SİZ EY imana ermiş olanlar! Hanımlarınıza, onların arzusu hilafına [baskı yaparak] mirasçı olma[ya çalışma]nız ¹⁷ helal değildir. Ve açık bir şekilde hayasızca davranma suçu işlemedikçe ¹⁸ vermiş olduğunuz herhangi bir şeyi geri almak amacıyla onlara baskı yapmayın. Ve hanımlarınızla ¹⁹ güzel bir şekilde geçinin; çünkü onlardan hoşlanmıyor olsanız bile, olabilir ki hoşlanmadığınız bir şeyi Allah büyük bir hayra vesile kılmış olabilir. ²⁰
17 Zemahşerî tarafından yapılan yorumlardan birine göre bu, erkeğin, yukarıdaki 12. ayetin ilk cümlesinde belirtilen hükümler çerçevesinde malına mirasçı olmak ümidiyle sevmediği kadını zorla tutmasına -ve dolayısıyla, başka bir erkek ile evlenmekten onu alıkoymasına- işaret eder. Ancak bazı otoriteler, bunun anlamının, “kadınlara arzuları hilafına mirasçı olmak sizin için meşru değildir” şeklinde olduğu -ve böylece, İslam’dan önceki, ölmüş yakın akrabaların hanımlarına mirasçı olma âdetinin yasaklanmasını ifade ettiği- görüşündedirler. Ancak İslam’ın, hiçbir şart altında (sadece “onların arzuları hilafına” değil) kadınlara “mirasçı olma”ya izin vermediği gerçeği karşısında önceki yorum kesinlikle daha ikna edicidir.18 Yukarıdaki 15. ayetin öngördüğü gibi, bir kadının hayasızca davranışının dört şahidin doğrudan şahitliği ile isbatlanabildiği durumlarda, koca, onu boşadığında nikah akdi sırasında kendisine verdiği mehrin kısmen veya tamamen iade edilmesini isteme hakkına sahiptir. Eğer -İslam Hukuku’nda izin verildiği gibi- mehir, evlenme sırasında kadına fiilen tevdi edilmemiş ama koca açısından yasal bir yükümlülük halini almışsa, karısının sübût bulmuş gayriahlakî davranışı ile koca bu mecburiyetten kurtulmuş olur.19 Lafzen, “onlarla”.20 Lafzen, “Allah, içinde bir hayır takdir etmiş olabilir”.