Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri gerçeğin berisinde kalmaktadır; ⁶⁴ zaten [çoğu zaman] onun gerçekliğinden yana şüphe içindedirler; hayır, ondan yana kördürler. ⁶⁵
64 Yani, insanın bu dünyada algı ve müşahede edebileceği alanın ötesinde yer alan bir gerçeklik olduğu için ahireti tam olarak tahayyül edemezler yahut gözlerinde canlandıramazlar; iyi ya da kötü sonuçlarıyla insanın ölümden sonraki hayatına ilişkin Kur’ânî atıfların, zarurî olarak, temsîlî terim ve üsluplarla ifade edilmesinin sebebi de budur.65 Yani, ahiret olgusunun Allah’ın yaratma planının mantıkî bir sonucu olduğu gerçeğine karşı kör. Çünkü, insandaki manevî/ahlakî sorumluluk kavramı ve dolayısıyla Allah’ın nihaî yargısı, nihaî adalet fikri ancak ölümden sonraki hayatın mevcudiyetiyle anlam kazanabilmektedir; öte yandan, eğer manevî/ahlakî sorumluluk yoksa, ahlakî tercih kaygısı da olmayacaktır; ve eğer tercih keyfiyetine yok gözüyle bakılıyorsa, doğru ile eğri arasında yapılan bütün ayrımlar anlamını tamamen kaybedecektir.