Ey iman etmiş olanlar! Haktan yana olup adaleti sapasağlam ayakta tutun, Allah için şahitler olun (dürüstlükten ve hakkaniyetten asla uzaklaşmayın). İsterse kendinizin veya ana-babanızın ya da yakınlarınızın aleyhine olsun (yine adaletten, doğruluktan ve Hakk’tan asla ayrılmayın), isterse onlar (şahitlik ettiğiniz kimse) zengin veya fakir bulunsun. Allah ikisini (korumada) sizden elbette öndedir. Artık hak ve adalette (kendi) heves(iniz)e uymayın. Eğer (haktan, adaletten ve doğru şahitlikten) dilinizi büker veya yüz çevirirseniz, (bilin ki) kuşkusuz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. *
(*) Âyette, insanları adaletten ayıran iktisâdî, sosyal, psikolojik sebeplerin hepsi sayılarak insanlar uyarılmış, hükmeden veya şahitlik eden kimsenin yalnızca Allah korkusunun tesiri altında hareket etmesi telkin edilmiştir. (D. Vakfı Meal Açıklaması) İnsanların dünya hayatlarındaki en önemli sorumluluklarından başlıcaları; adaleti ayakta tutmak, Hakkı ve haklıyı savunmak, adalet ve hakkaniyetle şahitlik etmek anlaşmalara uymak gibi Allah’ın kesin emirlerindendir. İslami ıstılahta adalet; kültür, bilgi, mevki, cinsiyet, dil, din, mezhep, meşrep, parti, tarikat, ırk veya kişi farkı gözetmeksizin insanlara eşit davranmak ve haklarını vermek demektir. İnsanın huzuru ve güveni, toplumun birliği, dirliği ve barışı; adaletin ayakta durmasına, hakkın teslim edilmesine, haklının korunmasına, adil şahitliğin canlı tutulmasına bağlıdır. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, ahlak kalmaz, sevgi-saygı bulunmaz, birlik sağlanamaz, barış tesis edilemez, hele medeniyet hiç kurulamaz. Âyetin, mü’minlere hasım topluluklara dahi adaletle muamele etmeyi emretmesi ve bu davranışın takva ile ilişkilendirilmesi bilhassa önemlidir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)