De ki: “Göklerde ve yerde olan hiç kimse, [yani] Allah’tan başka [hiç kimse,] yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri bilemez”. ⁶³ [Yaratılmış olanlar] öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler;
63 “Yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekler” ifadesiyle aktardığımız ğayb terimi, bu anlam örgüsü içinde, açıkça anlaşılacağı üzere, Allah’ın Zâtı’nı, yaratılmış âlemin görünür vechesi altında yatan nihaî gerçekliği ve bu âlemin yaratılmasındaki aslî anlam ve amacı ifade etmektedir. Ayeti “göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse ... ilh.” şeklinde aktarsaydık, bu Allah’ın da “göklerde ve yerde olanlar” arasında bulunan bir varlık olduğu anlamına yol açacaktı; oysa Allah mekandan münezzeh ve müte‘âldir ve dolayısıyla “göklerde ve yerde” yaratmış olduğu varlıkların arasında mütalaa edilemez; bunun içindir ki ayette Allah için getirilen istisnayı parantez içindeki [yani] sözcüğü ve yine parantez içindeki [hiç kimse] tekrarı yardımıyla bir açıklama cümleciği olarak aktarmak zaruretini duyduk.