge of women, because Allah hath men the one of them to excel the other, and because they spend of their property (for the support of women). So good women are the obedient, guarding in secret that which Allah hath guarded. As for those from whom ye fear rebellion, admonish them and banish them to beds apart, and scourge them. Then if they obey you, seek not a way against them. Lo! Allah is ever High Exalted, Great.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Men are the protectors(545) and maintainers of women, because Allah has given the one more (strength) than the other, and because they support them from their means. Therefore the righteous women are devoutly obedient, and guard in (the husband´s) absence what Allah would have them guard.(546) As to those women on whose part ye fear disloyalty and ill-conduct, admonish them (first),(547) (Next), refuse to share their beds, (And last) beat them (lightly);(547-A) but if they return to obedience, seek not against them(548) Means (of annoyance): For Allah is Most High, great (above you all).
545 Qawwam: one who stands firm in another's business, protects his interests, and looks after his affairs; or it may be, standing firm in his own business, managing affairs, with a steady purpose ( Cf. 4:135 and 2:228). 546 Or the sentence may be rendered: "and protect (the husband's interests) in his absence, as Allah has protected them. If we take the rendering as in the text, the meaning is: the good wife is obedient and harmonious in her husband's presence, and in his absence guards his reputation and property and her own virtue, as ordained by Allah. If we take the rendering as in the note, we reach the same result in a different way: the good wife, in her husband's absence, remembering how Allah has given her a sheltered position, does everything to justify that position by guarding her own virtue and his reputation and property. 547 In case of family jars four steps are mentioned, to be taken in that order: (1) perhaps verbal advice or admonition may be sufficient; (2) if not, sex relations may be suspended; (3) if this is not sufficient, some slight physical correction may be administered; but Imam Shafi'i considers this inadvisable, though permissible, and all authorities are unanimous in deprecating any sort of cruelty, even of the nagging kind, as mentioned in the next clause; (4)-if all this fails, a family council is recommended in 4:35 below. 547-A . The word "daraba" is used in the Qur'an with about 17 different meanings including avoid, separate, leave, travel etc. The Qur'an is best interpreted through the deeds and sayings of the Prophet. The fact that the Prophet never battered or spanked any wife and detested any such action, gives credence that the meaning intended here by "wadribuhunna" is to stay away from a discordant wife in the hope that this will let her realize an impending separation and divorce. (Eds.) 548 Temper, nagging, sarcasm, speaking at each other in other people's presence, reverting to past faults which should be forgiven and forgotten-all this is forbidden. And the reason given is characteristic of Islam. You must live all your life as in the presence of Allah, Who is high above us, but Who watches over us. How petty and contemptible will our little squabbles appear in His presence!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلرِّجَالُ
erkekler
قَوَّامُونَ
yöneticidirler
عَلَى
üzerine
النِّسَٓاءِ
kadınlar
بِمَا
o şeyden dolayı ki
فَضَّلَ
üstün kıldı
اللّٰهُ
Allah
بَعْضَهُمْ
bazılarını
عَلٰى بَعْضٍ
bazısına
وَبِمَٓا
ve o şeyden dolayı ki
اَنْفَقُوا
harcadılar
مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ
mallarından
فَالصَّالِحَاتُ
onun için sâliha kadınlar
قَانِتَاتٌ
itaatkâr olanlardır
حَافِظَاتٌ
koruyucudurlar
لِلْغَيْبِ
gizliyi
بِمَا
o şeye karşılık ki
حَفِظَ
korudu
اللّٰهُۜ
Allah
وَالّٰت۪ي
ve o ka- dınlar ki
تَخَافُونَ
korkuyor- sunuz
نُشُوزَهُنَّ
itaatsizlikle- rinden
فَعِظُوهُنَّ
artık onlara nasihat edin
وَاهْجُرُوهُنَّ
sonra onları yalnız bırakın
فِي الْمَضَاجِعِ
yataklarda
وَاضْرِبُوهُنَّۚ
sonra onları dövün
فَاِنْ
fakat eğer
اَطَعْنَكُمْ
size itaat ederlerse
فَلَا تَبْغُوا
artık aramayın
عَلَيْهِنَّ
aleyhlerine
سَب۪يلاًۜ
bir yol
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
كَانَ
olandır
عَلِياًّ
Âliyy
كَب۪يراً
Kebîr
Allah'ın, insanlardan bazısını bazısına üstün kılması sebebiyle mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın (kendilerini kocaları vasıtasıyla) korumasına karşılık (onlar da kocalarından başkasına) gizli (kalması gereken namuslarını onların yokluğund)a korurlar. (Size) İtaatsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince, onlara nasihat edin, sonra (bu fayda etmezse) onları yataklar(ın)da yalnız bırakın, sonra (yine sizi dinlemezlerse onları) dövün! Eğer size itaat ederlerse artık onları (incitmek içi)n aleyhlerine (başka) bir yol (ve bahane) aramayın! Muhakkak ki Allah Âliyy'dir, Kebîr'dir (anlaşılamayacak kadar yüceliğe, azamete ve büyüklüğe sahip olandır).
رِجَال
İsim
ر ج ل
Erkekler, adamlar
قَوَّام۪ين
İsim
ق و م
Yöneticiler, ayakta tutanlar
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَضَّلَ
Fiil-II
ف ض ل
Üstün kıldı, faziletli kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
صَالِحَات
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih ameller, sâliha kadınlar
قَانِتَات
Etken fiil
ق ن ت
İtaatkâr olan, itaat eden kadınlar
حَافِظَات
Etken fiil
ح ف ظ
Koruyan kadınlar
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
حَفِظَ
Fiil-I
ح ف ظ
Korudu, muhafaza etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
نُشُوز
İsim
ن ش ز
İtaatsizlik, geçimsizlik
وَعَظَ
Fiil-I
و ع ظ
Nasihat etti, vaaz verdi
هَجَرَ
Fiil-I
ه ج ر
Yalnız bıraktı, uzak durdu, saçmaladı, hicret etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَضَاجِع
İsim
ض ج ع
Yatılan yer, yataklar
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
بَغٰى
Fiil-I
ب غ ي
Azgınlık etti, saldırdı, haksızlık etti, taşkınlık etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِيّ
İsim
ع ل و
Âliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar yüceliğe sahip olan demektir), çok yüce
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük