close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 82. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ veka’a-lkavlu ‘aleyhim aḣracnâ lehum dâbbeten mine-l-ardi tukellimuhum enne-nnâse kânû bi-âyâtinâ lâ yûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sözün, onlar hakkında yerine geleceği, tahakkuk edeceği zaman gelip çatınca yeryüzünden, onlara bir mahluk çıkarırız ki o, konuşur onlarla ve gerçekten de insanlar, delillerimize adamakıllı inanmazlar der.
Âyetteki mahlûkun, kıyamet alâmetlerinden olduğu, müminle kâfiri ayırt edeceği hakkında hadisler vardır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O (va’ad edilen) sözün vuku bulacağı (aynen) başlarına gelip (sabit olacağı ve gerçekleşip yaşanacağı) zaman, (yani kıyamet öncesinde;) onlar için yerden bir canlı (dabbe) çıkarırız. O da insanlara, Bizim ayetlerimize (ve hikmetlerimize) yakinen inanmadıklarını (ve kalben mutmain olup kavrayamadıklarını) konuşup söyleyecektir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Söylenen kıyamet saati, başlarına geldiğinde, onların karşısına yerden kendilerine: “İnsanlığın, mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını” söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İlâhî kelâmdaki tehdidin, kesinlikle gerçekleşeceği vakit, Kıyamet koparken onlara yerden bir canlı mahlûk çıkarırız. Bu, insanların âyetlerimize, Kur'ân'ımıza, kâinattaki kudretimizin delillerine, ilme, gerekçeye itibar etmediklerini, kesinlikle inanmadıklarını söyleyerek onları yaralar.
bk. et-Tefsîru’l-Kebir, 24/218; Tefsîru Ebüssuûd 6/302.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Kendilerine söylenmiş olan) söz başlarına geldiği zaman yerden bir canlı çıkarırız ki o onlara, insanların ayetlerimize kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.
Ali Bulaç
swap_vert close
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kıyametin kopacağına dair), o sözün, üzerlerine vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden bir Dabbe (kıyamet âlâmetlerinden olup, mümin ile kâfiri işaretliyerek birbirinden ayıracak olan bir hayvan) çıkarırız da, insanların âyetlerimize yakînen iman etmemiş olduklarını kendilerine söyler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Azap sözü başlarında gerçekleştiği zaman, yerden onlar için bir canlı çıkartırız. “İnsanlar ayetlerimize gerçekten inanmadılar.” diye onlarla konuşur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim âyetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.[396]
[396] Dâbbetü’l-arz hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 266-268.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara söz hak olunca «İnsanlar bizim âyetlerimize inanmazlardı» diyerek, kendileriyle konuşabilen, yerden bir canavar çıkaracağız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve (Kıyamet hakkında) onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanların mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
“Dâbbe” sözcüğü “hareket eden, debelenen, yeryüzünde yürüyen” demektir. Daha çok haşere türünden canlılar için kullanılan bu kelime dört ayaklı hayvanlar ve insanlar için de kullanılır. Bu âyette “dâbbe” kelimesi müteşabih bir kavramdır. “Dâbbeten mine-l-ardi”, “yerden çıkan canlı” demektir. Burada esas üzerinde durulması gereken husus âyette de belirtildiği gibi “dâbbe”nin insanlara, “Allah’ın mesajlarına gerçekten iman etmediklerini” söylemesi ve onları uyarıp hakka davet etmesidir. Konuşma özelliğinden dolayı buradaki “dâbbe” nin insan olacağı söylenmiş olsa da mesajın illa da dille konuşarak verilmesi gerekmez. Yaşadığımız gezegendeki olağanüstü bir durumla da olabilir. Örneğin (Allah korusun!) Firavun ve kavmini istila eden bit, çekirge ve kurbağa felâketi gibi, Ebrehe ve ordusunu helâk eden kuşlar gibi insanların akıllarını başlarına getirebilecek herhangi doğal bir felâket de olabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar hakkındaki hükmün icrâsı zamânı geldiği vakit arzdan bir dâbbe (canavar) çıkaracağız. O canavar ânlara: İnsanlar hakîkatde rabbimizin âyâtına metânetle inanmadılar" diyu bağıracakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Söylenen (kıyamet) başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir yaratık çıkarırız da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde iman etmedikleri konusunda onlarla konuşur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.  
 Kıyamet alâmetleri arasında sayılan ve «dâbbetü’l-arz» denen yaratık hakkında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın «Hak Dini Kur’an Dili» isimli tefsirinin 5. cilt 3701-3704. sahifelerine bakınız.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Zamanı gelince, onlara topraktan mamul bir yaratık çıkaracağız; onlara, halkın ayet ve mucizelerimize inanmadığını bildirecek.
Bu ayette söz edilen yaratık, sudan değil, topraktan yaratılmıştır. Tümüyle toprak elementlerinden yapılma olan bilgisayar, Kuran'ın 19 kodu üzerine kurulu matematiksel mucizesini ortaya çıkararak insanların Allah'ın sözünü önemsemediklerini kanıtladı. Bak 72:28.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dâbbe çıkarırız, nâsın âyetlerimize yakîn ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kıyametin kopacağına dair), o sözün, üzerlerine vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir varlık) çıkarırız. O, onlara, insanların (çoğunun) âyetlerimize inanmadıklarını (ve bu yüzden azaba müstahak olduklarını) söyler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Üzerlerine söz¹ gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe² çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların³ ayetlerimize inanmadıklarını söyler.⁴
1- Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme. 2- Dabbe, Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. (8:22; 35:45) Ancak “Dabbetü'l-arz”, bir tamlama olarak “yer canlısı” demektir. Bu sözcük, tefsirlerde daha çok İsrâîliyyât'ın, atalar dinlerinin hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, kıyametin alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşması anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan “hesaba çekilme” anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında Müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda Müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin ortaya çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Yerden yapılmış konuşan bir varlığın/cismin/aletin, onların yapıp ettiklerini tek tek söyleyeceği mecazen anlatılmaktadır. Tıpkı insanın uzuvlarının, insanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi. (24:24). 3- Müşriklerin. Kâfirlerin. 4- Onlar adına konuşacak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O söz (ün ma'nâsı) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dâbbe çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kat'î bir kanâat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O (azab) söz(ü) başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman ise, onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız; (o,) gerçekten insanların âyetlerimize kat'î olarak inanmıyor olduklarını kendilerine söyler.(1)
(1)“Nasıl ki kavm-i Fira‘vun’a ‘çekirge âfeti ve bit belâsı’ ve Kâ‘benin tahrîbine çalışan Kavm-i Ebrehe’ye ‘Ebâbîl Kuşları’ musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyân’ın ve Deccâllerin fitneleriyle bilerek ve severek isyâna ve tuğyâna (azgınlığa) ve Ye’cüc ve Me’cüc’ün anarşistliğiyle fesâda ve canavarlığa giden ve dinsizliğe ve küfür ve küfrâna (nankörlüğe) düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle, arzdan (yerden) bir hayvan çıkıp musallat olacak. Zîr ü zeber (darmadağın) edecek. اَلّٰلهُ اَعْلَمُ[Allah en iyi bilendir] o dâbbe (hareketli canlı) bir nev‘dir (tâifedir). Çünki gāyet büyük bir tek şahıs olsa, her yere ve herkese yetişemez. Demek dehşetli bir tâife-i hayvâniye olacak. Belki اِلَّادَبَّةُ الْأَرْضِ تَاْكُلُ مِنْساَتَهُ[Ancak asâsından yemekte olan dâbbetü’l-arz (bir ağaç kurdu) müstesna] âyetinin işâretiyle, o hayvan dâbbetü’l-arz (yer hayvanı) denilen ağaç kurtlarıdır ki, insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek. İnsanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü’minler îman bereketiyle, sefâhet ve sû’-i isti‘mâlâttan tecennübleriyle (günahlar ve israflardan sakınmalarıyla) kurtulacaklarına işâreten, âyet, îman husûsunda o hayvanı konuşturmuş.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 84)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (onların aleyhine) verilen o (kıyamet günündeki hesap ve azap) sözü gerçekleştiğinde, (o gün) onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız, (o canlı) onlara konuşarak, (dünyada iken inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.*
(*) Aşağıda da anlatıldığı gibi bu olay kıyamet gününde hesap ve yargılama esnasında cereyan ediyor. Yani yeryüzünü üzerinde insanların ne yapıp ettiklerini Arzı temsilen haber veren ve yüce Allah tarafından ortaya çıkarılan canlı bir varlığa işaret ediliyor ki, o gün bu canlı yaratık Allah’ın emriyle Neml-82. ayetteki mesajı bütün insanlara duyuracaktır. Yani ZİLZAL-4-5. ayetler, bu ayetin tefsiri niteliğindedir. Çünkü Neml 82 ile Zilzâl -1-6 ayetlerinde anlatılan konu aynıdır. İşte Neml-82. ayetin başında buyuruluyorki ‘’Ve izâ veka’al kavlü aleyhim’’onlar aleyhinde ki o söz gerçekleştiği zaman. Yani kıyamet kopmuş, azap tahakkuk etmek üzere, yargılama esnasında artık arzın canlıları konuşacak demek, bu ayette olduğu gibi arzın ortaya çıkardığı mahşer için hiçbir şeyin gizli kalmaması anlamında bir toprağın konuşması anlamında mecâzi bir konuşmadan, azabın, yargılamanın hemen öncesinde söz meydana gelmiş, bitmiş artık. Yani kıyamet kopmuş, olay meydana geliyor artık, daha kaçacak bir tarafı yok, gizli saklı hiçbir şey kalmayacak, yer canlanacak, yer konuşacak. Yer hareketlenmiş, debelenmiş ve diyor ki siz Allah’ın ayetlerine yakıyn ile yaklaşmadınız. Hani biz böyle bir şey dememiştik falan gibi. Bunun bir anlamı yok. Yani o insanın küfrüne şahit olan yer konuşacak demektir bu. Bu ayet okununca, ‘’Yevmeizin tühaddisü ahbâreha, bienne Rabbeke evha leha,’’ (Zilzal/4-5) ayetlerdeki mesaj bize hatırlatılıyor. Çünkü burada artık kıyamet kopmuş, mahşer şartlarından söz ediliyor. O ayetle bu ayetleri birbirinin müfessiri ve müfesseri olarak algılarsak mantıklı bir çözüm olur. (alıntı) 1- ‘’Ve o söz gerçekleştiği zaman’’ yani herkesin mahşerde toplanıp hesaba çekildiği zaman. 2- Dabbe, hareket eden, canlı demektir...(8/Enfal, 22; 35/Fatır, 45) Ancak “Dabbetü’l-arz”, bir tamlama olarak “yer canlısı” demektir. Bu sözcük, tefsirlerde daha çok eski inançların hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, kıyametin alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur’an’i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet’in yaklaşması anıyla da bir ilgisi olmayıp, Kıyamet’in kopuşundan sonraki durum olan “hesaba çekilme” anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Not: Dabbetü’l-arz’ın ortaya çıkış zamanı hakkında Mehmet Okuyan, Erhan Aktaş, Mustafa Çoban, R .İhsan Eliaçık, Mustafa Çevik ve İsmail Yakıt’ın meal açıklamalarına da bakılabilir. Özetle, (دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ )‘’Arzdan bir dabbe çıkarmış olacağız …’’ şeklindeki olay kıyameten önce değil, yani kıyamet alameti değil, bilakis kıyamet gününde/hesaba çekilme gününde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle o gün arz canlı bir varlık gibi dile gelecek ve 82. ayetteki ilahi mesajını mahşerde toplanan tüm insanlara duyuracaktır. Çünkü o gün bütün insanların en büyük şahidi yaşadıkları yeryüzüdür. İnsanlar iyilik te yapsa kötülük te yapsa yeryüzünde yapmaktadır. Bu yüzden o gün inkârcılar, azgınlar ve zalimler için yeryüzünün şahitliği korkunç olup canlı bir yaratık gibi dile gelir ve bu şahitliği yapar. (الله اعلم) اشتبه علي القوم موضوع دابة الارض وظنوا أنها أمارة من أمارات الساعة, وظنوا أن القران الكريم قد ذكرها أنها أمارة من جملة الامارات الكبري (وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ ﴿٨٢﴾ وذلك بعد أن يقع القول علي من يستحق النار ’ ولا يكون ذلك الا بعد حساب هؤلاء يوم القيامة, لا قبله, فيخرجها لله من الارض ),... والدواب لاتتكلم, ولكن, وبعد الحساب يفهم كلامها, خارقة واعجازا واستخفافا بمن وقع القول عليهم وقد كانوا في الدنيا لايؤمنون بايات الله, ولا يصدقون بالبعث . وتكليم دابة الارض علامة من علامات الكبري قبيل قيام الساعة أمر لايقبل, لان الله يقول (وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ), وأحاديث دابة الارض لم ترد متواترة (بل مضطربة ومتعارضة) والحديث الوحيد الذي أورده الترمذي في سننه في هذا الشأن هو التالي (... عن أبي هريرة أن رسول الله . ص . قال تخرج الدابة معها خاتم سليمان وعصا موسي فتجلو وجه المؤمن وتختم أنف الكافر بالخاتم حتي أن اهل الخوان ليجتمعون بيقول هاها يا مؤمن ويقال هاها يا كافر ويقول هاذا يا مؤمن ويقول هاذا يا كافر... ) وهاذالحديث معنعن وفي سنده أوس بن خالد منكر... الحديث , مجهول الحال لايعرف – كما قال الازدي وابن القطان والذهبي علي التوالي ! أما علي بن زيد فقد كان يتشيع ويترك يحي القطان حديثه : راويان متعابان وجراحهما بلغت حد الترك, فالحديث باطل... ) نعود للاية 82 فنجد دابة الارض, وقبلها بقليل نجد بأن الموتي والصم والعمي لايسمعون دعوة الحق ولا يهتدون طريق الايمان (من اية 80 الي 81 ) فالسياق هو لبعد الحساب وليس قبل الساعة كعلامة لها... كما افتري رواة السؤ في الرواية الحديثية فتأثر بذلك اخوة لنا فتركوا القران واتبعوا قول الرواة لا قول الرسول... ومشهد دابة الارض بعد حساب من يقع القول علهم يوم القيامة... ألمصدر : (روايات الحديث النبوي في ميزان البحث العلمي - دابة الأرض في ...) وإما أنه أطلق القول على المقول، لما كان المقول مؤدى بالقول، وهو ما وعدوا به من قيام الساعة والعذاب (البحر المحيط – أبو حيان) قال بعضهم: والمعنى إذا قامت القيامة بعث الله نوعا مخصوصا من دواب هذه الأرض،... وينطقه فيوبخ الإنسان على كفره، كما ينطق أعضاءه في ذلك اليوم أيضا (محاسن التأويل - تفسير القاسمي ) المحكم القرآني القائل في هذا السياق بأن الساعة ستاتي بغتة..أو فجأة..وهو سياق قرآني ينفي أن تكون هذه الدابة أو غيرها من أشراط الساعة - أما قوله تعالى: {وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِم } فالمراد من القول متعلقه وهو ما وعدوا به من قيام الساعة ووقوعه حصوله (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)، {وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ}، وثبت الوعد الإلهيّ، وجاء موعد القيامة، واندفع النّاس إلى الحشر ليواجهوا نتائج أعمالهم، وربما كان المراد منه العذاب الّذي وعد الله المشركين به.. {أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ}، وتعلن لهم النّتائج العمليّة لما عاشه الناس مع الأنبياء، في ما أنزل الله عليهم من رسالات، وأقام لهم من بيّنات، وأظهره من دلائل وآيات، وتقول لهم {أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ}، لأنهم لم ينفتحوا على الحقّ النّازل من الله، والمنطلق من خلال الفطرة، والمتحرّك في دائرة العقل،... (تفسير من وحي القرآن، ج:17، ص:244 – 227) جعل الدابة من علامات الساعة الكبرى القريبة غير صحيح كما سنرى ,... (سامح عسكر - بحث في أكذوبة تفسير المشايخ لدابة الأرض) والدابة من خرافات المسيحيين، ومن الكتاب الذي اسمه رؤيا يوحنا اللاهوتي، والذي عبارة عن وصف لأحلام رآها، ومن ذلك وصفه لوحش رآه في أحد أحلامه، يقول عنه: فرأيت وحشا طالعا من البحر له سبعة رؤوس وعشرة قرون وعلى قرونه عشرة تيجان وعلى رؤوسه اسم تجديف (13:1).ويقول إن هذا الوحش يضع علامة له على أيدي الناس أو جباههم عبارة عن الرقم 666: يجعل الجميع الصغار والكبار والأغنياء والفقراء والأحرار والعبيد تصنع لهم سمة على يدهم اليمنى أو على جبهتهم. وان لا يقدر احد ان يشتري او يبيع الا من له السمة او اسم الوحش او عدد اسمه. هنا الحكمة.من له فهم فليحسب عدد الوحش فانه عدد انسان.وعدده ست مئة وستة وستون. (13: 16-18) وقام المفسرون بأسلمة هذه الدابة وتحوير قصصها المسيحية، وقالوا أن هذه الدابة هي المذكورة في قوله تعالى: وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِّنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ{82} النمل. - فسروا وقع القول بأنه يعني آخر الزمان. ووقع القول عليهم لا يكون إلا يوم القيامة، وليس في الدنيا. والحديث في سياق الآيات عن قريش التي لم تر دابة تخرج من الأرض (علامات الساعة - الباحث ابن قرناس).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sözün onlar (İsrail oğulları) üzerine gerçekleşme zamanı geldiğinde, onlar için yerden onlarla konuşan bir canlı çıkartırız. Muhakkak ki insanlar ayetlerimizi içlerine sindiremiyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın sözü onların zararına olarak gerçekleşince biz onlara karşı yerden öyle bir dört ayaklı çıkaracağız ki onlara gerçekten insanların belgelerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar hakkında söz husûl bulunca [³] onlara yerden bir «Dabbe» çıkaracağız ki onlara bizim namımıza «— İnsanlar âyetlerimizi [⁴] yakînen bilmiyorlardı» diyecektir.
[3] Halk hakkında kıyamete ait söz husûl bulunca veya yaklaşınca.[4] Kıyamet veya kıyametten evvel olan alâmetleri.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Söz gerçekleştiği zaman²⁰ kendilerine, yerden, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyen bir canlı [dâbbe] çıkarırız.
20 Sözün gerçekleşmesi kıyametin kopmasıdır. Kıyamet koptuktan sonra yerden çıkacağı belirtilen bir canlıdan bahsediliyor. “Dabbetu’l-arz” (yer canlısı, yer hayvanı) denen bir yaratıktır. Geleneksel inanç bu canlıyı, ayete rağmen, kıyamet kopmadan önceye almış ve onu alâmetlerinden saymıştır. Ayete göre kıyamet koptuktan sonra vuku bulacağı anlaşılıyor. Çünkü ayetin devamında her ümmetin içinden yalancılardan oluşan bir grubun hesap yerine sevk edileceğinden bahsedilmektedir. Kur’an’a göre kıyamet aniden gelecektir. Aniden gelecek olayın alâmeti olmaz. Kıyamet alâmetleri denilen olayların eleştirileri için Bkz. “İslam’ı Anlamak” isimli kitabımız (s. 235-278)  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Yer ve gökteki ayetler karşısında iman etmediklerinden) O söz (azap) başlarına geldiği zaman, onlara yerden (harikulade bir mucize olarak) bir canlı çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Haklarındaki vaad gerçekleşerek ölüm vakti geldiği zaman, onları sorgulamak için yerin içindenkorkunç görünümlü bir yaratık çıkaracağız ve bu yaratık onlara,insanların çoğunun ayetlerimize gereğince inanmadıklarını ve bu yüzden azâbı hak ettiklerini söyleyecek. O zaman tövbe edip bağışlanmak için yalvaracaklar, ancak tövbeleri kabul edilmeyecek.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Söz onların aleyhine vâki’ olduğu zaman onlarla konuşan, onlar için Yer’den hareketli / dâbbe çıkardık. Yine de İnsanlar, bizim âyetlerimize kesin inanmıyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sözü edilen gün gelip çatınca, yer altından bir canlı çıkaracağız. Bu canlı insanlara, bizim sözlerimizi yeterince anlayamadıklarını söyleyecek.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gerçeklerimizi inkâr edenler, gerçeklerden kaçanlar, gerçeklere karşı kulaklarını tıkayıp sağırlaşanlar, gerçeklere karşı körleşenler; bilsin ki onlara verdiğimiz söz mutlaka başlarına gelecektir. Biz onlara yaptıklarından ötürü azap sözü verdik. Bizim azap sözümüz başlarına geldiği zaman yaşadıkları yeryüzü onlara şahit olur. Yeryüzündeki her şey onların inkârlarına şahit olur. Zaten biz adalet gerçekleşsin diye insanın ilişki kurduğu her şeyi şahit kılmışızdır. İnsanların en büyük şahidi kendisidir. Elleri, ayakları, gözleri, dilleri, aklı, muhakemesi, iradesi yaptıklarına şahittir. Onlara insanların en büyük şahidi yaşadıkları yeryüzüdür demedik mi? İnsanlar iyilikte yapsa kötülükte yapsa yeryüzünde yapmaktadır. İnkâr edenler için yeryüzünün şahitliği korkunçtur. İnsanın yalanları yüzüne çarpılır. Yalanları yüzüne çarpılan inkârcılar yeryüzünde kaçacak yer bulamaz! Yalanları peşine düşer! Yalanları yiyip yutacak bir canavara dönüşmüştür.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız [*] ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.
Bu ifade, Zilzâl 99:4-5 gereği bizzat “yer”in mahşerde konuşturulması olarak yorumlanabilir. [Dâbbetu’l-ard] “yer kurdu” ifadesi sadece Sebe’ 34:14’te Hz. Süleyman’ın ölümünün yer aldığı pasajda geçmektedir. Bu ayette ise söz konusu ifade [dâbbetu’l-ard] “arzın canlısı” şeklinde tamlama olarak değil de [dâbbeten mine’l-ardı] “arzdan bir canlı” şeklinde geçmektedir. Bu ifade “onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman” cümlesinden sonra geldiği için bu canlının ve mecasi olarak konuşmasının mahşerin konusu olduğu açıktır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O sözün başlarına geleceği (yani kıyametin kopacağı) zaman, onlara yerden insanların âyetlerimize gerçekten îman etmediklerini söyleyen canlı bir yaratık ¹ çıkarırız.
1 Dâbbe: Yeryüzünde debelenen, hareket eden daha ziyade haşere türünden canlılar için kullanılan bir kelimedir. Dört ayaklı hayvanlar ve insanlar için de kullanılabilir. Bu âyette “dâbbe” kelimesinin nekra kullanılmasından dolayı, bunun bildiğimiz dâbbelerden başka bir dâbbe olduğunu da anlamak mümkündür. “Dâbbe,” kıyametin kopmasına yakın, ortaya çıkacağı bildirilen ve kıyametin alâmetlerinden olan bir yaratıktır. Bu konudaki rivâyetler mütevâtir olmadığından, kıyamet gibi gaybî bir konuda delil olamazlar. Bunun için, “Dâbbe” ile ilgili teferruatı bir yana bırakıp, Allah’ın Kur’ân’da bildirdikleriyle yetinmek, işin iç yüzünü Ona havâle edip, bunun kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına îman etmek en doğrusudur. Ayrıca bu âyetten dâbbe’nin kıyamet koptuktan sonra çıkacağı da anlaşılabilir. Ancak burada esas üzerinde durulması gereken husus âyette de belirtildiği gibi “dâbbe”nin insanlara, “Allah’ın âyetlerine gerçekten îman etmediklerini” söylemesi ve onları uyarıp hakka davet etmesidir. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen] söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, ⁷³ onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız. ⁷⁴
73 Lafzen, “onların başlarına geldiği gün”. Yani, bütün beklentilerinin tersine, gerçek bütün açıklığıyla ortaya çıkıp da onları allak bullak ettiğinde; Son Saat’in, Kıyamet Günü’nün, Allah’ın nihaî yargısının, ve sonuç olarak, inkarcıların “eskilerin/öncekilerin masalları” olarak gördükleri ne varsa hepsinin vukuuna işaret eden bir ifade (karş. yukarıda 67-68. ayetler). İzâ veka‘a’l-kavlu ‘aleyhim ifadesinden, “ahiret azabının onların başlarına geleceği”, yani tevbe ve pişmanlık için vaktin artık geç olacağı Son Saat’in vukuu da anlaşılabilir.74 “Yerden çıkarılan yaratık” ifadesi, öyle anlaşılıyor ki, insanın hayata “dünyevî” bakışını, başka bir deyişle, Kıyamet Günü’nden önceki zamanların insanı ruhen yoksullaştıran maddeci karakterini dile getiren temsîlî bir ifadedir. Bu “yaratık”, insana mecaz yoluyla, özellikle maddeci değerlere gömülüp gitmesinin ve dolayısıyla kendi kendini tüketmesinin Allah inancının eksikliğinden ileri geldiğini söyler/gösterir. (Bkz. 7:175-176 ve ilgili 141. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların aleyhine verilen söz gerçekleştiğinde, yerden bir canlı çıkartırız, onlara konuşarak, insanların bizim ayetlerimize gönülden inanmadıklarını bildirecek. 44/9...11, 54/1...4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (o vahyi işitmeyen ölüler ve sağırlar) aleyhindeki söz[³³⁵³] gerçekleştiği zaman, onlar için[³³⁵⁴] yerden bir canlı[³³⁵⁵] çıkarırız;[³³⁵⁶] o onlara mesajlarımıza öteden beri insanların yürekten inanmamış olduklarını söyler.[³³⁵⁷]
[3353] Yani: “azab sözü” (Mukâtil ve Ferra). Onlar soruyorlardı: “bu vaadiniz ne zaman gerçekleşecek” (71. âyet). [3354] “Onlar için” yani “onlar adına konuşan”. Çünkü “ölüler, sağırlar” -açıkça yer almasa da- söz geliminden çıkardığımız “dilsizler” konuşamayacağı için onlar adına konuşan bir “canlı varlık”. [3355] Dâbbe, “hareket etmek, yavaşça yürümek” anlamındaki debîbden türetilmiştir. Genellikle sürüngenler ve haşerat için kullanılmakla birlikte, hem insan hem de hayvan olmak üzere, her tür hareket eden canlı için kullanılır. Kur’an’da bu kelime, insanın da içerisinde yer aldığı tüm canlılara ilişkin kullanılmıştır (Bkz: 8:22, 55; 35:45). Âyette geçen dâbbetu’l-ard terkibinin yorumu, şu iki hususa göre değişir: 1) İnsan mı, hayvan mı? 2) Dünyada mı, âhirette mi? Hz. Ali, bu “canlı”nın “hayvan” olarak yorumlanmasına itiraz sadedinde “Kuyruğu değil sakalı olan bir canlı” diyerek “insan” olduğuna işaret etmiştir. Ebu Ubeyde de 35:45’te geçen dâbbenin “insan”a işaret eden bir mecaz olduğunu söyler (Mecaz). [3356] Bu gerçeği söylemek için “yerden bir canlının çıkarılması”, öldükten sonra dirilişe yürekten inanmayan insanın içine düştüğü yaman çelişkiyi temsil eden çarpıcı bir ibret sahnesidir. “Yerden”, yani “topraktan” yaratılan canlıların en gelişmişi olan insan, bu geçmişine rağmen yeniden dirilişi nasıl inkâr edebilir? Bu formun bir benzeri de dünyevî hayat için kullanılır (Bkz: 2:164). Dünyada hakikate karşı kör ve sağır kesilenlerin Hesap Günü dilsiz olacakları için (Bkz: 36:65), insanoğlunun bu vurdumduymaz tavrının orada bir biçimde dile geleceğinin veciz ifadesi. “Mesajlarımıza insanların inanmadıklarını söyler” diyen âyet, bu “canlı”nın Allah adına konuşan bir tür “elçi” olduğunu da hatıra getirmektedir. Yani zımnen şöyle der: Allah size insan bir elçiyle mesaj gönderdi ve yaptıklarınızdan hesap soracağını bildirdi. Siz bu mesaja karşı bir hayvan gibi davranıp aldırmadınız. Şimdi Hesap Günü’ndesiniz ve aynı hakikati bir hayvandan işitin! Zira siz ancak bu dilden anlarsınız. Selim akla insanın içindeki “elçi” gözüyle bakılırsa, bunu insan vicdanının (ya da fıtratının) insana gerçeği mutlaka söyleyeceği şeklinde okumak da mümkündür. Bir başka yorumumuz da, “yer hayvanı” ile “hayvanlaşan insan”ın kastedilmiş olmasıdır. İnsanı hayvanlaştıran nihilizm, insanın sonunu getirecek, insan sorumsuz davranışlarıyla bir hayvana dönecektir. İşte Son Saat, hayvanlaşan insanın haber verdiği ‘insanlık kıyameti’dir. [3357] Veya tukellimuhumu “yaralama” kök anlamıyla alarak: “o insanlığı yaralar; çünkü insanlar vaktiyle âyetlerimize yürekten inanmadılar.” Bu çeviri tercih edilebilir. Bu takdirde olay âhirette değil dünyada gerçekleşmiş olur. Allah en doğrusunu bilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Sen ne kadar uğraşsan kabul etmedikleri, hatta işitmemek için kulaklarını tıkadıkları) Kendilerine va’dolunan söz (gerçekleşeceği kesin olan kıyamet) başlarına geleceği (kopacağı) zaman, yerden onlar için bir Dabbe (acaib bir mahluk) çıkarırız ki o, insanlardan ayetlerimize kesin olarak iman etmemiş olanlara içyüzlerini (başlarına kakarak) bildirir!
Osman Fırat
swap_vert close
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dâbbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, âyetlerimize iman etmediklerini söyler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Söylenen söz, başlarına geldiği zaman, onlar için yerden bir dâbbe çıkarırız da Bizim âyetlerimize nâsın kat'i sûrette inanmaz olduklarını onlara söyler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler. {KM, Vahiy 13, 11}
Kıyamet alâmeti olan dabbe müteşabih bir kavramdır. Dilde, hafifçe de olsa hareket eden her şeye hatta tren, otomobil gibi cansız şeylere de denebilir. Fakat esas itibariyle canlılar hakkında kullanılır. Konuşma sıfatından dolayı çıkarılacak dabbenin insan olacağı söylenmiştir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birinin meali: “Dabbetü’l-arz Mûsâ’nın asası, Süleyman’ın mührü yanında olarak çıkacak, mühür ile müminin yüzünü parlatacak, asâ ile kâfirin burnunu kıracak, insanlar sofraya toplanacak, mümin ve kâfir tanınacak.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nâs üzerine kavil vâki' oldukda (ba's ve 'azâb yaklaşdıkda) biz onlara yerden bir hayvân çıkarırız ki: Nâs âyetlerimizi yakînen tefekkür itmezler diye tekellüm ider.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu insanların haklarındaki karar kesinleşince[1] onlar için yerden (kabirlerinden) bir dâbbe[2] çıkarırız. Dâbbe, o insanlara, Allah’ın âyetlerine kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.
[*] Ölene kadar tevbe kapısı açıktır. Kişi hakkındaki karar ölünce verilir. Dolayısıyla bu ayette kişinin ölümünün gerçekleştirilmesi ifade edilmektedir. [2] Dabbe: Hareket etme özelliği olan, canlı demektir. Bunların gölerde ve yerlerde olduğu, insan ve melek grubunun da dabbe özelliği olduğu ilgili ayetlerde anlatılmıştır. Dolayısıyla bu ayetteki dabbe kendini doğrulara kapatan insanlardan ölenlere, durumunu kabirde iken tebliğ eden melektir. İlgili diğer ayetler: (Şura 26/29, Nahl 16/49, Nahl 16/61, Bakara 2/164, En'am 6/38 , Hud 11/6, Hud 11/56, Nur 24/45, Ankebut 29/60, Lokman 31/10, Sebe 34/14, Fatır 35/45, Casiye 46/4)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Söz verilen zaman gelip çattığında, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız ki, kendileriyle konuşur da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde inanmadıklarını söyler.(11)
(11) Dâbbe, “hareket eden” anlamını taşıyan bir kelimedir. Mutlaka canlı anlamına gelmese de, genellikle bütün hayvanlar hakkında kullanılan bir kelimedir. “Dâbbetü’l-arz” adıyla bilinen bu varlık hakkında çeşitli rivayetler gelmiş ve pek çok yorumlar yapılmıştır. Ancak bu konudaki rivayetlerin müteşabihat kabilinden olduğu ve doğru bir şekilde yorumlanması gerektiği, daha da ötesi, sağlıklı yorumların, ancak olaylar net bir şekilde geliştikten sonra yapılabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan, konuyla ilgili olarak girişilen veya girişilecek olan uzun uzadıya tasvirlerin, Kur’ân’ın irşadını kavramakta bize yardımcı olmayacağı açıktır. Yalnız, bir hadiste dâbbetü’l-arz için “mü’minin yüzünü cilâlayıp kâfirin yüzünü de mühürleyeceği” haber verilmiş (Tirmizî, Tefsir 27:1), âyette de onun “konuşacağı” bildirilmiş olduğuna göre, bu şeyin bir şekilde mü’min ile kâfiri ayırt edeceği anlaşılmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dâbbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan kim düşe söz anlaruñ üzere çıķaravuz anlaruñ içün bir cānaver yirden söyleye anlara kim bayıķ 'ādemįler oldılar āyetlerümüze gümānsuz olmazlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan düşse anlar üstine ‘aẕāb, çıḳarur‐biz anlara bir Dābbe yirden.Söyleye anlara ki: Taḥḳīḳ ādemīler bizüm āyetlerümüzi yaḳīn bilmezlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara deyilən söz yerinə yetdiyi (qiyamət yaxınlaşdığı) zaman onlar üçün yerdən (mö’minlərlə kafirləri xüsusi nişanla bir-birlərindən ayıran) bir heyvan çıxardarıq ki, onlarla danışıb (Bizim adımızdan): “İnsanlar ayələrimizə inanmırdılar!” – deyər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when the word is fulfilled concerning them, We shall bring forth a beast of the earth to speak unto them because mankind had not faith in Our revelations.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when the Word is(3312) fulfilled against them (the unjust), we shall produce from the earth a beast to (face) them:(3313) He will speak to them, for that mankind did not believe with assurance in Our Signs.
3312 The Word: the Decree or Sentence, the Decision to end the respite and restore the true values of right and wrong in a new world: their cup of iniquity will then have been full. 3313 The Beast will be one of the Signs of the Last Day to come, before the present World passes away and the new World is brought into being. In symbolic language it would represent gross Materialism. It will be the embodiment of fat worldly triumph, which will appeal to a misguided and degenerate world, because such a corrupt world will have no assured belief in the Signs of Allah or in spiritual Light. It will itself be a Sign or Portent, closing the door of repentance. I do not know whether this Beast has any reference to the symbolism in chapter 12 of the Book of Revelation, which closes the New Testament. If taklimuhum is read instead of tukallimuhum, it would mean that the Beast would wound them, symbolically, that Materialism would produce its own Nemesis.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o za-man ki
وَقَعَ
vaki oldu
الْقَوْلُ
söz
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
اَخْرَجْنَا
çıkardık
لَهُمْ
onlara
دَٓابَّةً
bir dâbbe
مِنَ الْاَرْضِ
yerden
تُكَلِّمُهُمْۙ
kendilerine söyler
اَنَّ
gerçek-ten
النَّاسَ
insanlar
كَانُوا
oldular
بِاٰيَاتِنَا
âyetlerimize
لَا يُوقِنُونَ۟
ikna olmuyorlar
Biz (kıyamet günü gelip çattığı ve) o söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız da o, gerçekten insanların âyetlerimize kesin olarak (iman etmediklerini) söyler.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
وَقَعَ
Fiil-I
و ق ع
Düştü, ortaya çıktı, vuku buldu, vaki oldu, gerçekleşti
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
دَٓابَّة
İsim
د ب ب
Hareketli, canlı, dâbbe
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
كَلَّمَ
Fiil-II
ك ل م
Konuştu, söyledi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
أيْقَنَ
Fiil-IV
ي ق ن
Kesinkes inandı, kesin olarak iman etti, kesin olarak ikna oldu