Onlara dön! (o zorlu savaşçılarız diyenlerin saldırmaları hâlinde) Biz de onlara kendisine karşı konulamaz bir orduyla geliriz. (İşte o zaman) onları oradan başları eğik ve mağlup (kuvvetten mahrum) oldukları hâlde çıkarırız!” dedi.*
(*) Aşağıda da belirtildiği gibi Hz. Süleyman’ın davası hükümdarlık, mal, mülk ve servet toplamak değildi. O kendisine verilen peygamberlik görevi gereği sadece insanların hidayeti ve doğru yolu bulmaları için çalışıyordu. Hediyeleri kabul etmeyince de kendilerini her konuda güçlü ve karşı konulmaz savaşçılar olduğunun gururuna kapılan melikenin elçisi ise tehditvari sözler sarf ediyor. İşte bunun üzerine Hz. Süleyman da böyle bir karşılık veriyor… Ayrıca Kurtubi’ den alıntısı yapılan aşağıdaki metne göre: Sebe kraliçesi hediyeleri gönderince şöyle bir tedbir de almıştı: Eğer Süleyman’ın amacı mülk talep etmek ise onu hazırlıksız hâlde iken gafil avlayıp öldürmek için de elçilerini askerlerle birlikte göndermişti. Ayrıca aşağıdaki tefsir metinlerinde de geçtiği gibi, Hz. Süleyman’ın (ارجع اليهم)’’ irci’ ileyhim’’yani ‘’Onlara dön’’ hitabı Hüdhüd’e de olabilir. O zaman buna göre Hz. Süleyman, Hüdhüd’e ‘’Onlara dön - ve deki: Eğer barışçıl bir şekilde bize gelmezlerse- karşı konulmaz bir orduyla onlara gideriz.’’şeklinde olur. İşte bundan da anlaşılıyor ki, Hüdhüd uçabilen bir kuş değil, bir adamdır. Çünkü ayette ne Hüdhüd’ün uçmasından ne de tekrar bir mektup yazılıp kendisine verilmesinden söz ediliyor. Demek ki, Hz. Süleyman bu defa Hüdhüd’ü mektupsuz gönderip, kendi isteklerini sözlü olarak kraliçeye iletmesini emrediyor. Hâlbuki Hüdhüd bir kuş olsaydı ne Kraliçe onun dilini biliyordu ne de Hüdhüd Kraliçenin dilini biliyordu, yani birbiriyle konuşmaları mümkün olmayacaktı. Demek ki Hüdhüd bir kuş olamaz. Hz. Süleyman’ın hediyeleri kabul etmemesi üzerine, Kraliçe’nin elçisi tarafından, Hz. Süleyman’ın savaşla tehdit edildiğine dair bir bilgi de aşağıdaki tefsir metninde bulunmaktadır. Özetle, Hz. Süleyman, elçinin söz konusu tehditvari sözleri üzerine kendisi de,‘’Onlara dön! (o zorlu savaşçılarız diyenlerin saldırmaları hâlinde) Biz de (o zaman) onlara kendisine karşı konulamaz bir orduyla geliriz…’’şeklinde bir karşılık veriyor. Yani onlar durup dururken, Hz. Süleyman, böyle bir karşılık vermiyor! (الله اعلم) Ayrıca aşağıdaki metinde de belirtildiği gibi Sebe Kraliçesi durumu görüşmek üzere hem ülkenin ileri gelenlerini hem de askeri erkânlarını topluyor ve onların görüşlerini alıyor. Ama ayetten de anlaşıldığı gibi bunlar her ne kadar kraliçenin vereceği söze bağlı kalacaklarını söyleseler de yine de kendilerine güvendikleri için savaşmayı tercih ediyorlar. Fakat Belkıs, krallarla yapılan savaştan kaçınmak için siyasetini ortaya koyarak, önce Hz. Süleyman’ın gerçekten bir peygamber mi, yoksa krallardan biri mi? diye öğrenmesi için armağanlarla onu denemek istiyor. İşte orada bu duruma şahit olan Hüdhüd de dönüşte bunu Hz. Süleyman’a anlatıyor. O da onların bu siyasetinden endişe duyuyor ve meydana gelebilecek böyle bir saldırıyı caydırmak için öyle bir sözü sarf ediyor. Yani gayesi saldırmak değil, karşı taraftan gelebilecek saldırıyı caydırmaktı. // Hz. Süleyman’ın bu sert çıkışı gelen elçilerin bir nevi rüşvet ve haraç verip onu ve ordularını savuşturma ve onu mal-mülk düşkünü gibi göstermelerine verilmiş tepkisel bir cevaptır. Elçilerin böbürlenerek getirmiş oldukları hediyeleri, malı-mülkü net bir şekilde reddetmiştir. Zira ilkeleri olan inançlı kişilerin değeri olur fiyatı değil. Hz. Süleyman’ın tepkisel cevabı, onları zorla teslim alıp dünyalıklarına konmak niyetinde olmadığını net olarak ortaya koymak içindir. Amacını doğru olarak yansıtmak için danışmanlarına yönelerek teslim olmak üzere gelecek olan heyeti ikna edip gönüllerini kazanmaya çalışacaktır. (Kurandan Hayata) Ayrıca Hz. Süleyman gönderdiği mektupta da ‘’Eğer teslim olmazsanız size saldıracağım’’ diye şeklinde bir ifade de kullanmıyor, sadece mektupla tebliğini yapıyor. Zaten akıllıca davranan kraliçe Hz. Süleyman’ın mal mülk peşinde olmadığını ve bunun için saldırmayacağını ve dolayısıyla bir peygamber olduğunu anlayınca halkıyla birlikte gönülden Müslüman oluyor.
لم يقبل سليمان الهدية؛ لأنه صاحب دعوة، ورسالة سماوية يريد أن يبلغها للناس، وفي ذات الوقت، أظهر سفير الملكة العداء، ونية الحرب، اغترارًا بقوتهم الحربية، التي أخضعت «بابل» وما حولها. فغضب سليمان، وبلغ سفير بلقيس «رسالة شفوية» شديدة اللهجة، قال تعالى «ارْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا الخ) فرد سليمان العنيف، يدل على تهديد سفير الملكة لسليمان بالحرب إن رفض الهدية؛ وإلا فالهدية ذاتها، المفروض أن يكون فيها تطييب لخاطر المُهْدَى إليه على الأقل (هدهد سليمان ليس طائرًا 2-2 «حقيقة نملة سليمان ) وقيل : إنها لما بعثت بالهدية بعثت رسلها في جندها لتغافص سليمان عليه السلام بالقتل قبل أن يتأهب سليمان لها إن كان طالب ملك ، فلما علم ذلك قال : أيكم يأتيني بعرشها الخ (تفسير القرطبي) [ارجع إليهم] الثاني: أنه قال ذلك للهدهد (تفسير الكشاف - مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وقيل:
إن الضمير يرجع إلى الهدهد (فتح القدير) قائلاً لهم: {فَلَنَأْتِيَنَّهُم ( ِجُنُودٍ لاَّ قِبَلَ لَهُم بِهَا} أي لا طاقة لهم بها ليكون الهدهد نذيراً لهم،قاله زهير.( النكت والعيون) اذن، رد سليمان كان واضح ان الهدهد أخبر سليمان ان القوم قالوا نحن الو قوة والو بأس شديد في القتال ثم قالت الملكة لهم بأسلوب حكيم وسياسي لتتجنب القتال مع الملوك فقالت سوف نرسل إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ الخ وان سليمان لم يجبرها على العقيدة بل أقنعها بطريقته الخاصة بإستدراجه لها لترى عرشها و تؤمن بمحض إرادتها فمعنى الإكراه هو أن تجبر عليه : و عودة إلى الموضوع صحيح أن ملكة سبأ أتت إلى سليمان و هي مستسلمة لهم هدية..) سليان لم يكره ملكة سبأ لكنها في الأخير أسلمت لله و إعتنقت الإسلام عن إقتناع تام فتصرف سليمان كان له هدف و غاية معينة و هي إقامة الحجة على ملكة سليمان التي أسلمت في الأخير عن إقتناع و بالتالي فلا يوجد هنا أي إكراه و لا ظلم مجرد حيلة لإستدراجها من ارضها و إقامة الحجة عليها