Ve erkek olsun kadın olsun, her kim de mü’min olarak iyi işler yaparsa (dürüst ve erdemli bir hayat sürdürürse), işte onlar cennete girerler ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar. *
(*) Hangi mezhepten, hangi cemaatten, hangi tarikattan, hangi koldan, hangi soydan olursan olsun insan ahirette dünyada iken yaşadıklarına göre muamele görecektir. “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) Ayetteki müjde tamamen kişinin kendi yaşadıklarıyla alakalıdır. Yani kimse kimsenin sırtından bir yerlere varamayacaktır. Salih amel işleyen, yaptığı bütün iyiliklerin karşılığını alarak zerre kadar haksızlığa uğratılmadan cennete girecektir. Ancak iyilikleri yetmiyor diye bir başkalarından iyilik transferi yapamayacaktır. Nitekim “O gün kimsenin kimseye faydası olmayacak” (İnfitar, 82/19) buyrulmaktadır. Orada genetik test yok, DNA yok, biyolojik yakınlık yok, soy sop yok; sadece kişinin kendisi vardır. Kişi amelleriyle, hayat defterine yazdıklarıyla baş başadır ve hak ettiği karşılığı görecektir. “Onların hepsi kıyamet günü O’na tek başına gelecek.” (Meryem, 19/95) (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Not: Bu ayette ‘’hem müminlere hem de kitap ehline bir mesaj vardır. Mü’minlere, siz sadece iman etmekle cennetlik olmazsınız, onunla birlikte ameli salih de yapacaksınız, Kitap ehline de cennetlik olabilmeniz için hem (Kur’an dâhil bütün ilahi kitaplara ve peygamberlere) iman edeceksiniz, yani tam bir mümin olacaksınız, hem de bunula birlikte ameli salih de yapacaksınız’’şeklinde her iki gruba birer mesaj vardır.