close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 102. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ kunte fîhim feekamte lehumu-ssalâte feltekum tâ-ifetun minhum me’ake velye/ḣużû eslihatehum fe-iżâ secedû felyekûnû min verâ-ikum velte/ti tâ-ifetun uḣrâ lem yusallû felyusallû me’ake velye/ḣużû hiżrahum veeslihatehum(k) vedde-lleżîne keferû lev taġfulûne ‘an eslihatikum veemti’atikum feyemîlûne ‘aleykum meyleten vâhide(ten)(c) velâ cunâha ‘aleykum in kâne bikum eżen min matarin ev kuntum merdâ en tada’û eslihatekum(s) veḣużû hiżrakum(k) inna(A)llâhe e’adde lilkâfirîne ‘ażâben muhînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların içinde bulunur da namaz kıldırırsan onların bir kısmı seninle beraber ve silahları yanlarında olarak namaz kılsın, secde ettiler mi öbür kısmı, arkanızda dursun. Sonra namaz kılmayan takım gelsin, seninle namaz kılsın, kalkanlarını, silahlarını üstlerinde bulundursunlar. Kafirler, birdenbire üstünüze bir saldırışta bulunmak için sizin silahlarınızdan, eşyanızdan gafil olmanızı isterler. Ancak yağmurdan dolayı müşkülata uğrarsanız, yahut hastaysanız silahlarınızı çıkarmada vebal yok size, fakat ihtiyatlı davranın; şüphe yok ki Allah, kafirlere aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm, seferde ve cephede iken Sen de) İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, Seninle birlikte (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar; böylece onlar secde ettiklerinde, (diğerleri düşman saldırılarına karşı nöbet tutmak üzere) arkalarınızda olsunlar. (Ardından) Namazlarını kılmayan diğer grup gelip Seninle namaz kılsınlar, onlar da ’korunma araçlarını’ ve silahlarını yanlarına alsınlar. Çünkü kâfirler (ve zalim güçler), size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve (erzak, mühimmat gibi) eşyanızdan ayrılmış olmanızı isteyip (fırsat kollarlar. Bu arada) eğer yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. (Böylece bütün) Korunma ve savunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde sen, mü'minler arasında iken onlara namazda imamlık yapacaksan, yalnızca bir bölümünün silahlarını kuşanmış olarak, seninle namaza dursunlar ve silahlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler ve namazı kılmayan diğer gurup gelsin seninle birlikte namaz kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını yanlarından ayırmasınlar. Çünkü Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, sizin silahlarınızı ve teçhizatınızı unutup bırakmanızı isterler ki, ani bir baskınla üzerinize saldırabilsinler. Fakat yağmurdan dolayı sıkıntıya düşerseniz, yahut hasta iseniz, namaz kılarken silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur, ama tehlikeye karşı daima hazırlıklı olun. Allah şüphesiz gerçekleri örtbas edenlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek âşikâre namazı kıldırırken, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar, böylece secdelerini tamamladıklarında arkanızdan sizi emniyete alsınlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan diğer grup gelip, seninle beraber namazlarını kılsınlar. Onlar da silâhlı olarak her türlü savunma tedbirlerini alsınlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, siz silahlarınız ve eşyanızla ilgili boş bulunsanız da, üstünüze âni bir baskın yapsalar, arzusunda bulunurlar. Yağmurdan dolayı sıkıntıya düşerseniz, yahut hasta iseniz, silahlarınızı bırakmanızda size bir vebal yoktur. Yine de her türlü savunma tedbirinizi alın. Şüphe-siz Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler için alçaltıcı, zillete düşürücü ruhi bir azap hazırlamıştır.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Tehlikeli bir anda) sen onların arasında bulunup kendilerine namaz kıldırdığında içlerinden bir grup seninle birlikte namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde arkanıza geçsinler ve henüz namaz kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namaz kılsınlar. Bu arada tedbirlerini alsın ve silahlarını da yanlarında bulundursunlar. Kâfirler sizin silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olmanızı ve birden üzerinize baskın yapmak isterler. Yağmurdan dolayı sıkıntınız olur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Ancak tedbirinizi alın. Allah kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır. [21]
21.Bu ayeti kerimede kılınış şekli tarif edilen namaza korku namazı denmektedir. Savaşın tehlikeli anlarında veya herhangibir tehlike anında farz namazlar bu şekilde kılınır. Korku namazının kılınış şekli içinde bulunulan şartlara göre değişmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sen onların (askerin) içinde olup (cephede) onlara namaz kıldıracağın zaman, (askerini iki kısım yap), bir kısmı seninle namazda, diğeri düşman karşısında dursun. Hepsi de silâhlarını yanlarına alsınlar. Seninle namazda olup bir rekât kılanlar düşman karşısına gitsinler. Düşman karşısında olup namaz kılmamış olanlar gelip, ikinci rekâtı seninle kılsınlar ve onlar da tedbirli bulunarak silâhlarını yanlarına alsınlar. (Sen selâm verip onlar selâm vermeden düşman karşısına gitsinler. Evvelce bir rekât kılmış olanlar geri gelip kendi başlarına bir rekât daha kılarak selâm versinler. Sonra yer değiştirerek ikinci rekâtı imamla kılmış olanlar gelip kendi başlarına birinci rekâtı kılarak teşehhüdden sonra selâm versinler. Bu gidiş ve dönüşlerde namaz bitinceye kadar namazı bozacak işlerde bulunulmaz.) Kâfirler arzu ederler ki, silâh ve eşyalarınızdan gafil bulunasınız da, size ansızın bir baskın yapsalar. Eğer yağmurdan dolayı size bir eziyet olursa, hasta bulunursanız, silâhlarınızı bırakmanızda üzerinize günah yoktur. Bununla beraber ihtiyat tedbirini alın. Allah kâfirlere hor ve rüsvay edici bir azab hazırlamıştır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer seferde sen onların içinde olup onlara namaz kıldırırsan, onlardan bir grup seninle beraber namaza dursun ve silahlarını yanlarına alsınlar. Bunlar namazlarını kıldıklarında arkanıza geçsinler, namaz kılmayan öbür grup gelip seninle namazlarını (kısaltmış olarak) kılsınlar, korunmalıklarını ve silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzuladılar ki, siz silah ve eşyalarınızdan gafil kalıp da birden üzerinize saldırsınlar. Yağmurdan dolayı bir sıkıntınız varsa veya hasta olsanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Fakat savunmanızı elden bırakmayın. Muhakkak Allah, o kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen de onların içlerinde bulunup namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar, böylece namaz kılıp secde ettiklerinde diğerleri arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan diğer grup gelip, seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silâhlarını alsınlar. Kâfirler, siz silâhlarınızı ve eşyalarınızı bıraktığınızda üstünüze birden baskın yapmak isterler. Eğer size yağmurdan bir eziyet olursa, yahut hasta iseniz, silâhlarınızı bırakmanızda günah yoktur. Yine de tedbirinizi alınız. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen onların arasında bulunup da, namaz kıldırmak istersen, içlerinden bir bölük, silâhını alarak seninle namaza dursun, secdede arkanıza çekilsinler, namazın kılmayan bir başka bölük, sakınarak, silâhını alarak kıla seninle namazlarını, kâfirler ister ki, habersiz olup silâhlarınızla, mallarınızı bırakmış olun da, hemen birden saldıralar sizlere, ya hastalıktan, ya yağmurdan üzüntünüz olursa, silâhları çıkarmakta günah yok, sakınmanız gerektir, Allah, kâfirlere horlayıcı azap hazırlamıştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey Muhammed! Cephede müminlerin arasında olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı sana tâbi olarak silahlarını yanlarına alıp namaza dursun. Bunlar seninle beraber secdeye vardıklarında, diğer kısım (nöbet için) arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olanlar gelsin, sana tâbi olarak namazı (ikinci rekâtı) kılsınlar, hem tedbirli bulunsun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Kâfirler (ve zalim güçler) sizi silahsız ve teçhizatsız yakalayarak, ani bir baskınla işinizi bitirmek isterler. Eğer yağmurdan dolayı güçlük çekerseniz yahut hasta bulunursanız, silâhlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur fakat yine de tedbiri elden bırakmayın. Muhakkak ki Allah kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Namazın ne kadar ehemmiyetli bir ibadet olduğu ve hele cemaatle icra edildiği takdirde ne büyük bereketlere, kazanımlara vesile olacağı bu âyetten anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber’in ve ashabının hayatında nafile namazların dışında münferit namaz yok denecek kadar azdır. Namaz, Allah’ın yardımına sığınmaktır, Allah ile doğrudan hasbihal etmektir. Namaz, imanla tekâmül etmiş, Kur’an’ın buyruklarıyla olgunlaşmış mü’minlere Allah’ın bir lütfudur. Namazı ikame etmek, Allah’ın huzurunda ikamet etmektir. Namazın eda edilmesi, Allah’ın kuluna verdiği randevuya katılarak dertlerin ve dileklerin O’na arz edilmesi demektir. Başka bir ifade ile namaz, Allah’la kulun manevi bir atmosferde buluşmasıdır. Yaratanın yaratılanı bağrına basmasıdır, dünya meşgalesinden bunalan insanın nefes alması, rahata ermesi, gönül dünyasının aydınlatılmasıdır. Ancak “Hangi namaz?” diye de sormak gerekir. Namaz Şuayb Peygamber’in namazı gibi bütün otoriteleri reddedip Allah’a boyun eğmenin, düşünceyi eyleme dahası salih amele dönüştürmenin nüvesini barındırır. Namaz, insanı “kötülüklerden ve fuhuştan alıkoyar. (Ankebût 29/45) Eğer alıkoymuyorsa demek kıldığımızı zannettiğimiz namaz başka bir şeydir.  
Cemil Said
swap_vert close
Askerlerinin ortasında bulunub da ’ibâdet itdirdiğin bunlardan bir tâife silâhlarını alsun da namâz kılsun ânlar namâzı bitürince arkaya çekilsinler, henüz namâz kılmamış olan diğer tâife ânların yerine gelsün, emniyetlerini te’sîs itsünler, müsellah bulunsunlar. Kâfirler sizi gafleten basmak içün esliha ve emvâlinizi bırakdığınızı isterler. Yağmur yağdığı ve yâhud hasta oldığınız vakit eslihanızı çıkarmak günâh değildir. Yalnız emniyetinizi te’sîs itmelisiniz. Allâh kâfirlere elîm ’azâb ihzâr ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab hazırlamıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130]
Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatsız olarak, ikinci grup ise kıraatte bulunarak kılar.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde ötekiler arkanızda olsunlar, sonra henüz namazlarını kılmamış bulunan (bu) bölük gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve bunlar da ihtiyat tedbirlerini ve silâhlarını alsınlar. Kâfirler isterler ki, siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gafil (uzak ve unutmuş) olasınız da üzerinize ansızın bir baskın yapsınlar! Eğer yağmur yüzünden bir zarar görürseniz veya hasta olursanız silâhlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Yine de ihtiyat tedbirinizi alın! Allah elbette kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olsanız da üstünüze birden baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sen içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir grup sizi korumak için yanınızda bulunsun ve silahlarını da yanlarına alsın. Namaza duranlar secdeye vardıklarında arkanızda bulunsunlar. Sonra namaz kılmamış olan grup gelsin ve seninle birlikte namaza dursunlar, (namazı bitirmiş olan grup ise) silahlarını alıp nöbet tutsunlar. İnkarcılar, silahlarınız ve eşyanız hakkında dikkatsiz davranmanızı ve böylece sizi ani bir baskınla bozguna uğratmayı umarlar. Yağmur ve hastalık gibi özürlerden ötürü silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yok. Ancak alarmda olun. ALLAH kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlıyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve o vakıt sen içlerinde olub da onlara nemaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler, sonra o nemaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar ve silâhlarını yanlarına alsınlar, kâfirler arzu ederler ki silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil bulunsanız da size birdenbire bir basgın bassalar, eğer yağan yağmurdan bir eziyyet varsa veya hasta iseniz silâhları bırakmanızda beis yoktur, bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın çünkü Allah kâfirler için mühiyn bir azab hazırlamıştır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen de (cephede) içlerinde olup da onlara (ashabına korku) namazı kıldırdığın zaman (ashabını iki gruba ayır), onlardan bir grup seninle beraber (namaza) dursun ve silâhlarını (yanlarına) alsınlar, (diğer grup düşmana karşı beklesin). (Namazda olanlar) secde edip bir rekât kılınca (diğer grup) hemen arkanızda olup sizi gözlesinler. Bu defa, namaz kılmayan diğer grup gelsin, (ikinci rekâtı) seninle beraber onlar kılsınlar, silâhlarını ve (gerekli) korunma tedbirlerini de alsınlar. (Sonra yine her grup sıra ile kılamadıkları bir rekâtı seninle tamamlasınlar.) İnkâr edenler isterler ki siz silâh ve teçhizatınızdan gaflet edesiniz de üzerinize (ani) bir baskın yapsınlar. Eğer yağmur sebebiyle sıkıntı çeker veya hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Yine de (gerekli) korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz ki, Allah kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup; onlara salâtı ikame¹ ettirdiğin zaman, onların bir kısmı seninle beraber salâta dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar, secde edince, arkanıza geçsinler. Sonra, o diğer kısım gelsin, seninle beraber salâtı ikame etsin. Önlemlerini ve silahlarını da alsınlar. Gerçeği yalanlayan nankörler, silahlarınızdan ve eşyalarınızdan uzak kalmanızı arzu ederler ki, size aniden baskın düzenlesinler.² Eğer yağmurdan dolayı bir eziyet görürseniz veya hasta olursanız, önlemlerinizi alarak silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Allah gerçeği yalanlayan nankörler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.³
1- Namazı kıldığınız. 2- Burada doğrudan bir çarpışma anından değil, bir savaş ortamından, savaş hazırlığı sürecinden, savaş alanına doğru seferde olma durumundan söz edilmektedir. Ki bu süreç günler, haftalar almaktaydı. 3- Ayetin ana mesajı, namazın önemidir. Ayetten de anlaşılacağı üzere, savaş koşulları da dâhil, namaz hiçbir koşulda terk edilmeyecek kadar önemli bir ibadettir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunub da kendilerine namaz kıldırdığın vakit onlardan bir kısmı seninle birlikde dursun, silâhlarını (yanlarına) alsınlar. Bu suretle secde etdikleri zaman da arka tarafınızda bulun (ub düşmana karşı dur) sunlar. (Bundan sonra) henüz namazını kılmamış olan diğer kısmı gelib seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbîrlerini ve silâhlarını alsınlar. O küfredenler arzu eder ki siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gaafil olsanız da üstünüze derhal bir baskın yapsınlar. Eğer size yağmurdan bir eziyyet olursa, yahud hasta bulunursanız silâhlarınızı koymanızda üzerinize vebal yokdur. (Fakat yîne) bütün ihtiyat tedbirlerini alın. Şübhe yokdur ki Allah kâfirlere hor ve hakîr edici bir azâb hazırlamışdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem (sen) içlerinde bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, artık onlardan bir tâife seninle berâber (namaza) dursun; silâhlarını da (yanlarına) alsınlar! Secdeye vardıkları zaman ise hemen (diğer tâife) arkanızda bulunsunlar! Sonra namaz kılmamış olan diğer tâife gelip seninle berâber namaz kılsınlar, hem tedbirlerini hem silâhlarını alsınlar! İnkâr edenler arzu ederler ki silâhlarınızdan ve eşyâlarınızdan gafil olsanız da üzerinize birdenbire baskın yapsalar.Bununla berâber size yağmurdan bir eziyet olur veya hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Fakat tedbîrinizi alın! Şübhesiz ki Allah, kâfirler için(pek) aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır.(1)
(1)Ashâb-ı Kirâm (radıyallâhü anhüm ecmaîn) bir sefer esnâsında öğle namazını cemâatle kıldıklarında, üzerlerine hücûm edemeyen müşrikler buna çok pişmân olarak: “Eğer ikindi namazını da cemâatle kılarlarsa âniden hücûm eder ve onları toptan imhâ ederiz” diye karar aldıklarında, öğle ile ikindi namazları arasında bu âyet nâzil oldu. (İbn-i Kesîr, c. 1, 431)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm! Düşman saldırısı veya tehlike ve korku anında) sen de onların (inananların) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, önce onlardan bir grup seninle birlikte namaza dursun ve namaz esnasında silahlarını da üzerlerinde bulundursunlar. (Bu esnada diğer grup düşmanı gözetlesin.) Namaz kılan grup secdeyi yapıp da (kısaltmış olarak namazı tamamlayınca, düşmanı gözetlemek üzere) arka tarafa geçsin. Bu arada, namazını kılmamış olan diğer grup gelsin ve seninle birlikte (kısaltmış olarak) namazı kılsınlar; (bu şekilde yer değiştirme esnasında) tam ihtiyat ve teyakkuz durumunda olsun (ve hem yer değiştirme, hem de namaz esnasında) silahlarını da üzerlerinde bulundursunlar. (Çünkü saldırgan) inkârcılar, sizi silahsız ve teçhizatsız hâlde yakalayıp birden baskın yapmak (işinizi bitirmek) isterler. (Ama) bununla birlikte, eğer yağmur sebebiyle eziyet (sıkıntı) çekecekseniz veya hasta olursanız, bu takdirde (namaz esnasında) silahlarınızı yere bırakmanızda üzerinize bir vebal yoktur. Fakat hiçbir zaman tedbiri elden bırakmayın. Şüphesiz Allah, (o saldırgan) inkârcılar için alçaltıcı bir azap hazırlamış (olacak)tır.*
(*) 1- Burada doğrudan bir çarpışma anından değil, bir savaş ortamından, savaş hazırlığı sürecinden, savaş alanına doğru seferde olma durumundan söz edilmektedir. Ki bu süreç günler, haftalar almaktaydı. 2- Ayetin ana mesajı, namazın önemidir. Ayetten de anlaşılacağı üzere, savaş koşulları da dâhil, namaz hiçbir koşulda terk edilmeyecek kadar önemli bir ibadettir. (E. Aktaş Meal Açıklaması) Peki korku namazı nasıl kılınır? Fakihler Resulullah’ın sahih rivayetlerle aktarılan farklı şekillerdeki salâtü’l-havf uygulamalarından herhangi birine uyulabileceğini birlikte farklı ölçütleri esas alarak bunlardan bir veya birkaçını tercih etmişlerdir. İbn Ömer yoluyla gelen rivayeti esas alan Hanefîler’in tercihine göre salâtü’l-havfın kılınış şekli şöyledir: İmam cemaati iki gruba ayırır; birinci grup imamla beraber namaza başlar, diğer grup düşman karşısında nöbet tutar. İlk grup birinci rek‘atı kıldıktan sonra selâm vermeden nöbet mahalline yürüyerek gider ve ikinci grup gelir. Namazın ikinci rek‘atında imama uyan bu grup secdelerden sonra tahiyyata oturmadan kalkıp nöbet mahalline döner ve imam tek başına tahiyyata oturup selâm verir. Bu arada ilk grup gelip ikinci rek‘atı kendi başına ve kıraatsiz şekilde tamamlar, çünkü lâhiḳ hükmündedir. Ardından ikinci grup gelerek ikinci rek‘atı kendi başına ve kıraatli olarak tamamlar; çünkü mesbûk hükmündedir’’şeklindedir. Eğer dört rek‘atlı bir namaz kılınıyorsa ilk grubun ayrılıp ikinci grubun gelmesi ikinci rek‘atın tamamlanmasından sonra olur. Bu şekil Evzâî’nin yanı sıra bazı Mâlikî ve Şâfiî âlimleri tarafından da benimsenmiştir… (SALÂTÜ’l-HAVF- TDV İslâm Ansiklopedisi) Yani Hz. peygamber korku namazı birkaç şekilde kıldırmıştır. Ama bize göre de en kolay, Kur’an’ın zahirine, namazın mu’tad olan düzenine en uygun ve düşmandan korunmaya en müsait olması sebebiyle İmam Evzâî’nin yanı sıra bazı Mâlikî ve Şâfiî âlimleri tarafından benimsenen bu namaz şeklidir: Bizim tercihimiz de bu görüştür. Buna göre imam askerleri iki gruba ayırır, bir grup, düşmana karşı durur ve imam diğer gruba bir rek’atı kıldırır. İkinci rek’at için kıyama kalktıklarında cemaat niyet ederek imamdan ayrılır, namazı yalnız başına tamamlarlar ve düşmana karşı nöbet tutmaya giderler. Nöbettekiler de gelip ikinci rek’atta imama tâbi olurlar. (Bu arada imam kırat ve teşehhüdünü uzun yapmaya çalışır, böylece kendisine ikinci grubun da yetişmesini sağlar.) İmam teşehhüde oturunca kendileri kalkar, ikinci rek’atı kendi başlarına kılarak teşehhüdde imama yetişir ve imamla birlikte selâm verirler. İşte Hz. Peygamber Zâtürrika’ mıntıkasında namazı bu şekilde kıldırmıştır. Bu şekilde kılınan namaz, Batn-ı Nahle’de kılınan namazdan hem daha faziletlidir hem de kolay ve uygundur…İmam akşam namazını kıldırdığında ise, önce birinci gruba iki rek’atı kıldırır, sonra da ikinci gruba bir rek’atı kıldırır. Kuvvetli görüşe göre namazı bu şekilde kıldırmak, birinci gruba bir rek’at, ikinci gruba iki rek’at kıldırmaktan faziletlidir. İmam namazı kıldırırken ikinci grup için teşehhüdde veya üçüncü rek’atın kıyamında bekler. En doğru görüşe göre kıyamda beklemesi daha faziletlidir. İşte Şafiî ulemâsı düşmanın kıble cihetinde bulunmaması halinde en uygun korku namazı şeklinin Salih b. Huvât’in rivayet ettiği şu hadis olduğu görüşündedirler: "Bir taife Peygamber (s.a.v.) ile birlikte saf olmuş, bir taife de düşmanın karşısında durmuş, Resûlullah (s.a.v.) yanındakilere bir rekât namaz kıldırmış, sonra ayakta durarak cemaat kendi kendilerine namazı tamamlamışlar. Sonra namazdan çıkarak düşmanın karşısında saf olmuşlar (bu sefer) öteki taife gelmiş, Resûlullah onlara da namazın kalan kısmını kıldırmıştır. Sonra oturarak beklemiş cemaat kendi kendilerine namazı tamamlamışlar, sonra Resûlullah onlara selâm verdirmiş. Yani Şafiî ulemâsına göre bu hadis-i şerifte tarif edilen korku namazı şekli, Kur’an’ın zahirine, namazın mu’tad olan düzenine uygun ve düşmandan korunmaya müsait oluşu sebebiyle diğer şekillere tercihtir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen içlerinde iken, onlara namaz kıldıracağın zaman, onlardan bir gurup seninle beraber namaza kalksınlar ve silahlarını yanlarına alsınlar. Secdeye varacakları zaman bir gurup arkada kalsın, namaz kılmayan diğer gurup gelip seninle beraber namaz kılsınlar. Yine emniyetlerini ve silahlarını alsınlar. Doğruları inkâr edenler, sizin silahlarınızdan uzak bir halde olmanızı isterler ki, sizi silahsız yakalasınlar ve size olan (intikam) arzularını bir defada dolu dolu alsınlar. Eğer yağmurdan dolayı silahlarınız size ağır geliyorsa veya hasta iseniz silahlarınızı bırakmanızda size sorumluluk yoktur. Ama yine de emniyet tedbirlerinizi alın. Allah gerçeği inkâr edenlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen orada bulunup da onları namaza durdurunca bir takımı silahlarını yanların alıp gelsinler, seninle birlikte namaza dursunlar. Böylece secde ettikten sonra arkanıza çekilip namaza durmamış olan öbür takım uyanık bulunarak silahlarını da yanlarına alarak gelsinler, seninle birlikte namaza dursunlar. Allah’ı tanımıyanlar isterler ki siz silahlarınızdan, gereçlerinizden ayrılmış olasınız da onlar da böylece gelip üzerinize birdenbire çullanıversinler. Eğer yağmurdan dolayı güçlüğe uğrıyacak olursanız, ya da hasta bulunursanız silahlarınızı çıkarıp yanınıza koymanız suç olmaz. Ancak elverir ki uyanık bulunun. Çünkü Allah tanımıyanlar için alçaltıcı bir azap düzmüştür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar arasında bulunur da onlara namazı dosdoğru kıldıracak olursan onlardan bir takımı seninle beraber [¹] ayakta dursunlar, silâhlarını da alsınlar. Secdeye vardıklarında [²] arkanıza geçsinler [³]. Sonra namaz kılmayan takım onların yerlerine gelsin, seninle namaz kılsın, âletlerini de, silâhlarını da alsın [⁴]. Kâfir olanlar sizin silâhlarınızdan, intifa edeceğiniz şeylerden gafil olmanızı, böylece size bir uğurdan hücum etmelerini temenni ederler. Eğer yağmurdan eza görürseniz veya hasta bulunursanız silâhlarınızı koymanızda beis yoktur; fakat âletlerinizi tutun [⁵]. Allah kâfirlere hakaretli bir azap hazırlamıştır.
[1] Birtakımı seninle namaz kılsın, birtakımı da düşman karşısında bulunsun.[2] Bir rekât kıldıklarında.[3] Düşman karşısına geçsinler namazda durur gibi dursunlar, bir iş işlemesinler, sizi gözetsinler.[4] Silâhlı olarak bir rekât daha kılsınlar. Sonra yine bu suretle münavebe ederek namazı itmam ederler. Düşmanın bu hâli anlayabilmesi ihtimaline mebni ikinci takımda âletler de ilâve olunmuştur.[5] Düşmanın ansızın basmaması için uyanık bulunun.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) (Cephede) onların/mü’minlerin içinde iken namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir grup/bölük [tâ’ife] silahlarını yanlarına alarak, seninle birlikte namaza dursunlar³⁹, bunlar secde ettiklerinde (diğer grup) arkanızda beklesin. Sonra da namazlarını eda etmemiş olan o diğer grup/bölük gelsin ve onlar da ihtiyatlı davranarak silahlanıp, seninle birlikte namaz kılsınlar. İnkâr edenler ansızın size baskın yapabilmek için, sizin (namaza durup) silahlarınızdan ve mühimmatlarınızdan/eşyalarınızdan ayrı olmanızı [tağfulûn] arzularlar/gözlerler.⁴⁰ Eğer yağmur sebebiyle bir sıkıntıda olursanız veya hastalanırsanız, gerekli korunma tedbirlerinizi alarak silahlarınızı yere bırakmanızda bir sakınca [cunâh] yoktur⁴¹. Muhakkak ki Allah kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
39 Yani diğerlerinin düşmanı gözetlemesi için 40 Bu ayet, cephede düşmanı beklerken yahut düşman saldırısına açık riskli bir menzilde veya fiili savaş halinde iken ve bugünkü tabirle ateş çemberi altında kalındığında cepheyi zayıflatmamak için seferde kılınan iki rekâtlık farz namazın nasıl kılınacağını anlatıyor. Burada, Hz. Peygamber iki rekât kılarken, askerler iki gruba ayrılıp nöbetleşerek birer rekât kılmalarıyla ilgili bir tatbikat söz konusudur. Namaz vakitlendirilmiş bir farz olduğu için vaktinde eda edilir veya cem edilir, kazaya bırakılmaz. Bazıları buradan namazların aslında iki rekât olduğu, seferde bire indirilebileceği hükmünü çıkarırlar. Buradaki husus seferi namazıdır. Hz. Peygamber iki kıldığına göre iki rekattir. Normal zamanda namaz dört rekâttır. Çünkü Hz. Peygamber “Beni gördüğünüz gibi kılınız” demiştir. Dört rekât kıldığı için tevatüren tartışmasız gelmiştir. Seferde iki, ancak çok özel bir şart olan düşman saldırısı riski veya cephede yani ateş hattında ise cephe gerisinde birer rekât kılınabileceğine işaret vardır. Hz. Peygamber seferi halde kendisi imam olarak seferi namazı iki rekât kıldırıyordu. Düşmanı gözetlemeleri veya cepheyi de zayıflatmamaları gerekiyordu. Namazı da terk edemiyorlardı çünkü vakitle kaim bir farz idi. Hem savaşmak hem de kendileri için büyük bir moral kaynağı olan seferi namazı da istirahatta veya siperde veyahut da cephe gerisinde eda etmek durumunda idiler. Hz. Peygamber baskın yememek için yapmıştır. Her ikisini de nöbetleşerek yaptılar. Böylece hem cepheyi zayıflatmadılar hem de namazı eda ettiler. Ancak bu gibi durumda eratın namazı bir rekâta düşürülebilir. Normal zamanlarda Hz. Peygamber’in farz namazları da önceleri iki rekât kıldığı hükmü çıkmaz. 41 Rivayete göre Mekke-Medine arasında Decnân ve Usfân arasındaki bir yerde Hz. Peygamber askerleriyle konaklayınca müşriklerin namaz esnasında saldırıya geçecekleri istihbaratı üzerine bu ayet nazil olmuştur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza (düşmanın karşısına) geçsinler; kılmayan öbür grup gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Küfre sapanlar, size ansızın bir baskın düzenlemek için, silah ve eşyanızdan gaflet etmenizi dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat tedbirli olun. Şüphesiz Allah küfre sapanlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman komutan! Sen de cephede içlerinde bulunup onlara namaz kıldıracağın zaman, müminlerden bir kısmı düşman karşısında tetikte beklerken, diğer bir grup, silahlarını da yanlarına alarak senin arkanda namaza dursunlar.Birinci grup ilk rekatı bitirip secde edince, sizinle düşman arasında uygun bir yerde siper alarak, sizi korumak için beklesinler. Daha sonra,henüz namaz kılmamış olan diğer grup gelip senin arkanda bir rekat namaz kılsınlar. Böylece askerler birer rekat, onlara imamlık yapan komutan da iki rekat namaz kılmış olur. Namaz kılarken, saldırı tehlikesine karşı korunma tedbirlerini alıp silahlarını kuşansınlar. Çünkü kâfirler, boş bulunup silah ve teçhizatınızı bırakmanızı dört gözle bekliyorlar ki, böylece fırsatını bulup ani bir baskınla sizi gâfil avlasınlar. Ancak aşırı soğuk, şiddetli fırtına veya yağmurdan dolayı sıkıntıya düşer ya da hastalanmış olursanız, namaz kılarken silahlarınızı bırakmanızın bir sakıncası yoktur; yeter ki düşman tehlikesine karşı korunma tedbirinizi almayı ihmal etmeyin! Siz elinizden geleni yapın, gerisini Allah’a bırakın. Çünkü Allah, ayetlerini inkâr eden o nankör kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır!Namazla ilgili bu hükümler, düşmanla çarpışma ihtimali olan zamanlar için geçerlidir. Göğüs göğse çarpışma anında ise, namaz gerekirse kazaya bırakılabilir.Düşman tehlikesi bulunmayan sıradan bir yolculuğa gelince; Allah’ın Elçisi, Allah’tan aldığı bilgiye göre —ki bu bilgi, Kur’an’dan ayrı bir vahiydir— namazların bu durumda da kısaltılabileceğini bildirmiş ve bunu örnek hayatıyla göstermiştir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
(Savaşta) Sen aralarında olup onlara Namaz’ı kıldırdığın zaman bir grup seninle birlikte (namaza) dursun / kılsın; silahlarını yanlarına alsınlar! Secde ettiklerinde diğer bir kısım, sizin ötenizde olsunlar! Namaz kılmamış diğer grup gelsin, seninle birlikte namaz kılsınlar; tedbirlerini ve silahlarını yanlarına alsınlar! İnkâr etmiş olanlar arzu eder ki; keşke silah ve eşyalarınızdan gâfil / tedbirsiz bulunsanız da size ansızın bir baskın yapsalar! Hasta olduysanız, size yağmur dolayısıyla bir eziyet olduysa, silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirli olun! Allah, Kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen kendilerine namaz kıldırırken, Silahlı bir tim, senin yakınında bulunsun. Namazdakiler secdeye varınca bunlar, sizin arkanızı kollasınlar. Sonra namaz kılmamış diğer birlikler gelip seninle namaza dursun. Onlar da silahlı güvenlik tedbirlerini alsınlar. İnkarcılar, hep sizin silah ve mühimmatınızı bıraktığınız bir anlık gafletinizi yakalayıp üzerinize atlamak isterler. Yağmur gibi sıkıntılı bir durumunuz varsa, ya da hasta iseniz, silahı bırakabilirsiniz. Ama güvenlik tedbirinizi alın. Allah, inkarcılar için çok aşağılayıcı bir ceza ayarladı…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Cephede Müminlerle birlikteyken onlara imam olup salat-ı ikame ettiğinde içlerinden bir kısmı seninle beraber salat-a dursun! Silahlarını yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızı düşmana karşı korusun! Sonra salat-ı ikame etmemiş olan diğer kısım gelsin, seninle beraber salat-ı ikame etsinler. Bu sefer önce seninle beraber salat-ı ikame edenler silahlarını yanlarına alıp salat-ı ikame edenlerin arkalarını korusun! İnkâr edenler isterler ki Müslümanlar salat-a dursun! Silahlarından, eşyalarından ayrılsın. Tam salat-ı ikame ederlerken üzerlerine baskın yapalım! Onun için sizin salat-ı ikame etmenizi beklerler. Sakın onlara fırsat vermeyin! Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun! Her türlü tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza durup, silahlarını alsınlar (kuşansınlar); böylece secde ettiklerinde (namazı kıldıklarında diğerleri) arkanızda olsunlar! (Ardından henüz) namazını kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namazı kılsın, onlar da önlemlerini ve silahlarını alsınlar! O kâfir olanlar sizin silahlarınızdan ve eşyanızdan habersiz olmanızı ve üstünüze birden baskın yapmayı isterler. Size yağmurdan (dolayı) bir eziyet dokunur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size herhangi bir vebal yoktur. (Yine de) önleminizi alın! Şüphesiz ki Allah kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacak)tır. [*]
Bu ayet, cephedeyken bile namazın terk edilemeyeceğini, tek secdeli ve tek rekatlı olsa bile namazın mutlaka kılınması gerektiğini göstermektedir. Önceki ayetle birlikte bu ayette savaş yolculuğu ve savaş ortamında namaz konusu detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı, silâhlarını da yanlarına alarak seninle beraber namaza dursun. (Namazdakiler) secdeye varınca diğerleri sizi korusun. Sonra namaz kılmamış olan diğerleri, güvenlik tedbirlerini ve silâhlarını yanlarına alarak gelip seninle beraber (namazın kalanını) kılsın.¹ Çünkü kâfirler, sizin silâhlarınızı ve eşyalarınızı bırakmanızı ve bu esnada size ansızın baskın yapmayı şiddetle arzu ederler. Eğer yağmurdan zarar görecekseniz ya da hasta iseniz, silâhlarınızı bırakmanızın bir sakıncası yoktur. Bununla beraber, sakın tedbiri de elden bırakmayın. Şüphesiz Allah, kâfirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.²
1 Yani, askerleri önce iki kısma ayır, bir kısmı düşman karşısında siperde beklerken, bir kısmı da seninle beraber, namaza dursun. Namaz kılanlar da silâhlarını bırakmasınlar. Bunlar, secde edip birinci rek’atı bitirince siperlere geçsinler ve namaz kılmayanlar, gelip ikinci rek’atı seninle beraber kılsınlar. Böylece namazı tamamlasınlar. İşte esas namazı kısaltma budur. Çünkü İslâm’ın ilk yıllarında dört rek’atlı farz namazların aslı, ikişer rek’at idi. Bu, daha sonra seferde iki rek’at olarak esas halinde kaldı, hazarda dörde çıkartıldı. (Buhari) Bu sebepten dolayı seferde kılınan iki rek’atlık namazlar, tam olarak namazı kısaltma sayılmamıştır. Bu hüküm kitap ile değil sünnet ile sabittir. Konunun teferruatı için fıkıh kitaplarına müracaat edilebilir.2 Korku namazı ile ilgili bu hükümler, savaş halinde olmaksızın düşmandan ani bir saldırı beklendiği durumlar için de geçerlidir. Savaş devam ederken, Hanefiler’e göre, namaz tehir edilir. İmam Malik ve İmam Sevrî’ye göre ise eğer rükû ve secde yapmak mümkün değilse, namaz ima ile kılınır. Korku namazı ile ilgili bu hükümler indikten sonra Hz. Peygamber, (a.s) Hendek savaşında arka arkaya dört vakit namazı tehir etmiş ve daha sonra bu namazları, sırasıyla kılmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde sen müminler arasında ¹²⁹ iken onlara namazda imamlık yapacaksan, [yalnızca] bir bölümünün, silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza durmalarına izin ver. Onlar namazlarını bitirdikten sonra, namazlarını eda etmemiş olan diğer grubun her türlü tehlikeye karşı hazır vaziyette ve silahlarını kuşanmış olarak gelip seninle namaza durmaları sırasında size koruyuculuk yapsınlar; ¹³⁰ [çünkü] hakikati inkara şartlanmış olanlar sizin silahlarınızı ve teçhizatınızı unutup bırakmanızı isterler ki âni bir baskınla üzerinize saldırabilsinler. ¹³¹ Fakat yağmurdan dolayı sıkıntıya düşerseniz ¹³² yahut hasta iseniz [namaz kılarken] silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur; ama tehlikeye karşı [daima] hazırlıklı olun. Allah, şüphesiz, hakikati inkar edenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
129 Lafzen, “onlar arasında”. Bu cümledeki “sen” zamiri öncelikle Hz. Peygamber’e ve dolaylı olarak, “hakikati inkar edenler” ile savaş halinde olan her mümin grubunun liderine yöneliktir.130 Lafzen, “onlar secdeye vardıklarında diğerleri [yani, öteki grup] sizin arkanızda dursunlar”. Bu deyimsel ifade, lafzî anlamıyla yorumlanmamalıdır. Klasik Arapça kullanımında kâne min verâike (lafzen, “o sizin arkanızda idi”) deyimi “o sizi korudu” yahut (askerî deyimle) “o size siper oldu” anlamlarına gelir, yoksa iki kişinin veya grubun karşılıklı maddî konumlarını tanımlamaz.131 Lafzen, “anî olarak üzerinize dönebilsinler”.132 Yani, silahlarının kötü hava şartlarından dolayı zarar görmesi tehlikesi varsa savaşçıların namaz kılarken silahlarını yanlarında bulundurmaları zorunlu değildir. Bu istisna, tabii ki özellikle hassas silahlardan sorumlu olan askerler için geçerlidir; ve aynı kural, ayetin devamında zikredilen münferit hastalık hallerine de uygulanır. Ancak unutulmamalıdır ki matar terimi (lafzen, “yağmur”) Kur’an’da çoğunlukla bir “bela”yı göstermek için kullanılmıştır. Bu anlamı kabul edersek yukarıdaki ibare, “eğer bir bela ile karşılaşırsanız” şeklinde çevrilebilir ve dolayısıyla geniş bir muhtemel tehlikeler yelpazesine imkan verir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu esnada sen de onların arasındayken onlara namaz kıldıracak olursan, bir grup silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursun. Diğer grup nöbet tutsun. Seninle namaz kılanlar, secde ettikten sonra geri çekilsinler ve namaz kılmamış diğer grup gelsin ve seninle namaz kılsınlar. Tabii ki onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler, silahlarınızı ve teçhizatınızı namaz dolayısıyla unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın baskın yapmayı arzu ederler. Eğer yağmur dolayısıyla size bir zorluk olursa veya hasta olursanız, silahlarınızı yere bırakarak namaz kılmanızda bir sakınca yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır. 3/131, 18/100...106
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sen de onların arasındayken kendilerine namaz kıldıracağın zaman, sadece bir kısmı silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursunlar. Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) sizin ardınızda dursunlar. Bu kez namazlarını eda etmemiş olan diğer grup gelsin, her türlü tehlikeye karşı müteyakkız ve silahlarını kuşanmış bir hâlde seninle birlikte namaza dursunlar.[⁸²⁷] İnkârda direnenler sizi silahsız ve teçhizatsız yakalamak isterler ki, ani bir baskınla sizi gafil avlayabilsinler. Fakat yağmur dolayısıyla zorda kalır ya da hastalıktan muzdarip olursanız, (namaz sırasında) silahlarınızı bırakmanızda bir beis yoktur; yine de siz tehlikeye karşı tetikte olun! Kuşku yok ki Allah, inkârcılar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[⁸²⁸]
[827] Salatu’l-havf, “can korkusu duyulan bir ortamda kılınan namaz” için kullanılır. Bu uygulamada âyet, tek rekâtlık bir namazdan söz etmektedir. Normal zamanda dört rekât olan bir namaz, seferde yarıya, savaş içinde ise seferin de yarısına inmektedir. Salatu’l-havf, âyetten açıkça anlaşıldığı gibi, savaş şartlarında kâfirlerin saldırması veya zarar vermesi ihtimalinde caizdir. Esasen, başta savaş olmak üzere namazın her durumda hayatın kopmaz bir parçası olduğunu ifade eder. Zımnen: Sadık bir kulu Allah’a ibadetten, sıcak savaşın ortasında yaşadığı can korkusu bile vazgeçiremez. Âyet zımnen, böyle bir korkunun insaniliğini ve anlaşılabilirliğini de ifade etmiş olur. [828] Kulluk amaç, savaş araçtır: Amaç araca feda edilemez. Savaş yatay fetih, namaz dikey fetihtir. Böylesi bir durumda namaz yarısını savaşa vermiştir. Sonuçta savaş namaz, namaz da savaş olmuştur. Bu tam da cihad ve mücahedenin birleştiği noktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Böyle bir durumda) Sen de içlerinde olup da (toplu halde) namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da (yanlarına) alsınlar; Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) arkanıza geçsinler, (gelecek bir tehlikeye karşı sizleri korusunlar, evvelkiler namazı bitirince, onlardan) namazı kılmayan kısım gelsin, seninle namaz kılsın, (onlar da) tedbirli olsun, silahlarını (yanlarına) alsınlar. Çünkü, kafirler ansızın baskın vermek için, sizin silah ve eşyanızdan gafil bulunmanızı arzu ederler. Ancak, yağmurdan zarar görecekseniz (silahlarınızın ıslanmasından endişe ederseniz) veya hasta olursanız (silahlarınızı taşımak gücünden yoksun iseniz) silahlarınızı (uygun bir yerde) bırakmanızda size bir günah (beis) yoktur. Fakat yine de ihtiyatlı olun, şüphe yok ki Allah, kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Osman Fırat
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara namazı kıldıracağın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir) lerini ve silâhlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günâh yoktur. Ama korunma tedbirinizi, alın (uyanık bulunun). Allâh, kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sen içlerinde olup da onlarla namaz kıldıracağın zaman onlardan bir zümre seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da alıversinler. Bunlar secde edince arka tarafınızda bulunsunlar ve namazı kılmamış olan diğer bir zümre de gelsin, seninle beraber namazı kılsın ve ihtiyat tedbirlerini ve silâhlarını da alıversinler. Kâfir olan kimseler arzu ederler ki, siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gâfil bulunâsınız da sizin üzerinize bir baskın ile baskında bulunuversinler. Ve eğer size yağmurdan bir eziyet var ise veya siz hasta bulunmuş iseniz silâhlarınızı bırakmanızdan dolayı üzerinize bir günah yoktur. Ve ihtiyat tedbirinizi alınız, şüphe yok ki Allah Teâlâ kâfirler için hakaret bahşolan bir azab hazırlamıştır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Resulüm! Sen müminlerin içinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir kısmı sana tâbi olarak namaza dursun ve silâhlarını yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında, diğer kısım arkanızda beklesinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, sana tâbi olarak namaz kılsınlar, hem ihtiyatlı bulunsun ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. Kâfirler sizi silâhsız ve teçhizatsız vaziyette iken kıstırıp, birden baskın yaparak işinizi bitirmek isterler. Eğer yağmur sebebiyle zahmet çekerseniz yahut hasta düşmüş iseniz, silâhlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur. Bununla beraber yine de tedbiri elden bırakmayın. Muhakkak ki Allah kâfirler için, zelil ve perişan eden bir azap hazırlamıştır.
Yolculuk sırasında dört rekatlı namazlar iki rek’at kılınır ve buna kasr denilir. Düşman korkusu olmasa da 90 km. lik mesafeye gitmekle dinen yolcu sayılıp kasr yapmak gerekir. Hanefî mezhebine göre kasr vacip, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinde ruhsattır, Sünnet olarak kısaltılır. Düşmanla savaş devam ettiğinde, bu âyette tarif edilen namaz kılınmaz. Namazlar ertelenir, kazaya bırakılır. Nitekim Hendek savaşında Hz. Peygamber (a.s.) bir günün dört vakit namazını kılamamıştı. Fakat sıcak çatışma olmayan bir savaş ortamında yahut yangın, sel gibi bir güvensizlik ortamında salat-ı havf (korku halindeki namaz) kılınır. Hz. Peygamber (a.s.) bunu müteaddit defalar uygulamıştır. Hanefî mezhebine göre şöyle kılınır: Cemaatin bir kısmı düşman karşısında dururken öbür kısmı imama uyar. İki rek’atli namazın ilk rek’atını, üç veya dört rek’atlı bir namazın da ilk iki rek’atını imamla beraber kılar. İkinci secdeden, veya birinci ka’dede teşehhütten sonra düşman cephesine gider. Bu defa öbür kısım gelerek imama uyar, onunla beraber geri kalan rek’atları kılar, tekrar düşman karşısına gider. İmam kendi başına selâm verir, namazdan çıkar. Birinci kısım döner gelir, namazını kıraatsiz olarak tamamlar, selâm verir, düşmana karşı gider. Sonra ikinci kısım gelir, namazını kıraatle tamamlayıp cepheye gider. Bununla beraber, bu zümreler, bulundukları yerde de namazlarını tamamlayabilirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sen de içlerinde bulunup onlara namazı başlattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silahlarını da alsınlar. İnkar edenler istediler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allah, kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamıştır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sen onlarla berâber olub onlara namâz kıldırmak istediğinde (diğer kısım da düşmana karşı bulunsun) namâz kılanlar secde idüb bir rek'ati itmâm itdiklerinde düşmanın karşısına gidüb namâz kılmamış olan diğer kısım silâhlarını alarak (müsellah oldukları halde) gelüb seninle namâzı kılsunlar. (Kalan rek'ati, sonra bu vecihle öteki tâife gelüb namâzı itmâm ider) Kâfirler şâyed silâhlarınızdan ve eşyânızdan gâfil olmanızı ve üstünüze birdenbire hücûm itmeği isterler. Eğer yağmurdan size eziyet olur veyâhud hasta bulunur iseniz müteyakkız bulunarak silâhlarınızı çıkarmakdan size vebâl yokdur. Allâh Te'âlâ küffâr içün rezîl ve rüsvây idici 'azâbı hazırladı [²]
[2] Salât-ı havf dinilen bu namâzın ta'rîfi kütüb-ü dîniyede mestûrdur. Rasûlullah ashâb-ı kirâmdan bir tâife ile "Benî Enmâr" üzerine gazâya çıkdılar. Düşman gizlenmiş oldığından meydânda kimseyi göremeyen mü'minler silâhlarını çıkarub oturdılar. Hava bulutlı idi. Def-'i hâcet içün derenin o tarafına giden Hazret-i Rasûl, yağmur yağmağa ve dereden sel akmağa başladığı cihetle ashâbdan ayrı kaldı ve bir ağacın altında oturdı. Gizli olan a'dâ Cenâb-ı Rasûl'i yalnız gördüklerinde Gavres bin el-Harîs "Eğer ben onı katl itmezsem Allâh beni katl itsün" diye kılıncı çekerek Rasûl 'aleyhisselâm üzerine hücûm iyledi ve "Şimdi seni benim elimden kim kurtarır" diye bağırdı. O sırada ayağı sürçerek yüzikoyun düşmekle elinden bir tarafa fırlayan kılıncı Rasûl-ü Ekrem alarak "Yâ Gavres, beni senin şerrinden Allâh kurtardı. Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?" deyince merkûm "Kimse kurtaramaz" cevâbını virdi. Bunun üzerine Fahr-i Kâinât ona İslâm teklîf iyledikde "Ben İslâm olmam fakat şimdiden sonra seninle harb itmem ve harb idene de mu'âvenet iylemem" diye 'ahid iylemekle Rasûlullah ona kılıncı i'âde buyurdılar. O vakit silâhınızı çıkardığınız zamân müteyakkız olunuz emrini hâvî bu âyet nâzil oldı. "İbni Abbâs"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçlerinde olur da onlar için namazı tam kılarsan[1], onların bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar ve silahlarını kuşansınlar; (ilk) secdeyi yaptıktan sonra çekilsinler; bu defa namazı kılmamış öbür kısım gelsin, seninle namaz kılsınlar[2], tedbirli olsunlar ve silahlarını kuşansınlar. Kafirler ister ki silahlarınızdan ve eşyanızdan uzak kalasınız da üzerinize ani bir baskın yapsınlar. Yağmurdan zarar görür veya hasta olursanız, silahlarınızı bir yere koymanızda bir günah yoktur ama tedbiri elden bırakmayın. Allah, o kâfirlere küçük düşürücü bir azap hazırlamıştır.
[*] Namazın ve cemaatin önemi  
Şaban Piriş
swap_vert close
(Savaşta) sen onların arasında olup da onlara namaz kıldıracağın zaman, bir grup seninle namazda (diğer grup da düşman karşısında) dursun. Hepsi de silahlarını yanlarına alsınlar. Seninle namaz kılanlar secde ettikten sonra sizin arkanıza geçsinler ve namaz kılmamış diğer grup gelsin ve seninle namaz kılsınlar. Ve onlar da tedbirli olup silahlarını yanlarına alsınlar. Kafirler silah ve eşyalarınızı unutup bırakmanızı, gafil bulunmanızı ve size ansızın baskın yapmayı arzu ederler. Eğer yağmur dolayısıyla size bir eziyet/zorluk olursa veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir günah yoktur. Yine de tedbirli olun. Allah, kafirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sen aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı silâhlarını yanlarına alarak seninle namaza dursun. Onlar secde ettikten sonra arkanıza geçsinler; onların yerine, namaz kılmamış olan diğerleri gelip seninle namaza dursunlar ve tedbirlerini alıp silâhlarını da yanlarında bulundursunlar. Kâfirler, sizin silâhlarınızdan ve eşyanızdan gafil bulunmanızı isterler ki, âni bir baskınla üzerinize çullanıversinler. Ancak, yağmur sebebiyle bir güçlüğe uğradığınızda veya hasta olduğunuzda, silâhlarınızı bırakmanız size günah olmaz. Yine de önleminizi alın. Allah ise kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir grup seninle namaza dursun; silahlarını da alsınlar. Bunlar secdeye varınca, diğerleri arkalarında beklesinler. Sonra namaz kılmamış/dua etmemiş olan diğer grup gelip seninle birlikte namaz kılsınlar/dua etsinler. Dikkatli olsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler isterler ki, silahlarınızdan ve teçhizatınızdan habersiz olasınız da üstünüze bir çullanışla çullanıversinler. Eğer yağmurdan gelen bir sıkıntı varsa yahut hasta-yaralı iseniz silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Ama tedbirinizi alın, dikkatli olun. Allah, kâfirler için rezil edici bir azap hazırlamıştır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan olasañ anlaruñ içinde pes ŧurarsın anlaruñ içün namāzı ŧursuñ bir bölük anlardan senüñ-ile daħı dutsunlar silāḥlarını pes ķaçan secde eyleyeler olsunlar arduñuzdan ya'nį silāḥ dutanlar. daħı gelsüñ bir bölük ayruķ kim namāz ķılmadılar pes namāz ķılsınlar senüñ-ile daħı dutsunlar śaķınmaġın anlaruñ daħı silāḥların. sevdi anlar kim kāfir oldılar kim ġāfil olasız silāḥlaruñuzdan daħı ķumāşlaruñuzdan pes ķaśd eyleyeler üzerüñüze, bir gezden ķaśd daħı yoķdur yazuķ üzerüñüze eger ola sizde incinesi nesene yaġmurdan yā ola sin śayrular kim aşaġa ķoyasiz silāḥlaruñuzı; daħı dutun śaķınmaġuñuzı. bayıķ Tañrı, kāfirler-içün 'aźāb ħor eyleyici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan anlar‐ıla olsañ seferde, namāz durġursañ anlar‐ıla cemā‘atı ikiṭāyife eyle. Bir ṭāyife dursunlar senüñle namāza, bir rek‘at ḳılsunlar, silāḥlarınalsunlar, düşmana ḳarşu dursunlar, ḳaçan secde eyleseler. Pes olsun‐lar ardlaruñuzda bir ṭāyife, daḫı gelsünler ki namāz ḳılmamışlardur, namāzḳılsunlar senüñle bir rek‘at daḫı. Alsunlar ḥaẕerlerini, kāfirlerden ṣaḳınsunlar,silāḥlarını daḫı alsunlar. Tañrıdan isterler kāfirler ki siz ġāfil olasız silāḥla‐ruñuzdan, ḳumāşlaruñuzdan. Meyl eyleyeler sizüñ üstüñüze bir meyl ey‐lemek. Daḫı günāh yoḳdur üstüñüze, eger zaḥmet olsa size yaġmurdan, yāḫasta olsañuz silāḥlaruñuzı ḳoymaḳda yazuḳ yoḳdur. Daḫı aluñuz ḥaẕerle‐rüñüzi, ṣaḳınuñuz kāfirlerden. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā yaraḳladı kāfirler‐çün ẕelīlidici ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Sən (əsgərlərin) içərisində olub onlara namaz qıldırdığın zaman onlardan bir dəstə sailahlarını (özlərilə) götürsünlər. (Namazlarını qılıb) səcdə edən kimi sizin arxanıza (düşmənin önünə) keçsinlər. (Və ya onlar namaz qılanda digər dəstə arxalarında olsun). Sonra (namaz qılmamış) o biri dəstə öz ehtiyat vasitələrini və silahlarını götürərək gəlib səninlə birlikdə namaz qılsın! Kafirlər istərdilər ki, sizin silahlarınızdan və mallarınızdan heç bir xəbəriniz olmayaydı və onlar da sizin üzərinizə birdəfəlik (qəfil bir hücumla) basqın edəydilər. Yağışdan əziyyət çəkdiyiniz, yaxud xəstə olduğunuz zaman silahlarınızı (namaz vaxtı) yerə qoymaq sizə günah deyildir, lakin ehtiyatınızı gözləyin! Şübhəsiz ki, Allah kafirlər üçün alçaldıcı əzab hazırlamışdır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when thou (O Muhammad) art among them and arrangest (their) worship for them, let only a party of them stand with thee (to worship) and let them take their arms. Then when they have performed their prostrations let them fall to the rear and let another party come that hath not worshipped and let them worship with thee, and let them take their precaution and their arms. Those who disbelieve long for you to neglect your arms and your baggage that they may attack you once for all. It is no sin for you to lay aside your arms, if rain impedeth you or ye are sick. But take your precaution. Lo! Allah prepareth for the disbelievers shameful punishment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When thou (O Messenger. art with them, and standest to lead them in prayer, Let one party of them stand up (in prayer) with thee, Taking their arms with them: When they finish their prostrations, let them Take their position in the rear. And let the other party come up which hath not yet prayed - and let them pray with thee, Taking all precaution, and bearing arms: the Unbelievers wish, if ye were negligent of your arms and your baggage, to assault you in a single rush.(618) But there is no blame on you if ye put away your arms because of the inconvenience of rain or because ye are ill; but take (every) precaution for yourselves. For the Unbelievers Allah hath prepared a humiliating punishment.
618 The congregational prayer in danger in face of the enemy rests on the principle that the congregation should be divided into two parties; one party prays while the other watches the enemy, and then the second party comes up to prayers while the first falls back to face the enemy; either party does only one or two Rak'ahs, or about half the congregational prayer; every precaution is taken to prevent a rush by the enemy; even while at prayers armour and arms need not be put off except when rain is likely to cause inconvenience to the wearer and damage to the arms, or when illness or fatigue causes the wearer's strength to fail. Details can he varied according to circumstances, as was actually done by the Prophet at different times.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
كُنْتَ
oldun
ف۪يهِمْ
içlerinde
فَاَقَمْتَ
ve kıldırdın
لَهُمُ
onlara
الصَّلٰوةَ
namaz
فَلْتَقُمْ
artık dursun
طَٓائِفَةٌ
bir taife
مِنْهُمْ
onlardan
مَعَكَ
seninle beraber
وَلْيَاْخُذُٓوا
ve alsınlar
اَسْلِحَتَهُمْ۠قف
silahlarını
فَاِذَا
ve o zaman ki
سَجَدُوا
secdeye vardılar
فَلْيَكُونُوا
hemen olsunlar
مِنْ وَرَٓائِكُمْۖ
arkanızda
وَلْتَاْتِ
ve gelsin
طَٓائِفَةٌ
bir taife
اُخْرٰى
diğer
لَمْ يُصَلُّوا
namaz kılma- mışlar
فَلْيُصَلُّوا
böylece na- maz kılsınlar
مَعَكَ
seninle beraber
وَلْيَاْخُذُوا
ve alsınlar
حِذْرَهُمْ
tedbirlerini
وَاَسْلِحَتَهُمْۚ
ve silahlarını
وَدَّ
arzu etti
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَوْ
keşke
تَغْفُلُونَ
gâfil olsanız
عَنْ اَسْلِحَتِكُمْ
silâhlarınızdan
وَاَمْتِعَتِكُمْ
ve eşyalarınızdan
فَيَم۪يلُونَ
böylece bas- kın yapsalar
عَلَيْكُمْ
üzerinize
مَيْلَةً
bir baskınla
وَاحِدَةًۜ
tek
وَلَا
ve yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكُمْ
size
اِنْ
eğer
كَانَ
olursa
بِكُمْ
size
اَذًى
bir eziyet
مِنْ مَطَرٍ
yağmurdan
اَوْ
ve- ya
كُنْتُمْ
olursanız
مَرْضٰٓى
hasta
اَنْ تَضَعُٓوا
bırakmanızda
اَسْلِحَتَكُمْۚ
silahlarınızı
وَخُذُوا
fakat alın
حِذْرَكُمْۜ
tedbirinizi
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
اَعَدَّ
hazırla- mıştır
لِلْكَافِر۪ينَ
kâfirler için
عَذَاباً
bir azap
مُه۪يناً
aşağılayıcı
(Resulüm! Savaşta) Sen içlerinde bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman onlardan bir kısmı seninle beraber (namaza) dursunlar, silahlarını da (yanlarına) alsınlar. (Bu esnada diğer grup düşmanı gözetlesin. Namaz kılan grup) Secdeyi yap(ıp da rekâtı tamamlay)ınca, (düşmanı gözetlemek üzere) arkanıza geçsin. Bu arada namaz kılmamış olan diğer grup gelip seninle beraber namaz kılsın. (Hem namaz kılarken hem de yer değişimi esnasında korunma) Tedbirlerini ve silahlarını (yanlarına) alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gâfil olsanız da birden üzerinize bir baskın yapsalar. Eğer yağmurdan dolayı bir zahmet çeker yahut hasta olursanız (namaz sırasında) silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Fakat (korunma) tedbirlerinizi alın! Muhakkak ki Allah, kâfirler için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
قَامَ
Fiil-I
ق و م
Dikildi, ayakta durdu, kalktı, kıyamda durdu
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
اَسْلِحَت
İsim
س ل ح
Silahlar
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
سَجَدَ
Fiil-I
س ج د
Secde etti
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَرَاء
İsim
و ر ي
Arka, ardı, arkasında, gerisinde, ötesinde
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
طَٓائِفَة
İsim
ط و ف
Grup, bölük, kısım, taife, topluluk, zümre
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
صَلّٰى
Fiil-II
ص ل و
Namaz kıldı, dua etti, destekledi, salât etti
صَلّٰى
Fiil-II
ص ل و
Namaz kıldı, dua etti, destekledi, salât etti
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
حِذْر
İsim fiil
ح ذ ر
Tedbir
اَسْلِحَت
İsim
س ل ح
Silahlar
وَدَّ
Fiil-I
و د د
Arzu etti, istedi, sevgi besledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
غَفَلَ
Fiil-I
غ ف ل
Gâfil oldu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَسْلِحَت
İsim
س ل ح
Silahlar
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
مَالَ
Fiil-I
م ي ل
Meyletti, baskın yaptı, yöneldi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَيْلَة
İsim
م ي ل
Baskın
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جُنَاح
İsim
ج ن ح
Günah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
اَذَى
İsim
ا ذ ي
Bir rahatsızlık, eziyet, eza
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَطَر
İsim
م ط ر
Yağmur
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مَرِيض
İsim
م ر ض
Hasta
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
وَضَعَ
Fiil-I
و ض ع
İndirdi, koydu, düşürdü
اَسْلِحَت
İsim
س ل ح
Silahlar
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
حِذْر
İsim fiil
ح ذ ر
Tedbir
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَعَدَّ
Fiil-IV
ع د د
Hazırladı
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مُهِين
Etken fiil-IV
ه و ن
Aşağılayıcı