close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 157. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekavlihim innâ katelnâ-lmesîha ‘îsâ-bne meryeme rasûla(A)llâhi vemâ katelûhu vemâsalebûhu velâkin şubbihe lehum(c) ve-inne-lleżîne-ḣtelefû fîhi lefî şekkin minh(u)(c) mâ lehum bihi min ‘ilmin illâ-ttibâ’a-zzanni vemâ katelûhu yakînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu ve Mesih İsa'yı öldürdük demeleri yüzünden cezalarını buldular. Onu öldüremediler de, asamadılar da, onlara öyle göründü. Zaten ihtilafa düştükleri şeyde de onun hakkında zan içindedir onlar, ona ait bir bilgileri yoktur da ancak şüpheye kapılırlar. Gerçekten de apaçık onu öldüremediler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve (onlar yalan yere): "Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (Yahudilere böyle bir ceza verilmiştir.) Oysa Onu kesinlikle öldürmediler ve Onu asmadılar. Ama onlara (Hz. İsa’nın) benzeri gösterildi. (Hz. İsa’yı para karşılığı gammazlayan baş havarisinin yüz şekli Hz. İsa’ya benzetildi ve çarmıha gerildi.) Gerçekten Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların boş bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Kesin olan gerçek şudur ki Onu (Yahudiler Hz. İsa’yı) öldürememişlerdir. (Hz. İsa’nın ruhu fevt edilip göklere yükseltilmiştir. Ahir zamanda tekrar geri gönderilecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bakın “Biz, Allah'ın elçisi olduğunu iddia eden Meryem'in oğlu İsa Mesih'i öldürdük” diye böbürlendikleri için. Aslında O'nu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler, sadece öldürdükleri onlara İsa gibi gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur, ancak zanna uyuyorlar. Kesin olarak O'nu öldürmediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Mesih'i, Meryem'in oğlu Îsâ'yı, Allah'ın Rasulünü biz öldürdük" demeleri sebebiyle kalplerini mühürledik. Halbuki onlar onu öldürmediler, onu çarmıha da germediler. Fakat öldürdükleri onlara Îsâ'ya benzetilerek gösterildi. Öldürdükleri ile ilgili ihtilâfa düşenler, ondan yana tam bir şüphe içindeydiler. Bu konuda bir bilgileri yoktu. Zan ile karar veriyorlardı. Kesinlikle onu öldürmediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve yine "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Mesih İsa'yı öldürdük" demelerinden dolayı. Gerçekte ise onlar onu ne öldürebilmiş ne de asabilmişlerdir. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında aralarında ayrılığa düşenler ondan yana bir tereddüt içindedirler. Bu konuda onlar zanna dayanmaktan başka bir bilgiye sahip değildirler. Kesin olarak onu öldürmediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve: 'Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük' demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (bir) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve: “-Biz, Allah'ın peygamberi olan Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük”, demeleri sebebiyle kendilerini lânetledik, rahmetimizden kovduk. Halbuki onlar İsa'yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. (onlardan biri İsa şeklinde kendilerine gösterildi ve bu adam öldürüldü). Esasen İsa'nın katli hakkında kendileri de ihtilâfa düşüp kesin bir şüphe içindedirler. Onların bu öldürme hâdisesine ait bir bilgileri yoktur. Ancak kuru bir zan peşindedirler. Onu gerçekten öldürememişlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve “Allah’ın elçisi Meryemoğlu İsa’yı öldürdük” demelerinden (böyle belaları hak ettiler.) Hâlbuki onlar, gerçekten onu öldürmediler onu asmadılar da. Yalnızca (öldürme ve asmanın) benzeri onlara gösterildi. Onda ihtilaf edenler de şüphe içindedirler. Onun hakkında zandan başka bir bilgileri yoktur. Onu gerçekten öldürmediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
156,157. Bir de, inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve “Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Îsa'yı öldürdük” demeleri yüzünden onları lânetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilâfa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.
Besim Atalay
swap_vert close
«Allahın peygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük!» demeleri yüzünden de ceza verdik, onu ne öldürdüler, ne de astılar, öldürülen kimse, onlara İsa gibi göründü, o yolda ayrışanlar bunda şüphelendiler, sanıya uymaktan başka, bu yolda onların bilgisi yoktur, onlar kesin olarak İsa'yı öldürmediler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Diğer bir sebebi ise:) “Biz, Allah'ın resulü (olduğunu iddia eden) Meryemoğlu İsa Mesihi öldürdük!” diye böbürlenmeleridir. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle (olmuş gibi) göründü ve o konuda farklı görüşler ileri sürenler de gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili (gerçek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler.
Yahudiler; Hz. İsa’yı öldürdüklerini söylüyorlardı. Hıristiyanlar ise onun çarmıha gerildiğini, ardından da defnedildiğini, ancak üç gün sonra mezarından doğrulduğunu iddia ediyorlardı. Oysa İsa diye çarmıha gerdikleri, onu Romalılara ihbar eden hâindi. Allah’ın desteği ve mucizesiyle İsa’yı ihbar eden kişi, onların gözlerine İsa’ya benzer gösterildi. Bu yüzden askerler İsa’yı değil, ona benzeyen bu adamı astılar. Kur’an bu âyetle Hz. İsa’nın öldürülme ve çarmıha gerilme hikâyesini kesinlikle reddediyor, bir sonraki âyetle de “Allah onu katına yükseltti” buyurarak aralarındaki ihtilafa son veren hükmünü ortaya koyuyor. “Rafaa” fiili ne zaman Allah’a atfedilse “onurlandırma” veya “yüceltme” anlamlarına gelmiştir. Burada da aynı durum söz konusudur. Yani Allah İsa’nın derecesini yükseltiyor ve diğer insanlarda olduğu gibi onun ruhunu katına alıyor. Bu konuda ayrıca Âl-i İmran 3/55. âyetin dipnotuna da bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
"Meryem’in oğlı Mesih ’Îsâ’ı katl itdik" didiler. Hayır ânı katl itmediler ânın yerine âna benzer diğer bir âdemi salb itdiler bu bâbda ihtilâf idenler de şek içinde idiler fakat yakînen bilmiyorlar idi hakîkatde ânı öldürmediler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
156,157,158. Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
156,157. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük” demeleri yüzünden... Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler; (başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bu konuda tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uyma dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmemişlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve «Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük» demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.  
 Allah Teâlâ Nuh’u tufandan, İbrahim’i ateşten, Musa’yı Firavun’dan, Muhammed Mustafa’yı müşriklerin tuzağından koruyup kurtardığı gibi İsa’yı da, onu öldürmek isteyen yahudilerin elinden kurtarmış, Hz. İsa’ya ihanet ederek bulunduğu yeri askerlere gösteren kişiyi İsa’ya benzeterek öldürtmüştür.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve ALLAH'ın elçisi "Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük," demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler.
157-158 İsa'nın gerçek kişiliği ve bilinci olan nefsi, her inananın nefsi gibi doğrudan doğruya cennete alındı. Düşmanları ise onun bilinçsiz, ancak yaşayan bedenini işkence ederek astılar.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve «biz Allahın Resulü Mesih Isâ ibni Meryemi katlettik» demeleri sebebiyle- halbuki onu ne katlettiler ne salbettiler ve lâkin kendilerine bir benzetme yapıldı, ve filhakıka onda ıhtilâf edenler bundan dolayı şekk içindedirler, ona dair bir ilimleri yoktur ancak zann ardında giderler, halbuki onu yakînen katletmediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu lânetin başka bir sebebi de) “Allah’ın resulü (olduğunu iddiâ eden) Meryem oğlu Îsâ Mesih’i biz öldürdük!” demelerinden dolayıdır. Hâlbuki onu (Îsâ’yı) ne öldürdüler ne de astılar; fakat onlara benzeri gösterildi (çarmıha gerip, işkence ederek öldürdükleri kişi onlara Îsâ gibi gösterildi.) Onun hakkında ihtilâfa düşenler (yahûdî ve hıristiyanlar) bundan dolayı tam bir şüphe içindedirler ve bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur. (Hakikat şu ki;) Onu (Îsâ’yı), kesinlikle öldür (e) mediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve yine Allah'ın Resûlü Meryem oğlu İsa Mesih'i, “Kesinlikle biz öldürdük.” demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ve: «Biz Allahın peygamberi, Meryem oğlu Mesih Îsâyı öldürdük» demeleri sebebiyle (dir ki kendilerini rahmetimizden koğduk). Halbuki onlar onu öldürmediler, onu asmadılar da. Fakat (öldürülen ve asılan adam) kendilerine (Îsâ) gibi gösterildi. (Zâten ve) hakıykaten (îsâ ve onun katli) hakkında kendileri de ihtilâfa düşdüler. (Bu babda) kat'i bir şek ve şübhe içindedirler. Onların buna (onun katline) âid hiç bir bilgileri yokdur. Ancak (kupkuru bir) zanna uymak (dadırlar). Onu yakıynen öldürmemişlerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
156,157. Bir de inkâr etmeleri ve (babasız çocuk doğurması üzerine) Meryem'e karşı büyük bir iftirâ söylemeleri ve: “Doğrusu biz, Allah'ın elçisi Meryemoğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük” demeleri sebebiyle (onlara lâ'net ettik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de onu astılar; fakat (öldürdükleri kişi) kendilerine, ona (Îsâ'ya) benzer gösterildi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
156 -158. Bu, bir de inkârlarından, Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarından ve biz Allah’ın elçisi (olduğunu iddia eden) ’Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük’ demelerinden ötürüdür. Oysa onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat onlara öyle (olmuş gibi) göründü ve o konuda farklı görüşler ileri sürenler de gerçekten şüphededirler, bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar. Ve onu kesinlikle öldüremediler. Tersine Allah onu (eceliyle vefat ettirerek ruhunu) kendisine yükseltmiştir. Allah mutlak galiptir, (her zaman) doğru hüküm verendir.*
(*) Yahudilerin Hz. İsa hakkında ‘’Allah’ın elçisi‘’şeklindeki ifadeyi kullanmaları, onun Allah’ın elçisi olduğuna inandıklarından değil, bilakıs bu sözle Hz. İsa ile istihza/alay/ederlerdi. Yani onlar, kendilerini haklı çıkarmak için şöyle bir mesaj vermek istiyorlardı. Bakınız! Kendini Allah’ın bir elçisi olarak ilan eden ve iddiada bulunan İsa, eğer gerçekten Allah’ın elçisi olsaydı biz onu öldürebilir miydik? Ama onu öldürdüğümüze göre demek ki o Allah’ın bir elçisi değildir… Ayrıca’’Allah onu (vefat ettirerek ruhunu) kendisine yükseltmiştir, canlı olarak bedeniyle değil. Bu nedenle ahir zamanda gelip Deccali öldürecek vs. gibi şeklindeki rivayetlerin tümü uydurma olup Hıristiyanlık kültüründen Müslümanlara geçmiştir… Yine İlk kilise yazarlarından İskenderiyeli Basilides Valentinus (M. 2. yy’ın ilk yarısı), İsa’nın çarmıha gerilmediğini kaydeder. Zaten Kur’an-ı Kerim’de, bu olaydan kurtulan Hz. İsa ve annesinin hayatlarını [Şam’ın hâlâ meşhur bir bölgesi olan bir tepede] tamamladıkları açıkça bildirilmektedir: Bkz: (Mü’minün-50) Buna göre; İsa, Yahûdîler tarafından öldürülmeyip, Allah tarafından vefat ettirilerek ruhu yükseltilmiştir. Yani Hz. İsa, ölmüştür ve göklerde bir yerde dünyaya ineceği günü beklememektedir. “Hz. İsa’nın ölmediği”şeklindeki yorumlar, dayanaksızdır ve âyetlerin zahirine aykırıdır. Bkz: (Âli İmrân: 55, dipnotu) Zaten “Allah’ın katına yükselmek”, mecâzen“vefat etmek” veya (Meryem:57) de kullanıldığı gibi,“Allah’ın rahmetine kavuşmak, yüce mertebelere ulaşmak”anlamına gelmektedir. Hıristiyanlar ise çarmıha gerildiğini, ardından da defnedildiğini, ancak üç gün sonra mezarından doğrulduğunu iddia ediyorlardı. Oysa İsa diye çarmıha gerdikleri, onu Romalılara ihbar eden hâindi. Allah’ın desteği ve mucizesiyle İsa’yı ihbar eden kişi, onların gözlerine İsa’ya benzer gösterildi. Bu yüzden askerler İsa’yı değil, ona benzeyen adamı astılar. Ayrıca çarmığa gerilip öldürülen kişinin mezardan kalkması da mümkün değildir. وقوله (إنا قتلنا المسيح عيسى ابن مريم رسول اللّه أي هذا الذي يدعي لنفسه هذا المنصب قتلناه وهذا منهم من باب التهكم والاستهزاء كقول المشركين: (تفسير بن كثير) يا أيها الذي نزل عليه الذكر إنك لمجنون (وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا) لكنّهم قتلوا غيره (بَل رَّفَعَهُ اللّهُ إِلَيْهِ) بعد موته أي رفع روحه إلى السماء بعد الحادثة بزمن ، وذلك أنّه أفلت منهم فذهب إلى ربوة فبقي فيها يتعبّد لله ولحقته أمّه وبعد زمن مات بأجله فدفِن جسمه في تلك الربوة وصعدت روحه إلى السماء ، والدليل على ذلك قول الله تعالى في سورة المؤمنون {وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ : المصدر(كتاب حقائق التأويل في الوحي والتنزيل: التفسير الكامل) وفى بعضهم الرفع فى قوله - تعالى - { بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ } بأنه رفع بالروح فقط (تفسيرالوسيط لطنطاوي).قال ابن جرير، بسنده عن ابن جريج " فرفعه إياه: توفيه إياه وتطهيره من الذين كفروا " أي: ليس المراد الرفع إلى السماء، لا بالروح والجسد، ولكن بالروح فقط. وعلى القول بأن التوفي: الإماتة، لا يظهر للرفع معنى إلا رفع الروح ...وقد فسر بعض العلماء الرفع بأنه رفع الروح، وأخذوا ذلك من قوله تعالى: (إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ) فبمقتضى النسق الظاهر يكون الرفع عقب الوفاة. (زهرة التفاسير) وقد روى عن ابن عباس أنه فسر التوفي بالإماتة وفى تفسير ابن عباس معنى الرفع رفع الروح (تفسير المراغي)، و قد أوضح القرآن الكريمُ صراحةً أنّ السيّد المسيح و اُمّه قد أكملا حياتهُمـا في [ ربـوةٍ ، و هي حتى الآن منطقة شهيرة في دمشْق ] : ( و جعَـلْنـا ابنَ مريَم و اُمّـهُ آيـةً ، و آويْنـاهُمـا إلى ربوةٍ ذات قـرارٍ و مَعـين ) المؤمنون 50 .(د. علي منصور كيالي).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ve Meryem’in oğlu İsa’yı öldürdük demelerinden dolayı onlara azap ettik. Hâlbuki onlar İsa’yı ne öldürdüler, nede astılar. Yalnızca onlara öyle gösterildi. Zaten kendi aralarında (onu öldürüp öldürmedikleri hususunda) şüpheye düşüp, ihtilaf ettiler. Bu konuda (sonrakilerin) hiçbir bilgileri yok, yalnızca zanna uyuyorlar. Kesinlikle İsa’yı öldürmediler .
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir de : " Gerçekten biz Allah’ın elçisi Meryemoğlu Mesih İsa’yı öldürdük" demelerinden dolayı. Oysa ki onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da. Ancak onlara İsa’nın benzeri gösterilmişti. Gerçekten o kimseler ki bunun üzerinde çekişip durdular, kendileri de büyük bir şüphe içinde kaldılar. Onların bu işde hiç bir bilgileri yoktur. Olsa olsa kendilerini bir kuruntuya kaptırıyorlar. İsa’yı gerçekten öldürmediler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«Biz Allah/ın peygamberi [²] Mesih Meryem oğlu İsa/yı öldürdük» demelerinden dolayı da yaptığımızı yaptık. Halbuki onlar İsa/yı öldürmediler de, asmadılar da. Fakat İsa onlara benzetilmiş idi [³]. Onun hakkında ihtilâf edenler [⁴] katli hususunda şüphe içindedirler. Onların zanna uymadan başka ona dair hiçbir bilgileri yoktur, İsa/yı yakinen öldürmediler [⁵].
[2] İstihza kastiyle sarfetmişlerdir.[3] Maktul, onlara, İsa'ya benzer biri göründü veya onlara bir benzer göründü. Onlar da İsa'ya benzer birini İsa zannettiler.[4] Yahudiler veya hıristiyanlar.[5] Katletmedikleri şek ve şüpheden azadedir. Veya onlar şek ve şüphe içinde öldürdüler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden ötürü... Aslında onu öldürmediler ve çarmıha germediler [mâ salebûhu], fakat onlara benzer/ öyle gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir ikilem [şekk] içindedirler. Bu hususta onların kesin bir bilgisi/bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak [yakînen] öldürmediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve (bir de), “Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük” demelerinden ötürü (onlara çeşitli belalar verdik). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat (öldürdükleri kişi) kendileri için (İsa'ya) benzetildi. Şüphesiz onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. Bu husustaki bilgileri ancak zanna uymaktan ibarettir ve onu kesin olarak öldürmediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve hiç sıkılmadan, “Biz, Allah’ın elçisi olduğunu iddia eden Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük!” dedikleri için belâlarını verdik! Aslında onlar, İsa’yı ne öldürebildiler, ne de çarmıha gerdiler fakat İsa diye çarmıha gerdikleri, onu Romalılara ihbar edenden başkası değildi. Çünkü bu hâin, ilâhî bir yardım ve mûcize eseri olarak, onların gözlerine İsa’ya benzer gösterildi. Bu yüzden askerler İsa’yı değil, tıpatıp ona benzetilen bu adamı yakalayıp götürdüler. Bu konudafarklı görüşler ileri sürerek tartışmaya girişenler, aslında İsa’nın çarmıha gerilip gerilmediği konusunda hep kuşku içindeydiler ve tahminden öte bildikleri bir şey yoktu; zira İsa’nın düşmanları bile, onu öldürdüklerinden hiçbir zaman emîn olamamışlardı. Şu hâlde, İsa çarmıha gerilmedi mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Biz, Allah’ın rasûlü, Meryem oğlu İsa Mesîh’i öldürdük” demeleri sebebiyle! Oysa onu öldürmediler, asmadılar; ama onlara benzer gösterildi / göründü. Bu konuda ihtilaf etmiş olanlar, ondan şüphe içindedir. Zann’a uymaktan başka onlar için onunla ilgili hiçbir bilgi yoktur. Kesin olarak onu öldürmediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Mesih’i biz öldürdük " dediler. Yani Tanrı elçisi Meryem Oğlu İsa’yı Aslında onu öldürmediler, asmadılar da; fakat asılanı, o sandılar. İsa'nın ölüp ölmediği konusunda ayrılığa düşenler, çok büyük bir ikilem içindedirler. Çünkü bilgileri, sadece zandan ibarettir. Onu kesinlikle öldüremediler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük!” demelerinden dolayı onlara cezayı yazdık. Onlar İsa’yı ne öldürdüler, ne de astılar. Öldürdükleri kişi onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir sağlam bilgileri yoktur. Şurası muhakkak ki onlar İsa’yı kesinlikle öldürmediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İsrailoğulları’nın) “Allah elçisi (olduğunu sanan) Meryem’in oğlu İsa’yı öldürdük!” demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememiş ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bir de (Biz) onları: “Biz, Allah’ın Peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesih’i öldürdük.” demelerinden dolayı (lânetledik.) Hâlbuki onlar, onu öldürmedikleri gibi asmadılar da. Fakat kendilerine öyle gösterildi.¹ Bu konuda anlaşmazlığa düşenler bile tam bir şüphe içerisindedirler. Çünkü onların bu hususta, zandan başka bir bilgileri yoktur. Doğrusu onlar onu kesinlikle öldürmemişlerdir.²
1 Yani öldürdükleri, kendilerine Hz. Îsâ gibi gösterildi veya kendilerine Hz. İsa’yı öldürmüşler gibi geldi. 2 Yani onlar, Hz. İsa’yı öldürmediler. Bu konudaki rivâyetlerin tamamı Hıristiyan ve Yahûdî kaynaklı olduğu ve bu haberlerin güvenilir tarafları bulunmadığı için buraya almaya değerde görülmemiştir. Zâten bu konuda Hıristiyanlar aralarında ihtilâf ettiklerinden, ne dediklerini ve ne demek istediklerini kendileri de bilmemektedirler.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve “Bakın, biz, Allah’ın Elçisi [olduğunu iddia eden] Meryem’in oğlu İsa Mesih’i öldürdük!” diye böbürlendikleri için. Aslında o’nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle [olmuş gibi] göründü; ¹⁷¹ ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, o’nunla ilgili [gerçek] bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki o’nu öldürmediler:
171 Böylece Kur’an, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi hikayesini kesinlikle reddeder. Müslümanlar arasında yaygın bazı efsanelere göre, Allah, Hz. İsa’nın yerine son anda ona çok benzeyen bir kişi (bazı rivayetlere göre o kişi Yuda idi) koydu ve Hz. İsa’nın yerine bu kişi çarmıha gerildi. Ancak bu efsanelerden hiçbiri Kur’an’dan ve sahih Hadisler’den en küçük bir destek bile bulmaz ve bu çerçevede klasik müfessirler tarafından üretilen hikayeleri tamamen reddetmek gerekir. Bunlar, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği şeklindeki Kur’ânî beyanı İnciller’de o’nun çarmıha gerilişine ilişkin canlı tasvirler ile “uyumlu hale getirme”yi amaçlayan şaşkın teşebbüslerden başka bir şeyi temsil etmezler. Bu şekildeki çarmıha gerilme hikayesi, “sadece onlara öyle olmuş gibi göründü” şeklinde çevirdiğim ve-lâkin şubbihe lehum Kur’an ibaresinde özlü bir şekilde açıklanmıştır ve şuna işaret eder: Zamanın akışı içinde, Hz. İsa’dan uzun zaman sonra, o’nun, insanlığın işlediği ileri sürülen “ilk günah” karşılığında kefaret olarak haç üzerinde öldüğünü söyleyen bir efsane (muhtemelen o zaman güçlü olan Mitraistik inançların etkisi altında) gelişmişti; ve bu efsane Hz. İsa’nın daha sonraki izleyicileri arasında öylesine köklü şekilde yerleşti ki düşmanları olan Yahudiler bile ona inanmaya -olumsuz anlamda olsa da- başladılar (çünkü çarmıha germe, o zamanlar en tehlikeli suçlular için verilen ölüm cezasının berbat bir biçimi idi). Bana göre bu, ve-lâkin şubbihe lehum ibaresinin tek tatmin edici açıklamasıdır. Çünkü, şubbihe lî ibaresi, deyim olarak da huyyile lî (“[bir şey] bana güzel bir hayal oldu”, yani, “benim zihnimde” -başka bir deyişle, “bana öyle geldi”) ibaresiyle eşanlamlıdır (bkz. Kâmûs, heyele maddesi ve Lane II, 833 ve IV, 1500).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve de “Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük” demeleri sebebiyle... Oysa onu ne öldürebildiler ne de çarmıha gerebildiler. Fakat onlar öyle sandılar. İsa hakkında ihtilaf edenler, bu konuda derin bir şüphe içindedirler. Onların bu konuda kesin bir bilgileri yoktur, sadece zanna uymaktadırlar. Kesinlikle onu öldüremediler. 3/55, 5/116-117, 19/33, 10/36
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve “Allah’ın elçisi (olduğunu söyleyen)[⁸⁶²] Meryem’in oğlu İsa Mesih’i işte biz öldürdük!” demeleri nedeniyle… Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat (kafa karışıklığıyla) onlara öyle olmuş gibi geldi.[⁸⁶³] Bu konuda farklı görüşler ileri sürenler ise, ondan dolayı gerçekten şaşkınlık içerisindedirler; onunla ilgili bir bilgileri yoktu ve yalnızca zannın peşine takılmaktadırlar. Sonuç olarak kesinlikle onu öldürmediler:
[862] Yahudilerin Hz. İsa’ya ilişkin kinayeli ve alaycı üslûbu sözgeliminden anlaşılmaktadır. [863] Yani: “Öldürülmüş gibi..” Şubbihe fiilinin naib-i faili Yahudiler ise salbin “öldürülme” anlamından yola çıkarak anlam “öldürülmüş gibi gösterildi” olur (Salbin “öldürülme” anlamı için bkz: Lisân). İlk kilise yazarlarından İskenderiyeli Basilides Valentinus (M. 2. yy’ın ilk yarısı), İsa’nın çarmıha gerilmediğini kaydeder. Âyetin sonundaki “kesinlikle onu öldürmediler” cümlesini, bazı müfessirler katlin “bir meselede kesin bilgi sahibi olmak” anlamından yola çıkarak “onu kesin olarak bilemediler” anlamına dikkat çekerler (Ferra ve Taberi)  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Allah in peygamberi Meryem oğlu İsa'yı biz öldürdük" dediler, oysa onu ne öldürdüler, ne de asabildiler. Ancak onlara astıkları (İsa'ya) benzer olarak gösterildi, (bu hususta ayrılığa düştüler, onun katli hususunda) Ayrılığa düşenler tam bir kuşku ve kararsızlık içindedirler, zanna uymaktan başka kesin hiçbir bilgileri yoktur.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz, kesinlikle Allâh’ın elçisi, Meryem oğlu Îsâ Mesih’i öldürdük! demelerinden ötürü (belâlara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler kesinlikle ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve «Muhakkak biz Meryem'in oğlu Allah'ın peygamberi İsâ'yı öldürdük,» demeleri sebebiyle (lânete hedef olmuşlardır). Halbuki, O'nu ne öldürdüler ve ne de asıverdiler. Fakat onlar için bir benzetilmiş oldu. Ve şüphe yok ki, onda ihtilâf edenler, ondan dolayı şekk içindedirler. Onlar için buna dair zanna uymaktan başka bir bilgi yoktur ve O'nu hakikaten katletmiş değildirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
155, 156, 157, 158. İşte sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmış olmayıp, Allah inkârcılıkları sebebiyle kalplerini mühürledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkârları ve Meryem aleyhinde müthiş bir iftira atmaları ve “Biz Allah'ın resulü(! ) Meryem oğlu Mesih Îsâ'yı katlettik! ” demeleri yüzünden, onların başlarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini mühürledik, Oysa onlar Îsâ'yı öldüremediler, asamadılar da; öldürülen başkası idi, lâkin kendilerine ona benzer gösterildi. Îsâ hakkında ihtilâfa düşenler de bu hususta şüphe içindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar. Onu kesinlikle öldüremediler. Doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). [2, 88; 41, 5; 3, 55; 19, 30; 3, 49] {KM, Levililer 26, 41; Tesniye 30, 6}
2,88’de o Yahudilerin, Hz. Peygamber (a.s.)’ın dâvetini sağır bir kulakla dinledikleri hatta “Siz ne kadar kesin delil getirseniz de, dâvetinizi kabul etmemekte kararlıyız. Zira kalplerimiz size karşı örtülüdür.” dedikleri bildirilir. Hz. Îsâ (a.s.)’ın mûcize olarak çarmıha gerilmekten kurtarılması, onu öldürtmeye çalışan Yahudilerin günahını azaltmaz. Zira onlar işkence ve hakaret ettikleri, astırdıkları şahsın Îsâ olduğunu sanıyorlardı. Hz. Îsâ hakkında ihtilâfa düşenler, Hıristiyanlardır. Zira iyice bilindiği üzere bu konuda farklı inançlar vardır. Bir inanca göre çarmıha gerilen, Hz. Îsâ değil, ona çok benzeyen bir adamdı. Başka bir görüşe göre Hz. Îsâ idi, fakat çarmıhta ölmedi, oradan indirildiğinde yaşıyordu. Bazıları ise çarmıhta öldüğüne, ama daha sonra dirilip havarileri ile görüştüğüne inanırlar. Bazıları onun mukaddes ruh olarak göğe yükseldiğine, bazıları ise maddî vücudu içinde göğe yükseldiğine inanırlar. Yahudilerin sözünde geçen “Allah’ın resulü” vasfı, onların alay etmek için yaptıkları bir nakilden ibarettir. “Sizin iddianıza göre Allah’ın resulü olan Îsâ” demek istemişlerdir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu Îsa Mesih'i öldürdük! demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).
Yani İncîl yazarlarınca Îsâ, öldürülen veya asılan efsânevî nitelikteki (Dionysius, Oziris, Orfeus, Attis, Adonis gibi) bâtıl tanrılara benzetildi.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve "Biz Allâh'ın rasûli Mesîh 'Îsâ ibni Meryem'i katl itdik" dimeleri (bununla iftihâr itmeleri) de ('azâblarına sebeb oldı). Halbuki onı katl itmediler salb de iylemediler. Lâkin onlara benzedildi [²] Bunda, (maslûb 'Îsâ idi, değildi gibi) ihtilâf idenler bu husûsda şek ve şübhededirler [³] Onların bunda 'ilim ve yakîni yokdur. Ancak zanna tâbi' olurlar. Onlar 'Îsâ'yı yakînen katl itmediler.
[2] Sure-i Âl-i 'İmrân'ın 53nci âyetinin notuna bak. [3] 'Îsâ'yı haber viren ve yahûdîler tarafından o zannıyla salb olunan yahûdîyi, ba'zı 'alâim-i vucûdiyesi cihetiyle bir takımı bu 'Îsâ değildir didikleri gibi bir takımı da 'Îsâ'dır diye aralarında ihtilâf iylediler.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir de Meryem oğlu İsa Mesih’i; yani Allah’ın Elçisini “Biz öldürdük” demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar ama böyle bir şüpheye düşürüldüler[*]. Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.
[*] "ama onlar için o ona benzetildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." Şüpheden kurtulamamaları bundandır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. fakat onlara öyle gösterildi. ihtilaf ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu öldürmediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de “Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa'yı öldürdük” demeleri yüzündendir. Onu ne öldürdüler, ne de astılar; ancak şüpheye düşürüldüler. İsa hakkında anlaşmazlığa düşenler de bu konuda şüphe içindedirler. Onların bildiği birşey yoktur; sadece tahminlerinin peşine takılıyorlar. Onu kesin olarak öldüremediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitdüklerinden ötürü “bayıķ biz depeledük mesįh’i ya'nį el sürüciye ya'nį śayruya elin sürerdi daħı gey olurdı 'įsā!’yı meryem oġlunı Tañrı yalavacını.” daħı depelemediler anı daħı asmadılar anı velįkin beñzer olındı anlara. daħı bayıķ anlar kim dartışdılar anuñ ḥaķķında gümān içindedür andan yoķdur anlaruñ aña hįç bilmek illā uymaķ gümāne. daħı öldürmediler anı gümānsuz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdiler: Öldürdük Mesīḥi ki Meryem oġlı ‘Īsādur, Tañrıpeyġamberidür. Daḫı öldürmediler anı, aṣmadılar anı daḫı. Līkin añabeñzer kişi aṣdılar. Taḥḳīḳ ol kişiler ki çekişdiler ‘Īsā ḥaḳḳında, şek içinde‐dürler, ḥaḳīḳat ‘ilmin bilmezler. Līkin gümānā uyarlar, yaḳīn öldürmedileranı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Onların lə’nətə düçar olmalarının bir səbəbi də: ) ”Biz, Allahın elçisi Məryəm oğlu İsa əl-Məsihi öldürdük”, - demələridir. Halbuki onlar İsanı nə öldürdülər, nə də çarmıxa çəkdilər. Onlarda yalnız belə bir təsəvvür yarandı. Bu haqlı ixtilafda olanlar onun (şəxsən öldürülməsi) barəsində, əlbəttə, şəkk-şübhə içərisindədirlər. Onların buna dair heç bir mə’lumatı yoxdur. Onlar ancaq zənnə qapılırlar. Həqiqətdə onu (İsanı) öldürməmişdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And because of their saying: We slew the Messiah Jesus son of Mary, Allah's messenger They slew him not nor crucified, but it appeared so unto them; and lo! those who disagree concerning it are in doubt thereof; they have no knowledge thereof save pursuit of a conjecture ; they slew him not for certain,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That they said (in boast), "We killed Christ Jesus the son of Mary, the Messenger of Allah.;- but they killed him not, nor crucified him,(663) but so it was made to appear to them, and those who differ therein are full of doubts, with no (certain) knowledge, but only conjecture to follow, for of a surety they killed him not:-
663 The end of the life of Jesus on earth is as much involved in mystery as his birth, and indeed the greater part of his private life, except the three main years of his ministry. It is not profitable to discuss the many doubts and conjectures among the early Christian sects and among Muslim theologians.The Orthodox-Christian Churches make it a cardinal point of their doctrine that his life was taken on the Cross, that he died and was buried, that on the third day he rose in the body with his wounds intact, and walked about and conversed, and ate with his disciples, and was afterwards taken up bodily to heaven. This is necessary for the theological doctrine of blood sacrifice and vicarious atonement for sins, which is rejected by Islam. But some of the early Christian sects did not believe that Christ was killed on the Cross. The Basilidans believed that someone else was substituted for him. The Docetae held that Christ never had a real physical or natural body, but only an apparent or phantom body, and that his Crucifixion was only apparent, not real. The Marcionite Gospel (about A.C. 138) denied that Jesus was born, and merely said that he appeared in human form. The Gospel of St. Barnabas supported the theory of substitution on the Cross. The Qur'anic teaching is that Christ was not crucified nor killed by the Jews, notwithstanding certain apparent circumstances which produced that illusion in the minds of some of his enemies; that disputatious, doubts, and conjectures on such matters are vain; and that he was taken up to Allah (see 4:158 and 3:55).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَوْلِهِمْ
ve demeleri
اِنَّا
doğru- su biz
قَتَلْنَا
öldürdük
الْمَس۪يحَ
Mesîh'i
ع۪يسَى
Îsâ
ابْنَ
oğlu
مَرْيَمَ
Meryem
رَسُولَ
resulü
اللّٰهِۚ
Allah'ın
وَمَا قَتَلُوهُ
hâlbuki onu öldürmediler
وَمَا صَلَبُوهُ
ve onu asmadılar
وَلٰكِنْ
fakat
شُبِّهَ
benzer gösterildi
لَهُمْۜ
kendi- lerine
وَاِنَّ
ve ger- çekten
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اخْتَلَفُوا
ihtilafa düştüler
ف۪يهِ
onun hakkında
لَف۪ي شَكٍّ
tam bir şüphe içindedirler
مِنْهُۜ
bundan dolayı
مَا لَهُمْ
onlar için yoktur
بِه۪
bu hu- susta
مِنْ عِلْمٍ
bir bilgiden
اِلَّا
ancak
اتِّبَاعَ
uymak
الظَّنِّۚ
zanna
وَمَا قَتَلُوهُ
ve onu öldürmediler
يَق۪يناًۙ
kesin olarak
Ve "doğrusu biz, Allah'ın resulü (olan) Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük" demelerindendir. Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de onu astılar; fakat kendilerine öyle (olmuş gibi) geldi. Gerçekten onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir şüphe içindedirler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar ve (biliniz ki) onu kesin olarak öldürmediler.
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
مَسِيح
Özel isim
مَسِيح
Mesîh (Allah'ın, Hz. İsâ (a.s.) için kullandığı isim)
ع۪يسَى
Özel isim
ع۪يسَى
Hz. Îsa (a.s.)
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
صَلَبَ
Fiil-I
ص ل ب
Astı
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
شُبِّهَ
Fiil-II
ش ب ه
Benzer gösterildi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَكّ
İsim
ش ك ك
Şüphe
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اِتِّبَاع
Fiilimsi-VIII
ت ب ع
Uymak, tabi olmak
ظَنٌّ
İsim
ظ ن ن
Zannetme
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
يَقِين
İsim
ي ق ن
Kesin olan, yakîn, doğru