close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 105. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilhakki litahkume beyne-nnâsi bimâ erâka(A)llâh(u)(c) velâ tekun lilḣâ-inîne ḣasîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz sana kitabı, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye bir gerçek olarak indirdik, hainleri savunma.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Ey Resulüm!) Biz Sana Kitabı (Kur’an’ı) Hakk olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın Sana gösterdiği şekilde (adaletle) hüküm veresin (İslami ve insani hukuk kurallarına göre hükümet edesin). Sakın (İslami amaç ve çabalara balta vuran ve Hakk davadan ayrılan) hainlerin koruyucusu ve savunucusu olma!.." (Ve onların tarafını tutma! diye Hz. Peygamber Efendimizin şahsında bütün mü’minler uyarılmıştır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye bu kitabı gerçekleri içeren bir kitap olarak indirdik. Sakın hainlerin savunucusu olma.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın sana gösterdiğini, öğrettiğini esas alıp, insanlar arasında idareci, hâkim ve hakem olarak, icraat yapasın diye sana kitabı, Kur'ân'ı gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen için indirdik. Hâinlerin, haksızların savunucusu olma.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz, Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmetmen için hak üzere sana Kitab'ı indirdik. Hainlerin savunucusu olma!
105.Tirmizi, Hakim ve daha başkalarının Katade bin Nu`man`dan rivayet ettiklerine göre Ubeyrik oğullarından Beşir adlı bir münafık Katade (r.a.)`nin evinden kavut dolu dağarcığıyla içindeki silahını çaldı. Dağarcık yırtık olduğundan giderken yollara döküldü. Münâfık dağarcığı bir yahudiye emanet etti. Katade önce münâfıktan şüphelendiği için evini aradı ama bir şey bulamadı. Münâfık da kendinin almadığına yemin etti. Sonra Katade (r.a.) dökülen kavut izini takib ederek yahudinin evine gitti ve silahını o evde buldu. Yahudi bunu adı geçen kişinin emanet bıraktığını söyledi ve bazı kimseleri de şahid gösterdi. Münâfığın yakınları Resulullah (a.s.)`tan çalıntı malın yahudinin evinde bulunması sebebiyle onu suçlamasını istediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten biz sana kitabı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Hâinlere yardımcı olma.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz sana kitabı hak ile gönderdik ki, Allah’ın sana gösterdiği anlayışla insanlar arasında hükmedesin. Sakın hainlerin dava vekili olma.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye, sana kitabı bir amaç için indirdik; o halde ihanet edenlere taraf olma!.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar arasında Allahın çizdiğince hükmetmenizçin, hak olarak sana kitap gönderdik, hainlerçin savaşma
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Doğrusu Biz sana gerçeğin ta kendisi olan Kur'an'ı indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hükmedesin. Sakın hainlerin (destekleyicisi ve) savunuccusu olma!
Cemil Said
swap_vert close
105, 106. Sana hak kitâbı inzâl itdik ki insânlara bununla hükm idesin. Hâinler içün muhâsameye girişme, Allâh’dan istiğfâr it, Allâh gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiğine göre hükmedesin diye hakkı içeren kitabı sana indirdik; hainlerden taraf olma!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
Edip Yüksel
swap_vert close
Halkın arasında ALLAH'ın sana gösterdiği gibi yargı veresin diye Biz sana gerçeği içeren kitabı indirdik. Hainlerden yana olma.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Elhak biz sana bihakkın kitab indirdik ki insanlar arasında Allahın sana gösterdiği vechile hukm edesin; hâinlere müdafaa vekili olma
Emrah Demiryent
swap_vert close
105-106. (Resûlüm!) Allah’ın sana bildirdiği şekilde, insanlar arasında hak ile hükmedesin diye, Kitab’ı (Kur’ân’ı) sana vahyettik. (Bir hırsızlık olayı ile ilgili olarak, hüküm vermen için sana başvuranlardan Tu’me b. Übeyrik münafığının ve o münafığın lehine yalancı şahitlik yapan) hainlerin (Allah adına yemin ederek söylediklerine inanma. O yalancı hainler seni yanıltarak, lehlerine hüküm vermeni ve böylece onların) savunucusu olma (nı isterler). (Zellenden dolayı) Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tu’me b. Übeyrik’in sülalesi, bu hırsızlığı bir yahûdînin yaptığına ve Tu’me’nin bu suçtan berî olduğuna şahitlik etti. Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] onların şehadetlerinden şüphelenmeyi gerektiren bir şey göremeyince, bunu yahûdînin yaptığına hükmetmeye yöneldi. Sonra Cenâb-ı Hak, peygamberine, asıl suçlunun Tu’me b. Übeyrik olduğunu, onun munâfık ve şahitlerinin de yalancı olduklarını bildirdi. Hz. Peygamber [aleyhissalâtu vesselâm] her ne kadar Allah nezdinde mazur olsa da böyle bir hüküm vermeye niyetlenmiş olmasından dolayı Allah’tan bağışlanma istemiştir. * Zelle: Peygamberlerden bir kasıt olmaksızın, unutarak ya da yanılarak meydana gelen, evlayı terk kabilinden, makamlarına uygun düşmeyen söz veya davranış. * Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakikat¹ olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.
1- Gerçek, doğruluk.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, biz sana kitabı — Allahın sana gösterdiği vech ile insanlar arasında hükmetmen için — hak olarak indirdik, Haainlere bir müdâfaacı olma.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki biz, bu Kitâb'ı sana hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin! Hâinler için ise, müdâfaa edici olma!(3)
(3)Tu‘me bin Ubeyrık adında bir münâfık, komşusunun zırhını çalarak bir yahudinin evinde saklamıştı. Zırh yahudinin yanında bulununca, yahudi onu kendisine Tu‘me’nin verdiğine dâir yemîn ederek bazı arkadaşlarını da buna şâhid göstermişti. Bunun üzerine Tu‘me’nin yakınları, suçlu olduğunu bildikleri hâlde yalan yere yemîn ederek Peygamber Efendimiz (asm)’dan onu müdâfaa ve berâat ettirmesini taleb etmişlerdi ki bu âyet nâzil oldu. Bunun üzerine Tu‘me, Mekke’ye kaçmış ve orada hırsızlık yapmak için deldiği bir evin duvarı altında kalarak can vermiştir. (Nesefî, c. 1, 362)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Biz Sana Kitabı (Kur’an’ı) Hak olarak indirdik ki, (onunla) insanlar arasında (zatım olan) Allah’ın sana bildirdiği (öğrettiği) şekilde adaletle hüküm veresin (İslamı ve insani hukuk kurallarına göre hüküm veresin). O hâlde (suçlu ile suçsuzu tam ayırt edip, suçsuz aleyhinde) hainlerin savunucusu olma!*
(*) Bu ayetten de açıkça anlaşılıyor ki, Allah Resulu insanlar arasında sadece Kur’an’a göre hüküm verebilir, yani dini hüküm, kural ve kanunların kaynağı sadece Kur’an’ı Kerim’dir, Kur’an’dan başka dini bir kaynak söz konusu olamaz. Mütevatir ve sahih sünnet ise, sadece Kur’an’daki ilahi hüküm ve kuralların uygulama şeklini bize gösterir. Örneğin namaz nasıl kılınır, Hac ve diğer ibadetler nasıl ifa edilir? Vs. Yani Hz. peygamber de bizim gibi bir kul ve beşer olduğundan dini hüküm ve kuralları koyamaz, o vahiy yoluyla, yani Kur’an’la yüce Allah’tan aldığı ilahi hükümleri olduğu gibi insanlara tebliğ edip bildirir ve herkesten önce bizzat kendisi uygular. Bunun dışında hiçbir dini hükme ve kurala müdahale edemez, yani dini hüküm ve kural koyma yetkisine sahip değildir. Çünkü dini hükümlerin mutlak şari’i, dini hükümleri koyan yalnız yüce Allah’tır. ((ان الحكم الا لله’’İnil hükmü illa lillah’’ Bk:(Yusuf-40. Vb. ayetler)’’Hüküm vermek yalnız Allah’a mahsustur’’ şeklindeki ayetler de bunu kesin bir dille ifade etmektedir. Yani bu âyet, Kur’an’ın esas indiriliş sebebini net olarak ifâde etmektedir. Buna göre Kur’an, İslâm Devletinin ve o devletin yürütme organlarının, hükümlerini Allah’ın kitabında bildirdiği şekilde vermelerinin yollarını gösteren kitaptır… Ayrıca “Hainlerden taraf olmak, onları savunmak” yasaklanıyor, 109. âyette de “Kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?” diye soruluyor. Bu hüküm ve irşad özellikle iki meslek erbabını muhatap alıyor: Hâkimler ve avukatlar. Âyetlere göre bunların asıl vazifeleri hakkın yerine gelmesi ve sahibini bulması için çalışmaktır. Davacının mevkii, şöhreti, serveti, rütbesi, sağladığı menfaat ne olursa olsun hâkim ve vekiller haksız olduğu halde onun tarafını tutmayacak, hükmün onun lehinde çıkması için özen göstermeyeceklerdir. Özellikle avukatlar bilgi ve becerilerini, haksız da olsalar müvekkilleri lehine hüküm almak için değil, hakkın ortaya çıkması ve sahibini bulması için kullanacaklardır. Avukatların bu anlayış ve ahlâk içinde hareket etmeleri yani haklıların davalarını savunmaları ve haksızların davalarında sulhu aramak, cezada ve tazminatta adalet ve hakkaniyetin gerçekleşmesine katkıda bulunmak gibi hedefler için çaba sarfetmeleri halinde avukatlık mesleği meşruiyet temelini korumuş olacaktır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) (مفاتيح الغيب) إذا عرفت هذا فنقول: قال المحققون:هذه الآية تدل على أنه عليه االسلام ما كان يحكم إلا بالوحي والنص. Not: Alimler derler ki, bu ayet Hz. Peygamberin sadece vahiyle yani Kur’an’daki nasslarla hükmettiğine delalet ediyor. Kaynak: (Mefatihu-lGayb – er- Razi)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kitabı insanlar arasında, Allah’ın sana gösterdiği (öğrettiği) şekilde hüküm vermen için, hak olarak indirdik. O halde (hüküm vermede) Allah’a ihanet edenlerle, verdiğin hükümleri tartışma.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz sana Kitap’ı gerektiği gibi bildirdik, insanların arasını Allah’ın gösterdiği yolda yarlıgayasın diye. Sakın sen alçaklar için çekişme.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz sana Kitabı nâs arasında Allah/ın gösterdiği veçhile [⁸] hükmetmekliğin için hak olarak indirdik. Sen de hainler tarafından muhasım kesilme.
[8] Vahiy ettiği, öğrettiği veçhile.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm vermen için, gerçekle [bi’l-hak] Kitabı sana indirdik. Sakın hainlerin savunucusu/tarafı [hasîmen] olma!⁴²
42 Hasîm kelimesi, tartışmak, çekişmek, münakaşa etmek anlamına gelen bir kelimedir. Tartışan, belli bir tarafı ve fikri savunmak ve düşüncesini kabul ettirmek için yapar. Bu ayet aynı zamanda “Hainlerle tartışmaya girme” anlamı da taşır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye kitabı sana hak olarak indirdik; (o halde sakın) hainlerden taraf olma.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Doğrusu Biz, mutlak hakîkati ortaya koyan bu Kitabı sana indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde tam bir adâletle hüküm verebilesin. O hâlde, —Müslüman olduğunu iddia eden biri bile olsa — haksız durumda olan kimsenin sözüne kanıp da, hâinlerin destekleyicisi ve savunucusu olma! Bir hâkim olarak, verdiğin herbir hükmün arkasından tıpkı namazdan sonra, haccdan sonra (2. Bakara: 199) yani herhangi bir ibadet ve itaatten sonra yapacağın gibi istiğfar et:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, Allah’ın sana gösterdiği gibi İnsanlar arasında hüküm vermen için sana Kitab’ı Hakk ile indirdik. Hâinler için savunucu olma!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Biz sana bu Kitabı bir denge unsuru olarak gönderdik. Bu sayede insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde karar verebileceksin. Sakın içlerindeki hainler yüzünden, insanlara düşman olma!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz sana Kitabı hak olarak gönderdik ki insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri yasayla hüküm veresin! Sana bildirdiğimiz yasalardan asla ayrılmayasın! Hangi nedenlerle olursa olsun sakın hainlerin savunucusu olma! Sen hainleri savunarak kazanamazsın. Onların karakterlerinde hainlik bulundukça senin her boşluğunda hainlik yaparlar. Onun için onlara karşı net kesin davran! İhanetlerine karşı emrettiğimiz cezayı uygula! Aranıza mesafe koy!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitabı (Kur’an’ı) bir amaç ile indirdik; [*] hainlerden taraf olma! [*]
Bu ayet Nisâ 4:65, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: Hz. Muhammed de diğer insanlar da hüküm verirken Kur’an ile hüküm vermelidir; çünkü vahyin indiriliş amacı hayatın, Yüce Allah’ın gösterdiği şekilde yaşanmasıdır.,Müfessirler bu ayetlerin çoğunun, Tu‘me İbn Ubeyrık hakkında indirildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bu iniş sebebi olayının nasıl meydana geldiği konusunda değişik rivayetler vardır. Tu‘me bir zırh çalmıştı. Bu zırh kendisinden istendiği zaman, bu hırsızlığı yahudilerden birinin üzerine atmıştı. Onunla o yahudinin kavmi arasında davalaşma iyice kızışınca münafık Tu‘me’nin sülalesi Hz. Muhammed’e gelerek, bu dava konusunda kendilerine yardım etmesini ve bu hırsızlık işini o yahudinin yaptığına hükmetmesini istemişlerdi. Hz. Muhammed de (onların sözüne güvenerek) bunu yapmak isteyince, işte bu ayet nazil olmuştu (Semerkandî, [Bahru’l-‘Ulûm], I, 335-336).  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz, sana Kitabı mutlak doğru (hükümler)le insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde¹ hükmetmen için indirdik.² Sakın hainlerin savunucusu³ olma.
1 Ey Peygamber! Allah’ın sana gösterdiği hak ve vahiy ile hükmedesin. İnsanlar arasında itikadî veya amelî her çeşit anlaşmazlığı Allah’ın Kitabı’nı düstur edinerek çözüp her kese hakkını veresin. Yani kitabın asıl indiriliş sebebi; insanlar arasında hüküm ve hâkimiyet için hakkı gösteren bir esas olması ve bunun Peygambere indirilmesi ise Peygamberin Allah tarafından gönderilen hükümleri uygulamasıdır. Müslümanların halifesinin esas görevi, ne kendinin, ne de şunun bunun görüş ve arzusunu değil, ancak hakkı takip etmesi ve hakkın hilafına asla hükmetmemesidir. Hz. Ömer, “Allah’ın bana verdiği re’y ile hükmettim” demeyin, zira ayetteki “Allah’ın sana gösterdiği şekil” ifadesi vahiydir ve Peygambere mahsustur. Sizin re’yiniz ise ilim değil, bir zandır.” demiştir. Binaenaleyh hâkimler kendi re’y ve kanaatleriyle hükmedemezler. (Özetle-Elmalılı)2 Bu âyet, Kur’an’ın esas indiriliş sebebini net olarak ifâde etmektedir. Buna göre Kur’an, İslâm Devletinin ve o devletin yürütme organlarının, hükümlerini Allah’ın kitabında gösterdiği şekilde vermelerinin yollarını gösteren kitaptır.3 Yani hainler lehine düşman olma. Sakın hainleri savunmak için kimseye düşmanlık etme ve onların avukatı kesilme.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ SANA, hakikati ortaya koyan bu ilahî kelâmı indirdik ki insanlar arasında Allah’ın sana öğrettiğine göre hüküm verebilesin. ¹³³ O halde ihanet edenlerle tartışmaya girme,
133 Buradaki ve bundan sonra gelen iki ayetteki -aynı zamanda 113. ayetteki- “sen” zamiri, görünüşte Hz. Peygamber’e yönelikse de dolaylı olarak Kur’an’ın rehberliğini kabul etmiş olan herkese şamildir. Bu, 109. ayette çoğul “siz” zamirinin kullanılmasından da anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, müfessirlerin çoğunun bu pasajı sırf tarihî açıdan açıklama teşebbüsleri fazla ikna edici değildir; çünkü genel bir muhtevanın kendi-kendini açıklayıcı ahlakî öğretisine gereksiz bir sınırlama koymuş olmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz biz, bu kitabı/Kuran’ı sana insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, sakın hainlerin savunucusu olma! 4/109, 5/48, 16/64, 28/86
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİZ SANA, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği gibi hükmedesin diye, gerçek bir amaca mebni olarak bu kitabı indirdik; sakın hainlerin savunucusu olma!
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz sana Kur'an'ı -insanlar arasında Allah'ın gösterdiği şekilde- hüküm veresin diye hak (adalete uygun) olarak indirdik. Sakın (ümmetinden de olsa, yalancı şahit olarak, kitap ehline karşı dava kazanmaya yeltenen o) hâinlere fırsat verme (sonradan gerçek anlaşıldı, şahitlerin yalancı oldukları meydana çıktı ama, ilkin o tarafa meylettiğin için)
Osman Fırat
swap_vert close
Biz sana kitabı hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allâh’ın sana gösterdiği üzere hüküm veresin; hâinlerin savunucusu olma!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphesiz Biz sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah Teâlâ'nın sana bildirdiği vech ile hükmedesin ve hainler için müdafaacı olma.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsanlar arasında Allah'ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin, hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz sana hak ile kitâbı indirdik ki, onunla, Allâh Te'âlâ'nın sana gösterdiği gibi nâs arasında hüküm idesin. Hıyânet idenlere hasım olma (hükümde onlara kalben husûmet besleyerek onun sevkine kapılma) [¹]
[1] Beni Zafer'den "Tu'me bin Ubeyrik" komşusı "Katâde bin Mu'mân"ın bir un tulumı içinde bulunan zırhını çalub "Zeyd bin Semîn" nâmında bir yahûdînin yanında sakladı. Tulum delik oldığından giderken yolda un dökülmüş ve iz yapmışdı. Mâl-ı mesrûk bulunmadı ve sârik de almadığına yemîn itdi. Bunun üzerine dökülen unı ta'kîb iderek yahûdînin evine geldiler ve zırhı orada bulub aldılar. Yahûdî bunı kendine Tu'me'nin virdiğini haber virdi. Bunun üzerine "Benî Zafer" Rasûl-ü Ekrem nezdine gidüb Tu'me'yi iltimâs itmesini ricâ itdiler. Eğer iltimâs itmez isen biz rezîl oluruz didiler. Rasûlullah kalben iltimâsa mütemâyil oldukda bu âyet-i kerîme nâzil olarak nehy buyuruldı. Erbâb-ı hal ve 'akdin, me'mûrîn-i hükümetin haksızları iltimâs itmesi câiz olmadığına delâlet ider.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki insanlar arasında Allah'ın gösterdiği yöntemle hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana, insanlar arasında Allah'ın gösterdiği şekilde hüküm vermen için, kitabı hak ile indirdik. Onun için hainlerin savunucusu olma.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ indürdük sendin yaña kitābı ḥaķķ-ile; tā hükm eyleyesin ādemįler arasında, anuñ-ile kim bildürdi saña Tañrı. daħı olma ḥiyānet eyleyiciler içün dartışıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz indürdük saña yā Muḥammed kitāb ḥaḳḳ‐ıla ḥükm eylemeg‐içün senḫalḳ arasında Tañrı Ta‘ālā saña bildürgen ḥaḳḳ ‘ilm‐ile, daḫı sen ḫāyinler‐çün çekişmege.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Həqiqətən, Biz sənə Qur’anı haqq olaraq nazil etdik ki, Allahın sənə göstərdiyi (öyrətdiyi, bildirdiyi) ilə insanlar arasında hökm edəsən. Xainləri müdafiə edən (onların xeyrinə mübahisə aparan) olma!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We reveal unto thee the Scripture with the truth, that thou mayst judge between mankind by that which Allah showeth thee. And be not thou a pleader for the treacherous;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We have sent down to thee the Book in truth, that thou mightest judge between men, as guided by Allah. so be not (used) as an advocate by those who betray their crust;(621)
621 The Commentators explain this passage with reference to the case of Ta'imah ibn Ubayraq, who was nominally a Muslim but really a hypocrite, and given to all sorts of wicked deeds. He was suspected of having stolen a set of armour, and when the trail was hot, he planted the stolen property in the house of a Jew, where it was found. The Jew denied the charge and accused Ta'imah, but the sympathies of the Muslim community were with Ta'imah on account of his nominal profession of Islam. The case was brought to the Prophet, who acquitted the Jew according to the strict principle of justice, as "guided by Allah". Attempts were made to prejudice him and deceive him into using his authority to favour Ta'imah. When Ta'imah realized that his punishment was imminent he fled and turned apostate. (R). The general lesson is that the righteous man is faced with all sorts of subtle wiles: the wicked will try to appeal to his highest sympathies and most honourable motives to deceive him and use him as an instrument for defeating justice. He should be careful and cautious, and seek the help of Allah for protection against deception and for firmness in dealing the strictest justice without fear or favour. To do otherwise is to betray a sacred trust; the trustee must defeat all attempts made to mislead him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّٓا
muhak- kak Biz
اَنْزَلْـنَٓا
indirdik
اِلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitâb'ı
بِالْحَقِّ
hak ile
لِتَحْكُمَ
hüküm ver- men için
بَيْنَ
arasında
النَّاسِ
insanlar
بِمَٓا
o şey ile ki
اَرٰيكَ
sana gösterdi
اللّٰهُۜ
Allah
وَلَا تَكُنْ
ve sakın olma
لِلْخَٓائِن۪ينَ
hainler için
خَص۪يماًۙ
savunucu
(Resulüm!) Muhakkak ki Biz, bu Kitâb'ı sana, Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hüküm veresin diye hak ile indirdik. Sakın hainlerden taraf olma!
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَٓائِنِين
Etken fiil
خ و ن
Hainler
خَصِيم
İsim
خ ص م
Hasım, savunan, mücadele eden