close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 65. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul lâ ya’lemu men fî-ssemâvâti vel-ardi-lġaybe illa(A)llâh(u)(c) vemâ yeş’urûne eyyâne yub’aśûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Göklerde ve yeryüzünde bulunanların hiçbiri, gizli şeyi bilemez, ancak Allah bilir ve onlar da ne vakit tekrar diriltileceklerini bilemezler
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. (Bu konuda bilgiçlik taslayanlar) Onlar ne zaman (öleceklerinin ve sonra) dirileceklerinin şuurunda bile değildirler."
[Not: Çevrelerine, ‘Allah tarafından seçildiklerini ve görevlendirildiklerini’ ima eden bazı kimselerin, her gün bir sürü yalanları ve yanılgıları ortaya çıkmasına rağmen, hâlâ peşlerinden gidilmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse, görünmeyeni, Allah'ın gizli ilmini bilmez. Ve onlar ne vakit diriltileceklerini de bilmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Allah'tan başka, göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar bilgi alanları ötesini, gayb âlemini bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” de.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/59; 7/187; 31/34.  
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin farkında değillerdir."
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), de ki: “- Göklerde ve yerde olan kimse gaybı bilmez; ancak Allah bilir.” Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Allah’tan başka, göklerdeki ve yerdeki hiç kimse, gaybı (gizli olan şeyleri) bilemez. Ve ne zaman dirileceklerini de bilemezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Gökte ve yerde olan akıllı varlıklar gaybı bilmezler. Gayb bilgisi Allah'ın tekelindedir. Akıllılar, tekrar diriltilecekleri zamanı da bilmezler.”[395]
[395] Gaybın Allah’tan başkası tarafından bilinemeyeceği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 249-250.  
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Göklerde de, yerde de, göze görünmiyeni Allahtan başka kimse bilmezi», Ne vakit yeniden dirilecekler? Onu dahi bilmezler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlara) de ki: “Göklerde ve yerde olan hiç kime, yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri bilemez. (Bütün bunları bilen ancak) Allah'tır. Onlar (ne zaman öleceklerini bilemedikleri gibi) öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”
Cemil Said
swap_vert close
Semâvâtda ve arzda Allâh’dan mâ’adâ kimse gaybı bilmez, insânlar ne vakit dirileceklerini bilmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur." Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Allah’tan başka göklerde olsun yerde olsun hiç kimse gaybı bilemez.” Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki, "Göklerde ve yerde, ALLAH'tan başka kimse geleceği bilemez. Ne zaman dirileceklerinin bile farkına varmazlar."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki: Göklerde ve Yerde Allahdan başka kimse gaybi bilmez, onlar da ne zaman ba'solunacaklarını bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
De ki: “Göktekiler ve yerdekiler (Allah onlara bildirmedikçe) gaybı bilemez, (mutlak gaybı) ancak Allah bilir. Onlar (öldükten sonra) ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Göklerde ve yerde ğaybı Allahdan başka kimse bilmez. Onlar da ne zaman diriltileceklerini bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde Allah'dan başka kimse gaybı bilmez.” (Onlar) ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerkürede (kâinatın her yerinde) Allah’tan başka hiç kimse, gaybı (yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri) bilemez" (Onlar) öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.*
(*) Yani, ahiret olgusunun Allah’ın yaratma planının mantıkî bir sonucu olduğu gerçeğine karşı kör. Çünkü insandaki manevî/ahlakî sorumluluk kavramı ve dolayısıyla Allah’ın nihaî yargısı, nihaî adalet fikri ancak ölümden sonraki hayatın mevcudiyetiyle anlam kazanabilmektedir; öte yandan, eğer manevî/ahlakî sorumluluk yoksa, ahlakî tercih kaygısı da olmayacaktır ve eğer tercih keyfiyetine yok gözüyle bakılıyorsa, doğru ile eğri arasında yapılan bütün ayrımlar anlamını tamamen kaybedecektir. (M. Esed. Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Allah’dan başka, göklerde ve yerde olanların hiç birisi gaybı bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerlerde, göklerde görünmeyeni Allah’tan başka hiç kimse bilmez. Onlar da ne gün yeniden dirileceklerini bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki: Allah/tan başka, göklerde ve yerde bulunanlardan hiçbiri gaybı bilmez. Ne vakit tekrar dirilirler, onun da farkında değillerdir [¹].
[1] Müşrikler kıyametin kopması zamanını sormuşlardı. Ayet-i kerîme ona cevaptır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Yine) de ki: “Allah’tan başka, göklerde ve yerde olan kimse algılanamayan gerçeği [ğayb] bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde [yeş’urûn] değildirler.”
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değillerdir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! Onlara de ki: “Göklerde ve yerde olan hiçbir varlık, yaratılmışların algı ve tecrübe sınırlarının ötesinde bir âlem olan gaybı bilemez; bütün bunları bilen, ancak ve ancak Allah’tır. Yaratılmış olanlara gelince, onlar ne zaman öleceklerini bilemedikleri gibi, ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Allah’tan başka, Yer ve Gökler’deki kimseler Gayb’ı bilmez. Bilincinde olmuyorlar, ne zaman yeniden diriltileceklerdir?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
göklerde ve yerdeki varlıklar gaybı bilemezler, gayb bilgisi Allah'ın tekelindedir. Bu varlıklar ikinci diriliş zamanı da bilemezler " de.
Mehmet Çoban
swap_vert close
De ki; "Göklerde yerde Allah’tan başka kimse bütün bilinmeyenleri bilmez. İnsanlar ancak Rabbimin bildirdiklerini bilir. Rabbim! Bütün varlıkları, varlıkların yaratılışını, tabi olduğu yasaları, olmuşları olacakları bilir. Gelecek hakkında bir şeyler bildiklerini iddia edenler yalancıdır. Rabbim bildirmedikten sonra kimse geleceği bilemez. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceğini, ne zaman hesaba çekileceğini bilmez."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse [gayb]ı (bilinemeyeni) bilemez.” [*] Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.
Bu ayet gaybı Yüce Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: Bakara 2:33; Hûd 11:123; Nahl 16:77; Kehf 18:26; Fâtır 35:38; Hucurât 49:18.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Göklerde ve yerdeki (ğayb olan) son derece gizli bilgileri,¹ Allah’tan başka kimse bilemez ve onlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” de.
1 Yani; ğaybı. Ğayb için Bk. (Hûd: 31)  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde olan hiç kimse, [yani] Allah’tan başka [hiç kimse,] yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri bilemez”. ⁶³ [Yaratılmış olanlar] öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler;
63 “Yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekler” ifadesiyle aktardığımız ğayb terimi, bu anlam örgüsü içinde, açıkça anlaşılacağı üzere, Allah’ın Zâtı’nı, yaratılmış âlemin görünür vechesi altında yatan nihaî gerçekliği ve bu âlemin yaratılmasındaki aslî anlam ve amacı ifade etmektedir. Ayeti “göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse ... ilh.” şeklinde aktarsaydık, bu Allah’ın da “göklerde ve yerde olanlar” arasında bulunan bir varlık olduğu anlamına yol açacaktı; oysa Allah mekandan münezzeh ve müte‘âldir ve dolayısıyla “göklerde ve yerde” yaratmış olduğu varlıkların arasında mütalaa edilemez; bunun içindir ki ayette Allah için getirilen istisnayı parantez içindeki [yani] sözcüğü ve yine parantez içindeki [hiç kimse] tekrarı yardımıyla bir açıklama cümleciği olarak aktarmak zaruretini duyduk.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yine de ki: – Göklerde ve yerdeki gaybı bilgileri Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Dahası onlar ne zaman diriltileceklerinin bile farkında değiller. 10/4, 29/19- 20, 30/11
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse, idraki aşan hakikatleri asla bilemez;[³³⁴¹] Nitekim onlar da öldükten sonra nasıl ve ne zaman diriltileceklerinin bilincinde değiller.
[3341] Ğaybı bu şekilde çevirimizin en mukni gerekçesi bir sonraki âyettir. Ğayb, benzer bağlamlarda, “insan idrakini aşan hakikatler”i ifade eder. İçkin bir varlık olarak insan aşkın hakikatleri kavrayamaz. Kavranamayan bu tür hakikatler imanın konusudur. Sözün özü ğayb konusunda iman idrake değil, idrak imana tâbidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
65,66. Yine onlara de ki; "Göklerde ve yerde gaybı; Allah’tan başka kimse bilmez. Ve onlar, (göklerde ve yerde bulunan yaratıklar) ne zaman diriltileceklerini de bilmezler! (Müminler, yeniden dirilmenin hangi saatte olacağını bilemezlerse de, onun muhakkak gerçekleşeceğine iman ederler) Oysa onlar bundan kuşku içindedirler. (Bir türlü inanamaz, ikna olmazlar) Daha doğrusu onlar, (kıyametten yana) kördürler. (Nitekim)
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Göklerde ve yerde olanlar gaybı bilemezler, lakin Allah bilir ve onlar ne zaman tekrar diriltileceklerini de bilmezler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “gerek göklerde gerek yerde olanlardan hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir. ”Dolayısıyla, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler. [31, 34; 6, 59; 7, 187]
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Görünmeyeni, Allah'ın gizli ilmini.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: "Göklerde ve yerde gaybı bilen kimse yokdur, ancak Allâh bilir. Ne vakit ba's olunacaklarını bilmezler."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki; “göklerde ve yerde olan gaybı Allah’tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman yeniden diriltileceklerini fark edemezler.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Yine de ki:-Göklerde ve yerde Allah'tan başka hiç kimse görülmeyeni bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de farkında değillerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Allah'tan başka, ne göklerde, ne de yerde hiç kimse gaybı bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit “bilmez anlar kim göklerdedür daħı yirde ġaybı illā Tañrı.” daħı bilmezler kim ne vaķt girü ķoparmalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Bilmez hīç kimse gökler ehlinden ve yirler ehlindenġaybı. Tañrıdan özge kimse bilmez. Daḫı bilmezler ne vaḳt ḥaşr olaçaḳların.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) De: “Allahdan başqa göylərdə və yerdə olan heç kəs qeybi bilməz! Onlar yenidən nə vaxt diriləcəklərini də bilməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say (O Muhammad): None in the heavens and the earth knoweth the Unseen save Allah; and they know not when they will be raised (again).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: None in the heavens or on earth, except Allah, knows what is hidden:(3303) nor can they perceive when they shall be raised up (for Judgment).
3303 The existence of Allah is certain. But nothing else can be known with certainty to our knowledge. He has told us of the Hereafter, and therefore we know it is true. But those who do not believe in Allah—what knowledge or certainty can they have? Even when it is actually coming, they will not have the sense to perceive it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
لَا يَعْلَمُ
bilmez
مَنْ
o kimse ki
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerdedir
وَالْاَرْضِ
ve yerde
الْغَيْبَ
gaybı
اِلَّا
an- cak
اللّٰهُۜ
Allah
وَمَا يَشْعُرُونَ
ve şuurunda olmazlar
اَيَّانَ
ne za-man
يُبْعَثُونَ
diriltilecekler
De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَعَرَ
Fiil-I
ش ع ر
Farkında oldu, anladı, umdu, düşündü, şuurunda oldu
اَيَّان
Zaman zarfı
اَيَّان
Ne zaman, ne vakit
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı