(Süleyman) dedi ki: ‘’Onun (Kraliçe’nin ülkesini ve üzerindeki hükümranlığını simgeleyen) arşını onun için (biraz) farklılaştırın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa (doğru olanı) bulamayanlardan mı olacak? *
(*) Yani, eşya ve olayların sadece dış görünüşüyle mi yetinecek, yoksa onların iç realitesini, manevî gerçeğini mi anlamaya çalışacak. Hz. Süleyman, Sebe halkının o güne kadar hep dünyevî güç ve zenginlik, dünyevî rahatlık kaygısıyla hareket ettiklerini görerek, mümkündür ki, Sebe Melikesi’nin “taht”ı ya da “saltanatının maddî görüntüsüyle” ona önce iç dünyasını şekillendiren dünyevî ve geçici unsurları ve sonra da Allah inancıyla ve dolayısıyla manevî sorumluluk bilinciyle insan ruhunun geçirebileceği müsbet ve yüceltici dönüşmeyi göstermek istemektedir.(M. Esed Meal Açıklaması) Ayrıca buradaki Taht, mecaz oldugu için ayetteki taht ifadesi aslında bir memleketin kudretini simgeleyen bir sey olarak düşünülmeli ve anlaşılmalıdır. Zira aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi Arş’tan maksat kraliçenin memleketi veya memleket üzerindeki egemenliği olarak da ifade edilebilir.
وقيل : المراد بالعرش هنا الملك (تفسير فتح القدير ) {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} فيه أربعة أقاويل الرابع: الملك، قاله ابن بحر :( النكت والعيون) وجائز أن يكون العرش كناية عن الملك؛ كأنه قال: {وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ} أي: ملك عظيم (تأويلات أهل السنة – الامام الماتريدي) وقيل: العرش هنا الملك (الجامع لاحكام القرآن) وقيل: المراد بالعرش هنا: الملك)