(O korku anında) namazı bitirince de, artık ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerine (yatar) iken Allah'ı zikredin! Fakat (korkudan) emîn olduğunuz zaman, artık namazı (bildiğiniz şekilde) hakkıyla edâ edin! Muhakkak ki namaz, mü'minler üzerine vakitleri belirli (bir farz) olarak yazılıdır.(2)
(2)“Ey birâder! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet-i tahsîsini (bilinen beş vakte ayrılmasının hikmetini) soruyorsun. Pek çok hikmetlerinden yalnız birisine işâret ederiz. Evet, her bir namazın vakti, mühim bir inkılâb başı olduğu gibi, azîm (büyük) bir tasarruf-ı İlâhînin âyinesi ve o tasarruf içinde ihsânât-ı külliye-i İlâhiyenin (büyük İlâhî lütufların) birer ma‘kesi (aynası) olduğundan, Kadîr-i zü’l-Celâl’e (celâl ve kudret sâhibi olan Allah’a) o vakitlerde daha ziyâde tesbih ve ta‘zim ve hadsiz ni‘metlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnuna karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir.” (Sözler, 9. Söz, 26)Ayrıca, beş vakit namazın ehemmiyeti ve usanç vermemesi gerektiği hakkında, bakınız; (Sözler, 4. Söz, 9; Sözler, 21. Söz, 91)