Yoksa hayatı boyunca kötülük yapıp dururken ölümün eşiğine gelince, “Şimdi tevbe ediyorum” diyen (sözde mü'min)lerle kâfir olarak ölenlerin tevbesi geçerli değildir. Biz, işte böylelerine şiddetli bir azap hazırlamışızdır.
Bkz. 3/90Tevbe, günah işleme imkânı olduğu halde bir daha aynı günahı işlememeye söz vermektir. Kur’an’da, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki dilediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar. (Nisâ, 4/48, 116)” buyrulmuştur. Allah’ın mağfireti, tevbe eden insanın samimiyetine bağlıdır. Allah’ın kabul etmeyeceği tevbe ise, artık günah işleme olanağı kalmamış, kötülük işleme fırsatlarını pervasızca kullandıktan sonra köşeye sıkışmış, kendisinin kötülükleri değil de kötülüklerin kendisini terk ettiği ve canı gelip boğaza dayandığı mücrimlerin tevbesidir. Yani artık iş işten geçmiştir ve yapılan tevbenin bir anlamı kalmamıştır. Bu konuda çaresiz kalan ve çıkış yolu bulamayan Firavun’un tevbesi bizim için referans olmalıdır. (Yunus 10/90-92)