Kim de Allah'a ve Resûlüne isyân eder ve O'nun hudûdunu aşarsa, (Allah) onu içinde ebedî olarak kalıcı olduğu bir ateşe koyar ve onun için aşağılayıcı bir azab vardır!(2)
(2)“ ‘Kur’ân’da sarîhan ve zımnen (açık ve gizli olarak) ve işâreten (işâretle), âhiret ve tevhîdi ve beşerin mükâfât ve mücâzâtını (cezâsını) binler def‘a isbât edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahîfede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?’ El-cevab: Dâire-i imkânda (varlıklar âleminde) ve kâinâtın sergüzeştine (başından geçen hâdiselere) âid inkılâblarda (değişikliklerde) ve emânet-i kübrâyı (en büyük emâneti) ve hilâfet-i arzıyeyi (yeryüzünün halîfeliğini) omuzuna alan nev‘-i beşerin (insanlığın) şekāvet (ebedî azâb) ve saâdet-i ebediyeye medâr(sebeb) olan vazîfesine dâir en büyük ve en ehemmiyetli mes’elelerinde en azametlilerini ders vermek ve hadsiz şübheleri izâle etmek (gidermek) ve gāyet şiddetli inkârları ve inadları kırmak cihetinde, elbette o dehşetli inkılâbları tasdîk ettirmek ve o inkılâbların azametinde büyük ve beşere (insanlığa) en lûzumlu ve en zarûrî mes’eleleri teslîm (kabûl) ettirmek için Kur’ân, binler def‘a değil, belki milyonlar def‘a onlara baktırsa yine israf değil ki milyonlar kere tekrâr ile o bahisler Kur’ân’da okunur, usanç vermez, ihtiyaç kesilmez.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 238-239)Allah Resûlü (asm)’ın sünnetine uymanın ehemmiyeti hakkında bakınız; (sahîfe 53, hâşiye 2; sahîfe 169, hâşiye 3)