close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle nekkirû lehâ ‘arşehâ nenzur etehtedî em tekûnu mine-lleżîne lâ yehtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Süleyman, tahtının şeklini değiştirin dedi, bakalım tanıyacak mı, tanımıyacak mı?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Süleyman görevlilerine) Dedi ki: "Onun tahtını (biraz) değiştirin de, bakalım (farkına varıp) doğru olanı bulacak mı, yoksa tanımayıp şaşıranlardan mı olacak (bilelim)?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Süleyman sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi O'nun tahtını tanınmaz hale getirin bakalım, tahtını tanıyıp bilebilecek mi veya doğru olan İslâm'ı bulabilecek mi, yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Süleyman: “Onun tahtını kendisince tanınmayacak hale getirin. Bakalım hakkı, hakikatı tanımayı başarabileceği yolu bulabilecek mi? Yoksa o da hakka, hakikate ulaşabileceği yolu tercih edemeyenlerden mi olacak?” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dedi ki: "Onun için tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayanlardan mı olacak."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Süleyman dedi ki: “- Onun (Belkıs'ın) tahtını tanınmaz hale getirin; bakalım, tanıyacak mı, yoksa tanımıyanlardan mı olacak?”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve devamla: “Onun için tahtını değiştirin, bakalım yol bulacak mı yoksa bulamayanlardan mı olacak?” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Süleyman devamla dedi ki: “Onun tahtını tanınmaz hale getiriniz, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayacak mı?”
Besim Atalay
swap_vert close
Süleyman dedi ki: «Belkıs'ın tahtını belirsizleyin, bakalım ki, tanır mı? Ya tanımaz mı?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Süleyman, yanındakilere dönerek:) “Tahtı kraliçenin tanımayacağı şekilde değiştirin! Bakalım doğru yolu bulacak mı? Yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?” dedi.
Ayette, “doğru yolu bulmak” anlamına gelen “tehtedî” kelimesinin kullanılması manidardır. Çünkü Belkıs için esas olan tahtını tanıyıp tanıyamayacağıdır. Buradaki anlatımdan anlıyoruz ki; Belkıs tedrici bir şekilde hidayete doğru yol almaktadır. Yani tahtını tanıdıktan ve olup bitenleri gördükten sonra hidayete erecektir.  
Cemil Said
swap_vert close
40, 41. Kitâba âşinâ diğer biri "Ben ânı sen gözini açub kapayıncaya kadar getüreceğim" didi. Süleymân gözini açub kapayıncaya kadar tahtının önüne geldiğini görince "Bu Allâh’ın bir lütfıdır benim şükür mi yoksa küfür mi ideceğimi tecrübe idiyor, kim şükür ider ise kendi nefsine iyilik ider küfrân-ı ni’met iden yine kendine ider zîrâ Allâh ganî ve kerîmdir. Bu tahtı tanınmaz bir hâle getüriniz bakalım tarîk-i hidâyete geleceklerden midir yoksa bir dürlü yola gelmeyenlerden midir?" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Süleyman "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?" (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Süleyman, “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Onun tahtını tanıyamayacağı bir hale getirin; bakalım gerçeği anlayacak mı yoksa anlamayanlardan mı olacak?” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Tahtının biçimini değiştirin, bakalım doğruyu bulabilecek mi, yoksa doğruyu bulamıyanlardan mı olacak?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Süleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ona, dedi: tahtını başkalaştırın bakalım hakıkati tanıyacak mı? Yoksa tanımazlardan mı olacak?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Süleymân) dedi ki: “Onun tahtını (üzerinde değişiklik yaparak) tanınmaz hâle getirin, bakalım, tahtını tanıyabilecek mi?”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Süleyman: “Onun tahtının şeklini değiştirin. Bakalım doğruyu bulacak mı yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Süleyman) dedi ki: «Onun tahtını bilinmez şekle getirin. Bakalım (tanımıya) muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayacaklardan mı bulunacak»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ve devamla) dedi ki: “Onun tahtını, kendisine tanınmaz bir hâle getirin; bakalım(tanımaya) muvaffak olacak mı, yoksa doğruyu farkedemeyenlerden mi olacak?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Süleyman) dedi ki: ‘’Onun (Kraliçe’nin ülkesini ve üzerindeki hükümranlığını simgeleyen) arşını onun için (biraz) farklılaştırın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa (doğru olanı) bulamayanlardan mı olacak? *
(*) Yani, eşya ve olayların sadece dış görünüşüyle mi yetinecek, yoksa onların iç realitesini, manevî gerçeğini mi anlamaya çalışacak. Hz. Süleyman, Sebe halkının o güne kadar hep dünyevî güç ve zenginlik, dünyevî rahatlık kaygısıyla hareket ettiklerini görerek, mümkündür ki, Sebe Melikesi’nin “taht”ı ya da “saltanatının maddî görüntüsüyle” ona önce iç dünyasını şekillendiren dünyevî ve geçici unsurları ve sonra da Allah inancıyla ve dolayısıyla manevî sorumluluk bilinciyle insan ruhunun geçirebileceği müsbet ve yüceltici dönüşmeyi göstermek istemektedir.(M. Esed Meal Açıklaması) Ayrıca buradaki Taht, mecaz oldugu için ayetteki taht ifadesi aslında bir memleketin kudretini simgeleyen bir sey olarak düşünülmeli ve anlaşılmalıdır. Zira aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi Arş’tan maksat kraliçenin memleketi veya memleket üzerindeki egemenliği olarak da ifade edilebilir. وقيل : المراد بالعرش هنا الملك (تفسير فتح القدير ) {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} فيه أربعة أقاويل الرابع: الملك، قاله ابن بحر :( النكت والعيون) وجائز أن يكون العرش كناية عن الملك؛ كأنه قال: {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} أي: ملك عظيم (تأويلات أهل السنة – الامام الماتريدي) وقيل: العرش هنا الملك (الجامع لاحكام القرآن) وقيل: المراد بالعرش هنا: الملك)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Tahtını değiştirin. Bakalım tahtını tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dedi: "Onun tahtını değiştirin, bakalım tanıyabilecek mi, tanıyamayacak mı?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Süleyman «— Onun tahtını belirsiz edin, bakalım onu tanıyabilecek mi? Yoksa tanıyamayacaklar arasında mı bulunacak?» [³] dedi.
[3] Veya Süleyman'ın nübüvvetini. Veya hidayete erecek mi? Ermeyecek mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Süleyman): “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak/doğruyu bulacak mı [tehtedî] yoksa tanıyamayanlardan/doğruyu bulamayanlardan mı olacak?” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım (kendi tahtı olduğunu) bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Süleyman, saltanat ve zenginliğin gelip geçici olduğunu, bunların ancak imtihan amacıyla insana verildiğini, bu gibi dünyevi nimetlerin parlaklığına aldanıp da ahireti unutmamak gerektiğini, hiç bitmeyecek gerçek saltanatın, zenginliğin Allah katında olduğunu Belkıs’a —etkileyici bir üslûpla— anlatmak istiyordu. Bunun için, adamlarına, “Onun tahtını, üzerinde bir değişiklik yaparak tanınmaz hale getirin!” dedi, “Bakalım onun nasıl bir anda el değiştirdiğini ve eski şaşaasını, güzelliğini kaybederek perişan hale geldiğini gördükten sonra, dünyevî zenginliklerin gelip geçici olduğunu anlayıp doğru yolu bulabilecek mi, yoksa tahtı tâcı uğrunda imanı reddederek doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Onun tahtını kendisi için tanınmaz hale getirin! Bakalım, gerçeği fark edecek mi; yoksa doğruyu bulmayanlardan mı olacak?” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Süleyman: " Kraliçenin tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım farkedebilecek mi, belki farkında bile olmayacak. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Süleyman sözlerine devam etti; "Kraliçenin tahtını tanınmaz hale getirin! Bakalım tahtını tanıyabilecek mi?"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Süleyman) şöyle demişti: “Onun (denenmesi) için tahtını değiştirin; bakalım doğruyu bulabilecek mi, yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve devamla): “Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayacak mı?” dedi.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve] sözlerine şöyle devam etti: “(Şimdi) onun tahtını tanınmaz hale sokun; bakalım, kendi başına doğru yolu bulacak mı, yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak.” ³⁶
36 Yani, eşya ve olayların sadece dış görünüşüyle mi yetinecek, yoksa onların iç realitesini, manevî gerçeğini mi anlamaya çalışacak. Hz. Süleyman, Sebe halkının o güne kadar hep dünyevî güç ve zenginlik, dünyevî rahatlık kaygısıyla hareket ettiklerini görerek, mümkündür ki, Sebe Melikesi’nin “taht”ı ya da “saltanatının maddî görüntüsüyle” ona önce iç dünyasını şekillendiren dünyevî ve geçici unsurları ve sonra da Allah inancıyla ve dolayısıyla manevî sorumluluk bilinciyle insan ruhunun geçirebileceği müsbet ve yüceltici dönüşmeyi göstermek istemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Süleyman: “Onun tahtını kendisinin tanıyamayacağı bir hale getirin, görelim bakalım, onu tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayacak mı?”
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sözünü şöyle sürdürdü: “Onun tahtını kendisinin tanıyamayacağı bir hale getirin de, görelim bakalım doğru yolu bulacak mı? Yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?”[³³¹⁹]
[3319] Tehtedî, “hidayete ermek, doğruyu bulmak” demektir. Bu, kinayeli ve tevriyeli bir dildir. Bu menkıbevî kıssanın amacı muhatabı adım adım hidayete, yani bütün bunlarla hedeflenen ahlâkî hakikatleri görebilecek doğru bir düşünme tarzına ulaştırmaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da adamlarına "Tahtını; kendisinin zor tanıyacağı bir hale getirin, bakalım bu tahtın kendisine ait olduğunu (tanımaya) muvaffak olacak mı, yoksa olmayacak mı?" diye emretti.
(Tahtının getirilmiş olması Melike’nin mülk ve hükümranlığının elinden alınmış olmasına işarettir. Tahtının tanınmaz hale getirilmesinde de büyük bir incelik ortaya konulmuş ve Melike yetenekleri açısından sınanmak istenmiştir)  
Osman Fırat
swap_vert close
(Süleyman) "Tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Ona tahtını tağyîr edin, bakalım onu tanımaya muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayacaklardan mı olacak?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Devamla dedi ki: “Şimdi Kraliçenin tahtının şeklini değiştirin! Bakalım onu tanıyacak mı, tanımayacak mı? ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ve) dedi ki: "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Süleymân (orada bulunanlara) Bu tahtı başka bir hale koyunuz. Bakalım tanır mı veyâhud tanımayanlardan mı olur" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedi ki: “Arşını onun için farklılaştırın, bakalım tanıyacak mı yoksa tanımayacak mı?”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Tahtın şeklini değiştirin bakalım, onu tanıyabilecek mi; yoksa tanıyamayanlardan mı olacak? dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Süleyman “Tahtını onun tanıyamayacağı bir hale getirin,” dedi. “Bakalım doğruyu bulabilecek mi, bulamayacak mı?”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Emir verdi: "Onun tahtını başkalaştırın, bakalım tanıyacak mı, tanıyamayanların arasına mı girecek?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti süleymān “gendü ḥalın döndürüñ anuñ-içün taħtın bekāvuz ŧoġru yol duta mı yā ola mı anlardan kim ŧoġru yol dutmazlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Süleymān eyitdi: Anuñ taḫtını taġayyür eyleñüz, görelik hidāyet bulur mıanı bilmege, yā hidāyet bulmayanlardan mı olur? didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Süleyman) dedi: “(Bəlqəsin) taxtını tanımaz hala salın, görək onu tanıyacaq, ya yox?!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: Disguise her throne for her that we may see whether she will go aright or be of those not rightly guided.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "Transform her throne out of all recognition by her: let us see whether she is guided (to the truth)(3278) or is one of those who receive no guidance."
3278 The throne having been transformed, it will be a test to see whether BilqTs recognises it as her own and accepts it of her own free will as her own, or rejects it as something alien to her, something she will not accommodate herself to. So in our life. We get used to certain habits and customs and certain ways of thought. Allah's message comes to transform us and set us on a different kind of throne, with our own active and willing consent. If we are wise, we feel honoured and grateful- If we are "obstinately rebellious", we reject it as not our own, and pine for the old slavery, as the Israelites pined for Egypt when they were under Allah's guidance in the wilderness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
نَكِّرُوا
tanınmaz yapın
لَهَا
kendi-sine
عَرْشَهَا
tahtını
نَنْظُرْ
bakalım
اَتَهْتَد۪ٓي
muvaffak olacak mı
اَمْ
yok- sa
تَكُونُ
olacak mı
مِنَ الَّذ۪ينَ
o kimselerden ki
لَا يَهْتَدُونَ
muvaffak olamıyorlar
(Süleymân devamında) Dedi ki: "Onun tahtını tanınmaz bir hâle getirin, bakalım (tanımaya) muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayanlardan mı olacak?"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَكَّرَ
Fiil-II
ن ك ر
Tanınmaz yaptı
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
عَرْش
İsim
ع ر ش
Çatı, Arş, taht, çardak
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu