105-106. (Resûlüm!) Allah’ın sana bildirdiği şekilde, insanlar arasında hak ile hükmedesin diye, Kitab’ı (Kur’ân’ı) sana vahyettik. (Bir hırsızlık olayı ile ilgili olarak, hüküm vermen için sana başvuranlardan Tu’me b. Übeyrik münafığının ve o münafığın lehine yalancı şahitlik yapan) hainlerin (Allah adına yemin ederek söylediklerine inanma. O yalancı hainler seni yanıltarak, lehlerine hüküm vermeni ve böylece onların) savunucusu olma (nı isterler). (Zellenden dolayı) Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tu’me b. Übeyrik’in sülalesi, bu hırsızlığı bir yahûdînin yaptığına ve Tu’me’nin bu suçtan berî olduğuna şahitlik etti. Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] onların şehadetlerinden şüphelenmeyi gerektiren bir şey göremeyince, bunu yahûdînin yaptığına hükmetmeye yöneldi. Sonra Cenâb-ı Hak, peygamberine, asıl suçlunun Tu’me b. Übeyrik olduğunu, onun munâfık ve şahitlerinin de yalancı olduklarını bildirdi. Hz. Peygamber [aleyhissalâtu vesselâm] her ne kadar Allah nezdinde mazur olsa da böyle bir hüküm vermeye niyetlenmiş olmasından dolayı Allah’tan bağışlanma istemiştir.
* Zelle: Peygamberlerden bir kasıt olmaksızın, unutarak ya da yanılarak meydana gelen, evlayı terk kabilinden, makamlarına uygun düşmeyen söz veya davranış.
* Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.