close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 101. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ darabtum fî-l-ardi feleyse ‘aleykum cunâhun en taksurû mine-ssalâti in ḣiftum en yeftinekumu-lleżîne keferû(c) inne-lkâfirîne kânû lekum ‘aduvven mubînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kafirlerin, size bir zarar vereceğinden ürkerseniz namazı kısaltmada bir vebal yok size ve kafirler, zaten size apaçık düşmandır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ne zaman ki (cihad ve seyahat maksadıyla) yeryüzünde sefere çıktığınızda (hayırlı atılımlara ve Hakkı hâkim kılmaya kalkıştığınızda), eğer kâfirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Seferde ve savaş halinde, dört rekâtlı namazlar iki rekât kılınır.) Şüphesiz (zalim) kâfirler, sizin için apaçık düşmanlarınızdır. (Can emniyeti, namaz ibadetinden önemli sayılmıştır. Ama cihad yolunda gerekirse can feda kılınır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yeryüzünde yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin aniden üzerinize saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Çünkü hakikatleri örtbas edenler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yeryüzünde ticaret ve rızkınızı kazanmak için sefere çıktığınız zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin, size baskı, zulüm ve işkence etmesinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 73/20.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yolculuğa çıktığınızda, inkarcıların size bir kötülükte bulunmalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. İnkarcılar size apaçık düşmandırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız (farz namazları iki rekât, yahut imâ ile kılıp) dört rekâtlı namazdan kısmanızda üzerinize bir günah yoktur. Muhakkak ki kâfirler, sizin açık düşmanınızdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınızda namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur; eğer kâfirlerin sizi tuzağa düşürmelerinden endişe ederseniz… Muhakkak o kâfirler, sizin öldürücü düşmanlarınızdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[83]
[83] Yolculukta, savaşta ve normal hallerde kılınacak namaz hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 293-303.  
Besim Atalay
swap_vert close
Yolculukta olup da kâfirlerin şerrinden korkacak olursanız, namazları kısaltmakta bir günah yoktur, kâfirler sizlere belli bir düşman
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkârcıların aniden size zarar vermesinden endişe ederseniz, namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz inkârcılar, sizin apaçık düşmanınızdır. 
Bkz. 2/239Burada iki şeye dikkat etmek gerekiyor. Biri, namazların kısaltılma ruhsatı düşmanın zarar verme endişesine bağlanıyor. Yani “namaz kılmak için durduğunuz yerde düşmanın size zarar vereceğinden endişe ederseniz, namazı kısaltabilirsiniz” deniyor. Yoksa “tatil yolculuğunda lüks restoranlarda afiyetle yemek yiyip kahve yudumlamaya, alışveriş merkezlerinde bol para harcayarak alışveriş yapmaya, eğlence merkezlerinde alabildiğince hoşça zaman geçirmeye, dostlar kahvesinde keyif çatmaya zaman bulurken namazları kısaltabilirsiniz” demiyor. Diğeri ise, kişi düşman tehdidi altında da olsa Rabbi ile diyaloğunu kesmemeli, kısa da olsa O’nunla birlikteliğini sürdürerek yardımının tecellisinden ümit var olmalı…  
Cemil Said
swap_vert close
Memleketde cevelân yapdığınız vakit kâfirlerin baskınından korkıyor iseniz ’ibâdetinizi taksîr itmekde hiç bir günâh yokdur. Kâfirler sizin ’adüvv-ü mübîninizdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129]
Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. Bir görüşe göre namazın kısaltılması, dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. Diğer görüşe göre ise, âyette yolculuk hâli söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Burada kastedilen kısaltma, düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların, düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek, bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. 102. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi hâlinde, namazı kısaltmanın, cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin sizi gafil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yeryüzünde savaş için yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır
Namaz ancak tehlike durumunda bir rekaat olarak kısaltılabilir. Yolculuk durumunda değil. Ayrıca bak 2:239.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sefer ettiğiniz vakıt o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız nemazdan kısmanız artık size bir günah olmaz muhakkak ki kâfirler size açık bir düşman bulunuyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman (seferîlik şartları yerine gelmişse) kâfirlerin size bir fenalık yapacaklarından korkarsanız, namazı kısalt (arak dört rekâtlı farzları, iki rekât kıl) manızda size hiçbir günah yoktur. Şüphesiz ki kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer gerçeği yalanlayan nankörlerin, size kötülük yapmalarından korkarsanız, salâtı¹ kısaltmanızda² bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, gerçeği yalanlayan nankörler sizin apaçık düşmanınızdır.
1. Namazı. 2. Kısaltmanın, namazın “rekât sayısında” veya “kılınış şeklinde” olduğuna dair farklı görüşler var. Kanaatimizce yere ve koşullara göre her iki durum da söz konusu olabilir. Burada bir tehlike anında namazın kısaltılabilineceğinden söz edilmektedir: İster rekât sayısı ister ima yolu ile ister rukûsuz ve secdesiz ister okunacak duaları kısaltarak. Namazı kısaltmanın tek koşulu “tehlikenin olmasıdır.” Bunun dışında İslam Fıkhında yer alan “seferilikte” (normal yolculukta) namazı kısaltma kuralı doğru değildir. Ayette de ifade edildiği gibi kısaltma yapmak için bir tehlikenin; korkulacak bir durumun söz konusu olması gerekir. Hele hele yolculuk esnasında farz namazları kısaltıp, sünnet namazları kısaltmadan kılmak “akla ziyan” bir durumdur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yer yüzünde sefere çıkdığınız zaman, eğer kâfirlerin size fenalık yapacağından endîşe ederseniz, namazdan kısaltmanızda üzerinize bir vebal yokdur. Şübhesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve yeryüzünde yolculuğa çıktığınız zaman, eğer inkâr edenlerin size bir kötülük yapmasından korkarsanız, o takdirde namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şübhesiz ki kâfirler, size apaçık bir düşmandırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer inkâr etmiş olanların size bir kötülük yapmasından (saldırmasından) korkarsanız (dört rekâtlı farz namazları iki rekât, yahut yürür vaziyette veya binekte iken imâ ile kılıp) namazdan kısmanızda üzerinize bir günah (sakınca) yoktur. Şüphesiz ki (o saldırgan) inkârcılar sizin açık düşmanlarınızdır. *
(*) Bu ayet savaş yolculuklarında düşman tarafından gelebilecek bir ölüm tehlikesi varsa namazların kısaltılabileceği ruhsatını içermektedir. Böyle bir ölüm tehlikesinin bulunmadığı yolculuklarda, namazlar kısaltılmamalı ve tam kılınmalıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, savaş yolculuklarında iken eğer bir düşman tehlikesi varsa namazların kısaltılabilme ruhsatını içermesidir. Diğer yolculuklarda, üstelik bir düşman saldırısı tehlikesi de yokken namazların zorunlu olarak kısaltılması ve bunun Allah’ın bir ikramı olduğu yolundaki iddialar bu ayete aykırıdır. (M. Okuyan Meal Açıklaması) Ayrıca konuyla ilgili E. Aktaş ve C. Külünoğlu’nun 101. ayetle ilgili açıklamalarına da bakılabilir. Yani bu ayette göre sefere çıkarken namazı kısaltmanın tek şartı tehlikenin olmasıdır, şayet tehlike yoksa ayetin zahirine göre kısaltmanın da olmaması gerekir. Zaten Kur’an’ın bu açık mesajı varken onu bırakıp da birbirleriyle tutarsız, çelişkili ve Hz. peygambere ait olup olmadığı belli olmayan rivayetlere başvurmak ne derece sahihtir, artık onu siz düşünün! Ayrıca hem Casiye sûresi 6. ayet ile, hem de A’raf sûresi-185. ayetle yapılan uyarıyı da hiçbir zaman unutmayalım. Casiye-6: Mealen: İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? A’raf-185: Onlar göklerdeki ve yeryüzündeki sınırsız hükümranlığına, Allah’ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı?‘’Peki, bundan (bu Kur’an’dan) sonra artık hangi söze inanacaklar?’’ denilmektedir. Bu konumuz ile ilgili detaylı bir bilgi için aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. (وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الأَرْضِ ) أي خرجتم لقتال عدوّكم (فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ) أي لا حرجَ عليكم (أَن تَقْصُرُواْ مِنَ الصَّلاَةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ الّذينَ كَفَرُواْ ) والمعنى : لا حرجَ عليكم أن تُصلّوا بدل الأربع ركعات ركعتين إن كنتم في حرب مع الأعداء وكنتم خائفين منهم أن يغتنموا صلاتكم فُرصة لهم فيرموكم بِسهامهم أو يسلبوكم أمتعتكم أو غير ذلك مِمّا يصيبونكم بأذىً . فالفتنة معناها الأذى والعذاب ، ...فصلاة القصر رُخصة للمسافر وليست واجبة وذلك إن كان خائفاً ، ولكن يُباح للمسافر أن يجمع بين الصلاتين (من كتاب حقائق التأويل في الوحي والتنزيل ) ، {إن خفتم أن يفتنكم الذين كفروا} ظاهره أنّ إباحة القصر مشروطة بالخوف المذكور، وإلى ذلك ذهب جماعة. (البحر المحيط) وذهبت جماعة أخرى إلى أن هذه الآية إنما هي مبيحة القصر في السفر للخائف من العدو، فمن كان آمناً فلا قصر له، وروي عن عائشة أنها كانت تقول في السفر: أتموا صلاتكم، فقالوا: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقصر، فقالت: إنه كان في حرب وكان يخاف، وهل أنتم تخافون؟ وقال عطاء: كان يتم الصلاة من أصاب رسول الله صلى الله عليه وسلم عائشة وسعد بن أبي وقاص، وأتم عثمان بن عفان، ولكن علل ذلك بعلل غير هذه، وكذلك علل إتمام عائشة أيضاً بغير هذا (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) أباح الله - تعالى - القصر من الصلاة؛ إذا ضرب في الأرض إذا خاف أن يفتنه الكفار، ولم يبين القصر في ماذا؟ فيحتمل: القصر قصراً من الركعات؛ على ما قال أصحابنا - رحمهم الله تعالى - ويحتمل: القصر من الركوع والسجود والقيام بالإيماء؛ كقوله: { فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَاناً } [البقرة: 239] رخص للخائف الصلاة بالإيماء (تأويلات أهل السنة – الماتردي) وثانيها: أن معناه القصر من حدود الصَّلاة عن ابن عباس وطاوس وهو الذي رواه أصحابنا في صلاة شدة الخوف وإنها تصلّى إيماء والسجود أخفض من الركوع فإن لم يقدر على ذلك فالتسبيح المخصوص كافٍ عن كل ركعة -- وظاهر الآية يقتضي أن التقصير لا يجوز إلا إذا خاف المسافر، لأنه قال {إن خفتم أن يفتنكم} (مجمع البيان في تفسير القرآن- التبيان الجامع لعلوم القرآن) وقال بعضهم: إن القصر في الآية محمول على قصر الأحوال من الإيماء وتخفيف التسبيح والتوجه إلى أي وجه وحينئذٍ يبقى الشرط على ظاهر مقتضاه المتبادر إلى الأذهان، ونسب ذلك إلى طاوس والضحاك.وأخرج ابن جرير عن ابن أنه قال في الآية: قصر الصلاة إن لقيت العدو وقد حانت الصلاة أن تكبر الله تعالى وتخفض رأسك إيماءاً راكباً كنت أو ماشياً،( روح المعاني- تفسير الالوسي) وقال القرطبى: وذهب جماعة إلى أن هذه الآية إنما هى مبيحة للقصر فى السفر للخائف من العدو فمن كان آمنا فلا قصر له...الوسيط في تفسير القرآن الكريم )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınızda, eğer düşmanın size zarar vermesinden korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sorumluluk yoktur. Gerçekleri kabul etmeyen inkârcılar sizin apaçık düşmanlarınızdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yeryüzünde seferde iken Allah’ı tanımıyanların sizin üzerinize çullanıvereceklerinden korkacak olursanız namazı kısmanız suç olmaz. Çünkü Allah’ı tanımıyanlar sizin için açıktan açığa düşman bulunuyorlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yer yüzünde sefer ettiğiniz zaman kâfir olanların sizi bir mihnete [⁶] düşüreceklerinden korkarsanız namazı kısaltmanızda beis yoktur; çünkü kâfirler size apaşikâr bir düşmandır.
[6] Ansızın baskına uğratmak, taarruz etmek gibi bir felâkete.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yeryüzünde sefere/yolculuğa çıktığınız zaman, inkâr edenlerin eğer size bir kötülük/fitne yapmalarından korkarsanız/çekinirseniz, namazı kısaltmanızda size bir sakınca/günah yoktur. Elbette ki kâfirler sizin apaçık düşmanlarınızdırlar.³⁸
38 Herhangi bir normal yolculukta farz namazları kısaltarak kılmanın hükmü bu ayete dayandırılır. Hanefiler, farzları iki rekât kılmanın bu ayetle azimet/bağlayıcı bir emir olduğunu söylerler. Şafiler ise, bunun bir ruhsat olduğunu, bağlayıcı olmadığı, isteyenin iki isteyenin de farzları dört rekât kılabileceği görüşündedir. Zahiriler ise namazın kısaltılmasının sadece savaş halinde olduğunu, korku ve güven olmayan ortamlarda câiz olduğunu savunurlar (Bkz. Abdülkadir Şener ve arkadaşlarının meâli, dipnot). Namazların tehlike olmadığı yani barış zamanlarını da kaplayacak şekilde seyahatlerde kısaltarak kılınması Hz. Peygamber tatbikatına (sünnetine) dayanmaktadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Yeryüzünde yolculuk ettiğinizde kâfirlerin size bir kötülük yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sakınca yoktur. Zira kâfirler, size apaçık düşmandırlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Uzak diyarlara sefere çıktığınızda, eğer kâfirlerin size bir kötülük yapacağından endişe ederseniz, aşağıda tarif edileceği şekilde namazları kısaltmanızın bir sakıncası yoktur. Çünkü kâfirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır ve üzerinize saldırmak için sürekli fırsat kolluyorlar.Gelelim, düşman karşısında cephede beklerken kılınacak namazın şekline:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yeryüzü’nde sefere çıktığınız zaman, inkâr etmiş olanların size fenalık yapmasından korktuysanız, Namaz’dan kısaltmanızda günah yoktur. Kâfirler, sizin için açık bir düşman oldular.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sefere çıktığınızda, inkarcıların size bir kötülük etmesinden korkarsanız, namazı kısaltabilirsiniz. Çünkü inkarcılar sizin baş düşmanlarınızdır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, salat-ı ikame etmeyi kısaltmanız nedeniyle bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmandır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfir olanların size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size herhangi bir günah (sorumluluk) yoktur. Şüphesiz ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır. [*]
Bu ayet savaş yolculuklarında düşman tarafından gelebilecek bir ölüm tehlikesi varsa namazların kısaltılabileceği ruhsatını içermektedir. Böyle bir ölüm tehlikesinin bulunmadığı yolculuklarda, namazlar kısaltılmamalı ve tam kılınmalıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, savaş yolculuklarında iken eğer bir düşman tehlikesi varsa namazların kısaltılabilme ruhsatını içermesidir. Diğer yolculuklarda, üstelik bir düşman saldırısı tehlikesi de yokken namazların zorunlu olarak kısaltılması ve bunun Allah’ın bir ikramı olduğu yolundaki iddialar bu ayete aykırıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yeryüzünde (savaş için) sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacaklarından korkarsanız, namazı kısaltarak kılmanızın bir sakıncası yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin açık düşmanınızdır.¹
1 Buradaki seferin, “Allah yolunda” olup olmaması belirtilmediği için bazıları bu hükmün, normal seferler için de geçerli olduğunu söylemişlerdir. Âyetin zahirinden bunu çıkartmak mümkündür. Ancak âyetin devamından, bu hükmün cihad için çıkılan sefere ait olduğu anlaşılmaktadır. Sonraki âyetten de anlaşılacağı gibi burada kastedilenin “korku namazı” olması, daha kuvvetlidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
YERYÜZÜNDE [sefere] çıktığını-zda, hakikati inkara şartlanmış olanların âniden üzerinize saldırmasından ¹²⁷ korkarsanız namazlarınızı ¹²⁸ kısaltmanız günah olmaz: Çünkü o hakikati inkar edenler sizin apaçık düşmanlarınızdır.
127 Lafzen, “size zarar vermelerinden” -hemen hemen bütün müfessirlere göre bu, anî bir saldırıya işaret etmektedir.128 Lafzen, “namazları”. Seyahatte veya fiilî bir tehlike karşısında kısaltılıp birleştirilebilecek olan (öğle namazı ikindi ile, akşam namazı yatsı ile) günlük beş vakit farz namaza -sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarına- işaret. Bu iznin barış zamanındaki seyahatleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi, Hz. Peygamber’in sünneti gereği iken Kur’an onu yalnızca savaş durumu ile bağlantılı olarak zikreder. Bu, başlangıç cümlesine parantez içinde “sefere” deyiminin eklenme sebebini açıklamaktadır. Bir sonraki ayette tanımlanan namaz -cemaat ile nöbetleşe namaz- salâtu’l-havf (“tehlike namazı”) olarak adlandırılır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Savaş için yeryüzünde sefere çıktığınızda, kâfirlerin ani bir baskınla size zarar vermesinden korkarsanız, namazları kısaltarak kılmanızda size bir günah yoktur. Zira kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. 2/238-239, 4/102
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
YERYÜZÜNDE sefere çıktığınızda, inkârda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkâr edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, savaş için) Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size bir kötülük yapacaklarından endişe ederseniz, namazda (dört rekatlı olanları iki rekat olarak) kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kuşkusuz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır, (sizi pusuya düşürebilirler)
Osman Fırat
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin sizi fitnelemesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanmızdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yeryüzünde sefer ettiğiniz zaman kâfir olanların size fenalık edeceklerinden korkarsanız namazdan kısaltmanız sizin için bir günah değildir. Şüphe yok ki, kâfirler sizin için apaçık bir düşman bulunmaktadırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sefer esnasında kâfirlerin size bir fenalık yapmalarından endişe ederseniz namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Gerçekten kâfirler sizin besbelli olan düşmanlarınızdır. [73, 20]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkar edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Muhakkak ki kafirler, sizin açık düşmanınızdır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yeryüzünde sefer iylediğiniz zamân, küffârın size fitne-i harb ve kıtâli tevcîh itmelerinden (bağteten üzerinize hücûm iylemelerinden) korkar iseniz namâzı kasr (kısa) itmenizde sizin içün günâh yokdur. [¹] Zîrâ kâfirler sizin içün âşikâr düşmandırlar.
[1] Dört rek'at farzın iki rek'at kılınması husûsuna bu âyet-i kerîme ile izin virilmişdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yolculuğa çıktığınızda, ayetleri görmezden gelenlerin (kafirlerin) size saldırı yapmasından korkarsanız, o namazı[*](yolculuk namazını) kısaltmanızda bir günah yoktur. Çünkü kafirler, size açık düşmandırlar.
[*] Sefer namazı, yolculukta kılınan namaz  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size bir kötülük etmesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah olmaz.(31) Çünkü kâfirler sizin için apaçık bir düşmandır.
(31) Burada anlatılan, korku namazıdır ki, yolculuk halinde namazın kısaltılmasından başkadır. Yolculukta namazın kısaltılması, Peygamber Efendimizin sünnetiyle sabit olan bir uygulamadır ki, Hz. Ömer’in bu konudaki bir sorusunu Peygamberimiz, “Bu Allah’ın size bir bağışlamasıdır; Rabbinizin bağışını kabul edin” şeklinde cevaplandırmıştır. (Müslim, Salâtü’l-Müsafirîn: 4.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermesinden korkarsanız, namazı/duayı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, inkârcı nankörler sizin için açık bir düşmandırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan yüriyesiz yirde, yoķdur üzerüñüze yazuķ kim eksesiz namāzdan eger ķorķasız kim fitneye bıraġa sizi anlar kim kāfir oldılar. bayıķ kāfirler oldılar size düşmān bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan sefer eyleseñüz yir yüzinde sizüñ üstüñüze yazuḳ yoḳdur ḳıṣaeylemekde namāzı, eger ḳorḳsañuz fitnesinden kāfirlerüñ. Taḥḳīḳ kāfirler size düşmandur, ulu düşmanlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Səfərə çıxdığınız zaman kafirlərin sizə zərər yetirəcəklərindən qorxarsınızsa, namazı qısaltmaq (dörd rək’ətli namazı iki rək’ət qılmaq) sizə günah hesab edilməz. Həqiqətən kafirlər sizinlə açıq düşməndirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when ye go forth in the land, it is no sin for you to curtail (your) worship if ye fear that those who disbelieve may attack you. In truth the disbelievers are an open enemy to you.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When ye travel through the earth, there is no blame on you if ye shorten your prayers,(617) for fear the Unbelievers May attack you: For the Unbelievers are unto you open enemies.
617 Verse 101 gives permission to shorten congregational prayers when people are on a journey: verses 102-104 deal with cases when they are in danger at war, in face of the enemy. The shortening of congregational prayers in both cases is further governed as to details by the practice of the Messenger and his companions. As to journeys, two questions arise: (1) what constitutes a journey for this purpose? (2) is the fear of an attack an essential condition for the shortening of the congregational prayers? As to (1), it is best to leave the matter to discretion, having regard to all the circumstances of the journey, as in the case of the journeys which excuse a fast see 2:184, n. 190. The text leaves it to discretion. As to (2), the practice of the Prophet shows that danger is not an essential condition: it is merely mentioned as a possible incident. The Messenger usually shortened the prayers from four Rak'ahs to two Rak'ahs in Zuhr ( midday prayer). ( Asr (afternoon prayer) and 'Isha' (night prayer): the other two are in any case short, Fajr (morning prayer) having two Rak'ahs and Maghrib (evening prayer) having three. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
ضَرَبْتُمْ
yolculuğa çıktınız
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
فَلَيْسَ
o takdirde yoktur
عَلَيْكُمْ
size
جُنَاحٌ
bir günah
اَنْ تَقْصُرُوا
kısaltmanızda
مِنَ الصَّلٰوةِۗق
namazdan
اِنْ
eğer
خِفْتُمْ
korkarsanız
اَنْ يَفْتِنَكُمُ
size bir kötülük yapmasından
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
كَفَرُواۜ
kâfir oldular
اِنَّ
şüp- hesiz
الْكَافِر۪ينَ
kâfirler
كَانُوا
oldular
لَكُمْ
size
عَدُواًّ
bir düşman
مُب۪يناً
apaçık
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız o takdirde namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
جُنَاح
İsim
ج ن ح
Günah
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَصَرَ
Fiil-I
ق ص ر
Kısalttı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan