(Ey Resulüm!) Biz Sana Kitabı (Kur’an’ı) Hak olarak indirdik ki, (onunla) insanlar arasında (zatım olan) Allah’ın sana bildirdiği (öğrettiği) şekilde adaletle hüküm veresin (İslamı ve insani hukuk kurallarına göre hüküm veresin). O hâlde (suçlu ile suçsuzu tam ayırt edip, suçsuz aleyhinde) hainlerin savunucusu olma!*
(*) Bu ayetten de açıkça anlaşılıyor ki, Allah Resulu insanlar arasında sadece Kur’an’a göre hüküm verebilir, yani dini hüküm, kural ve kanunların kaynağı sadece Kur’an’ı Kerim’dir, Kur’an’dan başka dini bir kaynak söz konusu olamaz. Mütevatir ve sahih sünnet ise, sadece Kur’an’daki ilahi hüküm ve kuralların uygulama şeklini bize gösterir. Örneğin namaz nasıl kılınır, Hac ve diğer ibadetler nasıl ifa edilir? Vs. Yani Hz. peygamber de bizim gibi bir kul ve beşer olduğundan dini hüküm ve kuralları koyamaz, o vahiy yoluyla, yani Kur’an’la yüce Allah’tan aldığı ilahi hükümleri olduğu gibi insanlara tebliğ edip bildirir ve herkesten önce bizzat kendisi uygular. Bunun dışında hiçbir dini hükme ve kurala müdahale edemez, yani dini hüküm ve kural koyma yetkisine sahip değildir. Çünkü dini hükümlerin mutlak şari’i, dini hükümleri koyan yalnız yüce Allah’tır. ((ان الحكم الا لله’’İnil hükmü illa lillah’’ Bk:(Yusuf-40. Vb. ayetler)’’Hüküm vermek yalnız Allah’a mahsustur’’ şeklindeki ayetler de bunu kesin bir dille ifade etmektedir. Yani bu âyet, Kur’an’ın esas indiriliş sebebini net olarak ifâde etmektedir. Buna göre Kur’an, İslâm Devletinin ve o devletin yürütme organlarının, hükümlerini Allah’ın kitabında bildirdiği şekilde vermelerinin yollarını gösteren kitaptır… Ayrıca “Hainlerden taraf olmak, onları savunmak” yasaklanıyor, 109. âyette de “Kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?” diye soruluyor. Bu hüküm ve irşad özellikle iki meslek erbabını muhatap alıyor: Hâkimler ve avukatlar. Âyetlere göre bunların asıl vazifeleri hakkın yerine gelmesi ve sahibini bulması için çalışmaktır. Davacının mevkii, şöhreti, serveti, rütbesi, sağladığı menfaat ne olursa olsun hâkim ve vekiller haksız olduğu halde onun tarafını tutmayacak, hükmün onun lehinde çıkması için özen göstermeyeceklerdir. Özellikle avukatlar bilgi ve becerilerini, haksız da olsalar müvekkilleri lehine hüküm almak için değil, hakkın ortaya çıkması ve sahibini bulması için kullanacaklardır. Avukatların bu anlayış ve ahlâk içinde hareket etmeleri yani haklıların davalarını savunmaları ve haksızların davalarında sulhu aramak, cezada ve tazminatta adalet ve hakkaniyetin gerçekleşmesine katkıda bulunmak gibi hedefler için çaba sarfetmeleri halinde avukatlık mesleği meşruiyet temelini korumuş olacaktır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) (مفاتيح الغيب) إذا عرفت هذا فنقول: قال المحققون:هذه الآية تدل على أنه عليه االسلام ما كان يحكم إلا بالوحي والنص. Not: Alimler derler ki, bu ayet Hz. Peygamberin sadece vahiyle yani Kur’an’daki nasslarla hükmettiğine delalet ediyor. Kaynak: (Mefatihu-lGayb – er- Razi)