close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 144. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tetteḣiżû-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmu/minîn(e)(c) eturîdûne en tec’alû li(A)llâhi ‘aleykum sultânen mubînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. İster misiniz kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil veresiniz?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da (sakın) kâfirleri veliler (yön vericiler ve himaye ediciler) edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz? (Bundan sakının.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman nimetine kavuşanlar, şuurlu ve kâmil mü'minleri bırakıp, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri kamu görevlerini icraya yetkili kılmayın, candan dost, müttefik, veli edinmeyin. Böyle bir şey yaparak, Allah'a aleyhinize kullanacağı apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/28.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp kâfirleri kendinize dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir hüccet mi vermek istiyorsunuz?
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin (başlarınıza geçirmeyin.) Azabızınızı gerektiren açık bir hüccet Allah'a vermek ister misiniz?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler, sakın müminlerin dışında kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a aleyhinizde olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyiniz; suçluluğunuz konusunda Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! İnanlılar dururken, kâfiri dost tutmayın, Allahın kendi üzerinize açık bir hüccet mi tutmasını istersiniz?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da inkârcıları dost edinmeyin. (Bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde olacak apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Bkz. 3/28, 4/139, 5/51, 57, 9/23, 58/22, 60/1“Dostlar” ifadesi, her geçen gün küçülen dünyada aynı coğrafyayı, aynı bölgeyi, aynı şehri, aynı beldeyi, aynı sokağı hatta aynı apartmanı paylaşan ve aynı şartlarda ve ortamda yaşamak zorunda kalan insanların sosyal, politik ve ticari anlamdaki birlikteliklerini göstermez. Aynı zamanda Hz. Peygamber’i ve ona gönderilen Kur’an’ı inkâr edenler ile ahlaki dayanışmaya işaret eder. Bu da onların hayat tarzlarını mü’minlerin benimsemesini ya da hangi sebeple olursa olsun kendi hayat tarzlarına onların yaşamlarını tercih etmesini ifade eder. Sahih inancın öngördüğü ahlaki esaslar ile inkârcıların yaşadıkları çeliştiği için inananların tavizsiz bir hayat ortaya koymaları gerekir. 139. âyette de belirtildiği gibi Müslüman neye inanıyorsa onu yaşamak ve ne ile emrolunuyorsa ona göre hayatının tanzim etmek zorundadır.   
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Mü’minlere tercîhan kâfirler meyânında dost intihâb itmek kendi ’aleyhinizde Allâh’a celî ve kuvvetli bir burhân mı tedârik itmek istiyorsınız?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?  
 Kâfirleri ve müşrikleri dost edinmeme konusu Kur’an-ı Kerim’de sık sık zikredilen ve üzerinde durulan bir konudur. Yahudi ve hıristiyanların müminlere dost olamayacağı, müslümanların da onları dost edinmemeleri gerektiği ısrarla belirtilmiştir. Zaruret sebebiyle işbirliği ve dayanışma yapılabilir; ancak bu, dostluktan farklı bir ilişkidir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar, inananları bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! mü'minleri bırakıb da kâfirleri başlarınıza geçirmeyin, ister misiniz ki Allah için aleyhinizde açık bir saltanat husule getiresiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! Yoksa Allah nezdinde aleyhinizde (azaba sebep olacak) apaçık bir delil mi oluşturmak istiyorsunuz?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra gerçeği yalanlayan nankörleri evliya¹ edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sûltan² mı vermek istiyorsunuz?
1. Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler. 2- Kanıt, Yetki, yetkili kılma, yapmasını isteme.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, mü'minleri bırakıb da kâfirleri dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allaha apaçık bir hüccet vermek ister misiniz?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin! Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil kılmak ister misiniz?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar, iman edenleri bir yana bırakıp (o saldırgan) inkârcıları veli edinmeyin! (onları kendinize lider, yönetici, himayesine sığınılacak bir koruyucu ve başınıza buyruk yapmayın.) Yoksa (bunu yaparak) aleyhinize güçlü bir delil mi oluşturmak istersiniz Allah indinde. *
(*) Veli evliya: Yöneticiler, liderler, koruyucular, yardımcılar, temsilciler, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar demektir. Kur’an’da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğü; meallerde hatalı olarak dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, siyasi bağlamda, yönetmeyi, liderliği, korumayı, gözetilmeyi vs. ifade etmektedirler… Bu nedenle bu vb. ayetler Yahudi ve Hristiyan kimselerle iyi, dostane ve insani ilişkileri, ticari ve bilimsel iş birliğini değil; zulüm sistemlerinin ve oluşumlarının güdümüne girmeyi, onları kendilerine lider, yönetici ve başlarına buyruk yapmayı yasaklamaktadır. Veli (ولي) kelimesi ne anlama geldiği hakkında metni aşağıya alınan Lügat kitabına da bakılabilir. الوَلِيُّ : كل مَن وَلِيَ أَمرًا أَو قام به (تعريف و معنى الولي في معجم المعاني الجامع  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! İnanları bırakıp, inkâr edenlere sığınmayın onlardan yardım istemeyin (veli edinmeyin). Allah’ın huzurunda kendi aleyhinize apaçık bir delil mi bulmak istiyorsunuz?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar ! İnananları bırakıp da Allah’ı tanımıyanları kendinize koruyucu edinmeyin. Yoksa siz bunun Allah’ın size karşı apaçık bir dayanağı olmasını mı istersiniz?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü/minleri bırakarak kâfirleri dost edinmeyin. Allah/ın aleyhinize ap aşikâr bir burhanını mı istiyorsunuz [⁷].
[7] Onları dost tutarak azabınıza sebep olan âşikâr bir delil mi istiyorsunuz? Veya ukubet-i barinin üzerinize musallat olmasını mı istiyorsunuz?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dostlar [evliyâ] edinmeyin. Allah’a aleyhinize apaçık bir delil [sultân] mi vermek/sunmak istiyorsunuz?
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri veliler edinmeyin. Yoksa Allah'a, aleyhinize işleyecek açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! İnananları bırakıp da, Allah’ın ayetlerini inkâr eden münâfık ve kâfirleri başınıza yönetici ve dost edinmeyin! Böyle yaparak, kendi aleyhinizde Allah’a açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?Elbette istemezsiniz, değil mi? Çünkü kâfirleri dost edinmek, münâfıklığın açık bir delilidir ve bunun cezası da çok şiddetlidir:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminler’i bırakıp Kâfirler’i veliyyler edinmeyin! Sizin aleyhinize Allah için açık bir delil kılmak ister misiniz?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! İnananlar varken inkarcıları dost edinmeyin. Kendinize karşı kullanılmak üzere Allah'a açık koz mu vermek istiyorsunuz?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin! Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? Unutmayın ki; İman edip Mümin olduktan sonra kâfirleri dost edinirseniz, hesap günü aleyhinize delil olur. Müminlerin dostluğunu terk edip kâfirleri dost edindiğiniz için cehennemle cezalandırılırsınız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! [*] (Bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Bu ayet Âl-i İmrân 3:28, 118, Mâide 5:51, 57, Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Sakın Müslümanları bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Siz, (onlar gibi yaparak) Allah’a karşı, kendi aleyhinize işleyecek açık bir delil verir misiniz hiç?¹
1 Buradaki soru; inkari olarak anlaşılmış ve o şekilde tercüme edilmiştir. Yani, “tabiî ki siz, münâfıkların yaptığı gibi yapmazsınız.” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allah’ın önüne açık bir kanıt mı ¹⁵⁹ koymak istiyorsunuz?
159 Lafzen, “kendi aleyhinize açık bir delil”. Bkz. yukarıdaki not 154.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz? 3/28, 4/89, 60/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri veli edinmeyin![⁸⁵⁰] Siz kendi aleyhinize, Allah’ın önüne reddedilemez bir belge mi koymak istiyorsunuz?
[850] Bkz: 139 ve 141. âyetler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, müminleri bırakıp, kafirleri dost edinmeyin, (böyle yaparak, kalbinizde nifaka bir meyil olduğuna dair) Allah'a açık (ve savunulması mümkün olmayan) bir delil vermek ister misiniz? (Elbette istemezsiniz, oysa müminleri bırakıp kafirlerle dostluk yapmak münafıklığın açık bir delilidir)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyiniz. İstermisiniz ki, Allah için aleyhinize bir apaçık hüccet edinesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri müttefik edinmeyin. Böyle yaparak, Allah'a, aleyhinizde kesin bir belge mi vermek istiyorsunuz? Göz göre göre, Allah'ın hışmını üzerinize çekmek mi istiyorsunuz? [3, 28]
Sultan: Kesin belge demektir “Kâfirlere taraftar olmakla münafıklığınızı belgelemiş olursunuz. Zira kâfirlere taraftar olmak münâfıklığın en açık belgesidir.” Sultan: “Allah’ın cezalandırmasını size musallat edecek bir sebep” mânasına da gelir. Eturîdûne: “ister misiniz” tâbiri, işin dehşetinin boyutlarını düşündürmek içindir. Yani: “Akıllı olan, bunu istemeyi bile düşünmez, nerde kaldı ki o işi yapsın?” demektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Mü'minlerden gayrı olarak kâfirleri dost ittihâz itmeyiniz. Allâh Te'âlâ'ya kendi 'aleyhinize olarak âşikâr bir hüccet kılmağı ister misiniz? (Onlarla dostluk 'alâim-i nifâk olamakla 'azâbı îcâb itdiririz).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler! Müminleri bırakıp kafirleri (ayeti görmezden gelenleri) veli edinmeyin. Allah'a aleyhinize olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah'a aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri kendinize veli edinmeyin. Yoksa kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! dutmañ kāfirleri dostlar, mü’minlerden ayruķ diler misiz kim ķılañuz Tañrı’nuñ, üzerüñüze ḥüccet ya'nį 'aźāb eylemek bellü?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getürenler, kāfirleri dost idinmeñüz mü’minlerden özge. İstermisiz ḳılmaġa Tañrı Ta‘ālā sizüñ üstüñüze ulu ḥüccet?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Mö’minləri qoyub kafirləri dost tutmayın! Məgər Allaha öz əleyhinizə açıq bir dəlilmi vermək istəyirsiniz?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! Choose not disbelievers for (your) friends in place of believers. Would ye give Allah a clear warrant against you?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! Take not for friends unbelievers rather than believers: Do ye wish to offer Allah an open proof against yourselves?
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
لَا تَتَّخِذُوا
edinmeyin
الْكَافِر۪ينَ
kâfirleri
اَوْلِيَٓاءَ
dostlar
مِنْ دُونِ
başka
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minlerden
اَتُر۪يدُونَ
istiyor musunuz
اَنْ تَجْعَلُوا
kılmak
لِلّٰهِ
Allah'a
عَلَيْكُمْ
kendi aleyhinizde
سُلْطَاناً
bir delil
مُب۪يناً
apaçık
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! (Yoksa siz bunu yaparak) Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil vermek (ve O'nun azabını üzerinize çekmek) mi istiyorsunuz?
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan