(Ey inanmış olanlar!) Elbette Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay (hakaret) edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde (bu konuda) siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz ki Allah, münafıkların ve inkârcıların (hakikatleri reddedip inkâr etmeleri yüzünden) hepsini cehennemde toplayacaktır. *
(*) Gerek milletlerarası münasebetlerde ve gerekse fertler ve topluluklar arası münasebetlerde müminler daima müminlerin yanında yer alacak, güç, kuvvet ve şerefi bu beraberlikte arayacaklardır. Kendilerini korumak veya güçlenmek için inkârcılara başvuran milletler küçüldükleri gibi, fertleri de manevî değerlerinden kayıp verirler. Eğer beraberlik zaruri hale gelirse bu takdirde müminler, en azından dinleri aleyhinde konuşulurken meclisi terketmek suretiyle durumu protesto edecek, dinlerini korumak için gerekli tedbirleri alacaklardır. (D. Vakfı Meali 140. Ayet Açıklaması) Allah’ın ayetlerine ve onların içeriğine (Kur’an’a ve İslamı değerlere) hakaret ve alay edildiğinde bunu yapan kişileri öldürmemiz veya cezalandırmamız emredilmiyor. Çünkü Allah insanlara düşünme ve seçme özgürlüğü tanımıştır (2: 256; 4: 90; 10:99; 18:29; 88:21-22). Kuran’ı izleyen gerçek inananlar, inançlarına karşı yapılan hakaretlere kaba kuvvetle karşılık vermezler. Allah’ın emrine göre, böyle kişileri yalnız bırakarak hesaba katmamak gerekir. (E. Yüksel Meal Açıklaması.) İşte bu ayet Müslümanların güçlü bulunduğu halde yani Medine döneminde bile Allah’ın ayetlerine inanmayan, onlarla alay ve hakaret edenlere karşı Müslümanların ne yapmaları gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır, yani bu iğrençliği yapanlara bile ceza verilmez, bir Müslüman böyle bir durumla karşılaşırsa güzel bir uslüple onlara cevap vermeye ve onları uyarmaya çalışır, netice vermezse ayetin emri gereği saygısızlık yapmadan, kimseye ve çevreye zarar vermeden protestosunu yaparak orayı terk eder.