(Daha sonra Süleyman:) “Ey önde gelenler, onlar (gönülden Allah’a) teslim olmuş olarak (barışçıl bir amaçla) bana gelmeden önce, sizden hanginiz onun (Melike’nin kendi ülkesi üzerindeki hükümranlığı simgeleyen) arşını bana getirebilir?’’ dedi.*
(*) Konuyla ilgili bazı meal ve açıklamalar da şöyledir: 1. Süleyman, elçilerin ülkelerine dönmelerinin ardından, Sebe melikesinin kendisi ile görüşmek üzere geleceğini düşündüğü için maharetli sanatkârlarını toplayıp onlara dedi ki: “Siz ey ileri gelenlerim /ey becerikli sanatkârlarım! Melike ve adamları gönülden teslim olmak üzere bize gelinceye kadar, içinizden hanginiz onun tahtının aynısını yapıp bana getirebilirsiniz?” (M. Çevik Meal Açıklaması) 2. Ayrıca buradaki “getirebilir”i, 42. âyetteki teşbih edatından yola çıkarak “onun tahtı gibi bir taht yapıp getirebilir”şeklinde anlamak da gayet mümkündür. Allahu a‘lem. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) 3. Yine aşağıda Arapça olarak metni verilen Amr Hamdi’nin (كتاب أسرار عرش الملكة) adlı eserindeki konu ile ilgili açıklaması da bu şekildedir. 4. Yine R.İ. Eliaçık ’’Nuzul Sırasına Göre YAŞAYAN KUR’AN’’ adlı eserinde de şöyle diyor. ‘’Demek ki Hz. Süleyman elçilerin geri dönmesinden sonra Belkıs’ın kendisini ziyarete geleceğini öğrenmiştir. Bunun için görkemli bir karşılama yapmak istediği anlaşılıyor. "O kadının tahtını kim bana getirir ifadesi "onun benzeri bir taht, onun benzeri ve görkemli bir teşrifat kim en kısa sürede hazırlayabilir’’ şeklinde anlaşılmaktadır. Zira Hz. Süleyman bütün görkemin kendisinde olduğu halde bunun"iman" nimeti karşısında bir hiç olduğunu göstermek istemektedir…’’Kaynak (Nüzul Sırasına. Göre YAŞAYAN KUR’AN) Ayrıca ayete dikkat edilirse Hz. Süleyman da‘’ hanginiz HEMEN onun arşını bana gitirebilir’’ demiyor, bilakis ‘’onlar (gönülden Allah’a) teslim olmuş olarak bana gelmeden önce, sizden hanginiz onun (Melike’nin kendi ülkesi üzerindeki hükümranlığı simgeleyen) arşını bana getirebilir?’’ şeklindeki ifadeyle hemen değil, onlar için makul bir süre veriyor. Arş terimi ise burada ve bundan sonraki ayetlerde -23. ayetin sonunda olduğu gibi- mecâzî yahut deyimsel anlamıyla, yani “hükümranlık”ya da “iktidar/kudret” anlamında kullanılmaktadır (Râğıb) Ayetten anlaşıldığı kadarıyla Hz. Süleyman, misafirini onun dünyevî gücünü ya da nüfûzunu temsîl eden bir imajla karşılamak ve böylece ona “tahtının”, Allah’ın sınırsız kudreti yanında hiçten farksız olduğunu göstermek istiyor. (M. Esed Meal Açıklaması) İşte hem arşın kopyası hem aynısının yapılmasıyla ilgili Amr Hamdi’nin (كتاب أسرار عرش الملكة) adlı eserindeki kısa yorumuna bkz:
..للكاتب رأى مختلف عن آراء كثيرة، وهو هناك دليل على عرش بلقيس لم ينقل ولكنه استنسخ، ويدلل على ذلك عندما فال لها سليمان عليه السلام "أهكذا عرشك قالت وكأنه هو"، وهذه الآية تثبت بلا نقاش أن العرش تم نسخه وليس نقله من وجهة نظر الكاتب (من نقل عرش بلقيس؟.. رغم صراحة القرآن لماذا اختلف المسلمون؟ - كتاب "أسرار عرش الملكة بلقيس"، للكاتب عمرو حمدى)